Barry Jenkins İmzalı Moonlight’ın Fragmanı Yayınlandı!
Miami’de yetişen eşcinsel Afroamerikan bir adamın hayatının çocukluktan yetişkinliğe uzanan üç dönemini seyirciyle buluşturacak olan Barry Jenkins imzalı Moonlight’ın fragmanı yayınlandı. Film, ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirecek.
2008 yılında Medicine for Melancholy filmine imza atan Barry Jenkins, son filmi Tarell Alvin McCraney’in In Moonlight Black Boys Look Blue adlı oyunundan uyarlanan Moonlight ile eşcinsel Afroamerikan bir adamın hayatının üç farklı dönemini izleyiciyle buluşturacak. Toronto Film Festivali’nde ilk gösterimini gerçekleştirmeyi bekleyen film, Chiron’un çocukluğu, gençliği ve yetişkinliğini mercek altına alıp aşık olmasını, kendi içindeki değişim potansiyelini keşfetmesini beyazperdeye taşıyacak. New York Film Festivali’nin gösterimini yapacağı filmlerin kısa tanımlarına bakacak olursak Moonlight, yoğun mekan hissiyatıyla dolu ve önceden tahmin edilemeyecek bir karakter zenginliğine sahip. Andre Holland, Trevante Rhodes, Naomi Harris, Mahershala Ali gibi isimlerin bulunduğu oyuncu kadrosu ise canlandırdıkları karakterlerin içsel çekişmelerini ve acı dolu arzularını seyirciyi kalbinden vuracak bir şekilde beyazperdeye yansıtıyor.
Moonlight’ın Fragmanı Yayınlandı!

Moonlight’da Trevante Rhodes’ın canlandırdığı Chiron karakteri, hayatının anlatıldığı üç bölümünde uyuşturucuyu deneyimleyecek, aşk ve acıyla tanışacak ve bu süreç içerisinde kendi cinselliğini keşfedecek. Barry Jenkins, Moonlight ile kişiyi hayatı boyunca şekillendirecek insanları ve aşkları, hayatı değiştiren belirli anları anlatan daha saf bir sinema dili ile seyirciye ulaşacak gibi gözüküyor. Film, Toronto Film Festivali’nde ilk gösterimini yapmasının ardından bir ay sonra New York Film Festivali’nde de izleyiciyle buluşacak. Filmin Amerika’da vizyon tarihi 21 Ekim 2016.
Dila Senem Haznedar
28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →