Anne Hathaway’li Colossal’a İlk Bakış!
Timecrimes, Extraterrestial gibi filmlerle tanınan Nacho Vigalondo’nun yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği; Anne Hathaway’li Colossal, prömiyerini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirecek.
Timecrimes, Extraterrestial gibi bilimkurgu gerilim türünde yapımlara imzasını atan Nacho Vigalondo‘nun son filmi Colossal’ın başrolünde en son Alice Through the Looking Glass ile karşımıza çıkan Anne Hathaway yer alıyor. Godzilla’nın Lost in Translation ile buluşması olarak tanımlanan filmin Toronto Film Festivali’nde ses getirmesi bekleniyor. Film, Anne Hathaway’in canlandırdığı Gloria isimli bir kadının dünyaya zarar vermek üzere olan devasa bir canavarla gizemli bir bağı olduğunu keşfetmesini konu alıyor. Senaristliğini de Vigalondo’nun üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Hathaway’in yanı sıra Dan Stevens, Jason Sudeikis, Tim Blake Nelson, Austin Stowell gibi isimler de var.
Anne Hathaway’li Colossal Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde Gerçekleştirecek
Filmin kısaca konusu şöyle,
Gloria, işini kaybettikten ve erkek arkadaşı tarafından evinden kovulduktan sonra New York’u terk edip doğduğu yere dönmek zorunda kalır. Fakat haberlerde devasa bir yaratığın Seoul’u yıkıma uğrattığını duyunca bir şekilde bu garip olaylarla bağlantılı olduğunu farkeder. Olaylar kontrolden çıktığı zaman Gloria’nın dünyanın kaderini etkileyen bu olayla bağının nedenini öğrenmesi gerekecektir.
Yönetmen Nacho Vigolondo’nun ‘Colossal benim bugüne kadar yazdığım en iddialı seneryo ve muhtemelen en kişiseli, Anne ve bu kadroyla çalışmak film hakkında beklentilerimi oldukça yüksek tutmamı sağlıyor‘ şeklinde açıklamalarda bulunduğu son filmi Colossal, ilk kez izleyiciyle 8-18 Eylül arasında gerçekleşecek olan Toronto Film Festivali’nde buluşacak.
Dila Senem Haznedar
28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →