Alternatif Gerçeklik Hakkında 12 Başarılı Film!
Alternatif gerçeklikler, normal olarak kanıksadığımız hayattan farklı dünyalar, paralel evrenler… bu konuların hepsi hem sinema hem de edebiyat dünyasında kendisine fazlasıyla yer bulur. Bazen dejavuya, bazen zaman yolculuğuna bazen ise kelebek etkisine varan bu hikayeler aslında bize şu an içinde bulunduğumuz ‘gerçeklik’ algısını yıkacak birçok teori sunarak, bilimden de fazlasıyla beslenir. Hem zaten gerçeklik nedir ki? Paralel evrenlerden bahsederken tam olarak bu kavramı tanımlayabilmek mümkün mü? Bilimsel gerçeklikler, fantastik dünyalar, masal alemleri… ‘gerçek’ diye kalıplaştırdığımız her şeye alternatif olarak karşımıza çıkmakta! Peki ya o zaman tavşan kostümlü adamın peşinden giderek normal hayatını ardında bırakan Darko hangi gerçekliğin peşinde? Inception’da bir döngünün içine hapsolmuş olan Cobb hangi gerçekliği arıyor?
Sinemanın uçsuz bucaksız dünyasında sıklıkla yollarımızın kesiştiği ‘alternatif gerçeklik’ konusu; birçok türde farklı kalıplarla karşımıza çıkmakta. Biz de buradan yola çıkarak, çok sayıda örneğin içinden 12 tanesini sizlerle buluşturmak istedik ve izlerken keyif alacağınız, yaşadığımız gerçekliği sorgulamamıza sebep olacak alternatif gerçeklik hakkında filmleri sıraladık.
Alternatif Gerçeklik Hakkında 12 Başarılı Film
It’s A Wonderful Life – 1946

İntihar etmek üzereyken bir melek tarafından kurtarıldığınızı ve ‘hiç doğmamış olduğunuz ve yaşamamız olduğunuz dünyayı’ görebildiğinizi düşünün… Sizce sizsiz bu dünya nasıl olurdu? Film tarihçileri ve eleştirmenlerin klasik bir Charles Dickens hikayesi olan ‘A Christmas Carol’ ile paralellikler kurdukları bu romantik fantezide insan doğasının karanlık yönleri irdelenir. İflasın eşiğine gelmiş çaresiz bir adam olan Bailey, tam intihar etmek üzeredir ki bir melek beliriverir ve Bailey’e aslında dünyayı nasıl değiştirdiğini ve nasıl güzel bir hayat yaşadığını fark etmesini sağlar. Paralel bir gerçeklik; Bailey ve onsuz…
Sliding Doors – 1998

Metroyu kaçırdığında Helen’in başına neler gelebileceğini; ve eğer kaçırmasaydı neler olabilirdi varsayımını izlediğimiz film; zamanlama, kader ve aşk üçgeni üzerine kurulu başarılı bir yapım. Film; karşılaşmaların sadece rastlantılardan ibaret olduğunu düşündüğümüz; zor verilen kararların, vazgeçilmez alışkanlıkların ve tek düze hayatların süregeldiği modern dünyada, sadece bir kaç saniyeliğine kaçan metronun bir insanın hayatını nasıl değiştireceğini gözler önüne serer; ‘Sadece ufak bir an seni başka hayatlara dahil eder, bambaşka hayatları ise seninkiyle bütünleştirir.’ Peter Howitt imzalı filmin başrolünde ise Gwyneth Paltrow yer alıyor.
Pleasantville – 1998

Siyah ve beyazın hakim olduğu bir dünyada, hayatı gerçekten yaşamaya başlayarak rengi yakalamak. Pleasantville, bir televizyon dizisinde yaratılmış hiçbir kötülüğün uğramayacağı şirin bir kasabadır. Sadece hayallerde veya televizyon ekranında olabilecek türden mutluluğun ve iyiliğin hakim olduğu bu kasabada geçen hikayeleri izleyerek büyüyen David, yanında ablasını da götürerek bir gün kumanda sayesinde o siyah beyaz dünyanın içine dahil olur. Monoton hayata, muhafazakar Amerikan toplumuna, ırkçılığa yönelik değindiği konularla; doğru ve yanlıştan değil de yaşamın renklerinden bahsetmeyi tercih eder. İyisiyle veya kötüsüyle, amaç sadece yaşamaktır aslında.
Being John Malkovich – 1999

Kuklacılıkla uğraşan Craig, bir gün çalıştığı iş yerinde esrarengiz bir tünel bulur. Bu tünel öyle sıradan bir geçit değildir; Amerika’nın ünlü oyuncularından John Malkovich’in beynine açılmaktadır. Bu durumu iş arkadaşı Maxine’e anlatan Craig bu durumu pazarlamaya başlar. Gerçek hayattan gittikçe uzaklaşan ve Malkovich’in bilinç altında yaratılan karmaşanın içine bizleri dahil eden Being John Malkovich; oldukça yaratıcı bir şekilde kurgulanmış, etkileyici bir senaryoya sahip.
“Bilinç korkunç bir lanettir. Düşünürsün, hissedersin, acı çekersin…”
Mulholland Drive – 2001

Sinema dünyasının en anlaması zor yönetmenlerinden biri olan David Lynch’in yine sürreal bir şekilde ele aldığı hikayesi Mulholland Drive’ı bu listede ele almamak olmazdı. Tabii ki yönetmenin diğer filmlerinde de olduğu gibi, bunda da filmin hikayesinden veya olay örgüsünden bahsetmek, onları kelimelere dökmek pek mümkün değil. Film, Hollywood’un Mulholland yolunda gerçek üstü bir evrende geçen bir öyküyü konu alır. Kabuslar, rüyalar, hayaller… gerçek dünyaya alternatif bir pencere açan her şey, Lynch’in gözünden bu filmde buluşuyor.
Donnie Darko – 2001

16 yaşındaki Donnie Darko adındaki bir gencin bazı gerçek dışı olan varlıklar görmesiyle başlayan hikaye, 1980’li yıllarında sonunda gerçekleşiyor. Özellikle karşısına sürekli olarak çıkan tavşan kostümlü adam, Donnie’yi ‘normal’ hayattan hızlıca uzaklaştırıyor. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan ve oldukça içine kapanık biri olan Donnie için artık devam etmesi gereken yol değişmiş; ailesi ve okulun çizdiği yoldan uzaklaşan genç esrarengiz misafirinin izinden karanlık bir yolculuğa çıkacaktır. Gerçek üstü varlıkların fazlasıyla yer bulduğu, filmlerinde sürreal bir dünya yaratan efsanevi yönetmen David Lynch’in izinden giden Richard Kelly imzalı Donnie Darko; muhteşem bir kurgu ile alternatif bir dünyaya göz atıyor.
The Family Man – 2001

“Acaba onu seçseydim ne olurdu?”, “Ya bu yoldan gitseydim bu olmaz mıydı?” diye soran, ‘keşke’lerin kıskacında kalmış hayatlara naif bir bakış açısıyla bakabilen film The Family Man! Klişeleşmiş romantik komedi filmlerinden ayrılan senaryosuyla dikkat çeken film, başarılı ve zengin bir adam olan Jack Campbell’in hikayesini anlatır. Şu hayatta ne dilediyse bir şekilde gerçekleştiğine tanık olan Campbell, bir takım tuhaf olayların gerçekleşmesinin ardından kendini bambaşka bir hayatın içinde buluverir. Artık Jack’in o kadar parası yoktur ama bir ailesi vardır.
Big Fish – 2003

Tim Burton’ın, Daniel Wallace’ın ‘Big Fish: A Novel of Mythic Proportions’ adlı romanından uyarlanan filmi Big Fish, gerçek hayatı fantastik bir dünyayla bütünleştirerek; adeta izleyiciye bir masal anlatır. Burton’un en kişisel filmim diye nitelendirdiği Big Fish, ölmek üzere olan babası hakkında hikayeler toplayan bir adamın öyküsünü anlatır. Gerçek dünya ile hayal alemi arasında gidip geldiğimiz filmde, Burton’ın dünyasına merhaba deriz. Will, çocukluğundan beri babasından hep aynı hikayeyi dinlemiştir. Büyük bir balığı nişan yüzüğüyle yakalayan Edward’ın hikayesi… Uzun zamandır görüşmediği ve ölmek üzere olan babasının yanına gelen Will yine Edward’ın hayat hikayesini, yine kendi ağzından, abartılı ve fantastik bir masal gibi dinlemeye mecbur kalacaktır. Peki bu sadece bir masal mı yoksa gerçekten yaşanmış bir olay mıdır?
Wristcutters: A Love Story – 2006

Goran Dukic’in yönetmenliğini üstlendiği ve aynı zamanda da senaryosunu kaleme aldığı Wristcutters: A Love Story; intihar edenlerin ait olduğu sıra dışı bir dünyada geçen bir hikayeyi ele alıyor. Sevgilisinden yeni ayrılan Zia, çareyi intihar etmekte bulur. Ancak işler onun sandığı kadar kolay gelişmeyecektir; Zia kendisini gözlerini açtığında sadece intihar edenlerin olduğu bir evrende bulur. Bir şarkıcıyı ve otostopçuyu da yanına alarak sıra dışı bir yolculuğa çıkan Zia, teorik olarak dünyadan çok da farklı olmayan ama son derece kasvetli ve melankolik bir dünyadadır artık.
The Science of Sleep – 2006

Rüyaların gerçeğe dönüştüğü bir evrende neler olurdu? Paris’te ufak bir apartman dairesinde yaşamayı seven, Stephane oldukça utangaç bir karaktere sahiptir. Yan dairesine taşınan, Stephanie’ye aşık olmaya başlamasıyla duygularını kontrol etmesi gerektiğini düşünen ve bu konuda pek başarılı olamayan Stephane’nin hayal dünyası o kadar geniştir ki, bir süre sonra rüyalarındaki olayları kendi amaçları için kullanabilmeyi başarır. Bir noktadan sonra rüyalar ile gerçeklerin karışmasıyla her şey alt üst olur. Gerçek hangisidir?
Inception – 2010

Rüyalar gün boyu içinde bulunduğumuz dünyadan bizi uzaklaştıran ve ‘normal’ hayatımızın aksine uçsuz bucaksız bir hayal dünyasının kapısını açan paralel bir evrendir. Inception da tam olarak insanın zihnine, en savunmasız anına rüyalarına giden bir yolculuk sunar bize. Dom Cobb, zihnin rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkararak onları çalan çok yetenekli bir hırsızdır. Ona bu olağandışı hayatından kurtulması için bir fırsat sunulduğunda ise Cobb, düşünmeden kabul eder. Ancak ona hayatını geri verecek son işi; yaptıklarının aksine bu kez fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Film, bilinçaltının karanlık ve karmaşık yollarında izleyiciye bir labirentte çıkışı bulma hissi aşılayacaktır.
Coherence – 2013

Coherence sözcüğünün kelime anlamı; ‘bütünleşme’dir, paralel evrenlerin birbiri üzerine çökerek birleşmesine atıfta bulunur. Gerilim ve bilimkurgu öğelerini bir arada bulunduran film; dünyanın çok yakınından geçen bir kuyruklu yıldızın bir akşam yemeğinde olan bir arkadaş grubunun hayatını nasıl etkilediğini konu alır. Kuantum fiziğinin çoklu evren kuramına fazlasıyla referansların yer aldığı film, tamamen oyuncuların doğaçlamasına bırakılmış diyaloglarıyla da oldukça etkileyici bir yapım olarak karşımıza çıkar.
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →