72. Venedik Film Festivali’nde Merakla Beklediğimiz 20 Film
72. Venedik Film Festivali’nde Merakla Beklediğimiz 20 Film’i sizler için derledik.
Prestijli uluslararası film festivallerinden konu açıldığında çoğu zaman akla gelen ilk isimler aynı olur. Dünyanın en önde gelen film festivallerinden olan Uluslararası Venedik Film Festivali de, kesinlikle ilk akla gelen en prestijli festivallerden birisi. 72. Venedik Film Festivali, 2-12 Eylül 2015 tarihleri arasında, her yıl olduğu gibi, Venedik’in Lido adasında düzenlenecek. Venedik Bienali kapsamında ve Alberto Barbera yönetmenliğinde düzenlenecek olan 72. Venedik Film Festivali, yine dünya sinemasından birçok başarılı filme ev sahipliği yapacak. Festivalde yer alan filmler beş resmi kategori ve buna paralel olarak bağımsız düzenlenen iki ayrı kategoriyle birlikte, toplam yedi kategoride toplanıyor.
Her bir kategori, dünya sinemasını farklı şekilde etkileyen filmlere göre düzenleniyor. Bu yılın ana yarışma seçkisi olan Venezia72 haricindeki kategoriler; yeni yetenekleri keşfetmek, önemli yönetmenlerin son filmlerini ilk defa izleyebilmek ve dünya sinemasını farklı açılardan görebilmek adına önem arz ediyor. Bu sebeple derlenen Orrizonti, Biennale College ve Yarışma Dışı kategorileri, festivalin içeriğini zenginleştiren ve önemli kılan kategoriler. Bununla birlikte, Venedik Klasikleri seçkisi; kültleşmiş filmlerin ve belgesellerin restorasyonları sonrasında sinemaseverlerle buluştukları özel bir seçki olarak karşımıza çıkıyor.
Festivalin resmi kısımları haricinde bağımsız düzenlenen Uluslararası Eleştirmenler Haftası ve Venedik Günleri de, daha özel birer seçkiye sahipler. Uluslararası Eleştirmenler Haftası, 7 filme yer veren seçkisiyle, ilk defa sinemaseverlerle buluşacak filmler bulunduruyor. Özel etkinlikler gerçekleştirilen gösterimlerle, oldukça ilginç filmlere ev sahipliği yapıyor. Daha çok yeni projeleri destekleyen ve düzenlenen workshoplarla desteklenen Biennale College seçkisi de, yeni sinemacıların önünü açmak amacıyla düzenlenen özel bir seçki. Bu yıl üç filmin bulunduğu Biennale College, düşük bütçelerle mümkün olan en iyi filmleri ortaya çıkarmanın sırlarını anlatan bir yüksek öğretim niteliğinde. Venedik Günleri ise; İtalyan Sinemacılar Derneği’nin desteği ve katkısıyla oluşturulmuş bir seçki. En az Orrizonti ve Yarışma Dışı kategorileri kadar zengin olan Venedik Günleri’nde, özel projeler yer alıyor ve filmlere özel etkinlikler düzenleniyor. Şüphesiz ki, festivalin çeşitliliği ve zenginliği açısında oldukça önemli bir yere sahip.
Başta Altın Aslan, Gümüş Aslan ve Jüri Özel Ödülü olmak üzere, toplam sekiz ödülün sahiplerine takdim edilmesiyle son bulacak olan 72. Venedik Film Festivali ana yarışması Venezia72’de karar, Nuri Bilge Ceylan’ın da üyesi olduğu festival jürisi tarafından verilecek. Aralarında Fransız yönetmen ve senarist Alix Delaporte, İspanyol oyuncu Paz Vega gibi isimlerin bulunduğu Orrizonti jürisi de yarışma dahilinde, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Oyuncu, En İyi Kısa Film ve Orrizonti Jüri Özel Ödülü olmak üzere, toplam beş ödülü sahiplerine takdim edecek.
Toplamda yedi kategoriye dağılan bu filmler arasında dünya prömiyerleri de olan filmler de var. Ayrıca, günümüz sineması adına oldukça etkileyici yapımlar bulunduran Venedik Film Festivali’nin programına detaylıca göz atmak gerektiğini düşündük ve 72. Venedik Film Festivali’nde Merakla Beklediğimiz 20 Film dosyamızı sizler için derledik.
72. Venedik Film Festivali’nde Merakla Beklediğimiz 20 Film
Beasts of No Nation
Afrika’nın sıcak ve adaletsiz ikliminde iç savaşta yer alan çocuk asker Agu’nun yaşadıklarını anlatan Beasts of No Nation, Uzodinma Iweala’nın aynı adlı romanında uyarlanmış. Yönetmen koltuğunda 2011 yapımı Jane Eyre’in ve True Detective’in ilk sezonunda yönetmen koltuğunda oturan Cary Fukunaga yer alıyor. Idris Elba’nın başrolünde bulunduğu filmi, ödül sezonunda da bol bol duyacağız gibi görünüyor.
Şimdiden yılın en çok beklenen filmlerinden biri olan Beasts of No Nation hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
The Danish Girl
Oscar ödüllü yönetmen Tom Hooper’ın aylardır merakla beklenen ve yayınlanan her görselinin daha büyük heyecan uyandırdığı son filmi Danish Girl, bu yıl Altın Aslan için yarışacak filmlerden bir tanesi. Dünya prömiyerini Venedik’te yapacak olan ve ödül sezonu boyunca adını çokça duyacağımızı tahmin ettiğimiz filmlerden olan Danish Girl’in başrolünde 84. Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı kazanan Eddie Redmayre bulunuyor. Yayınlanan posterlerden yola çıkarak Eddie Redmayne’in yine etkileyici bir performans ortaya koyacağını düşündüğümüz film; ressam Gerda Wegener’in kocasını bir kadın olarak resmetmesiyle birlikte cinsiyetini sorgulayan ve bunun sonucunca tarihin ilk cinsiyet değiştirme ameliyatlarından birini olan Lili Elbe’nin gerçek hayat hikayesi anlatılıyor.
Filmle ilgili daha detaylı bilgiye sayfamızdan ulaşabilirisiniz.
L’attesa – The Wait
Ünlü Fransız oyuncu Juliette Binoche’nin başrolünde olduğu L’attesa – The Wait, en sıkıntılı aile bağlarından birine odaklanıyor. Sicilya’daki evinde oğlunun geleceği günü bekleyen Anna, oğlu henüz yanına gelmeden nişanlısıyla tanışma fırsatı buluyor. L’attesa, iki kadının hayatlarında önemli yeri olan bir erkeği beklerken birbirlerini daha yakından tanımalarını konu alıyor. İlk uzun metraj filmiyle Altın Aslan için yarışacak olan İtalyan yönetmen Piero Messina’nın yönetmen koltuğunda oturduğu film, 72. Venedik Film Festivali’nin öne çıkan yapımlarından birisi.
Zonda: Folclore Argentino

İspanyol Sineması’nın önemli isimlerinden Carlos Saura’nın son uzun metraj belgesel çalışması Zonda: Folclore Argentino, festival seçkisi içerisinde özel bir etkinlikle gösterilecek filmlerden bir tanesi. Arjantin kültürünü elbette müzik eşliğinde işlediği bu belgesel, Venedik Film Festivali’ne paralel ama bağımsız olarak düzenlenen kategorilerden olan Venedik Günleri seçkisinde yer alıyor. Henüz düzenlenecek etkinliğin detaylarını ve filmin kaç seansta gösterileceğini bilemediğimiz Zonda: Folclore Argentino filmi festivalin özel filmlerinden bir tanesi.
A Bigger Splash
Sicilyalı yönetmen Luca Guadagnino’nun altı yılın ardından çektiği ilk uzun metraj kurgu filmi A Bigger Splash, ilk olarak iddialı bir suç filmi olarak karşımıza çıkıyor. Ünlü bir rock yıldızı ile bir film yapımcısının tatilleri sırasında beklenmedik kişilerle karşılaşmasını konu alan film, 72. defa verilecek olan Altın Aslan için yarışan filmlerden bir tanesi. Tilda Swinton, Ralph Fiennes ve Dakota Johnson’ın bulunduğu ilgi çekici kadrosu ise film hakkında daha fazla merak uyandırıyor. Ralph Fiennes ve daha önce de yönetmen Guadagnino ile çalışan Tilda Swinton’ın nasıl birer performans sergiledikleri de merak uyandıran başka bir konu.
The Endless River
İkinci uzun metraj filmi olan Beauty – Güzellik ile 64. Cannes Film Festivali’nde Queer Palm’ı kazanan ve 32. İstanbul Film Festivali’ne konuk olan Oliver Hermanus, üçüncü filmi The Endless River ile bu yıl Altın Aslan için yarışacak. Tıpkı diğer iki filmi gibi senaryosunu yine kendisinin yazdığı bu filmde de, oldukça az sayıda oyuncuyla çalışan Güney Afrikalı yönetmen, vahşi bir cinayetin ardından kesişen hayatları konu alıyor. Öfke, şiddet ve yalnızlık üstüne bir film olan The Endless River, festivalin saklı yıldızlarından biri olmaya aday.
Francofonia
Deneysel filmleriyle tanınan Rus yönetmen Aleksandr Sokurov, çekimlerini bir güne sığdırdığı ve geçtiğimiz yıl tamamladığı son filmi Francofonia ile ikinci defa Altın Aslan adayı olarak karşımıza çıkıyor. Hatırlanacağı üzere Sokurov, 2011 yılında çektiği Faust ile, 68. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı kazanmış ve 31. İstanbul Film Festivali’nin de en dikkat çeken yapımlarından birine imza atmıştı.
Everest
Baltasar Kormákur’un merakla beklenen yeni filmi Everest, 72. Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olacak. Jake Gyllenhaal, Keira Knightley, Sam Worthington ve Jason Clarke’lı kadrosuyla göz dolduran film, 1996 yılında Everest’e tırmanırken hayatını kaybeden dağcıları konu alıyor.
Şimdiye kadar yönettiği filmlerde hep önemli yıldızlarla çalışan Kormákur, son filminde de bu durumu değiştirmemiş. Festivalin Yarışma Dışı kategorisinde bulunan Everest, aynı zamanda festival programındaki filmler arasında 3 boyutlu olarak gösterilecek tek film olarak, toplamda iki gösterimle sinemaseverlerin karşısına çıkacak.
Go With Me
Çok satan Ejderha Dövmeli Kız kitap serisinin beyazperdeye uyarlanan ikinci ve üçüncü filminin yönetmeni Daniel Alfredson’ın son filmi Go With Me, festivalin Yarışma Dışı kategorisinin dikkat çeken filmlerinden bir tanesi. Castle Freeman Jr’ın kitabından uyarlanan ve başrolünde Anthony Hopkins’in bulunduğu film, alışılmadık bir suç hikayesini konu alıyor.
Doğduğu acımasız şehre dönen ve Blackway adında, şimdinin azılı suçlusu olan eski bir polisin saldırısına uğrayan genç bir kadının hikayesini anlatan Go With Me, kutuplaşan toplumun üstündeki korku faktörlerini ve dinamiklerini inceleyen bir yapım. Yönetmen Alfredson’ın her zaman yer verdiği mat renk tonlarına sahip olan ve kuzeyin havasını hissettiren Go With Me, festival programında yer alan ve izlenmesi gereken bir film.
Spotlight
Bu yılın merakla beklenen bir diğer filmi olan Spotlight, ilk bakışta zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Festivalin Yarışma Dışı kategorisinde gösterilecek olan filmin oyuncu kadrosunda 84. Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Oscarı adaylarından olan Michael Keaton ile birlikte, Rachel McAdams ve Mark Ruffalo gibi isimler bulunuyor.
Katolik Kilisesi’nin çocuk tacizi skandalına değinen konusuyla ilk gösterimini Venedik’te gerçekleştirecek olan Spotlight, şimdiden merak uyandırmaya başladı. Tom McCarthy’nin yazıp, yönettiği film, ilk gösterimini gerçekleştireceği Venedik’ten sonra Kasım ayında Amerika’da vizyona girecek.
Filmle ilgili detaylı bilgiye sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.
Umut
Venedik Film Festivali’nin klasikler bölümünde bu yıl bir başka özel film bulunuyor. Yılmaz Güney’in Şeref Gören ile senaryosunu beraber yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği 1970 yapımı filmi Umut, restore edilmiş haliyle festivalde özel bir gösterimle boy gösterecek. Gösterime girdiği zamanlarda yerli festivaller başta olmak üzere, yurtdışında da büyük ilgi gören Umut’un başrollerinde Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz ve Gülşen Alnıaçık gibi isimler bulunuyor.
Geçimini sağlamak için ihtiyacı olan atın bir kaza sonucu ölmesinin ardından, varlığından haberdar olduğu bir definenin peşinden koşan çaresiz bir faytoncunun hikayesini anlatan Umut; gerek dönemine göre vizyon sahibi olması, gerekse teknik detayları oldukça iyi düşünülmüş olması sonucunda Türk Sineması’nın da en değerli filmlerinden bir tanesi olarak görülüyor.
Innocence of Memories – Orhan Pamuk’s Museum and Istanbul
Belki de festival programında yer alan en özel filmlerden olan Orhan Pamuk’s Museum and Istanbul – Orhan Pamuk’un Müzesi ve İstanbul, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı kitabının bir uyarlaması niteliğinde. Ayrıca Orhan Pamuk’un da senaryoya katkı sağladığını biliyoruz. Masumiyet Müzesi romanının ve aynı zamanda Cihangir’deki müzenin özelinde anlatılan bir hikayeye sahip olan film için, Orhan Pamuk kitapta yer almayan ek bölümler kaleme almış. Kaleme alınan ek bölümlerin de, kitapta yer alan karakterlerden birine odaklandığını ve yeni bir bakış açısına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yazarın takipçileri bir yana, özellikle kitabın sevenleri için çok özel bir deneyim olacağı kesin.
Man Down
Orrizonti seçkisinin en dikkat çeken filmlerinden olan Man Down, yönetmen Dito Montiel’in altıncı filmi. Yönetmenin, yüksek bütçeli ve gişe odaklı filmlerin yönetmeni olarak son filmi vesilesiyle festivale dahil olması oldukça ilginç karşılandı. Oyuncu kadrosuyla da dikkatleri üzerine çeken Man Down, post-apokaliptik bir gelecekte yaşananları anlatıyor.
Kadrosunda Shia LaBeouf, Gary Oldman, Kate Mara ve Jai Courtney gibi isimler bulunan film, oğlunu arayan bir babanın hikayesini anlatıyor. Özetle, eski deniz piyadesi Gabriel Drummer’ın en yakın arkadaşı ile birlikte çaresizce oğlunu arayışını konu ediniyor.
Neon Bull
Brezilyalı yönetmen Gabriel Mascaro’nun ikinci uzun metraj filmi olan Neon Bull, Orrizonti seçkisinde yer alan filmlerden biri. Yazıp, yönettiği ilk filmi ile katıldığı festivallerden ödüllerle dönen Mascaro, Brezilya’nın kuzeyinde başladığı hikayesini Güney Amerika’nın diğer bölgelerine de taşıyor.
Vaquejadas adı verilen, Brezilya’da geleneksel olan rodeo sektöründe çalışan Iremar, boğaların bakımından sorumludur. Evleri olan, boğaları taşıdıkları kamyonu iş arkadaşlarıyla birlikte paylaşmaktadır. Değişen ekonomik dengeler sebebiyle, Vaquejadas’ın en popüler olduğu kuzeydoğu Brezilya’da tekstil sektöründe büyüme yaşanır. Iremar, yeni bir fırsat olarak gördüğü bu değişimin peşinden gitmeye niyetlenir.
Ana Yurdu
Bu yıl Venedik’te yarışacağını duyduğumuz ilk filmlerden biri olan Ana Yurdu, Senem Tüzen’in ilk uzun metraj film projesi. Dünya prömiyerini Venedik’te yapacak olan film, Geleceğin Aslanı ödülü için yarışacak adaylardan birisi olarak dikkat çekiyor. Uluslararası Film Eleştirmenleri Haftası kapsamında gösterimleri gerçekleştirilecek filmin başrollerinde Fatma Kısa ve Semih Aydın yer alıyor.
Ana Yurdu’nun hem senaryosunu yazan, hem de yönetmen koltuğunda bulunan Senem Tüzen, köyüne dönen Nesrin’in ideallerine ve iç dünyasının derinliklerine dayanan bir taşra hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.
Ana Yurdu ile ilgili detayları sayfalarımızdan takip edebilirsiniz.
The Daughter
Geçtiğimiz yıl Filmekimi’nde izlediğimiz Dönüş – The Turning filmini oluşturan kısa filmlerden Reunion (Birleşme) adlı kısa filminden sonra ilk defa bir uzun metraj film için kolları sıvayan Simon Stone, The Daughter ile karşımıza çıkıyor. Venedik Günleri’nin kapanış filmi olacak olan The Daughter, ayrıca dünya prömiyerini de Venedik’te yapmış olacak.
Başrollerinde Geoffrey Rush, Anna Torv ve Sam Neill gibi isimlerin bulunduğu The Daughter, derin aile sırlarının peşine düşen bir adamın hikayesini anlatıyor. Uzun yıllar sonra kasabasına dönen ve eski ilişkilerini canlandırma niyetinde olan Cristian, eski arkadaşlarından olan Oliver’ın ailesini dağıtan sırrın peşinden gidecektir. Simon Stone’un flashbacklere (geri dönüş) yer vermediği geçmişe dayalı filmi, Venedik Film Festivali programında yer alan filmler arasında görülmeye değer yapımlardan bir tanesi.
La vie et rien d’autre – Life and Nothing But
Festival komitesi tarafından Yaşam Boyu Başarı Altın Aslan Ödülü ile ödüllendirilecek olan Bertrand Tavernier, bu açıdan festivalin onur konuğu olarak kabul edilebilir. Kariyerinde yirmiden fazla uzun metraj film bulunan Fransız yönetmenin, 1989 yapımı La vie et rien d’aurte – Life and Nothing But adlı filmi Yarışma Dışı kategorisinde gösterilecek.
BAFTA ve Cesar ödülleri olmak üzere pek çok ödüle layık görülen film, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da geçiyor. Savaşta hayatını kaybeden askerlerin kimliği tespit etmekle görevli olan Binbaşı Dellaplane, bu sırada tanıştığı Irene adlı bir kadından çok etkilenir ve ona ölen kocasını bulmasında yardım etmeye başlar. Irene’in kocasının hala hayatta olabileceğini öğrenmelerinin ardından hayat onlar için daha zor hale gelecektir.
Abluka
İstanbul’daki siyasi karmaşa sırasında tahliye olan Kadir, kendine bir hayat kurmak için iş aramaya başlar. Emniyetin istihbarat teşkilatında yetkili olan Hamza, Kadir’e iş bulmasında yardımcı olur ve onu muhbir olarak kullanmaya başlar. İşe başladıktan sonra kardeşi Ahmet’le karşılaşan Kadir, onunla ne kadar yakın ilişki kurmaya çalışsa da, bunda başarılı olamaz.
Emin Alper’in ikinci uzun metraj filmiyle bu defa Venedik’te Altın Aslan için yarışacak. İlk filmi Tepenin Ardı ile katıldığı bütün festivallerde heyecan uyandıran ve neredeyse hiç eli boş dönmeyen genç yönetmen, çekimlerini Türkiye, Fransa ve Katar’da gerçekleştirdiği Abluka ile Altın Aslan’ın iddialı adaylarından bir tanesi. Alper’in politik konulardan beslenen özgün üslubu, Abluka’yı da ön plana çıkaran unsurlardan biri olacak gibi görünüyor. Tepenin Ardı’nın yarattığı etki, filmin anlatımındaki özgünlük ve yapısal bütünlükte gizliydi. Abluka’da da bunu koruduğuna inandığımız Emin Alper’in, ülkemizin son zamanlarda da içinde olduğu olayları yorumladığını göreceğimizden oldukça eminiz.
Black Mass

Projenin detayları ilk açıklanmaya başladığı zaman başlayan ve her fragman ile TV spotuyla gittikçe artan bir heyecan dalgası yaratan Black Mass de dünya prömiyerini Venedik’te yapacak filmlerden bir tanesi. Johnny Depp ve Benedict Cumberbatch’li kadrosuyla dikkat çeken ve yayınlanan son fragmanı ile beklentileri iyice yükselten Black Mass’in yönetmen koltuğunda ise Scott Cooper oturuyor.
Scott Cooper, üçüncü yönetmenlik denemesi olan Black Mass ile Amerika tarihinin en azılı suçlularından olan Whitey Bulger’ın hayatını anlatıyor. Black Mass ile ilgili bütün detayları sayfalarımızdan öğrenebilirsiniz.
The Childhood of a Leader
72. Venedik Film Festivali’nde Merakla Beklediğimiz 20 Film listemizin son filmi: The Childhood of a Leader. Melankoli, Cennet ve Saint Laurent gibi filmlerdeki oyunculuk performanslarından tanıdığımız Brady Corbet, ilk uzun metraj projesiyle Venedik Film Festivali’nin Orrizonti seçkisinde yer alıyor. Jean Paul Sartre’nin aynı adlı kısa öyküsünden uyarlanan film, ilk olarak oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Robert Pattinson, Liam Cunnigham ve Stacy Martin gibi isimlerin bulunduğu filmin kadrosu bir araya gelince ortaya nasıl bir iş çıktığına dair merakımız artıyor. The Childhood a Leader, Birinci Dünya Savaşı’nın ertesinde, savaşta güç sahibi olan bir liderin çocukluk yaşamını konu alıyor.
Tolga Demir
127 yazı · 1994'te İstanbul'da doğdu. Dünya algısı ve hayal gücü sinemayla şekillendi. Sinema, akademik hayatına yön vermemiş olsa da, her daim hayatının ayrılmaz bir parçası oldu.
Yazarın diğer yazılarını gör →

















