71. Cannes Film Festivali’nde Görmeyi Beklediğimiz 30 Film
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mayıs ayında düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’ni büyük bir heyecanla beklemeye devam ediyoruz. Festivalin resmi internet sayfasından yapılan açıklamaya göre bu yılki festivalin jüri başkanlığını Avustralyalı oyuncu Cate Blanchett’in yapacağı malumunuzdur. Geçtiğimiz yıl usta yönetmen Pedro Almodovar’ın üstlendiği görevi teslim alan Blanchett, son olarak 2015 yılında festival programında yer alan Carol’la Cannes’da yer almıştı. Bu yıl 8-19 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 71. Cannes Film Festivali’nin ana yarışması ve diğer bölümlerinde prömiyer yapacak filmler henüz açıklanmamış olsa da kendimizce Cannes’da boy göstermesini beklediğimiz birtakım filmleri sıralamak istedik. Fakat bu yıl şimdiden her anlamda çok çekişmeli geçeceğe benziyor; çünkü arka arkaya filmlerinin post prodüksiyon süreçlerini bitiren yönetmenler arasında yok yok diyebiliriz.
Sinemamızın Cannes Film Festivali ile özdeşleşmiş ismi Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı’nın prömiyerini de bu yıl düzenlecenek Cannes Film Festivali’nde görmeyi çok mu çok istediğimizi belirterek, programın açıklanmasına çok kısa bir süre kalmışken, 71. Cannes Film Festivali’nde görmeyi beklediğimiz 30 filme gelin hep birlikte bakalım diyoruz!
71. Cannes Film Festivali’nde Görmeyi Beklediğimiz 30 Film
Ahlat Ağacı
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Oyuncu kadrosunda Hazar Ergüçlü, Murat Cemcir ve Ercüment Balakoğlu gibi isimlerin yer aldığı Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı’nın prömiyerini Cannes’da yapması bekleniyor, bu sebeple bizler de epey heyecanlıyız. Fimin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; Sinan, oldum olası edebiyatla ilgili bir genç adamdır ve yazar olmak istemektedir. Anadolu’da doğduğu köye dönen genç adam kitabını bastıracak parayı bulmak için tüm enerjisini harcamaya başlar ancak babasının geçmişten kalan borçları başına dert olacaktır.
If Beale Street Could Talk
Yönetmen: Barry Jenkins
İlk uzun metrajı Moonlight’la En İyi Film Oscar’ını kucaklayan Barry Jenkins’in yeni filmi If Beale Street Could Talk, Harlem’de yaşayan hamile bir kadının bir suçtan hüküm giyen nişanlısının masumiyetini kanıtlamak için gösterdiği çabanın hikayesi. Dave Franco, Pedro Pascal, Ed Skrein, Tayonah Parris, Regina King ve Bryan Tyree Henry gibi isimlerin yer aldığı film, Jenkins’in bir kez daha ödül sezonunda yer almasını sağlayacak mı bunu zaman gösterecek; ama filmin prömiyerini Cannes’da yapacağına olan inancımız tam!
Where’d You Go, Bernadette
Yönetmen: Richard Linklater
Before Üçlemesi ile kalplerimizi fetheden ve birkaç yıl önce Boyhood filmi ile Akademi ödüllerinde adından çok söz ettiren Richard Linklater’ın yeni filmi Where’d You Go, Bernadette, annesiyle çok iyi arkadaş olan 15 yaşındaki Bee ve onun bir anda kaybolan annesi Bernadette’i arama çabasının hikayesi. Kadrosunda Cate Blanchett, Kristen Wiig, Judy Greer ve Laurence Fishburne gibi dev isimlerin isimler yer aldığı filmin prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmasını hunharca umut ediyor olabiliriz.
The Man Who Killed Don Quixote
Yönetmen: Terry Gilliam
Monty Python and The Holy Grail, Brazil, Twelve Monkey, Fear and Loathing in Las Vegas gibi başarılı filmlerin yönetmenliğini üstlenmiş olan Terry Gilliam’ın yaklaşık 19 yıllık uzatmalı projesi The Man Who Killed Don Quixote, başına bir şey gelmez ise bu yıl hem vizyona girmeye hem de kısmetse prömiyerini Cannes’da yapmaya hazırlanıyor. Başrollerini Adam Driver ve Jonathan Pryce’in paylaştığı dramada ikiliye Stellan Skarsgard, Olga Kurylenko, Oscar Jaenada eşlik ediyor.
Roma
Yönetmen: Alfonso Cuarón

Y tu mamá también ve Children of Men filmleri ile akıllarımız başımızdan alan, 7 Oscarlı bilimkurgu harikası The Gravity’nin ardından artık sahalara geri dönmesi beklenen Alfonso Cuarón’un yeni filmi Roma, 1970’li yıllarda Meksika’da hayatını sürdürmekte olan orta sınıflı bir ailenin hayat mücadelesini gözler önüne serecek. Oyuncu kadrosunda Marina de Tavira, Daniela Demesa, Marco Graf’ın yer aldığı film, Cuarón’un büyük geri dönüşü olacak mı bunu hep birlikte bekleyip göreceğiz.
Suspiria
Yönetmen: Luca Guadagnino
Call Me by Your Name filmi ile 2017’ye damga vuran yönetmenlerden biri olan Luca Guadagnino’nun yeni filmi Suspiria, Dario Argento’nun 1977 yapımı klasik filminden esinlense de bir yeniden çevrim değil. Sinematik vizyonuna güvendiğimiz Guadignano’nun filminin kadrosunda Tilda Swinton, Dakota Johnson, Mia Goth, Chloë Grace Moretz ve Lutz Ebersdorf gibi isimler yer alırken filmin prömiyerinin 71. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirilmesi bekleniyor.
The Death and Life of John F. Donovan
Yönetmen: Xavier Dolan
Xavier Dolan’ın ilk İngilizce filmi The Death and Life John F. Donovan, iyi bir aktör olarak hatırlanmak ve mükemmel olmak isteyen bir insanın yaşamını derinlemesine inceliyor. Natalie Portman’dan, Susan Sarandon’a; Jessica Chastain’den, Jon Snow karakteriyle tanıdığımız Kit Harington’a; Room filmiyle hatırı sayılır bir hayran kitlesi kazanan Jacob Tremblay’den, popüler yıldız Bella Thorne’a kadar pek çok isim filmin oyuncu kadrosunda yer alırken Jessica Chastain’e ait sahnelerin filmden çıkarıldığına dair geçtiğimiz günlerde aldığımız haberle biraz sarsılmadık değil ve fakat o hâlen kalbimizde yaşıyor. Prömiyeri çok büyük ihtimalle Cannes’da yapılacak olan filmi sabırsızlıkla bekliyoruz.
The House That Jack Build
Yönetmen: Lars von Trier
Dogville, Antichrist, Melancholia, Nymphomaniac… Bir yapımın yönetmenliğinde Lars von Trier’in adı geçiyorsa o film otomatik olarak merak konusu oluyor. Öncelikle sekiz bölümlük bir dizi olarak çekmeyi planlayan, ancak sonrasında hikayeyi beyazperdeyle buluşturmaya karar veren Lars von Trier, bir seri katilin hikayesini onun gözünden izleyicilere sunacak. Başrolünde Matt Dillon’un yer aldığı, çekimleri Danimarka ve İsveç’te gerçekleştirilen The House That Jack Built, Lars Von Trier’in kendi ifadesine göre çektiği en şiddetli film olacak. Bu, filme olan heyecanımızı ikiye katlarken, Trier’in birkaç yıl önce aldığı sert tepkilerden sonra yeniden Cannes’a dönecek olmasını merakla bekliyoruz.
Girls of the Sun
Yönetmen: Eva Husson
Prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanan Eva Husson imzalı Girls of the Sun filminde Golshifteh Farahani’yi Kürt bir kadın savaşçı olarak izleyeceğiz. En son Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales ve Jim Jarmusch’un son filmi Paterson’ın başrolünde izleme fırsatı bulduğumuz İranlı aktris Golshifteh Farahani’nin, “Güneşin Kızları” adlı bir Kürt kadın taburunun başkomutanı Bahar’ı canlandırdığı film; radikal aşırılık yanlısı kişiler tarafından ele geçirilen ailelerini ve istila edilen kasabalarını geri almaya çalışan Ezidi Kürt kadınların mücadelesini ekrana taşıyacak.
Sunset
Yönetmen: László Nemes
Prömiyerini iki yıl önce Cannes Film Festivali’nde yapan ve festivalden Grand Prix ödülüyle dönen, bunun yanı sıra Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nı kazanan Son of Saul filminin yönetmeni László Nemes’in yeni filmi Sunset de prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanıyor. Budapeşte’de yaşayan genç bir kadının hayatına odaklanacak olan film, I. Dünya Savaşı öncesinde 1913 yılında, genç bir kadının hiç tanımadığı bir erkek kardeşinin olduğunu öğrenmesinin üzerine bir arayışa girmesini konu alıyor. Ancak bu arayış onun elbette bazı karanlık sırları da keşfetmesine yol açacak gibi görünüyor.
Under The Silver Lake
Yönetmen: David Robert Mitchell

David Robert Mitchell imzalı It Follows, 2015 yılının en iyi korku filmlerinden birisi olarak anılmıştı. Yönetmenin 3 yıllık aranın ardından geri dönmeye hazırlandığı yeni filmi Under The Silver Lake, 33 yaşında olmasına rağmen hayata olan inancını kaybetmiş Sam’in apartmanının yüzme havuzunda tanıştığı Sarah’nın ortadan kaybolmasıyla kadının ardındaki gizemi çözmeye çalışmasının eğlenceli ve gerilim dolu hikayesini konu ediniyor. Oyuncu kadrosunda Andrew Garfield, Riley Keough, Topher Grace, Jimmi Simpson, Grace Van Patten ve Zosia Mamet gibi isimlerin yer aldığı filmin prömiyerini Cannes’da yapması bekleniyor.
Radegund
Yönetmen: Terrence Malick
Hemen her filmiyle izleyicini transandantal yolculuklara çıkaran Terrence Malick’in oyuncu kadrosunda August Diehl, Valerie Pachner, Matthias Schoenaerts, Bruno Ganz, Martin Wuttke, Maria Simon, Karin Neuhäuser ve Alexander Fehling‘in yer aldığı son filmi Radegund, bizleri 1943 yılına ve yaşanmış bir hikayeye götürecek. Avusturya’nın St. Radegund kasabasında yaşayan Katolik bir çiftçinin, Nazi Savunma Gücü Wehrmacht’a zorla alınması üzerine silah tutmayı reddetmesi ve bu nedenle tutuklanarak 1943’te idam edilmesini konu edinecek olan Radegund, vicdani ret meselesine odaklanması ile halihazırda güncelliğini koruyan bir meseleye dair çok fazla şey söyleyecek gibi duruyor.
Peterloo
Yönetmen: Mike Leigh
1819’da Manchester‘da yaşanan, 18 protestocunun öldüğü, 700’den fazlasının da yaralandığı Peterloo Katliamı’nı konu alan Mike Leigh imzalı Peterloo da prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanan filmlerden biri. Katliam, olaydan dört yıl önce Napolyon Bonapart’a karşı kazanılan Waterloo Muharebesine referans olarak, Peterloo adını almıştı. Peterloo Katliamı, içinde süvarilerin de yer aldığı hükümet birliklerinin, St. Peter’s Meydanı’nda parlementer reform talebiyle toplanan 60.000 kişilik gösteri grubuna saldırmasıyla başlamıştı. Leigh’in bir önceki filmi Mr. Turner’ın, başarılı bir dönem filmi olarak değerlendirilmesi Peterloo’ya olan merakımızın artmasına iyice zemin hazırlıyor.
The Other Side of the Wind
Yönetmen: Orson Welles
Orson Welles’in Ernest Hemingway’den yola çıkarak yazdığı ancak yaşadığı dönemde bitiremediği film projesi Other Side of the Wind, Oscar ödüllü bir ekip aracılığıyla tamamlandı! Orson Welles’in 1937 yazında tanıştığı Ernest Hemingway‘den yola çıkarak yazdığı film, eski ününü kaybetmiş J.J. “Jake” Hannaford isimli bir yönetmenin kendisinin büyük geri dönüşünü sağlayacak The Other Side of the Wind isimli filmi çekmeye çalışmasının hikayesi. Kadrosunda John Huston, Peter Bogdanovich, Oja Kodar, Robert Random ve Dennis Hopper gibi isimlerin yer aldığı The Other Side of the Wind’in prömiyerini Cannes’da yapıp yapmayacağı ise büyük merak konusu!
Non-Fiction
Yönetmen: Olivier Assayas 
L’heure d’été, Après mai, Clouds of Sils Maria gibi filmlerle son yıllarda adından sıkça söz ettiren Olivier Assayas, en büyük çıkışını Kristen Stewart’ın başrolünde olduğu Personal Shopper ile gerçekleştirmişti. Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve bu festivalden En İyi Yönetmen ödülüyle dönen Olivier Assayas, şimdi de yeni filmi Non-Fiction ile Cannes’da görücüye çıkmayı bekliyor. Oyuncu kadrosunda Juliette Binoche ve Guillaume Canet gibi yıldız isimleri buluşturan Non-Fiction; Paris yayıncılık dünyasında yer alan bir editör ve yazarın kendilerini değişen endüstri ve orta yaş krizi içinde bulmalarını konu alıyor.
Everybody Knows
Yönetmen: Asghar Farhadi
A Separation ve The Salesman filmlerine imza atan Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi’nin, Penelope Cruz ve Javier Bardem’li yeni filmi Everybody Knows ile 71. Cannes Film Festivali’ni hareketlendirmesini merakla bekliyoruz. Carolina’nın ailesi ile birlikte Buenos Aires’ten İspanya’nın yerli bir kasabasına bir kutlama yapmak için yolculuk etmesi akabinde gelişen öngürülemeyen olayları konu edinen Everybody Knows, Penelope Cruz ve Javier Bardem’in yanı sıra kadrosunda yer alan Ricardo Darin, Bárbara Lennie, Eduard Fernández, Elvira Minguez, Ramón Barea, Carla Campra, Inma Cuesta gibi isimlerle de dikkatlerimizden kaçmıyor!
High Life
Yönetmen: Claire Denis
High Life, Fransız yönetmen Claire Denis’nin İngilizce olarak çektiği ilk film olma özelliği taşıyan ve oyuncu kadrosunda Robert Pattinson ve Juliette Binoche gibi isimleri barındırıyor. Claire Denis’nin, senaryosunu 2000 yılında yayımlanan White Teeth romanının yazarı Zadie Smith ve Smith’in yazar eşi Nick Laird ile Jean-Pol Fargeau‘dan oluşan bir ekiple yazdığı film, kara delik görevi için gönüllü olan idam mahkumu Monte ve onun isteği dışında dünyaya gelen kızı Willow’un hikayesini anlatan ilginç bir bilimkurgu filmi. Başrolünde Robert Pattinson’ın oynadığı High Life; oyuncu kadrosunda yer alan Juliette Binoche, André Benjamin, Mia Goth, Lars Eidinger ve Jessie Ross gibi isimlerle de ışıl ışıl parlıyor.
Loro
Yönetmen: Paolo Sorrentino
La Grande Belleza filmiyle Oscar kazandıktan sonra son olarak 2015 yapımı Youth’la karşımıza çıkan Paolo Sorrentino, son olarak yayınlandığı dönemde oldukça dikkat çeken Jude Law’lu The Young Pope dizisiyle karşımıza çıkmıştı. Sorrentino, bir sonraki projesinde ise ana dili İtalyanca’ya geri dönüyor. Yaklaşık 3 yıl aranın ardından sinemaya geri dönmeye hazırlanan yönetmen, yeni filmi Loro‘da ise skandallarıyla ünlü İtalyan başbakan Silvio Berlusconi‘nin hayatını anlatıyor. Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapmasını merakla beklediğimiz Loro’nun oyuncu kadrosunda ise Silvio Berlusconi’ye hayat veren Toni Servillo‘nun yanı sıra Riccardo Scamarcio, Elena Sofia Ricci ve Ricky Memphis gibi isimler yer alıyor.
Le livre d’image
Yönetmen: Jean-Luc Godard
Bu ismi görünce yüzümüze hınzırca bir gülümseme yerleşmemesi mümkün mü hiç? Fransız Yeni Dalga akımını başlatan efsanevi auteur yönetmen Jean-Luc Godard’ın çekimlerini tamamlamak üzere olduğu son filmi Le livre d’image de prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanıyor ve evet çok yüksek bir olasılıkla karşısında yine Xavier Dolan imzalı bir film olacak. Bir elin beş parmağı gibi beş bölümden oluşan deneysel bir belgesele imza attığı söylenen ve şimdiden kalp atışlarımızı hızlandıran Godard’ın bu son çılgınlığını görmek için deli sabırsızlanıyoruz.
Cold War
Yönetmen: Paweł Pawlikowski
004 yapımı My Summer of Love’ın ardından uluslararası arenada tanınır hale gelen Polonyalı yönetmen Paweł Pawlikowski, 2013 yapımı Ida‘yla o yıla damgasını vururken iki Oscar adaylığı elde ederken Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar’a kucaklayarak ödül tarihinde bir ilke imza atmıştı. Yeni film Cold War ile Cannes’da prömiyer yapmaya hazırlanan Paweł Pawlikowski filmin senaryosunu da kendi yazmış. Soğuk Savaş yıllarında geçen ve birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen bir şekilde kaderleri birbirine bağlanan iki insanın arasında yaşanan tutkulu bir aşk hikayesini anlatacak filmin oyuncu kadrosunda ise; Pawlikowski’nin daha önce Ida’da birlikte çalıştığı Agata Kulesza‘nın yanı sıra Tomasz Kot ve Joanna Kulig yer alacak.
The Sisters Brothers
Yönetmen: Jacques Audiard
İmza attığı Dheepan ve Un prophète gibi yapımlarla Altın Palmiye alan başarılı yönetmen Jacques Audiard’ın yeni projesi The Sisters Brothers da prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanan filmlerden biri. Patrick DeWitt’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanan The Sisters Brothers, Altına Hücum dönemi Amerikası’nda geçen iki tetikçi, Eli ve Charlie Sisters’ın hikayesini ele alıyor. Eli ve Charlie’nin patronlarından altın çalan Herman Kermitt Warm adlı altın avcısını öldürmekle görevlendirilmesi akabinde yaşanan olayları ekrana taşıyan filmin oyuncu kadrosunda ise John C. Reilly, Joaquin Phoenix ve Jake Gyllenhaal gibi büyük isimler yer alıyor.
Domino
Yönetmen: Brian De Palma
Scarface, The Untouchables, Dressed to Kill, Carrie gibi filmleriyle gönülllerimizde taht kuran başarılı yönetmen Brian De Palma yeni filmi Domino ile Cannes Film Festivali’nde prömiyer yapar mı onu henüz bilemiyoruz ama yaparsa pek sevineceğimizden de şüphemiz yok. Kopenhaglı bir polis memuru olan Christian’ın gizemli bir adam tarafından öldürülen partnerinin ardından vereceği adalet savaşını ekranlara taşıyacak filmin oyuncu kadrosunda ise Game of Thrones dizisinden tanıdığımız Nikolaj Coster-Waldau ve Carice van Houten ile Guy Pearce gibi önemli isimler bulunuyor.
Cafarnaúm
Yönetmen: Nadine Labaki
Where Do We Go Now?, Caramel gibi sıcacık filmleriyle içimizi ısıtan Beyrutlu aktris ve yönetmen Nadine Labaki’nin merakla beklediğimiz son filmi Cafarnaúm’un da prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapacağı kulağımıza çalınan söylentiler arasında. Nadine Labaki yeni filmi Cafarnaúm’u, kendisine empoze edilen hayata karşı isyan eden bir çocuk hakkında politik ve çağdaş bir masal olarak tanımlarken onun filmlerindeki kültürel çeşitliliği ve büyülü sinematik dili düşününce bizleri yine çok şamatalı bir filmin beklediğini görür gibiyiz.
Where Life is Born
Yönetmen: Carlos Reygadas
Bu yıl Cannes’da Latin Amerika sineması rüzgarı esmesi bekleniyor demiş miydik? Nitekim sırasıyla Japón, Batalla en el cielo, Stellet Licht ve Post Tenebras Lux ile dikkatleri üstüne çeken Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas’ın son filmi Where Life is Born da prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanan filmlerden biri. Reygadas’ın gerçek hayattaki partneri Natalia Lopez ile ortaklaşa çalıştığı ve son dönemlerde yaşanan karmaşık ilişkilere yönelik eleştirel perspektifler sunduğu Where Life is Born’u görmek için şimdiden sabırsızlanıyoruz.
The Quietude
Yönetmen: Pablo Trapero
Üç yıl önce şehrimize gelen El Clan filmi ile yürek hoplatan bir seyir deneyimi yaşatan Arjantinli yönetmen Pablo Trapero şimdi de yeni suç filmi The Quietude ile kalplerimizi çalmaya hazırlanıyor. Başrolünde Edgar Ramírez ve Bérénice Bejo ikilisinin yer aldığı film prömiyerini yapması için Cannes’a çoktan davet edildi bile. Filmin konusu henüz bir sır gibi saklanırken Trapero imzalı bir filmin Cannes seyircisinden güzel tepkiler alıp almayacağını bekleyim görelim diyoruz.
Burning
Yönetmen: Lee Chang-dong
Güney Koreli yönetmen Lee Chang-dong’un ünlü yazar Haruki Murakami’nin kısa bir öyküsünden beyazperdeye uyarladığı son filmi Burning de prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmasını beklediğimiz filmlerin başında geliyor. Burning, yarı zamanlı bir işçi olan Jongsu’nun aynı mahallede yaşayan Haemi ile karşılaşması akabinde Haemi’nin Jongsu’dan Afrika’ya gideceği için kedisine göz kulak olmasını istemesi ve Afrika gezisinden geri döndüğünde, orada tanıştığı gizemli bir adam olan Ben’i Jongsu ile tanıştırması sonrası yaşanan ilginç olayları ekrana taşıyor.
Vision
Yönetmen: Naomi Kawase
Japon sinemasının hatırı sayılır auteur yönetmenlerinden biri olan Naomi Kawase’nin başrolünde Juliette Binoche’un yer aldığı son filmi Vision da prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapmaya hazırlanıyor. Binoche’un oynadığı deneme yazarlığı yapan karakterin Kawase’nin doğum yeri de olan Nara’ya yaptığı bir ziyaret esnasında tanıştığı gizemli bir dağ adamı ile tüm kültürel farklılıklara rağmen aralarında gelişen iletişimi ekrana taşıyan Vision dikkatlerimizi çoktan çekti bile.
Beautiful Boy
Yönetmen: Felix Van Groeningen
Broken Circle Breakdown ve Belgica filmleri ile akıllarımıza kazınan Belçikalı yönetmen Felix Van Groeningen imzası taşıyan Beautiful Boy yönetmenin İngilizce dilinde çektiği ilk proje olarak dikkatleri çekiyor. Meth bağımlısı oğlunun uyuşturucuyla verdiği mücadeleye tanıklık eden David Scheff’in kendi hatıralarından yola çıkarak beyazperdeye uyarlanan filmde; Call Me by Your Name’in parıldayan yıldızı Timothée Chalamet meth bağımlısı gence, tecrüneli oyuncu Steve Carell ise onun acılarına tanıklık eden babaya hayat veriyor. Amazon Studios ve Plan B yapımcılığında hayata geçirilen filmin prömiyerini Cannes’da yapıp yapamacağını gelecek günlerde öğreneceğiz.
Saint Vierge
Yönetmen: Paul Verhoeven
Basic Instict ile baştan çıkarıcı bir cinsel gerilim filmine imza atana Hollandalı sinemacı Paul Verhoeven, tartışma yaratan tecavüz intikamı draması Elle ile 2016 yılına damga vurup, Isabelle Huppert’e ilk Oscar adaylığını da kazandırmıştı. Yönetmen prömiyeri 71. Cannes Film Festivali’nde yapılması beklenen son filmi Saint Vierge ile yine sansasyonel bir tartışma alanı yaratacağa benziyor. 15’inci yüzyıl İtalya’sında mucizeler gerçekleştiren bir kadın ile ilişki kurmaya başlayan acemi bir rahibe arasından yaşanacak cinsel tansiyonu yüksek olayları ekrana taşıyan filmin başrolünde ise Virginie Efira yer alıyor.
The Little Stranger
Yönetmen: Lenny Abrahamson
Room filmi ile elde ettiği Oscar adaylığından tam üç yıl sonra yeniden sinemaya geri dönen Lenny Abrahamson’un son filmi The Little Stranger doğaüstü bir gerilim filmi olarak dikkatlerimizi çekiyor. 1947’de yılında geçen hikayede bir kasaba doktoruna odaklanan The Little Stranger; varlıklı bir aileye yardım etmek için işe alınan bu doktorun, kendi aile geçmişini de içerecek biçimde onlara musallat olan gizemli güçlere yoğunlaşıyor. Sarah Waters’ın romanından uyarlanan film, korku bileşenlerini zarif bir tarzda harmanlayan ürpertici bir gotik deneyime benzeyen tarzıyla da Cannes’ın spesifik bölümlerinden birinde yer alabilecek gibi gözüküyor. Domhnall Gleeson, Ruth Wilson ve Charlotte Rampling gibi isimleri buluşturan filmi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Gizem Çalışır
333 yazı · İlk sinema deneyimini 6 yaşındayken babasıyla birlikte gittiği Aslan Kral filmiyle yaşayınca büyülü fenerin etkisinden hiç çıkamadı; pek çıkacak gibi de durmuyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →