· 7 dk okuma

90’lardan Günümüze Ana Karakterlerden Rol Çalan 12 Disney Yan Karakteri

90’lardan Günümüze Ana Karakterlerden Rol Çalan 12 Disney Yan Karakteri

Animasyon film denildiğinde akla gelen ilk şirketlerden biri olan Disney, 1937 yılından itibaren toplam 56 animasyon filminin yapımcılığını yaptı. Snow White and the Seven Dwarfs’tan (1937) Moana’ya (2016) kadar uzanan bu liste, yıllar geçtikçe daha da büyüyecektir şüphesiz. Sarsıntılı dönemlerden geçmiş olsa da özellikle Pixar’ın 1995 yılından itibaren kattıkları ile Disney hala animasyon sektörünün lideri. Her biri duygu yüklü ve bir o kadar da komik olan bu animasyon filmleri, hem verdikleri mesajlar hem de çoğunlukla her yaşa hitap edebilmeleri ile izleyicilerin beğenisini kazanmayı başarmıştı. Bu başarının ardındaki en büyük sebeplerden birisi ise kesinlikle harika yazılan karakterleri. Elbette sadece ana karakterlerden bahsetmiyoruz, yan karakterler de en az onlar kadar başarılı hatta bu listede görecekleriniz gibi bazen ana karakterlerin önüne geçmeyi başarıyorlar. İşte karşınızda 90’lardan günümüze ana karakterlerden rol çalan 12 Disney yan karakteri!

90’lardan Günümüze Ana Karakterlerden Rol Çalan 12 Disney Yan Karakteri

Lumiere ve Cogsworth – Beauty and the Beast (1991)

lumiere-cogsworth-filmloverss

Yakın zamanda tekrardan karşımıza çıkmaya hazırlanan Beauty and the Beast, dış görünüşün önemsizliği ve sevginin gücü üzerine klasik bir Disney animasyonuydu. Aynı zamanda ötekileştirme gibi konulara değinen filmin en ilgi çekici ikilisi tartışması Lumiere ve Cogsworth idi. Birbirine zıt iki karakter olan bu şamdan ve saat, birbirlerini dengeleyerek hizmetinde oldukları prensin en büyük iki destekçisi olmuşlardı. Jerry Orbach tarafından seslendirilen Lumiere tamamıyla eğlence odaklı hareket ederken, David Ogden Stiers tarafından seslendirilen Cogsworth, ikilinin ayakları yere basanı olma yükünü üstleniyordu. Böylece filmin komedi yükünü sırtlanan ikili, sarayın olduğu gibi filmin de vazgeçilmezi oluyorlardı.

Timon ve Pumbaa – The Lion King (1994)

timon-pumbaa-lion-king

The Lion King, tartışmalı ve yerine getirdiği temsillerle rahatsız eden kötü adamı Scar, barındırdığı draması, babası sebebiyle bir çocuk üzerinde oluşabilecek baskı ve elbette Simba ile Mufasa arasındaki baba-oğul ilişkisi üzerine etkileyici bir animasyondu. Filmin bir bölümünde karşımıza çıkan ve ‘hakuna matata’ sözleri ile gönülleri fetheden aynı zamanda filmin aşırı hüzünlü havasını dağıtma görevini üstlenen Timon ve Pumbaa, filmin birçok önemli karakterinin önüne geçmeyi başarmışlardı. Çok yakın iki arkadaş olan bu ikili, bu filmin ardından gördükleri sevgi sayesinde devam filmlerinde daha ön plana çıkmış hatta kendi dizilerine sahip olmuşlardı. Rahat yaşama dayalı hayat felsefeleri ile bu ikili, izleyicinin sevgisini kazanmayı başarıyordu.

Rex – Toy Story (1995)

rex-toy-story-filmloverss

Pixar’ın ilk animasyon filmi olmasının yanı sıra bilgisayar üzerinden yapılan ilk animasyon olup sevgi ihtiyacı üzerine harika bir film olan Toy Story serisi, oldukça ilginç karakterlere sahip. Wallace Shawn tarafından seslendirilen ve başroller Woody ve Buzz’dan bol bol rol çalıp, filmin komedi yükünü çeken Rex, bu karakterlerden en dikkat çekici olanıydı. Dinozor denince ilk akla gelen canlılardan biri olan Tyrannosaurus Rex’in oyuncağı olan bu yeşil dinozor; kısa kolları, akıllara gelen cesur ve yırtıcı dinozor temsilinin tam tersine sahip olması ve şapşallığı ile film bittikten sonra bile akıllarda yer edinmeyi başarıyordu.

Pain ve Panic – Hercules (1997)

hercules-filmloverss

Yunan mitolojisinin efsanesi Hercules’in hikayesinden esinlenen film, Hades’in harika bir kötü karakter olması ve barındırdığı temsiller ile esinlendiği mitolojiye sadık sayılabilecek bir filmdi. Filmin dikkat çeken isimleri ise Hades’in kaba tabirle ‘yancısı’ olarak nitelendirebileceğimiz Pain ve Panic idi. Hades’ten korktukları için onunla birlikte çalışan bu ikili, filmin komedi yükünü sırtlıyorlardı. Kendilerini yenileyebilen ve şekil değiştirebilen bu ikili, filmin zavallıları konumundalardı. Bobcat Goldthwait ve Matt Frewer tarafından seslendirilen ve korkaklıklarıyla nam salan iki küçük şeytan Disney’in hayatımıza soktuğu bir diğer ikili.

Yao, Chien-Po ve Ling – Mulan (1998)

mulan-filmloverss

Disney’in en sağlam kadın temsillerinden birine sahip olan Mulan, Hunların Çin’i işgali sonrası babasının askere gitmemesi için erkek kılığına girip orduya katılan Mulan’ı konu alıyordu. Bu ciddi konusuna rağmen mizahı oldukça yerinde olan bir başka Disney filmi olan Mulan’ın en eğlenceli karakterleri ise ayrılmayan üçlü Yao, Chien-Po ve Ling’di. Harvey Fierstein’in hayat verdiği Yao’nun genel olarak sinirli halleri, Gedde Watanabe’nin seslendirdiği Ling’in komik tavırları ve Jerry Tondo’nun seslendirdiği Chien Po’nun şefkati ile bu üçlü, izleyicinin kalbini çalmayı başarıyor ve filmin ilerleyen anlarında Mulan’ın en büyük destekçileri oluyorlardı.

George Sanderson – Monsters Inc. (2001)

monsters-inc-filmlovers

Pixar’ın en sevilen filmlerinden biri olan Monsters Inc.; ilginç konusu, başroller Sully ile Mike’ın uyumu ve tabii ki filmdeki her canavardan daha ‘’canavar’’ olan küçük kız Boo ile yatağımızın ve dolabımızın altındaki canavarlar üzerine harika bir animasyondu. Bu film de diğer Pixar filmlerinde olduğu gibi filmden sonra en az başroller kadar hatırlanan yan karakterler sahipti. Samuel Lord Black tarafından seslendirilen George Sanderson, izleyenlerin kısa bir hatırlatma ile anında hatırlayabileceği bir karakter. Çocukları korkutmak için her kapıdan girişinde kuralların aksine bir insan ile temasa geçen ve bu yüzden aktifleşen ‘’Kod 2319’’ kuralı sebebiyle birkaç defa bütün kürkü traş edilen George, filmin en eğlenceli karakterlerindendi.

Bruce – Finding Nemo (2003)

finding-nemo-bruce-filmloverss

Geçtiğimiz günlerde bir devam filmiyle karşımıza çıksa da Finding Nemo’nun yeri izleyicilerde bir başkadır. Bir babanın geçmişinden kalan tek parçası olan oğlunun peşinde çıktığı yolcuğu konu alıyordu Finding Nemo. Bu uzun yolculuk boyunca birbirinden garip tiplemeler ile karşılaşan kahramanlarımızın karşılarına çıkan en farklı karakter ise köpek balığı Bruce’du. Barry Humphries tarafından seslendirilen bu vejetaryen köpek balığı, diğer köpek balığı arkadaşları ile balık yememek için ettiği yemin ve sert görünüşünün ardındaki naifliğinin yanı sıra kan kokusu aldıktan sonra kendini kaybetmesi ile filmin hem en komik hem de en korkutucu anlarından ikisinin başrolünde yer alıyordu. Vejetaryen köpek balığı Bruce filmde gözüktüğü kısa süre içerisinde filmin en dikkat çekici karakterlerinden biri olmayı başarıyordu.

Edna ‘’E’’ Mode – The Incredibles (2004)

edna-mode-incredibles-filmloverss

Brad Bird’ün hem yazıp hem de yönettiği The Incredibles, ‘’Süper kahramanlar bizden biri olsaydı ne olurdu?’’ sorusuna verdiği mizahi cevabın yanı sıra ailenin önemi ve takıntılı olmak üzerine oldukça başarılı bir Pixar filmiydi. Yine kendi içinde başarılı yan karakterlere sahip olan bir diğer film olan The Incredibles’ın öne çıkan yan karakterlerinden biri şüphesiz Edna ‘’E’’ Mode’du. Lakabıyla James Bond filmlerinin vazgeçilmez karakteri Q’ya bir gönderme olan Edna, kendisini dünyanın en iyi modacısı olarak gören ve süper kahramanların işlerini yapabildiği dönemde onlara kostümlerini hazırlayan bir modacı. Yarı Alman yarı Japon olan Edna, filmde yer aldığı kısa sürede filmin yönetmeni Brad Bird’ün muazzam seslendirmesi ve günümüz modacılarının komik bir parodisi olmasıyla filmdeki her sahnesini merakla bekletiyordu.

Dug – Up (2009)

dug-up-filmloverss

Özellikle açılış sahnesindeki dramayla izleyicilerin zihnine kazınan ve hayallerin peşine düşmenin önemi üzerine harika bir Pixar animasyonu olan Up, kendine büyük bir hayran kitlesi edinmişti. Huysuz ihtiyar Carl Fredericksen ve küçük izci Russell’ın komik ve bir o kadar sevgi dolu ilişkilerini izlediğimiz filmin sayılı karakterleri arasında en dikkat çeken yan karakter şüphesiz Charles F. Mantz’ın köpeği Dug’dı. Bob Paterson tarafından seslendirilen ve boynundaki tasma sayesinde İngilizce konuşabilen bu köpek, hem Carl’a yapışıp kalması hem de karakterlerimize yardım etmesi ile onlardan rol çalmayı başarmıştı.

Maximus – Tangled (2010)

tangled-maximus-filmloverss

Meşhur Rapunzel hikayesinin farklı bir yorumu olan ve bütçesi ile dikkatleri çeken Tangled, oldukça eğlenceli bir animasyondu. Her ne kadar filmin baş karakterleri Flynn ve Rapunzel olsa da Flynn’in atı Maximus, gözüktüğü her sahnede sahnenin en dikkat çekici karakteri olmayı başarıyordu. Bu konuşamayan at, zaten yakalama amacıyla hareket ettiği Flynn ile arkadaş olarak daha en baştan komik bir hikayenin temellerine sahipti. Kimi dergiler tarafından sinema tarihindeki en iyi at seçilen ve Frank Welker tarafından seslendirilen Maximus, bu payeyi hak edecek niteliklere sahip.

Eeyore – Winnie The Pooh (2011)

"WINNIE THE POOH" Film Frame Eeyore ©Disney Enterprises, Inc. All rights reserved.

A.A. Milne’in zihninden çıkan ve Christopher Robin isimli bir çocuğun arkadaşlarından oluşan Winnie the Pooh’nun baş karakteri hikayeye ismini veren Winnie the Pooh elbette. Felsefik sözleri ile gönülleri fetheden, bizlere arkadaşlığın önemini öğreten tatlı ayı Pooh, en az kendisi kadar dikkat çekici birçok arkadaşa sahip. Her birinin farklı bir duyguyu temsil ettiği bu arkadaş grubu, huysuzluktan korkaklığa geniş bir skalaya sahip. Pooh’nun çıktığı her sahnede sıyrılan karakteri ise Eeyore. Muhtemelen görüp görebileceğiniz en depresif varlık olan Eeyore, Winnie the Pooh ve arkadaşlarına oluşturduğu kontrast ile dikkat çekerken bu kadar depresif ve pesimist olmasına rağmen kendine büyük bir hayran kitlesi elde etmeyi başarmıştır. Son olarak Bud Luckey tarafından seslendirilen, ayrılabilen kuyruğu ve iğneleyici diyalogları ile Eeyore, harika bir karakter.

Bing Bong – Inside Out (2015)

bingbong-inside-out-filmloverss

2015 yılının hit filmlerinden Inside Out, ergenlik çağındaki bir kızın duygusal yapısı ve bazen üzülmenin de gerekliliği üzerine verdiği mesajlarla ilgi çekiyordu. Yavaş yavaş geride bırakılan çocukluk evresinin temsilcisi olarak Riley’nin zihninde geçmişini arayan hayali arkadaş Bing Bong, izleyenlerin zihinlerini tazelemeyi başarmıştı. Ekranda yer aldığı süre boyunca filmin lokomotifi olan Bing Bong, hem yaşattığı nostalji hissi hem de başına gelenler ile izleyicide derin bir iz bırakıyordu. Riley’nin iyiliği için yaptıklarıyla unutulan bir kahraman olarak akıllara kazınıyordu Bing Bong.


Naci Köse

Naci Köse

167 yazı · 1997 yılı sonbaharında İstanbul’da doğdu. Çocukluğunda en büyük eğlenceleri oyuncaklarıyla açığa çıkan hayal gücü ve annesiyle beraber izlediği animasyon filmleriydi. Sinemaya ilk gittiğinde 6 yaşındaydı. Harry Potter'ın büyülü dünyası ile birlikte sinemaya gitmek en büyük zevklerinden biri oldu. İzleyici olmayı her zaman sinema üzerine çalışmaya tercih etmiştir. Müzik dinlemek, kitap okumak ve düşüncelere dalmak diğer yapmaktan hoşlandığı şeyler. Düşünür, bakar ve dinler. Şu anda Sabancı Üniversitesinde ekonomi bölümü okumakla meşgul. Hem sinema aşkını hem de derslerini bir arada götürmeye çalışıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →