· 4 dk okuma

5 Maddede Gönlümüze Taht Kuran Keanu Reeves

5 Maddede Gönlümüze Taht Kuran Keanu Reeves

1985 yılında One Step Away adlı film ile sinema kariyerine başlayan Keanu Reeves, çok geçmeden Kanada’dan Los Angeles’a geçerek devam ettirmeyi tercih etti. 1990’ların başlarında hem yüksek bütçeli filmlerde hem de bağımsız ancak çok ses getiren filmlerde yer alan Reeves, esas tanınırlığını Francis Ford Coppala imzalı Speed sayesinde sağladı. Sonrasında küçük bir düşüş yaşayan oyuncu, 1997’de The Devil’s Advocate ve 1999’da sinema tarihinin en önemli yapımları arasında gösterilen The Matrix ile birlikte Hollywood’un en aranan oyuncularından biri olduğunu ispatladı. Hatta sadece kariyerindeki başarıyla değil, günlük hayatında takındığı tavırla ve konuşmalarıyla da en sevilen isimlerden biri olmayı başaran Reeves, o günden bugüne aksini gösterecek bir şey yapmadı ve her zaman başarılı işlerin arkasında yer aldı.

“Kader şekil değiştirir, ama hiç bitmez!”

Reeves Dünyayı Suçlayanlardan Değil Onu Daha Güzel Hale Getirmeye Çalışanlardan Biri

my-own-private-idaho-filmloverss

Her zaman kendi ideallerine ve fikirlerine uygun işleri yapan ve sinema dünyasında en sevilen isimlerden biri olan Reeves’in özel hayatı pek mutlu ve kolay olmamasına rağmen; o dünyayı suçlayanlardan değil burayı daha güzel bir hale getirmek için çalışanlardan olmayı tercih ediyor. Yardımsever demektense onun için daha iyi bir yaşam ve insanlık için direnen biri demek daha doğru belki de… Mesela, The Matrix ve devam filminin başarısının ardından kazandığı 114 milyon doları 80 milyonunu özel efektler ve makyaj çalışanlarına verdiğini biliyor muydunuz?

Reeves’ten Mutluluk Tanımı!

sweet-november-filmloverss

Çocukluğundan bugüne kadar yaşamına baktığımızda, trajedik olayları yaşayan ve her defasında hayata devam edecek kadar sevgi dolu alan Reeves, sorunlu bir ailesi olmasına, en yakın arkadaşı ve sevdiği kadını kaybetmesine rağmen yaşamına devam ederek hayatı her şeyiyle sevmemiz gerektiğini anlatıyor sanki bizlere… Günlük hayatında metroyu kullanması, halkın içinde yer almayı tercih etmesi, katıldığı yardım dernekleri ve yaptığı konuşmalarıyla; ‘Hollywood ünlüsü’ dediğimizde aklımıza gelen tüm betimlemeleri yıkan Reeves, mutluluğu sizce nasıl tanımlıyor peki?

“Sevdiğim kadınla yatmak, bisiklete binmek, spor, arkadaşlarımla güzel vakit geçirmek, konuşmak, öğrenmek, toprak, kir, arkadaşlarımla güzel bir menü, şarap ve lezzetli yemekler, mutlu haberler ve mutluluk habercisi hayat. Çölde, doğada, ağacın en yüksek dalında veya çamurun içinde arkadaşlarımla ve ailemle olmayı seviyorum.”

Keanu Reeves’in Amerika’daki İlk Büyük Başarısı

bill-and-ted-s-excellent-adventure-filmloverss

Reeves’in Amerika ve çevresinde ilk ciddi başarısını elde ettiği Bill & Ted’s Excellent Adventure, zaman yolculuğu konusunu işleyen bir komedi filmiydi hatırlarsanız… Ted “Theodore” Logan ile Bill S. Preston, tarih dersinden ve bu şekilde üniversiteden mezun olmak için bir araştırma yapmak zorundadırlar. Eğer tarihteki bir kişinin bugünün dünyasında nasıl yer alabileceğini gösterebilirlerse mezun olabileceklerdir. Onlar bunu nasıl yapacaklarını kara kara düşünürken Rufus isimli biri gelir ve onları zamanda yolculukla tanıştırır. Bir telefon kulübesiyle geçmişe doğru yolculuk etmekte olan Bill ve Tedd’i izlediğimiz oldukça keyifli bir hikaye vaat eden Bill and Ted’s Excellent Adventure, bugün hala eleştirmenler tarafından 90’lar komedisinin başlıca örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

The Devil’s Advocate: Keanu Reeves İçin Para Önemli Değil!

the-devil-advocate-filmloverss

Keanu Reeves, bir aksiyon yıldızı olduğunu Coppola imzalı Speed’de kanıtladıktan sonra çok önemli bir projeyle karşı karşıya geldi. Bir 90’lar klasiği; The Devil’s Advocate! Al Pacino,  bu filmde kariyerinin en ilginç karakterlerinden biriyle çıkmıştı karşımıza, John Milton yani nam-ı diğer Şeytan… Peki ya Reeves olmasaydı, biz bu rolde Al Pacino’yu göremezdik desek? Taylor Hackford, bu rol için en baştan itibaren Al Pacino’yu düşünüyor olsa da, onun maaşını karşılayacak bir bütçeye sahip olmadığının da farkındaydı. Hackford’un en önemli şanslarından biri olan Reeves, yine kariyerinde ve günlük hayatında pek çok kez yaptığı gibi bir hareketle yine gönüllerde taht kurmayı başardı. Reeves, Al Pacino ile çalışmak için kendi ücretinden ciddi anlamda düşürmeyi kabul etti ve muazzam bir birliktelik ile birlikte unutulmaz bir film imza attılar. Film, başarılı bir savunma avukatı olan ve kazanmak için her şeyi mübah gören Kevin Lomax’ın, John Milton adlı esrarengiz bir zengin iş adamından aldığı davetkar teklifle değişen hayatını anlatıyor.

Geek Kültürünün Vazgeçilmezi

the-matrix-filmloverss

1999 yılı Keanu Reeves için adeta bir dönüm noktası… Artık o yıldan sonra Reeves pek çoğumuz için sadece Neo! The Wachowski kardeşler, Lana ve Lilly’nin 1999 yılında yönetmenliğini üstlendiği ve bir üçleme olan Matrix serisinin ilk filmi olan The Matrix cyberpunk ya da siberpunk film türünün unutulmaz örneklerinden biridir. Bilimkurgu türünde yepyeni bir soluk, farklı bir bakış açısı olan Matrix, mesafeli duruşuyla dikkatleri çeken Reeves’i Neo olarak karşımıza çıkarmasıyla ise etkileyici bir seçim yaptığını kanıtlıyordu. Bilim kurgu ve felsefenin karışımından ortaya çıkan The Matrix yaşadığımız evrenin sırlarını ve gerçeklerin ardındaki sır perdesini keşfeden Neo’nun bakış açısından ilerleyip bizleri ele geçirmişti. Neo ile birlikte biz de yaşadığımız evrenin ve hayatın tüm sırlarını keşfetmeye çalışmış; onunla birlikte kafamızdaki sorulara aradığımız cevaplarla kendimizi çıkmazlarda bulmuştuk. Kimileri tarafından sinemada bir devrim olarak bahsettiği The Matrix serisi kuşkusuz çıktığı günden bu güne hala araştırılan felsefesi ve derin ana fikriyle sinema dünyasına damga vurdu.

Reeves, Matix’ten sonra girdiği bu geek kültüründen çıkmak pek istememiş olsa ki Vertigo’nun meşhur “cehennem takipçisi” John Constantine rolü ile karşımıza çıktı. Filmin ilk yayınlandığı dönem ‘esmer Constantine mi olur!” haykırışları, Reeves’ten sonra “sarışın Constantine mi olur!” diye değişti…

Keanu Reeves’in bugüne kadar yer aldığı projeleri ve canlandırdığı karakterleri hatırlayabileceğimiz bir videoyu da buraya bırakıyoruz.

 


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →