· 6 dk okuma

Alıntılarla Annie Hall

Alıntılarla Annie Hall

Woody Allen’ın unutulmaz filmi Annie Hall’dan alıntılar ve açıklamalarıyla, 1977 yapımı filmin ilk gösteriminin yıldönümünü kutlayalım dedik.

Annie Hall, Woody Allen’ın izleyiciyi, Alvy Singer adındaki kurmaca karakter ve uzatmalı sevgilisi Annie Hall vesilesiyle, kafasının içindeki dünyaya davet ettiği bir film. 1977 yılı için pekala abuk zaman akışı ve biri kafanızın içine entellektüel birikimini kusuyormuş gibi hissettirmemesine rağmen bitmek tükenmek bilmez entellektüel referanslar içermesiyle de sinema tarihinin unutulmazları arasında. Mübağlağlı ama bir o kadar da gerçekçi, yine de absürd bir dünyanın kapılarını aralayan bir film Annie Hall.

Spark Notes da Annie Hall’dan önemli bulduğu bölümleri alıntılayıp, neden önemli olduklarını açıklamış, bu filmin dünyasında bize az da olsa yol gösteren bir yazı çıkmış ortaya. Filmin prömiyerinin yıldönümü arifesinde bu yazıya denk gelince, hemen sizlerle paylaşmak istedik ve yazıyı türkçeleştirdik. Bakalım Spark Notes’taki yazıda hangi beş alıntı önemli bulunmuş ve nasıl açıklanmışlar…

Not: Bu yazı kaçınılmaz olarak Annie Hall’dan alıntılar içermekte, yani filminden spoiler niteliğinde detaylara denk gelebilirsiniz. Annie Hall spoiler yemesi zor bir film ama olsun, biz uyarımızı koyalım.

Alvy: “Benim gibi bir üyesi olan herhangi bir kulübe ait olmayı asla istemezdim”

allison annie hall-filmloverss

Alvy bu espriyi giriş sahnesinde, tamamen yakın çekimde, doğrudan kameraya bakarak, bir hayli samimi bir monoloğun ortasında yapıyor. Bu espri aslında Allen’ın hayatındaki kilit isimlere bir minnet borcu niteliğinde: Aynı alıntı boyunca Groucho Marx’ın sürekli ismi geçiyor ve Sigmund Freud’un Nükte ve Bilindışıyla İlişkisi kavramı da yine bu alıntının devamında karşımıza çıkıyor. Allen komediyi Marx’tan öğrenmiş vaziyette. Freud’dan ise bilinçdışını ve o anki davranışlarındaki etkisini öğrenmiş vaziyette. Alıntının yukarıdaki parçası ise Alvy’nin karakterine ve patolojik sayılabilecek psikolojik kopuşlarına dair bir bilmece gibi. Bilhassa da  Alvy’nin romantik evrenindeki karakterini inşa ederek filmin arka planını oluşturuyor, böylece aşkın absürd ve beyhude bir şey olduğunu anlıyoruz. Aynı zamanda anlatıcının hikayenin akışını belirleyeceğini de anlatan bir sıçrama tahtası gibi ve oradan Alvy’nın Annie’yle yaşadığı başarısızlıkla sonuçlanmış ilişkisinin nostaljik anlatımına gidiyoruz.

Alıntı film boyunca Alvy’nin kadınlarla yaşadığı ilişkilerin karışık bir zaman çizgisinde gözlemlenmesiyle kuvvetleniyor. İlk karısıyla sevişmekten, Allison istese de Alvy onu çekici bulmadığından kaçıyor. Kendisi gibi New York entellektüelleriyle mütemadiyen dalga geçiyor. Yahudi ailesiyle ve tabii ki bizzat kendisiyle sürekli dalga geçiyor. Nüktesinden Annie’nin eski sevgilileri de kaçamıyor ki nihayetinde kendisi de bu grubun bir parçası oluyor. Annie apartmanına taşınıp ona bağlılık sergilemeye başladığında, Alvy uzaklara gitmesini sağlıyor fakat Annie’nin ona olan ilgisi kaybolup yoluna devam ettiğini fark ettiğinde de kendisini onun peşinde buluyor. Alvy alıntıdaki çelişkinin içerisinde hayatını sürdürdüğünün farkında olmasına farkında, ama bu kalıbı kıramıyor ve sağlıklı, devam eden bir ilişkiye kavuşamıyor. Filmin sonunda, bu şekilde ilişkilenmenin imkansızlığının ve sevginin kendisinin zaten absürd bir şey olduğunun farkına varıyor.

Alvy:   “Ah, keşke hayat hakikaten de böyle olsaydı…”

annie-hall-movie-filmloverss-compressor

Alvy kameraya dönüp de bu lafı söyledikten sonra eleştirmen Marshall McLuhan’ı fevkalade şen bir biçimde kameranın önüne çekiştirip konuşturarak “The Sorrow and the Pity” filminin sırasında arkasında bekleyen, kendisine göre tiksinç ve her konuda atıp tutan adamla yüzleştiriyor. McLuhan adama kendi çalışmaları hakkında bir halt bilmediğini söyleyip “Nasıl oldu da bu kadar muhteşem bir şeyi öğreten bir insan konumunda kendini buldun?” sorusunu soruyor. Bu kurgusal veri alışverişi, sanatın değişkenliğinin görsel bir gösterimi – ki bu da Annie Hall’un en önemli temalarından biri. Alvy aslında olay akışına müdahil olmaya bayılıyor, alıntıdan anlaşıldığı üzere. Fakat olay akışı sayesinde gene fark ediyoruz ki her ne kadar hafızasında yer alan akışa hakim olabilse de, gerçek hayatı kontrol etme hususunda pek çaresiz. Filmin içerisinde, zamanda yolculuk yapıp 9 yaşına dönüp, yeni altmetinlerle yorumlar da yapabiliyor ama gerçek hayatta böyle çıkarlar elde edemiyor. Alvy’nin yorumları sık sık sanatı hayata tercih edişlerini de içeriyor- ki bu Woody Allen’ın da kendi hayattaki duruşu zaten.

Alvy sık sık çeşitli tekniklere başvurarak gerçeklikten sıyrılıp, onun ideal bir versiyonunu yaratarak Annie ve kendisi arasında geçenleri anlatıyor. Bu şakalı yorum bir yandan da bize, hayatında belli başlı durumlarda yapmış olduğu hatalardan ne denli pişman olduğunu anlatıyor. Bu aynı zamanda Alvy’nin iç dünyası ve sanatıyla, gerçek dünyada olduğundan çok daha rahat oluşunu anlatıyor. Başka sahneler de bu fikri destekler nitelikte: Alvy yeni şeyler denemek konusunda -uyuşturucu, gezi, ünlü bir müzik yapımcısının otel odasını ziyaret-  hayatı boyunca çekingen davranıyor. Fakat anlatırken filmi çift yönlü bir ifşa olarak sunmaktan da pek çekindiği söylenemez. Filmin ilerleyen dakikalarında, Alvy Annie’yle ilişkisinin gidişatında temel rol oynayan bir konuşmanın provasını bile alıyor, ayrıca sanatın gerçek hayata yeğeleneceği fikrini de şu sözlerle pekiştiriyor: “Sürekli olarak sanatta her şeyin mükemmel olması için uğraşıyorsunuz çünkü gerçek hayatta bu gerçekten de zor.”

Yoldan geçen bir karakter: “Asla senin yaptığın bir şey değildir. İnsanlar böyle işte. Aşk solan bir şey.”

annie hall plane-filmloverss

Yoldan geçen biri Alvy’nin şu sorusunu bu şekilde cevaplıyordu: “Bir noktada benden soğudu. Benim yaptığım bir şey yüzünden mi?”. Yoldan geçenin cevabıyla Alvy gerçekle yüzleşiyor ve bir ilişkinin sonunun gelmesinin doğal ve kaçınılmaz bir şey olduğunu anlıyor. Bu yorum bizim, insanların, başımıza gelenler konusunda çaresiz olduğumuzu beyan ediyor. Alvy’nin aslında Annie’nin ona karşı hislerinin zayıflamış olmasında pek de kabahati yok: Annie hayatının başka bir aşamasına adım atmış durumda ve bu aşamada da ona yer yok. İnsanlar böyleler. Aşk soğuyor. Bu fikir durumu, tam da mevzunun Annie için nerede ve ne zaman kızışmış olduğunu anlamaya çalışan Alvy için daha çekilir kılmıyor. Bir başka deyişle, kaybetmişken oyunu terk ettiği için daha kötü oluyor her şey, keza elinde suçlayabileceği bir kimse veya bir şey de yok. Yoldan geçenin yapmış olduğu tespit, Alvy’nin final monoloğuyla bütünleşiyor ve ilişkiler hakkındaki fikrini öğrenmiş oluyoruz.

Annie: “Alvy, biliyor musun, sen hayattan zevk alma yetisine bile değilsin. Yani aynen New York gibisin. Tam olarak insan halisin. Sırf kendisi için var olan bir adasın adeta.”

annie enjoy life-filmloverss

Los Angeles’ta yol kenarındaki bir kafede Annie, Alvy onu geri kazanmak amacıyla uçakla ayağına gidip evlenme teklifi edince hakkındaki bu tespitini paylaşıyor. Bu alıntıyla Annie’nin Alvy hakkında ne düşündüğünü ve pesimizmin onu Alvy’den uzaklaştırdığını anlıyoruz. Alvy hakkında kötü düşünceler beslemiyor ve arkadaşlığını sürdürmek istiyor. Bu konuşma esnasında Annie ilk defa neler düşündüğünü doğrudan Alvy’ye söyleyecek kadar güçlü ve kendinden emin ve onu New York’la mukayese ediyor. Bu alıntıyla beraber Alvy ve oturduğu yer arasındaki parallellik de negatif bir biçimde kuvvetleniyor. Film bu noktaya kadar New York’a bağlılık gösterse de, Annie kartları değiştirip belki de her şeye karşın New York’un cennet olmayabileceğini öne sürüyor. Bir yandan da kendisini Alvy’den farklılaştırıyor. Alvy pek çok açıdan onu kendi gölgesinde şekillendirmiş olsa da, bu alıntıyla Annie kendisini ondan ve New York’tan tamamen ayırıyor. O an itibariyle bir daha bir araya gelmeyecekleri ve ilişkilerinin tamamen bittiği netleşiyor.

Alvy: “Hani şu eski fıkra vardır ya. Adamın biri psikiyatra gider ve der ki “Doktor, kardeşim delirdi. Kendisinin bir tavuk olduğunu sanıyor”. Doktor da ona “Peki neden onu da getirmedin?” diye sorar. Bunun üzerine adam “Getirirdim ama yumurtaya ihtiyacım var.” der. Yani, sanıyorum ki, ilişkiler konusunda benzer şeyler hissediyorum. Tümüyle mantıksız, çılgın ve absürtler… Ama en nihayetinde sanıyorum ki yürütmeyi istiyoruz çünkü yumurtaya ihtiyacımız var.”

annie hall bookstore-filmloverss

Alvy kameraya dönüp en son monoloğunu söyleyerek, Annie’yle olan ayrılığına dair hislerini ve ilişkiler hakkındaki genel düşüncelerini bu şekilde özetliyor. Geri kalan doksan küsur dakika boyunca, Alvy psiko-seksüel bir romantik ilişkiler dramasında, işleri nasıl yürüteceğini bulma çabasındaydı. Bu son gözlemle Alvy elini açık oynuyor. Artık ortada bir sır kalmıyor. İlişkiler ne kadar absürd veya saçmasapan da olsalar onları sürdürme çabasına gireceğini kabul ederek pes ediyor. Bu tespit, filmdeki son replik, Annie’nin şarkısı “Seems Like Old Times”la beraber duyuluyor ve bir yandan Alvy’yi Annie’yle tesadüfen kaşılaşırken görüyoruz. Bu kısa sahnede Alvy kafasını yana çevirip eğerek, her zaman Annie’ye karşı duygular besleyeceğini ve ayrılığa dair pişmanlıklar beslediğini gösteriyor. Bu son yorumla gene anlıyoruz ki, Alvy’nin bu ayrılığı önlemek için yapabileceği bir şey de yoktu. Her ne olursa olsun, ilişkinin bitmesi kendisinin veya Annie’nin beslediği duyguları daha az  güçlü kılamaz da bir yandan. “Yumurtalar” anılarındalar, Annie’yle paylaşmış olduğu geçmişteler. Bu farkındalık ve filmin bizzat kendisi, başarısız olmuş ama ne daha güçsüz ne de daha değersiz sayılacak ilişkiler karşısında bir saygı duruşu.


Hazan Özturan

Hazan Özturan

231 yazı · Galatasaray Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca felsefe okudu. Şu sıralar toplumsal cinsiyet alanındaki yüksek lisansı gereği sinemanın doğduğu şehirde, Paris'te yaşıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →