· 3 dk okuma

Başka Sinema’nın Mart Filmleri Belli Oldu!

Başka Sinema’nın Mart Filmleri Belli Oldu!

Bağımsız filmlerin dağıtıcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Başka Sinema’nın Mart filmleri belli oldu.

1 Mart

Coffee and Cigarettes

coffee-and-cigarettes-filmloverss

Jim Jarmusch’un müzik ve sinema dünyasından bir sürü ünlü ismi bir araya getirdiği 2003 yapımı bu filmde, 11 farklı hikaye boyunca karakterlerimizi bir yandan kahve ve sigara tüketirken diğer yandan da hayatın içinden takıntıları, mutlulukları ve bağımlılıkları tartışırken izliyoruz. Bütün bu hikayeler ise tıbbi bilgiler, kahve ve sigaranın vücuda zararı ve de iyi bir öğlen yemeği tercihi olmadığı, yanlış anlaşılmalar, müzik ve benzeri temalarla birbirine bağlanıyor. Filmin siyah beyaz oluşu ise masada beraber oturan insanların birbirinden ne kadar zıt olduğunu vurguladığı gibi bir yandan tüm farklılıklarına rağmen bu insanların beraber dostça vakit geçirebildiğini gösteriyor.

Jim Jarmusch’un son filmi Paterson‘ı Başka Sinema’da izleme şansı bulurken yönetmenin unutulmaz filmlerinden Coffee and Cigarettes de seyircilerin karşısına Başka Çarşamba’da çıkıyor.

3 Mart

It’s Only the End of the World / Alt Tarafı Dünyanın Sonu

its-only-the-end-of-the-world-filmloverss

Harika çocuk Xavier Dolan’ın yine Cannes ödüllü son filmi, Nathalie Baye ve Marion Cotillard başta olmak üzere, Fransız sinemasının güçlü isimlerini oyuncu kadrosunda bir araya getiriyor. Alt Tarafı Dünyanın Sonu, ailesinden uzaklaşmış, 30’larının ortasında bir yazarın sorunlu ailesiyle yüzleşmesini konu alıyor. Fransız yazar Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihli aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan filmin anti-kahramanı Louis, uzun yıllardır görüşmediği ailesini ziyarete gider. Amacı, onlara ölümcül bir hastalığını olduğunu söyleyip veda etmektir. Dolan’ın en olgun filmi olarak karşılanan ve Kanada’nın Oscar adayı olarak açıklanan Alt Tarafı Dünyanın Sonu, akıllardan çıkmayacak, güçlü bir melodram.

10 Mart

Neruda

neruda-filmloverss

Bir detektif, 1940’ta Komünist Parti’ye katılması ile kendi vatanında firari bir hayat sürdürmek zorunda kalan Nobel Ödüllü Şilili şair Pablo Neruda’nın peşine düşer. 1947 yılında Neruda siyasete atılmış ve senatör seçilmiştir. Karısı ile beraber parıltılı bir hayat yaşamaktayken hükümet tarafından ‘hain’ ilan edilince bir gecede kaçak durumuna düşer. Dostlarının tavsiyesiyle ve gizli bir operasyonla gönüllü bir sürgüne yollanır. Acar polis dedektifi Oscar ise, hükümet tarafından dünyaca ünlü şairin peşine düşüp onu yakalamakla görevlendirilir. Başrolünde Gael Garcia Barnel’in olduğu Neruda’nın yönetmen koltuğunda ise Pablo Larrain oturuyor.

17 Mart

The Red Turtle / Kırmızı Kaplumbağa

the-red-turtle-filmloverss

Ortak yapımcısı olarak Studio Ghibli‘yi gördüğümüz Fransız Japon animasyon filmi The Red Turtle, kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada yalnız başına kalmak zorunda kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. Tek başına adada yaşamayı öğrenen adam, denizden bir kadının gelmesiyle her şey değişir ve yeni bir hayata başlıyor… Studio Ghibli’den Isao Takahata’nın da yapımcıları arasında bulunduğu bu masal gibi animasyonda, denizde geçirdiği kaza sonucu kendisini kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada bulan bir adamın hikayesi anlatılıyor.

24 Mart

David Lynch: The Art Life / David Lynch: Yaşam Sanatı

david-lynch-the-art-life-filmloverss

David Lynch hayatını belirleyen senelerine doğru seyirciyi özel bir yolculuğa çıkarıyor. Amerika’nın pastoral, küçük bir kasabasındaki yaşamından Philadelphia’nın karanlık sokaklarına doğru, sinemanın en karmaşık figürlerinden birini şekillendiren olayları takip ediyoruz. David Lynch: Yaşam Sanatı, Lynch’in kendi sanat, müzik ve erken dönem filmlerini bir araya getirip yönetmenin kendine has dünyasının karanlık köşelerini aydınlatıyor ve bizlere onu bir insan ve sanatçı olarak daha iyi anlama fırsatı sunuyor.

31 Mart

The Handmaiden / Hizmetçi

the-handmaiden-filmloverss

Güney Kore’nin yıldız yönetmeni Park Chan-wook, Hizmetçi’de şehvet, entrika ve cinsel gerilimle örülü göz alıcı bir öykü sunuyor. Cannes Film Festivali’nde yarışan, Chan-wook’un çektiği bu dönem filmi, 1930’larda Japon işgali altındaki Kore’de geçiyor. Sarah Waters’ın Türkçeye Ustaparmak adıyla kazandırılan The Fingersmith adlı romanından uyarlanan film, zengin genç bir Japon kadın, onu kandırıp zenginliğini ele geçirmeye çalışan Koreli bir adam ve adamın tuttuğu Koreli hizmetçi arasındaki entrika etrafında dönüyor. Hizmetçi’nin kusursuz senaryosu, Chan-wook’un yarattığı dünyanın parlak stili ve dahice bir yönetmenlikle, izleyiciyi çok katmanlı bir gerilime davet ederken, olay örgüsü gereği an be an değişen performansların kalitesi de seyirciyi kendine hayran bırakıyor.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →