· 7 dk okuma

Bağımsız ve Ticari Sinema Arasında Dolaşan Yönetmenler

Bağımsız ve Ticari Sinema Arasında Dolaşan Yönetmenler

Günlük hayatımızın olmazsa olmaz bir köşesinde kendisine her daim sağlam bir yer edinen sinema filmleri, gerek oyunculuklar gerek ise aşinası olduğumuz yönetmenlerin sunmuş olduğu hikayeler sayesinde günümüze kadar hızlı bir tempoda ulaşmıştır. Bir filmi izlenebilir kılan en önemli özelliğin yönetmen etmeni olduğunu da göz önünde bulunduracak olursak eğer, kariyerlerinin çeşitli aşamalarında bağımsız ile ticari filmler arasında sürekli yer değiştirmekte olan yönetmenlerin sayısının bir hayli fazla olduğunu söyleyebiliriz.

Meydana çıktığı andan itibaren sürekli farklı tanımlamalara maruz bırakılan Bağımsız Sinema kavramının genel olarak Hollywood karşıtlığı bir politikada ilerleyen filmlerin çoğunluğuyla şekil aldığı düşünülmektedir. Lakin politik çıkarımları bir hayli fazla ve mütevazi denilebilecek kadar düşük bütçelerle şekillenmekte olan bağımsız filmlerin, herhangi bir sisteme tepkisinden çok yönetmenlerin kendi özgür sinemalarına hitap etme eylemlerinden türediğine inanmaktayım. Senarist, yönetmen ve oyuncuların dışarıdan bir ekonomik sisteme bağımlı olmadan ve herhangi bir müdahale riskini sıfıra indirebilmek adına kendi çizmiş oldukları sınırlar dahilinde hayata kavuşturdukları Bağımsız Filmler, başta Amerikan Sineması olmak üzere evrensel bir boyutta varlığını hissettirmektedir. Zeki Demirkubuz, Kim-Ki duk ve Kevin Smith gibi yönetmenlerin kariyerlerini şekillendirmeye başladıkları ilk noktalarda başvurmuş oldukları ucuza kaçan mali çözümler ile ortaya çıkmış olan şahane filmler, Bağımsız Sinema olgusunun mevcut önemini de bir hayli ön plana çıkarmıştır.

Gel gelelim listemizin esas konusu olan Bağımsız Sinema filmleriyle ünlendikten sonra ilerleyen dönemlerinde ticari amaçlı yapımlara yönelen yönetmenlere…. Bağımsız ve ticari sinema arasında kariyerlerini ilerletmekte olan yönetmenlerin çokluğunu da göz önünde bulundurarak sizler için küçük bir liste hazırladım.

Serdar Akar

serdar-akar-filmloverss

Türk Sineması’na Yeni Sinemacılar başlığı altında gerçekçi ve bir o kadar da basit yollu kurgularla şekillenen filmler kazandırmış olan yönetmen Serdar Akar, geçmişten günümüze dek sürdürdüğü yönetmenlik kariyerinde iki aşamalı bir filmografi oluşturmuştur. Çekmiş olduğu ilk uzun metraj filmi Gemide ile mütevazi bütçesinin yanında özgün bir anlatım biçimi sunan yönetmen, aynı teknik anlayış ve hikaye düzeneği ile Dar Alanda Kısa Paslaşmalar ve Maruf filmlerini yönetmiştir. Lakin Maruf’un başarısız bir sonuç elde etmesiyle Yeni Sinemacılar’dan ayrılma kararı alan Akar, Pana filmin yapımcılığını üstlendiği ve uluslar arası şöhrete sahip oyuncularla dolup taşan aksiyon filmi Kurtlar Vadisi Irak ile önceki yapımlarına nazaran ticari yönü ağır basan bir filmin yönetmenliğini yapmıştır. İlerleyen yıllarda Gecenin Kanatları ile Behzat Ç. serilerinin arasına eski işlerini anımsatan Barda filmini sıkıştırmış olan Serdar Akar, Bağımsız ve ticari sinema arasında en çok kulvar değiştiren yönetmenlerden biri olarak gösterilebilir.

Barry Levinson

barry-levinson-filmloverss

Barry Levinson’un ismi Hollywood piyasasında 90’lı yıllarda çekmiş olduğu Günaydın Vietnam ve Yağmur Adam gibi popülaritesi yüksek filmlerle belirginleşmeye başlamış olsa da, usta yönetmenin piyasaya giriş filmi olarak tabir edilen ilk uzun metrajı orta bir bütçeyle çekilen Diner filmidir. Kariyerine televizyon filmlerine senaryolar yazarak başlamış olan yönetmen, yaşamlarını yetişkin olmanın ağırlığı altında sinirli bir şekilde geçirmeye çalışan bir grup genç adamın öyküsünü anlattığı bu ilk filmden sonra kişiselliği ön planda tutmuş olduğu ticari projeler gerçekleştirmiştir. Yönetmenliğini yaptığı Bugsy, Wag The Dog ve Disclosure gibi filmlerle oldukça başarılı yankılar uyandıran Barry Levinson, her ne kadar ilk filminden sonra ticari amaca hitap eden bir politika izlemiş olsa da, sinemasal dokunuşları sayesinde kendisine bu listede yer bulmuş oluyor.

 

Darren Aronofsky

darren-aronofsky-filmloverss

Mali yetersizlikler dolayısıyla ilk sinema filmini neredeyse çekemeyecek bir duruma sürüklenmiş olan Amerikalı yönetmen Darren Aronofsky, tanıdığı herkesten borç isteyerek zoraki tamamladığı  bağımsız filmi Pi ile başarılı bir sonuç elde etmiştir. İlk filmin akabinde gelen ikinci film Requiem For A Dream sayesinde de uluslar arası bir şöhret kazanan yönetmen, sancılı bir süreçte ilerlemiş olsa da Warner Bros Stüdyoları’yla çalışmaya başlamıştır. 2014 yılında yönettiği Noah filmiyle gişe odaklı bir yapıma imza atan Aronofsky’nin ticari ile bağımsız filmler arasında gidip gelen yönetmenlik kariyerini dengeli bir tempoda devam ettirdiğini söyleyebiliriz.

Spike Lee

spike-lee-filmloverss

Hollywood piyasasında özellikle de siyahi kesimin sinema perdesindeki sesi olan yönetmeni olarak da nitelendirebileceğimiz Spike Lee, sosyal ve politika odaklı sıkıntıları dile getirmiş olduğu filmlerinin pek çoğunda bağımsız sinemacı kimliğiyle ön plana çıkmıştır. Özellikle de She’s Gotta Have It, Mo’ Better Blues filmleriyle dönemin yaratık ve felaket senaryolarıyla ilerlemekte olan Hollywood’unda kendisine özgün bir üslup geliştirmiş olan yönetmen, fetiş konumuna getirdiği oyuncularıyla beraber ( Samuel L. Jackson, Denzel Washington, Wesley Snipes, Charlie Murphy ) gişe odaklı filmler çekmeye başlamıştır. Spike Lee’nin  kendi tarzından taviz vermemiş olsa da,  kariyerinin son birkaç yılını sadece ticari amaçlara hitap eden filmlere adadığını görmekteyiz. Özellikle de Güney Kore’li yönetmen Chan- Wook Park’ın tüm dünya da yankı uyandırdığı filmi Oldboy’un Hollywood versiyonunda kamera arkasına geçen Lee, kariyerinin ilk yıllarındaki bağımsız sinemacı ruhunu özlemle aratmaktadır.

Florian Henckel von Donnersmarck

florian-henckel-von-dommersmarck-filmloverss

Çekmiş olduğu film sayısının azlığını göz önünde bulundurarak dosyaya dahil edip – etmeme konusunda şüpheye düştüğüm Alman yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’a, yönetmiş olduğu ilk film ile ikincisi arasında oluşan büyük uçurumlardan dolayı bu listede yer veriyorum. 2007 yılında yazıp yönettiği ve En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan ilk uzun metrajı Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen) sayesinde tüm dikkatleri üzerine toplayan Donnersmarck’ın bir sonraki filminde nasıl bir hikaye anlatacağı merak konusuydu. Lakin başta sinema eleştirmenleri olmak üzere birçok kişiyi şaşkınlığa uğratan Donnersmarck, 2005 yapımı Anthony Zimmer filminin serbest uyarlaması olan 2010 tarihli The Tourist’in yönetmen koltuğuna oturmuştur. Johny Deep ile Angelina Jolie’yi aynı filmde buluşturma özelliği taşıyan Turist, yönetmenin bir önceki filmine nazaran ticari amaçlarla şekillenmiş olduğunu açıkça belli etmiştir.  Çekme olasılığı yüksek üçüncü bir filmle nasıl bir sinema anlayışı benimseyeceğini merak etmiş olduğum Donnersmarck’ın ilk filmine yakın bir sinema tercihiyle izleyenlerine yeniden merhaba diyeceğine inanmaktayım.

Luc Besson

luc-besson-filmloverss

Bağımsız sinema ile ticari filmler arasında yapmış olduğu geçişlerden ötürü hayranlarını en fazla şaşkınlığa uğratan yönetmenlerden bir tanesi de şüphesiz ki Luc Besson’dur.  Çekmiş olduğu Leon, Nikita ve Derinlik Sarhoşluğu (La Grande Bleu) gibi filmler sayesinde hayata karşı yaklaşımını sinema perdesinden seyirciye benimsetmeyi başaran yönetmen, kariyerinin ikinci aşaması olarak tabir edebileceğim diğer bölümünde ise Hollywood ekolünü Fransız sineması üzerinden yansıtmaya çalışmıştır. Özellikle de The Fifth Element’den itibaren yönetmenliğini yaptığı filmlerde her daim farklı bir arayış içerisine girmiş olan Besson Sineması,  Arthur serileriyle birlikte animasyon dalında da şansını denemiştir.  Her şeye rağmen Fransız yönetmenin son dönemdeki en dikkat çekici filmi olarak Angel-A’yı gösterebilirim. Paris sokaklarını olabildiğince geveze ve siyah beyaz bir üslupta yansıtmakta olan 2005 yapımı bu filmden sonra Luc Besson’un bağımsız yönetmen ruhuna bir daha asla rastlayamadık.

Jon Favreau

jon-favreau-filmloverss

Birçoğumuz onu Iron Man’in yönetmeni olarak tanımış olsak da, Jon Favreau’nun yönetmenlik serüveni bağımsız bir filmle başlamaktadır. Sinema dünyasına oyunculukla adımını atan Favreau, senarist ve yönetmenlik kimliğini ise ilk olarak Made filmiyle ortaya çıkarmıştır.  Elf ve Zathura:  Bir Uzay Macerası filmlerinden sonra kadrajını Marvel dolaylarına doğru çeviren Favreau, milyon dolarlık bütçelere sahip bu iki film sayesinde de adını bütün dünyaya duyurmayı başarmıştır.  Son zamanlarda yüksek bütçeli filmlerin yapımcılığını da üstlenmekte olan Jon Favreau, 2014 yılında çekmiş olduğu son filmi Chef ile de bağımsız sinemaya dönüşün sinyallerini az da olsa vermeye başladığını söyleyebiliriz.

Christopher Nolan

christopher-nolan-filmloverss

Sürekli birbirini tekrarlayan sahneler ve çileden çıkaran kurgusuna rağmen sabredip izleyeni filmin finalinde oldukça memnun etme garantisi veren Memento, Following filmi ile sinemaya merhaba diyen Christopher Nolan’ın sinema perdesine yaratmış olduğu ve olacağı muhtemel dünyalara başarılı bir başlangıç olmuştur. Çektiği her yeni filmde yeteneği ve görsel anlatım gücünün sürekli üstüne koyan Nolan, bambaşka bir soluk kazandırdığı Batman serileri ve Inception aracılığıyla bağımsız ile ticari sinema arasında ince fakat bir o kadar da kendisini belli eden bir çizgi çekmiştir. Yönetmenin özellikle de The Prestige ile Memento’nun akabinde vizyona sürdüğü filmlerin elde ettiği ticari başarılar ise, bağımsız sinemacı kimliğini her daim cebinde taşımakta olan Christopher Nolan’ın sürprizlerle dolu kariyerine harika işler katmaya devam edeceğine büyük bir kanıt olmaktadır.

Tarsem Singh

tarsem-singh-filmloverss

Hindistanlı yönetmen Tarsem Singh, ikinci filmi The Fall ile bütün sinema çevrelerince evrensel boyutlarda dikkat çekmeyi başarmıştı. Küçük bir kız ile yatağa mahkum bir hastanın hastane odalarında kurmuş olduğu masalsı iletişimi anlatan film, kendine özgü üslubu ve efsanevi kostüm tasarımlarıyla izleyenlerin gözleriyle beraber ruha da hitap etmiştir.  The Fall’ın yaratmış olduğu mükemmel etkinin ardından 5 yıl sonra bir 3D denemesiyle tanrısal bir savaş filmi çeken Tarsem, Immortals ile bağımsız sinemacı kimliğini sandığa kaldırmıştır. Bu filmin ertesi yılı vizyona giren Mirror Mirror ile de yönetmenin bir süre daha ticari kulvardan yoluna devam edeceğini tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Guillermo Del Toro

guillermo-del-toro-filmloverss

Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro’nun hayata geçirdiği filmler ne kadar bağımsız bir kimlik taşırlarsa taşısınlar, usta vizörün yapmış olduğu her iş başarılı bir şekilde ticari avantajlarla da son bulmayı sağlamaktadır. Lakin yönetmenin son dönem üzerinde çalıştığı projelerle ilk yapımları arasındaki farkları göz önünde bulunduracak olursak eğer, Pan’s Labyrinth filmi bu görkemli filmografinin kendine özgü en başarılı filmlerinden biri olmuştur. Belki de sinema tarihinin kendine özgü en başarılı vampir filmini Cronos’u 1993 yılında çeken yönetmen, bunun akabinde de süre gelen Blade 2,  Hellboy ve Pacific Rim ticari sinema olgusunu daha ağır basmasına vesile olmuştur. Son dönemlerde Hobbit serisiyle sıkıntılı bir koşuşturmaya girişen Del Toro, bul listede yer almayı sonuna kadar hak eden yönetmenlerden biridir.


N. Levent Tanıl

N. Levent Tanıl

19 yazı · 1989 Şubat’ının 28’inde doğarak 4 yılda bir doğum günü kutlama şansını kıl payı kaçırmış oldum. Zeki Demirkubuz’un Kader ile Masumiyet, Tarık Akan’ın ise bıyıklı-bıyıksız bütün filmlerinin hastasıyım 2011’den beri fotoğraf çekiyor, kendimi bildim bileli de sinema tutkunuyum.

Yazarın diğer yazılarını gör →