· 5 dk okuma

9 Maddede Yılın Merakla Beklenen Filmi: The Lobster

9 Maddede Yılın Merakla Beklenen Filmi: The Lobster

Yorgos Lanthimos, Dogtooh (2009) ve Alps (2011)’in ardından bu kez 2015’in merakla beklenen filmlerinden The Lobster ile sinemaseverlerle buluşuyor. İlk gösterimini yaptığı Cannes Film Festivali’nde izleyenleri şaşkına çeviren ve 14. Filmekimi’nin bu yıl en çok izlenen filmlerinden biri olan The Lobster; bekar olmanın yasa dışı olduğu distopik bir geleceği, orijinal senaryosu ve büyüleyici görselliğiyle beyazperdeye yansıtıyor. Kubrick-vari bir yapım olarak değerlendirebileceğimiz The Lobster’ın bütününe ve özellikle sinematografisine oldukça değişik bir tarz hakim. Kubrick filmlerine benzer şekilde, olaylar çok garip bir dünyada geçmesine rağmen The Lobster yine çok doğal, yine çok gerçekçi bir yolda ilerliyor. Kimi zaman rahatsız edici, kimi zaman ise komik bir atmosfere bürünen filme Colin Farrell, Rachel Weisz, Ben Whishaw, Léa Seydoux ve John C. Reilly‘nin de performansları eklenenince, The Lobster bambaşka bir pencereden bakıyor hayatımıza.

Filmde karısı tarafından terk edilen David, kendisi gibi bekar insanların eş bulmak üzere yerleştiği bir otelde kalmaya başlar. Ruh eşini bulması için 45 günü vardır ve eğer bunu başaramazsa seçeceği bir hayvana dönüştürülecektir. Otelin absürt kuralları, aynı kaderi paylaştığı insanların kara mizah dolu halleri ve ceza olarak sürüleceği ormandaki asilerin korkusu bir araya gelince çaresiz kalan David, düzene ayak direyerek yılın en özgün filmine imza atacak hikayesini baştan yazmaya karar verir.

Filmin eleştirisini okumak için tıklayınız…

The Lobster Yorgos Lanthimos’un İlk İngilizce Filmi

Yılın merakla beklenen filmlerinden The Lobster, ikinci uzun metrajı Dogtooth / Kynodontas ile En İyi Yabancı Film kategorisinde Oscar’a aday gösterilen ve Cannes Film Festivali’nden Un Certain Regard Ödülü ile dönen Yorgos Lanthimos’un İngilizce çektiği ilk film. Aslına bakılırsa Lanthimos’un The Lobster’dan önce bir İngilizce çalışması daha var; o da Necktie isimli kısa filmi.

Senaryo, Lanthimos ile Ödüllü Senarist Efthimis Filippou’ya Ait

the-lobster-1-filmloverss

Lanthimos’un üçüncü filmi Alps, Venedik Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü olmak üzere birçok uluslararası ödüle layık görülmüştü. The Lobster, Yorgos Lanthimos ve uzun süredir beraber çalıştığı ödüllü senarist Efthimis Filippou tarafından yazıldı.

The Lobster 7 Adaylık ile BIFA’nın Gözdesi

the-lobster-farrell-filmloverss

Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan ve gösterildiği festivallerde izleyenleri oldukça etkileyen The Lobster, İngiliz Bağımsız Film Ödülleri (BIFA)’nde de En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere toplam 7 dalda aday gösterildi.

Çekimlerde Doğal Işık Kullanılıyor

the-lobster-2-filmloverss

The Lobster’ın yapım sürecinin neredeyse tamamı doğal ışık kullanılarak ve oyunculara makyaj yapılmadan gerçekleştiriliyor. Bu doğrultuda ışık yalnızca gece çekimleri sırasında kullanılıyor.

Çekimlerin Tamamı İrlanda’da Gerçekleştiriliyor

the-lobster-3-filmloverss

The Lobster’ın çekimlerinin tamamı İrlanda’da yapılıyor. Pek çok sahnenin çekiminde İrlanda’nın Kerry eyalatinde bulunan Sneem kasabasındaki Parknasilla Hotel kullanılıyor. Filmin şehir sahneleri ise Dublin’de çekiliyor.

Başrol için En Başta Jason Clarke Düşünülüyor

the-lobster-4-filmloverss

The Lobster prodüksiyon sürecine başlarken, başrolde yer alması için en başta Jason Clarke ile anlaşılmıştı; ancak Clarke yoğun çalışma takviminden dolayı projeden ayrılmak zorunda kaldı.

The Lobster Bir Karakterin Gözünden Anlatılıyor

the-lobster-5-filmloverss

The Lobster’ı başrolde yer alan Colin Farrell’ın hayat verdiği, gizemli bir kişiliğe sahip olan David karakteri üzerinden izleme şansına erişiyoruz. Filmin yapımcılarından Ceci Dempsey’in David karakteri hakkında “David’den gözümüzü ayırmıyoruz çünkü bu onun hikayesi. Bilinmezleri olan bir karakter; ama bir taraftan da sırf bu özelliği yüzünden aslında herkes gibi biri.” şeklinde yaptığı açıklamalar da bunu doğruluyor diyebiliriz. Farrell ise The Lobster ile yaşadığı deneyimi tüm içtenliğiyle şu sözlerle dile getiriyor: “Daha önce canlandırdığım bir karakterin geçmişi hakkında hiç bu kadar az fikrim olmamıştı. Ve bu bir şikayet değil. Yorgos ile ilk konuşmaya başladığım andan itibaren karakterin geçmişini hiç önemsemediğini anladım ve bu çok hoşuma gitti. Anlatılan dünya kendi için zaten çok bütünlüklü ve bizim bildiğimiz hiçbir sosyal yapıyla alakası yok. Tabii ki tanıdık yanları var ama film konuya o kadar başka bir yerden bakıyor ki en azından benim 37 yıllık hayatımda gördüğüm hiçbir ortamla arasında paralellik kuramazsınız. Hikayeye çok keyifli bir belirsizlik hakim.” Hazır David karakterini mercek altına almış iken, Farrell’ın kendi gözünden David’i daha yakından tanıyalım: “İlk sahnede görüyoruz ki David karısı tarafından terkedilmiş. Dolayısıyla çok ağır bir yalnızlık hissediyor. Filmde bizi üç ayrı dünyaya birden götüren tek karakter. İlk önce şehir daha sonra otel, sonrasında orman ve son olarak yine şehre dönüyor.”

Lanthimos Çekimlerde Sıra Dışı Yöntemler Kullanıyor

the-lobster-6-filmloverss

Filmin prodüksiyon süreci pek çok filmin aksine oldukça sıra dışı geçiyor. Bu noktada yönetmen koltuğunda oturan Yorgos Lanthimos’un katkısı büyük elbette ki; keza Dogtooth filmi de bu düşünceye sahip olmak için yeterli bir sebep. Öyle ki, ekip uzun uzun prova yapamıyor, dahası oyuncular sahneler öncesinde sadece bir kez prova yapıyor ve bazen o prova çekimi yeterli oluyor. Bu durum oyuncular için bir engel olmaktan çok, daha maceracı bir çalışma şeklinin de yolunu açıyor bir bakıma. Nitekim, provada oyunculara herhangi bir şey dikte edilmediği için spontane performanslar ortaya çıkıyor ve bunlar filmin enerjisine normalde bulamayacağınız miktarda katkıda bulunuyor. Lanthimos senaryoda yazanlara önem verse de setteki bu tavrı ile sıra dışı yönetmenin doğaçlama yapmayı ne kadar çok sevdiğini bir kez daha görüyoruz. Bu durumu en iyi özetleyen ise yine gizemli karakterimiz David, yani Colin Farrell: “Her şey alışılmışın dışındaydı. Çalışma düzeni de değişikti. Çok hızlı hareket ettik ki bu çok iyiydi.” Lanthimos sette olabildiğince doğal bir ortam oluşturmak istiyor. Sürekli durup tekrar başlamaktansa kendini çekimin ritmine kaptırıp sahneleri arka arkaya çekmeyi, aktörlerle yakaladığı enerjiyi kaybetmeden çalışmayı tercih ediyor.

Lanthimos İlk Defa Yunanistan’ın Dışında Bir Film Çekiyor

the-lobster-7-filmloverss

Lanthimos, Dogtooth ve Alps filmlerini oldukça kısıtlı bir bütçe ile çekiyor; ancak bu durum Lanthimos’a bir engel olmaktan ziyade filmlerinin üzerinde tamamen kontrol sahibi olma fırsatını veriyor. Böylelikle yönetmen koltuğunda gördüğümüz Lanthimos, ilk kez İngilizce bir yapıma imza atmanın yanı sıra kendini ilk kez anavatanı Yunanistan’ın dışında film çekerken de buluyor. İlklere imza atmaktan vazgeçmeyen yönetmen, The Lobster vasıtasıyla ekibindeki görüntü yönetmeni Thimios Bakatakis ve editör Yorgos Mavropsaridis dışındaki herkesle ilk defa çalışıyor.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →