· 4 dk okuma

Başka Sinema’nın Eylül Filmleri Belli Oldu

Başka Sinema’nın Eylül Filmleri Belli Oldu

Bağımsız filmlerin dağıtıcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Başka Sinema’nın Eylül filmleri belli oldu.

4 Eylül

Who Am I / Ben Kimim

who-am-i-ben-kimim-poster-filmloverss

Almanya’da stüdyo filmlerini geride bırakarak gişede rekorlar kıran ve ABD remake haklarını Warner Bros’un satın aldığı Who Am I?, dünyanın en çok aranan hacker’ı haline gelen bir bilgisayar dehasının macerasını anlatıyor. 25 yaşında asosyal bir bilgisayar korsanı olan Benjamin, çevrimiçi aktiviteleriyle karizmatik hacker Max’in dikkatini çeker ve onun CLAY adlı hacker grubuna katılır. Gizli tuttukları kimlikleriyle CLAY öyle iyi işler ki, Alman Gizli Servisi ve Europol peşlerine düşer. Bunlar yetmiyormuş gibi karanlık bir hacker grubu da onları tehlikeli bir rakip olarak görecek ve peşlerine düşecektir.

Bol sürprizli hikayesi, aksiyon ve şaşırtmacalarla dolu hızlı kurgusuyla Sihirbazlar Çetesi, Olağan Şüpheliler, Dövüş Kulübü gibi filmlere benzetilen Ben Kimim?’in başrollerinde Tom Schillingina, Elyas M’Barek, Wotan Wilke Möhring yer alırken, yönetmen koltuğunda ise Baran bo Odar bulunuyor.

11 Eylül

Every Thing Will Be Fine / Her Şey Güzel Olacak

everything-will-be-fine-her-sey-guzel-olacak-poster-filmloverss
“Affedilmeyecek bir hata sonrasında, kendinizi nasıl affedersiniz?

Genç bir yazar olan Tomas, trajik bir araba kazası sonrasında içine girdiği vicdani döngü onu başka birine dönüştürürken, bir yandan da yazar kimliğini beslemesine yol açar. Yıllar içinde değişen yaşamını izlerken, yavaş yavaş olayın izlerinin silindiğini gördüğümüz hikâyede, Tomas’ın karşısına hiç ummadığı bir “hatırlatıcı” çıkacak ve gerçek bir yüzleşme yaşamadan da peşini bırakmayacaktır.

İlk gösterimini Berlin Film Festivali’nde yapan Her Şey Güzel Olacak’ın başrollerinde Rachel McAdams, James Franco, Peter Stormare ve Charlotte Gainsbourg gibi performanslarıyla övgü toplayan isimler yer alıyor. Filmin yönetmenliğini ise Alman sinemasının önde gelen isimlerinden ve Berlin Film Festivali’nde Onursal Altın Ayı ile ödüllendirilen Wim Wenders üstleniyor.

Filmin eleştirisini okumak için tıklayınız.

11 Eylül

Look of Silence / Sessizliğin Bakışı

look-of-silence-sessizligin-bakisi-poster-filmloverss

2012’de Oscar’a aday olan belgeseli The Act of Killing (Öldürme Eylemi)’de 1960’larda Endonezya’da yüzbinlerce insanı öldüren katillerle bizi çok yakından tanıştıran Joshua Oppenheimer, Sessizliğin Bakışı’nda ise bizi o günlerde abisini kaybetmiş Adi ile tanıştırıyor.

Ağabeyinin ölümünün detaylarını Öldürme Eylemi’nin çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. Bazı sorular nasıl sorulur ki? Ama bir o kadar da sessiz bir onur var Adi’nin yüzleşmelerinde. Amacı suçlamak değil, anlamak. Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir kapanış cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

Başrolünde Adi Rukun‘un yer aldığı ve 2015 !f İstanbul Film Festivali’nde sinemaseverlerle buluşan filmin yönetmenliğini ise Joshua Oppenheimer üstleniyor.

Filmin eleştirisini okumak için tıklayınız.

18 Eylül

13 Minutes / Hitler’e Suikast

elser-13-minutes-hitler-e-suikast-poster-filmloverss

“1939 yılında Hitler’e yapılan suikast girişimi başarılı olsaydı tarihte neler değişirdi?”

Nazi dönemi Almanyası’nda geçen film, yerleştirdiği bomba ile Adolf Hitler’i ve kurmaylarını havaya uçurmayı sadece 13 dakikayla kaçıran Georg Elser’in hikayesini anlatıyor. Yaklaşan Nazi tehlikesini herkesten önce fark eden, başkaları bilinçsizce emirlere itaat ederken ya da sus pus otururken harekete geçen bu esrarengiz adam kimdi? Diğer insanların görmezden geldiği bir şeyi görmüştü… Ama neyi? Nazi diktatörlüğünün her geçen gün gücüne güç kattığı bir dönemde imkansızı başarmaya çalışan bu adamın hikayesini soluk soluğa izleyeceksiniz.

Başrollerinde Christian Friedel, Katharina Schüttler, Burghart Klaußner‘ın yer aldığı filmin yönetmenliğini Oscar adayı Çöküş ve Deney gibi filmleriyle izleyicilerin gönlünde taht kurmuş yönetmen Oliver Hirschbiegel üstleniyor.

25 Eylül

45 Years / 45 Yıl

45-yil-poster-filmloverss

45 Yıl, filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Andrew Haigh‘ın ilişkilere, yaşlılığa, affetmeye ve kıskançlığa getirdiği yepyeni bir yorum. İngiliz sinemasının hazine değerindeki iki yıldızı Charlotte Rampling ve Tom Courtenay‘ın harika performanslarına tanık olacağınız filmin senaryosu ise David Constantine‘in kısa hikayesi In Another Country’den uyarlanıyor. Filmin konusu ise şöyle:

Çocuk yapmadan 45 yıl evli kalan Kate ve Geoff Mercer, evlilik yıl dönümlerini bir partiyle kutlama hazırlıkları içindedir. Ancak Geoff’un aldığı bir mektup ikisini de sarsacaktır. İsviçre’den gelen mektupta bir cesedin bulunduğu yazılıdır. Ceset, Geoff’un, 1962’de gittikleri tatilde bir yürüyüş sırasında yarılmış bir buzulun içine düşüp ölen, Kate’den önceki kız arkadaşı Katya’ya aittir. Kate parti hazırlıklarını sürdürse ve çiftimiz kutlama için romantik bir heyecan duysa da Kate, Geoff’un sürekli Katya olayıyla meşgul olmasından git gide daha fazla rahatsızlık duyar. Geoff tekrar sigaraya başlar; eski aşkıyla dertsiz tasasız geçirdikleri günleri anar; tavan arasında onun fotoğraflarını arar ve arkadaşlarının, eski meslektaşlarının yaşlanış şekillerini acı acı eleştirir. Kate kocasını Katya konusunda sıkıştırdığında, yaşasaydı onunla evlenmiş olacağını öğrenir. Geoff’un arkadaşlarıyla çıktığı bir yemek sırasında Kate tavan arasındaki eskileri karıştırarak Katya’nın fotoğraflarını bulur. Fotoğraflarda, Katya öldüğünde hamiledir. Kutlama yaklaştıkça geçmişlerini deşmeye, geleceklerini gölgelemeye başlarlar.


Damla Durmaz

Damla Durmaz

166 yazı · 1989 yılında Denizli’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünde yüksek lisans yapmakta. Güne müzikle başlar, günü müzikle kapatır. Gece yaşamayı, gündüz uyumayı sever. Sinema ile dünyayı unutur haliyle. Tüm bunlardan artakalan vaktinde ise küreselleşmeye inat azimle akademisyen olmaya çalışır.

Yazarın diğer yazılarını gör →