· 1 dk okuma

A Monster Calls’dan Yeni Fragman

A Monster Calls’dan Yeni Fragman

J.A Bayona’nın yönetmen koltuğunda oturduğu genç bir çocuk ile dev bir yaratık arasındaki dostluğu konu alan A Monster Calls’un fragmanı yayınlandı.

Geçtiğimiz hafta vizyona giren ve Steven Spielberg’in imzasını taşıyan, genç bir kız ile bir devin hikayesini anlatan The BFG’nin ardından yine bir yaratık ve çocuğun dostluğuna dair hikayeye sahip A Monster Calls izleyiciyle buluşacak. Büyüme çağındaki bir çocuğun annesinin ölümcül hastalığıyla başa çıkmak için dev boyutlardaki ağaç canavarından yardım almasını ve aralarında gelişecek dostluğu anlatan film Patrick Ness’in aynı adlı fantastik romanından uyarlandı.

A Monster Calls Bir Büyüme Hikayesi!

amonstercallsbook-filmloverss

Uyarlandığı kitaptaki illüstrasyonlardan yola çıkarak alışılagelmiş pek çok çocuk filminin klasik dünyasından daha fazlasını sunacak gibi gözüken filmin fragmanı da bunu netleştirir nitelikte. Çocuklara sunulan naif hikayelerin dışına çıkan yapımların arasında yer alacak gibi duran ve klasik anlatılardan daha karanlık bir yapıya sahip gözüken film pek çok severek izlediğimiz yapımlara karakteristik özelliğini veren çocuk, hayalgücü, dostluğu keşfetmek temalarının üzerine büyüme sürecini ve hayal gücünün bu dönemdeki dönüşümünü ekliyor. Yönetmene göre de film büyümenin zorluğla ilgili. Daha önce The Orphanage ve The Impossible gibi projelere imza atmış, A Monster Calls‘ın yönetmen koltuğuna oturan J.A Bayona filmi ‘Bütün insanlar hayatlarının bazı noktalarında çocuk gibi yardıma muhtaç hissettikleri büyük sorunlarla yüzleşiyor. Bir hikayeyi yakında bir adama dönüşecek genç bir çocuğun gözünden anlamak çok ilginç. Günlük yaşam insanlar için masallardaki gibi işlemiyor ve her çocuk bunu büyürken öğrenmeli.’ sözleriyle açıklıyor. Canavarı Liam Neeson‘ın canlandırdığı filmde Sigourney Weaver, Toby Kebbell, Felicity Jones, Lewis McDougall gibi isimler de var.

A Monster Calls’dan Yeni Fragman

 


Dila Senem Haznedar

Dila Senem Haznedar

28 yazı · Dila Senem Haznedar Sinemanın karanlık salonunda düşlerini şekillendirecek ilk hayranlığı şuan bile yarattığı duyguyu derinden hatırladığı The Mask of Zorro'yu izlemesiyle başladı.Hala dönmek istediği çocukluğunun ütopik, hayat dolu zamanları aynı 'Z' harfinde gizli. Bağının güçlenmesini ise 16 yaşlarında bir dvd dükkanında siyah beyaz filmlerin bulunduğu raftan tamamen şans eseri bulup hayran olduğu Bergman filmine rastlamasına borçlu. Lisede geçirdiği zor zamanların en büyük avuntusu yeni yönetmenler keşfedip harçlıklarını arttırarak edindiği film arşivi oldu. O zamandan beri sinema, iç dünyasını da gittikçe genişleterek insana ve hayata dair bitmez anlam arayışındaki güzel hissiyatların yansıması olan yegane alan. Hala günlük dilde kaybolduğunu hissettiği anlarda duyguyu ön planda tutan sinema dilinde gizli olduğuna inandığı 'daha güzel bir dünya' umuduyla hayata direnmeye çalışıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →