· 7 dk okuma

A Beautiful Mind’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

A Beautiful Mind’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

23 Mayıs 2015 tarihinde, araba kazası sonucu karısı Alicia ile birlikte hayata gözlerini yuman John Nash, henüz genç yaşta altına imzasını attığı çalışmalar ile matematik dünyasının önemli isimlerinden biri oldu. Hayatının önemli bir bölümünde şizofreni ile boğuşan Nash, yoğun çalışmalarının sonucunu 1994 yılında kendisine takdim edilen Nobel Ekonomi Ödülü ile almıştı.

2001 yılında ise ünlü matematikçi John Nash’in hayatını beyazperdede izleme şansına eriştik. Ron Howard’ın yönetmenliğini üstlendiği, başrollerinde Russell Crowe ve Jennifer Connelly’nin yer aldığı A Beautiful Mind, En İyi Film dâhil toplamda 4 Oscar birden kazanmayı başarmıştı. Biz de bu listemizde, John Nash’in hikâyesi ile paralellikler taşıyan, önlerindeki zorlu engelleri aşmak adına belli yolculuklara çıkan dehaların konu alındığı filmleri ya da psikolojik etmenleri odağına alarak bunu bir gerilim unsuru olarak kullanan yapımları, yani kısacası “A Beautiful Mind’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film”i derledik.

Hazırlayanlar: Emre Serbes, Melike Ölker

A Beautiful Mind’ı Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film

Rain Man (1988)

rain-man-gorsel-filmloverss

Diner (1982), Good Morning Vietnam (1987), Wag the Dog (1997), Avalon (1990) ve Bugsy (1991) gibi başarılı filmlere imza atan sinemacı Barry Levinson’ın yönettiği, senaryosunu ise Ronald Bass ile Barry Morrow’un üstlendiği 1988 yapımı Rain Man; Los Angeles’ta yaşayan, bencil ve maddiyata düşkün şehirli bir genç olan Charlie’nin uzun yıllardır görüşmediği babasının öldüğünü ve kendisine miras bıraktığını öğrenmesiyle gelişen olayları konu alır. Mirasın neredeyse tamamını varlığından bile haberdar olmadığı kardeşi Raymond’a bırakan babası Charlie’ye sadece 1949 model bir araba bırakmıştır. Mirastan vazgeçmeye niyeti olmayan Charlie, bakıma muhtaç otistik ama bir dahi olan kardeşi Raymond’ı kaldığı klinikten kaçırarak bir seyahate çıkarır ve kardeşinin insanüstü yeteneklerini kendi lehine kullanmaya çalışır. Tom Cruise ve Dustin Hoffman’ın başrollerinde yer aldığı Rain Man, En İyi Film dalında kazandığı Oscar Ödülünün yanı sıra Dustin Hoffman’a En İyi Erkek Oyuncu, Barry Levinson’a En İyi Yönetmen ve Ronald Bass ile Barry Morrow’a da En İyi Özgün Senaryo Oscarı’nı getirmiştir.

Awakenings (1990)

awakenings-gorsel-filmloverss

Başrollerinde Robert De Niro ve 2014 yılında kaybettiğimiz usta oyuncu Robin Williams’ın yer aldığı Awakenings, yaşam tecrübelerini kaleme aldığı kitaplarıyla tanınan İngiliz nörolog Oliver Sacks’ın 1973 yılında yayımlanan aynı isimli kitabından beyazperdeye uyarlanmış ve yönetmenliğini Penny Marshall üstlenmiştir. En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar kazanan film, Malcolm Sayer’in koma denilen bir hastalıkla cebelleşen bir nevi bitkisel hayatta olan hastaların olduğu bir hastanede işe başlamasıyla gelişen olayları konu alır. Sayer, bir süre sonra hastaları hayat döndürmek için çabalar, yararı olacağını düşündüğü ancak çok pahalı ve tehlikeli bir ilacı hastalar üzerinde kullanmak ister. Yalnızca Leonard Lowe üzerinde kullanmak için izin alabildiği bu ilaç Leonard’ı ayağa kaldırmayı başarır ve hasta ile Malcolm arasında bir dostluğun temelleri atılır. 1990 yapımı bu başarılı drama aynı zamanda De Niro’ya da En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı getirmiştir.

Clean, Shaven (1993)

clean-shaven-gorsel-filmloverss

Pek çok televizyon dizilerinin yönetmenliğini üstlenen ve yalnızca dört uzun metrajlı filme imza atmasına rağmen izleyicileri üzerinde derin etkiler bırakan yönetmen Lodge Kerrigan’ın ilk uzun metrajı 1993 yapımı Clean, Shaven da pek çok prestijli festivalde dikkat çekici yapımlardan biri olarak yer aldı. Şizofrenik bir adam olan Peter Winter’ın kızını çaresizce evlatlık verilen annesinden geri almaya çalışmasını konu ediniyor. Soyut imgeler ve seslerle açılan film, başrolünde yer alan Peter Greene’in oyunculuğuyla da öne çıkan yapım olarak karşımıza çıkıyor.

Yönetmenin, Clean, Shaven’dan 11 yıl sonra çektiği üçüncü uzun metrajı olan 2004 yapımı filmi Keane de bu liste içerisinde önerebileceğimiz bir diğer filmi. 30’larının başındaki bir adamın New York’ta bir otobüs terminalinde kaybolan kızını bulma çabalarını, bunun yanında ise ciddi boyuta ulaşan şizofrenisiyle mücadelesini konu edinen Keane, seyircinin gördüğü hiçbir şeyden emin olamamasına neden oluyor. İlk filminden daha karanlık atmosfer çizen Kerrigan’ın bu filminin oyuncu kadrosunda Damian Lewis ve Abigail Breslin yer alıyor.

Shine (1996)

shine-1996-gorsel-filmloverss

Avustralyalı piyanist David Helfgott’un gerçek hikâyesinden sinemaya uyarlanan, yönetmen koltuğunda Scott Hicks’in oturduğu Shine, daha küçüklüğünde “harika çocuk” olarak lanse edilen, babasının baskıları ve ailesinin önemli bir kısmını 2. Dünya Savaşı toplama kamplarında kaybetmenin anıları ile büyüyen Helfgott’un, geçirdiği şizoaffektif bozukluk krizleri sonrası baştan başlamaya çalıştığı müzik kariyerine ve sanatçının geri dönüşüne odaklanıyor. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu dâhil toplamda 7 dalda Oscar’a aday olan Shine, David Helfgott’u canlandıran ünlü İngiliz oyuncu Geoffrey Rush’a En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazandırmıştı. David Hirschfelder’in müzikleri belki Oscar kazanamadı ama film, onun müzikleri ile hâlâ akıllarda yer tutuyor.

Good Will Hunting (1997)

good-will-hunting-1997-gorsel-filmloverss

Gus Van Sant’ın 1997’de çektiği, senaryosunu Matt Damon ve Ben Affleck’in kaleme aldığı Good Will Hunting’in hikayesi, çocukluk arkadaşlarıyla birlikte yaşayan ve M.I.T’de hademe olarak görev yapan Will Hunting (Matt Damon)’in etrafında dönüyor. Kendi kendini yok etmenin eşiğinden dönen arkadaşlarını hayata döndürmeye çalışan dört kişinin mücadelesinin ardındaki basit ama hayati gerçekler ilk bakışta her ne kadar tanıdık gelse de, Will’in yaşadığı problemlerin, matematik profesörü Sean McGuire (Robin Williams)’in geçmişine ayna tutması sımsıcak bir dostluğun yansımasına dönüşüveriyor bir anda. Nitekim Good Will Hunting’in ince ince işlediği mizahın yanı sıra yoğunluğundan bir şey kaybetmemesi de iki genç yetenek Damon ve Affleck’in En İyi Senaryo Oscar’ını kucaklamasını açıklıyor.

Pi (1998)

pi-aronofsky-filmloverss

Darren Arronofsky’nin ilk uzun metrajlı yapımı Pi, $60.000’lık bütçesi ve izleyeni düşünmeye iten yapısıyla kemiksiz bir bağımsız film. Aronofsky’nin yakınlarından topladığı paralarla tam bir gerilla usulü çektiği film, olağan dışı tarzı ve felsefi derinliği ile ünlü sinemacının ilerleyen yıllarda yapacağı büyük çıkışın sinyallerini vermiş, prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde Aronofsky’ye En İyi Yönetmen ödülünü kazandırmıştı.

Ana karakterimiz Max Cohen genç bir matematik dehası. Uzun yıllar boyunca yaptığı çalışmalar sonucunda tabiatın sayısal bir kodlama sistemine sahip olduğunu keşfetmiştir. Kodu çözdüğünde her şeyin bilgisine ulaşacağına inanmış ve bunu bir saplantı haline dönüştürmüştür. Bu yorucu arayış, delilikle dahilik arasında gidip gelmesine sebep olmuş, onu münzevi bir hayata sürüklemiştir. Max, halüsinasyonlar görmeye başlar, paranoyaklaşır ve sonuca yaklaştığını hissettiğinden kendisinin seçilmiş kişi olduğu düşünür.

The Machinist (2004)

the-machinist-christian-bale-filmloverss

Yönetmenliğini Brad Anderson’ın, senaristliğini ise Scott Kosar’ın üstlendiği 2004 yapımı psikolojik gerilim filmi The Machinist, bir yıldır hiç uyumayan, sürekli kilo kaybeden ve bir fabrikada işçi olarak çalışan Trevor Reznik’in yaşadığı garip olayları konu alır. Uykusuzluğunun neden olduğu unutkanlığı ve konsantre kaybıyla kendisine notlar bırakan Trevor’a bu tekinsizliğinden ötürü hiçbir iş arkadaşı güven duymaz. İçinde bulunduğu bu ruhsal ve fiziksel çöküntüler Trevor’ı zamanla gerçeklikten kopartarak paranoyaya sürüklemeye başlar. Christian Bale’in ustalıkla canlandırdığı karakteri Trevor, yalnızlığının ve kendisini yaşadığı toplumdan izole etmesinin neden olduğu boşlukları dolduramayarak anlamlandıramadığı olaylara tanık olur.

Changeling (2008)

changeling-angelina-jolie-filmloverss

Başrolünde başarılı oyuncu Angelina Jolie’nin yer aldığı ve üç dalda Akademi Ödülüne aday gösterilen 2008 yapımı film Changeling, kısmen 1928’de Los Angeles’ta yaşanan ve Wineville Chicken Coop adıyla bilinen kaçırma ve cinayet vakalarından uyarlanmıştır. Kaybolan oğluna yeniden kavuşan Christine Collins adlı bir annenin aniden bu çocuğun kendi kayıp oğlu olmadığını fark etmesiyle gelişen olayları konu alan filmin yönetmenliğini usta sinemacı Clint Eastwood üstlenirken, senaryoyu J. Michael Straczynski kaleme almıştır. Christine, polislere ve şehir yetkililerine bu durumu anlatmaya çalıştığında ise beklemediği tepkilerle karşılanır; hayaller gören ve yetersiz bir anne olmakla suçlanır, hakkında karalama kampanyaları başlatılır.

Shutter Island (2010)

Efsanevi yönetmen Martin Scorsese ile The Revenant filmindeki rolü ile geçtiğimiz günlerde En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazanan Leonardo DiCaprio’yu tekrar bir araya getiren 2010 yapımı Shutter Island, ünlü polisiye yazarı Dennis Lehane’in aynı isimli eserinden güç alarak izleyiciyi şaşırtmayı başaran bir yapım. Mark Ruffalo, Ben Kingsley ve Michelle Williams gibi isimlerin yer aldığı başarılı oyuncu kadrosuyla Shutter Island, bir polis şefinin suçluların yattığı bir akıl hastanesinden kaçan bir katilin olayını araştırmak için hastaneye gelmesini konu alır. Film hikâyesi boyunca seyirciyi diken üstünde tutuyor ve ters köşe yapan finaliyle de seyirciyi şaşırtmayı başarıyor.

Pawn Sacrifice (2014)

The Last Samurai, Blood Diamond ve Love & Other Drugs gibi filmlerin yönetmenlik koltuğunda oturan Edward Zwick’in yönettiği, Tobey Maguire, Liev Schreiber, Peter Sarsgaard ve Michael Stuhlbarg’ın başrollerinde yer aldığı Pawn Sacrifice, satranç tarihinin en önemli oyuncularından Bobby Fischer’ın hayatını odağına alıyor. Daha küçüklüğünden bir deha olduğu belli olan Fischer’ın büyüme çağını ve zirveye doğru çıktığı merdivenlerin ilk basamaklarını hızlı montajlarla gördükten sonra usta satranç oyuncusunun, en büyük rakibinin kendi zihni olduğu yıllara derin bir bakış atıyoruz Pawn Sacrifice’ta. Soğuk Savaş’ın artık o kadar da soğuk olmadığı, bu savaşın uluslararası yarışmalara da sıçradığı bir dönemde, tarihin en büyük satranç mücadelesi olarak gösterilen Bobby Fischer – Boris Spassky karşılaşması, bu titrinden bile daha büyük bir şeyin parçasıdır aslında.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →