İçeriğe geç
· 25 dk okuma

34. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi

34. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tam vize dönemine, en yoğun çalıştığınız günlere ya da şehir dışında akraba ziyaretine çıkacağınız o lanetli iki haftalık döneme denk gelen İstanbul Film Festivali; 4-19 Nisan tarihleri arasında, 34. kez gerçekleştirilecek. 200’den fazla filmi içeren programı nedeniyle izleyeceğimiz filmleri steril bir laboratuvar ortamında, saatlerce süren bir çabanın ardından belirleyebildiğimiz festivalde yine yok yok. Altın Lale ve Sinemada İnsan Hakları yarışma filmlerinin yanı sıra Akbank Galaları, NTV Belgesel Kuşağı ve Dünya Festivallerden bölümleri, festivalin zaten olmazsa olmazları. Bunlar beni kesmez diyen keşif meraklıları için Antidepresan, Mayınlı Bölge ve Geceyarısı Çılgınlığı bölümleri, saklı hazineler barındırıyor. “Yemek güzel de tatlı nerede kaldı?” diye soranlar için ise dört yeni bölüm var: Aile Bağları, Balkanlar: Ateşin Sineması, Yeni Alman Canlandırma Sineması ve Özel Gösterim: Ufak Hakikatler.

Kısacası herkesin kendinden bir şeyler bulacağı festival programından radarımıza yakalanan 50 film belirledik. İçlerinde uzun süredir beklediğimiz filmler olduğu gibi plase ve sürpriz önerilerimiz de var. “En güzel film, sizin kendi kendinize keşfettiğiniz film” olsa da merak etmeyin, kimselere söylemeyiz. Herkese iyi seyirler!

Hazırlayanlar: Batu Anadolu, Utku Ögetürk

34. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi

Citizenfour

Citizenfour bir belgeselden ziyade gerçek hayattan fırlayan bir gerilim filmi. Belgeselci ve gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald, “Citizenfour” takma adını kullanan Edward Snowden’la Hong Kong’da buluşuyor. Üst düzey CIA analizcisi Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın özel hayatın gizliliğini hukuk dışı yollarla ihlal ettiğini kanıtlayan gizli belgeleri kameralar önünde gazetecilere teslim ediyor. Poitras ve Greenwald, Snowden’ın tarihi kararıyla hayatını sonsuza dek değiştirecek bu fedakârca eylemini gözlemliyor. Bu filmi izledikten sonra telefonunuz, e-postanız, kredi kartınızla ilgili düşünceleriniz, hatta dünya görüşünüz bir hayli değişecek.

10 Nisan 16.00 – Atlas / 11 Nisan 11.00 Rexx  / 19 Nisan 13.30 Atlas 2

From Caligari To Hitler:  German Cinema in The Age of The Masses

Geçen yılki festivale Caligari-Wie der Horror ins Kino kam / Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde adlı belgeseliyle konuk olan sinema yazarı ve yönetmen Rüdiger Suchsland, takip eden ikinci filminde Siegfried Kraucauer’in aynı adlı meşhur kitabından yola çıkarak tekrar Weimar dönemi Alman sinemasını mercek altına alıyor. Dikkatle seçilmiş film kliplerinin Suchsland’ın bizzat seslendirdiği metne eşlik ettiği bu makale-filmde Fatih Akın, Volker Schlöndorff ve Thomas Elsaesser gibi isimlerle yapılmış röportajlar da yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen belgesel, III. Reich’a giden süreci sinema üzerinden ele alışıyla tarihsel ve sosyolojik bir araştırma niteliği de taşıyor.

9 Nisan 16.00 Beyoğlu / 10 Nisan 13.30 Rexx / 11 Nisan 19.00 Atlas 2

Reality

Wrong / Yanlış ve katil tekerlek Rubber / Lastik filmlerinin yönetmeni Quentin Dupieux gene çılgınca gerçeküstü bir komediyle kafaları karıştıracak. B filmlerine selam duran, biraz da bilimkurgu tadı veren bu filmde, kendi halinde bir kameraman olan Jason yöneteceği ilk korku filmi için fellik fellik yapımcı aramaktadır. Servet sahibi yapımcı Bob Marshal filme finansman sağlamayı kabul eder etmesine de, bir şart öne sürer: Jason 48 saat içinde sinema tarihinin en kusursuz çığlığını bulmalıdır! Jason, çığlık arayayım derken bir kâbusun içine düşecektir. Bu arada bir belgeselde, adı Gerçeklik olan küçük bir kız, bir domuzun içinde bulduğu mavi bir video kasedin sırrını çözmeye çalışmaktadır.

15 Nisan 19.00 Feriye / 16 Nisan 11.00 Atlas / 17 Nisan 11.00 FKM

13 Minutes

Eğer Georg Elser’in 13 dakikası daha olsaydı, dünyanın tarihi değişir, milyonlarca insan canından olmazdı. 13 dakikası daha olsaydı, Elser’in yerleştirdiği bomba Adolf Hitler’i havaya uçuracaktı. Ama bu olmadı ve 8 Kasım 1939 tarihinde Hitler olay mahallinden erken ayrıldı. Yaklaşan tehlikeyi hemen herkesten önce gören, başka insanlar sus pus beklerken ya da verilen emirleri yerine getirirken harekete geçen bu adam kimdi? Diğer insanların görmezden geldiği bir şeyi görmüştü ama neyi? Bundan önce Düşüş’le Nazi diktatörlüğünün son günlerini perdeye aktaran Oliver Hirschbiegel bu filmde, imkânsızı başarmaya çalışan, bunu başaramayan ama gene de tarih yazan bir direnişçinin çok şaşırtıcı bir portresini çiziyor.

12 Nisan 21.30 Atlas / 12 Nisan 21.30 Rexx / 18 Nisan 19.00 Feriye

Eisenstein in Guanajuato

Sanatçı, ressam, yönetmen, düşünür ve film öncüsü Peter Greenaway, hayatı boyunca sinema idolü kabul ettiği Sergey Ayzenştayn’ı bu filmde kendini tam kudretli hissettiği dönemde ve cinsel uyanışının zirvesinde yakalıyor. Meksika’da geçen filmde Ayzenştayn, Potemkin Zırhlısı’nın başarısının ardından 1931 yılında başka bir filmi yönetmek için Guanajuato’ya gidiyor. Daha ilk andan yapım sorunları yaşasa da, yabancı bir ülkede olmanın verdiği hazlar ve tehlikeler karşısında haliyle müthiş bir heyecana kapılıyor. Bu duruma bir de beklenmedik bir cinsel arzu da ekleniyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan filmde, bu yaratıcı dâhinin tutku dolu bir aşk, cinsellik ve ölüm karşısında yaşadığı arzu ve korkuları izliyoruz.

8 Nisan 16.00 Feriye / 11 Nisan 19.00 Atlas / 18 Nisan 16.00 Rexx

Black Souls

Gioacchino Criaco’nun romanından uyarlanan Kara Ruhlar, mafyaya dair filmlerde genellikle idealize edilen “aile şerefi” veya “erkeklik gururu” gibi kavramlara şüpheyle yaklaşıyor. Zira bir yarısı suç dünyasına bulaşmış, diğer yarısı ise o dünyadan uzak durmaya çalışan bir ailenin öyküsü bu. Mafyaya biat etmeden, bir çiftçi olarak hayatını sürdürmeye çalışan Luciano’nun en büyük korkusu, genç oğlunun amcalarının yanında suça bulaşması; fakat geçmişten gelen bir kan davasının etkilerinden sıyrılamayan bu aile için şiddetten kaçmak giderek daha güç hale gelmekte. Venedik’te Altın Aslan için yarışan ve festivalden ödülle ayrılan Kara Ruhlar’ın bir diğer ilginç yanı ise İtalya’da mafyanın en etkin olduğu bölgede, Calabria’daki Africo kasabasında çekilmesi.

16 Nisan 19.00 Feriye / 17 Nisan 11.00 Atlas / 17 Nisan 16.00 Rexx

Phoenix

Nelly, toplama kampından kurtulmayı başarmış ama işkenceden yüzü tanınmayacak hale gelmiş bir şarkıcıdır. Zorunlu olarak geçirdiği estetik ameliyat sonrasında, kendisinin bir benzerine dönüşür. Görmek için can attığı tek kişi ise kocası Johnny’dir. Karşılaştıklarında Johnny onu tanımayıp zihnini iyice bulandırır. Acaba kocası ona hâlâ âşık mıdır, yoksa sadece parasının peşinde midir? II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i bir nevi kara film sahnesine dönüştüren Yüzündeki Sır, Barbara’nın rüya ekibini, yönetmen Christian Petzold ve başrol oyuncuları Nina Hoss ile Ronald Zehrfeld’i tekrar bir araya getiriyor.

12 Nisan 19.00 Feriye / 13 Nisan 11.00 Atlas / 15 Nisan 19.00 Rexx

The Fool

İçten içe çürümüş bir toplum dürüst bir adam sayesinde değişir mi? Yoksa öylelerine enayi mi denir? Yury Bykov’un bu üçüncü uzun metrajlı filmi, daha önce festivalde izlediğimiz The Major / Komiser’in izinden gidiyor. Enayi’nin kahramanı Dima, sıradan bir tesisatçı. Akşamın bir saatinde evinden çıkıp, bir sızıntıyı incelemek üzere kentin en fakir mahallelerinden birinde yıkık dökük bir binaya gidiyor. Durum öyle ki, 800 kişinin yaşadığı bu eski yurt binası çökmek üzere ve mekânı tümüyle boşaltmak için sadece bir geceleri var. Belediyeden izin almak için belediye başkanını görmeye giden tesisatçı, olayın göründüğü kadar basit ve temiz olmadığını o an anlıyor. Kimi kimsesi olmayan yüzlerce insanın yaşamını kurtarmak için bütün gece, burnuna kadar yolsuzluğa batmış bürokratların peşinde koşuyor.

13 Nisan 16.00 Atlas / 18 Nisan 13.30 Feriye / 19 Nisan 16.00 Rexx

Müjdeler var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına

Türk Sinemasının doğumgünü sayılan 14 Kasım 1914’te çekildiği iddia edilen, hiç kimselerin görmediği, kayıp film Ayastafenos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı üzerinden, 1856’dan günümüze uzanan bir Türk(iye Sineması) tarihi soruşturması.

11 Nisan 16.00 Atlas 2

mujdeler-var-yurdumun-topragina-tasina-filmloverss

Inherent Vice

Paul Thomas Anderson’ın merakla beklenen yeni filmi Gizli Kusur, özel dedektif Larry “Doc” Sportello’nun hikâyesini anlatıyor. Doc, eski kız arkadaşının emlak zengini yeni sevgilisi hakkında bir komplodan haberdar olmuştur. Karısı ve karısının sevgilisi, adamı kaçırıp akıl hastanesine tıkmayı planlamaktadır. Doc davayı deştikçe işler daha da karmaşık bir hal alacaktır. Festivalde en son The Master ile izlediğimiz Anderson’ın önceki filmlerinden oldukça farklı bir dokuya sahip olan yeni filmi, kariyerinde bir atılım niteliğinde. Güçlü oyuncu kadrosu ve saksafonculardan sörfçülere binbir çeşit karakterin geçit yaptığı Gizli Kusur, Amerikan edebiyatının en esrarengiz yazarlarından Thomas Pynchon’ın aynı adlı romanından uyarlandı.

6 Nisan 21.30 Atlas / 6 Nisan 21.30 Rexx/ 7 Nisan 21.30 Feriye

Taxi

Sarı bir taksi Tahran’ın canlı ve renkli caddelerini dolaşmaktadır. İnip binen farklı yolcular bizzat taksiyi kullanan Jafar Panahi ile söyleşmekte ve hayatın her alanında fikirlerini ifade etmektedir. Panahi bu yeni filminde kendisini de içine katarak İran toplumunun sosyal katmanları arasında geziniyor. “Ben bir sinemacıyım. Sinemadan başka hiçbir şey yapamam” diyen yönetmen bir kez daha sinema yapmasına engel olmaya çabalayan ülkesiyle hesaplaşırken, bir toplumu anlatması için başrolü bir taksiye veriyor.

16 Nisan 21.30 Atlas / 16 Nisan 21.30 Rexx / 19 Nisan 13.30 Feriye

Every Thing Will Be Fine

Berlin’de Onursal Altın Ayı ile ödüllendirilen Wim Wenders’in Berlin Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen 3 boyutlu filmi, ölümlü bir trafik kazasına neden olan ve 12 yıl boyunca bu kazanın kendi üzerinde yarattığı travmatik etkileri inceleyen bir yazarın hikâyesini anlatıyor.

18 Nisan 21.30 Atlas / 18 Nisan 21.30 Feriye / 19 Nisan 16.00 Feriye

Pride

Yıl 1984… Ulusal Maden İşçileri Sendikası, Birleşik Krallık genelinde grev ilan etmiş durumda. Yeterince kazanç sağlamadığını düşündüğü maden ocaklarını kapatma kararı almış muhafazakâr Thatcher hükümeti ise grevdeki madencilere tüm gücüyle saldırmakta. Bu dönemde madencilerle aynı taraflara (Thatcher, polis ve hükümet yanlısı basına) karşı mücadele ettiklerinin farkına varan Londralı bir grup aktivist lezbiyen ve gey, madenciler için yardım parası toplamaya karar verir ve böylece tarihe geçecek bir dayanışma öyküsü yazılmaya başlanır.

10 Nisan 21.30 Atlas / 10 Nisan 21.30 Rexx / 11 Nisan 21.30 Feriye

The Face of An Angel

Britanya sinemasının her daim heyecan uyandıran yönetmeni Michael Winterbottom’ın yeni filmi Meleğin Yüzü, yönetmenin yankıları hâlâ süren meşhur “Amanda Knox Davası”ndan etkilenerek yaptığı bir psikolojik gerilim. Toskana’da Britanyalı bir kız öğrencinin ev arkadaşları tarafından öldürülmesinin ardından bu tuhaf vakanın peşine takılan iki kişiden biri bir gazeteci, diğeri ise bir belgeselci. Dante’nin İlahi Komedya’sı gibi üç bölüme ayrılan filmde Winterbottom, gerilimi had safhada tutarak cinsellik, dehşet ve gizem kokan ürkütücü bir cinayet hikâyesine ışık tutmanın derdinde.

9 Nisan 16.00 Atlas / 18 Nisan 16.00 Feriye / 19 Nisan 16.00 Rexx 2

‘71

Geçtiğimiz yılın en çok ses getiren ilk filmlerinden ‘71 nefes nefese izlenen bir aksiyon… Yönetmen Yann Demange, seyirciyi 1971 yılına, Belfast sokaklarına götürüyor. Bir ayaklanmayı durdurmak için yapılan harekâtta birliği erkenden geri çekilmek zorunda kalınca, deneyimsiz İngiliz askeri Gary yanlışlıkla tek başına geride kalır. Genç adamın Belfast sokaklarından canlı kurtulma çabasını anlatan filmin başrolünde, son yılların yükselişteki İngiliz yıldızı Jack O’Connell var. Demange ustalıkla çekilmiş takip sahneleriyle gerilimi en üst seviyede tutarken, olayların politik arka planını da es geçmiyor.

4 Nisan 19.00 Rexx / 7 Nisan 19.00 Atlas / 13 Nisan 13.30 Feriye

Oh! What A Lovely War

Birinci Dünya Savaşı sırasında geçen Ah! Ne Tatlı Savaş, Smith ailesinden cepheye giden bir grup gencin hikâyesini anlatan müzikal bir film. Büyük Savaş’la ilgili tarihe geçmiş pek çok anın yeniden canlandırıldığı sahneler ve göz alıcı müzikal numaralarla hızla akıp giden 2,5 saat boyunca, birbirinden ünlü oyuncular da irili ufaklı rollerde peş peşe karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz yıl hayata veda eden Richard Attenborough’nun bu ilk yönetmenlik denemesi, çekildiği dönemin ruh halinden açıkça etkilenmiş, görkemli bir savaş karşıtı film.

7 Nisan 21.30 Atlas 2 / 8 Nisan 16.00 Rexx

National Gallery

Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Londra’daki National Gallery, usta belgeselci Frederick Wiseman’in yeni belgeselinin merkezinde yer alıyor. Müzenin 2300’den fazla parça içeren koleksiyonunun genişliği filmin süresine de yansıyor. Bu ayrıntılı belgeselde Wiseman, müzeyi gezen ziyaretçilerin ve akademisyenlerin, küratörlerin, eğitimcilerin tablolarla kurduğu ilişkiye eğiliyor. Müzenin farklı odalarındaki birbirinden ünlü ve önemli tablolar aracılığıyla, resim ve hikâye anlatma sanatları arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

5 Nisan 16.00 Rexx 2 / 14 Nisan 16.00 Beyoğlu / 18 Nisan 16.00 FKM

B-Movie: Lust & Sound in West Berlin

1980’lerde Batı Berlin… Şehrin bir B filmi gibi olduğu yıllar: Renkli ve ucuz, tedirgin ve hevesli, ezik ve dayak yemiş gibi, sarhoş, uçmuş ve son derece özel… B Filmi, her şeyin mümkün gibi göründüğü, Avrupa’da bir eşi benzeri bulunmayan bir “ara bölge”de, bu bölünmüş şehirde hayatın nasıl geçtiğini anlatıyor bize. Çılgın olduğu kadar yaratıcı; punk’la başlayıp Aşk Geçidi’yle sonlanan bu on yıldan görüntüleri bir araya getiren bir belgesel; müzik, sanat, kaos, alt kültür ve pop kültür, cahil dâhiler, meşhurlar, sanatçılar, komüncüler, işgalciler ve hedonistlerle ilgili tempolu bir film…

9 Nisan 16.00 Atlas 2 / 11 Nisan 21.30 Beyoğlu / 12 Nisan 21.30 Rexx 2

H.

H.’nin merkezinde New York yakınlarında bir kasabada yaşayan iki Helen var. Birisi 60 yaşında, Roy adında bir adamla evli ve bir oyuncak bebeğe gerçek bir çocukmuş gibi bakıyor. Diğer Helen ise hamile bir sanatçı; sevgilisi Alex ile başarılarla dolu bir hayat sürüyor. İki hayat da büyük bir değişimin eşiğinde, çünkü şehre bir meteor çarpmak üzere. Nihayetinde insanlar kayboluyor, esrarengiz şeyler yaşanmaya başlıyor. Doğaüstü bir olayla birlikte yerle yeksan olan hayatı, tekinsiz atmosferiyle anlatan H., bilimkurgu ile gerilim arasındaki çizgiyi zorluyor.

5 Nisan 13.30 Beyoğlu / 7 Nisan 13.30 Rexx 2 / 16 Nisan 19.00 Atlas 2

The Duke of Burgundy

Ödüllü yazar ve yönetmen Peter Strickland’ın tekinsiz Berberian Ses Stüdyosu ve Katalin Varga’nın ardından çektiği yeni filminden erotizm ve endişe damlıyor. Cynthia ile Evelyn her gün basit ve kışkırtıcı bir ritüeli yerine getirir ve bu âdet hep Evelyn’in cezası ve zevkiyle biter. Varlıklı amatör kelebek uzmanı Cynthia’nın gönlünde yatan daha geleneksel bir ilişki olunca, hizmetçi Evelyn’in erotik takıntıları kısa sürede ilişkiyi kırılma noktasına götüren bir bağımlılığa dönüşür. Jess Franco’nun üslubundan esinlenen Burgundy Dükü, karanlık bir çürümüşlüğü anlatan, iç gıcıklayıcı, gotik bir melodram.

11 Nisan 13.30 Feriye / 16 Nisan 19.00 Rexx / 18 Nisan 19.00 Atlas

34. İstanbul Film Festivali’nden 50 Film Önerisi

Zero Motivation

Gösterildiği birçok festivalde eleştirmenler tarafından övgüye boğulan Motivasyon Sıfır, şehirden uzak bir çölde gün sayan kadın askerlerin hikâyesini anlatıyor. Dış dünyadan izole bir köşede, olanca gücüyle zamanı eritmek için çabalayan ve bütün sırlarını birbirleriyle paylaşan bu kadınların aslında tek bir beklentileri var: Sivil hayata geri dönmek. Genç kadın yönetmen Talya Lavie’nin ilk uzun metrajlı filmi, kara mizahın bütün nimetlerinden faydalanıyor.

4 Nisan 13.30 Rexx / 6 Nisan 11.00 Atlas / 10 Nisan 19.00 Feriye

The Farewell Party

Sharon Maymon ve Tal Granit’in uzun metrajlı ilk filmi olan Veda Partisi, janrının tüm olanaklarını seferber eden bir kara komedi. Bir huzurevinde yaşayan birkaç dost, ölmek isteyen bir arkadaşları için bir ötanazi makinesi icat ediyor. Yaptıkları makinenin haberi yayıldıkça ve her gün daha çok insan makine hakkında soru sormaya başlayınca mucitler oldukça zorlu bir soruyla karşı karşıya kalıyor: İnsanların ölmesine yardım ederek doğru bir iş mi yapıyoruz acaba?

5 Nisan 16.00 Beyoğlu / 8 Nisan 11.00 Rexx / 13 Nisan 21.30 Atlas 2

Negotiator

Oscar adaylığı bulunan yönetmen Borja Cobeaga, bu üçüncü uzun metrajlı çalışmasında İspanya’nın yakın tarihinden bir dizi olaya esprili ve absürd bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Konu, 2005-2006 yıllarında İspanyol hükümeti ile Bask bölgesinin silahlı ayrılıkçı örgütü ETA arasında yapılan başarısız barış görüşmeleri. Filmde, iki taraf arasında aracılık yapan ve bu yüzden komşularının bile nefret ettiği Basklı politikacı Manu Aranguren’i izliyoruz. Planlı ve ağırbaşlı ilerlemesi gereken bu görüşmelerin gidişatını, beklenmedik türlü türlü olaylar, aksilikler ve yanlış anlaşılmalar fena halde değiştirecektir. Bir komedi tadında başlayan film adım adım trajikomediye dönüşüyor.

4 Nisan 19.00 Atlas 2 / 6 Nisan 19.00 Rexx 2 / 10 Nisan 13.30 Feriye

Victoria

Victoria, Berlin’e yeni taşınmış, hayatını kafede çalışarak kazanan genç bir kadın. Berlin’de henüz arkadaş edinememiş; oldukça girişken ve hayatında heyecan arıyor. Bir gece, eğlendiği bir kulübün hemen dışında bir grup erkekle tanışıyor. Sonraki saatte bir banka soygununa varacak olaylar silsilesi hem Berlin’in arka sokaklarını hem de Victoria’nın karanlık taraflarını gözler önüne seriyor. 140 dakikalık tek bir plandan oluşan, benzerine kolay rastlanamayacak türden bu filmde dram, mizah, romantizm ve suç bir arada.

6 Nisan 21.30 Rexx 2 / 7 Nisan 16.00 Feriye / 11 Nisan 16.00 Atlas

Theeb

“Arap dünyasından çıkan en izleyici dostu film” olarak tanımlanan Theeb’de, küçük bir çocuğun, babasının ölümünün ardından nasıl yetişkine dönüştüğünü izliyoruz; kardeşlik ve ihanet üzerine bir film bu… Yıl 1916, Arap İsyanı başlamak üzere. Kabilede bedevi geleneklerine göre sürüp giden yaşam, bir İngiliz subayın gizemli bir görevle yanlarına gelmesiyle değişir. Theeb’in ağabeyi Hüseyin, Arap çöllerinde yapacağı tehlikeli yolculukta subaya mihmandarlık yapmayı kabul eder. Ancak tuzağa düşerler ve Theeb küçücük yaşına rağmen durumun derhal farkına varır: Hayatta kalmak için, tıpkı adını taşıdığı kurt gibi olmalı, yetişkin olmayı ve güvenmeyi öğrenmelidir.

8 Nisan 19.00 Feriye / 10 Nisan 13.30 Rexx / 19 Nisan 11.00 Atlas 2

45 Years

Evliliklerinin 45. yılını kutlamak üzere olan bir çift: Kate ve Geoff. Hayatlarının son baharındalar ve kendi başlarına mutlu olmaya alışmışlar. Ters gidebilecek hiçbir şey yok ya da onlar öyle sanıyor. Oysa İsviçre’den gelen haber ilişkilerini karmaşık bir hale sokacaktır: Geoff’in 50 yıl önce kaybolan ilk aşkının hiç bozulmamış cesedi buzlar altında bulunmuştur. Geçmişin can sıkıcı muhasebesi şimdi başlayacaktır. Bol ödüllü Weekend / Haftasonu ile dikkatleri çeken yönetmen Andrew Haigh, çoğu kez Bergman’la karşılaştırılan bir tarz izleyerek evliliğin karanlık taraflarını anlatıyor.

7 Nisan 21.30 Atlas / 7 Nisan 21.30 Feriye / 8 Nisan 21.30 Rexx

45-years-filmloverss

Life in a Fishbowl

İzlanda’da büyük bir gişe başarısı elde eden, aynı zamanda ülkenin Oscar adayı olan Fanusta Yaşayanlar, İzlanda’nın 2008’de yaşadığı ekonomik krizin arifesinde üç karakterin hayatına odaklanıyor. Çeşitli tesadüflerle yolları kesişen bu karakterler, ay sonunu güçlükle getiren bekâr anne Eik, bir zamanlar futbolcuyken şimdi şansını işadamı olarak deneyen Sölvi ve başarılı günleri geçmişte kalmış olan alkolik yazar Mori… Yönetmen ve senarist Baldvin Zophoníasson, anlatımında aceleci davranmıyor ve karşımıza detaylı karakter incelemeleri koyuyor. Filmin müzikleri ise Salon’da izleme şansına eriştiğimiz İzlandalı indie-rock elektro akustik sihirbazı Olafur Arnalds’a ait.

17 Nisan 11.00 Feriye / 18 Nisan 19.00 Beyoğlu / 18 Nisan 11.00 Rexx 2

It Follows

Yılın en iyi korku filmine hazır mısınız? Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterilen ve ünü kulaktan kulağa yayılarak sürpriz bir hite dönüşen Peşimdeki Şeytan, 80’lerin korku klasiklerinin tadını taşıyor ama önümüze yepyeni bir mitoloji koyuyor. Bu sefer cinsel birleşme yoluyla kişiden kişiye aktarılan bir lanet söz konusu. Kılıktan kılığa girebilen ve sizden başka kimsenin görmediği, yanınıza ulaştığı anda canınızı alacak doğaüstü bir varlık… David Robert Mitchell sadece fikrin orijinalliğine sırtını yaslamıyor; çok iyi bir yönetmenlikle benzersiz bir deneyime imza atıyor.

04 Nisan 24.00 Atlas / 11 Nisan 19.00 Atlas / 18 Nisan 11.00 Atlas

The Salvation

Jon, ailesinin intikamını almaya ve kötü şöhreti almış yürümüş çete reisi Delarue’nün karşısına çıkmaya kararlıdır. Ancak korkak ve çıkarcı cemaatinin ihanetine uğrayınca, bu barışçıl yerleşimci intikamcı bir avcıya dönüşüp suçluları katlederek şehrin kararmış kalbine derman olacaktır. Dogma hareketinden yönetmen Levring’in çocukluk hayali olan İntikam prömiyerini Cannes’da  Geceyarısı Gösterimi’nde yaptı.

4 Nisan 13.30 Atlas 2 / 6 Nisan 16.00 Atlas / 12 Nisan 11.00 Rexx

Far From The Madding Crowd

Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterberg’in kamerasını Victoria İngiltere’sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene’in hikâyesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathsheba’ya, Weatherbury’deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekârı kendine âşık eder.

17 Nisan 16.00 Feriye / 17 Nisan 19.00 Rexx / 18 Nisan 11.00 Atlas

The New Girlfriend

Claire ile Laura… İki kadın, iki çocukluk arkadaşı, etle tırnak gibi… Laura ağır bir hastalığa tutulunca, en yakın arkadaşı Claire’den bebeğine ve kocası David’e göz kulak olacağına dair söz alır. Laura’nın ölümü üzerine Claire, David ve bebeği ziyaret etmeye karar verir, ancak evde muazzam bir sürpriz onu beklemektedir. Britanya dedektif edebiyatının buzdan kraliçesi Ruth Rendell’in aynı adlı öyküsünden serbestçe uyarlanan Yeni Kız Arkadaşım, erillik ve dişillik etiketleri ve rolleri, dönüşüm, arzu ve cinsellik gibi konularda sorular sorarken aynı zamanda karakterlerinin burjuva cilalarını kazıyan oyunbaz bir melodram.

11 Nisan 21.30 Atlas / 11 Nisan 21.30 Rexx / 18 Nisan 11.00 Feriye

While We’re Young

Josh ve Cornelia çocukları olmayan, New York’lu bir çifttir. Dostları çocuk sahibi olup onlardan uzaklaşmaya başlayınca, hipster bir çift olan Jamie ve Darby ile yakınlaşmaya başlarlar. Kendilerinden daha genç insanlarla vakit geçirdikçe hep aradıkları hayat enerjilerine yeniden kavuşurlar; bu insanların zannettikleri kadar güvenilir olmadığını anladıklarında ise büyük bir şüpheye kapılırlar. Bir önceki filmi Frances Ha ile son yılların en çok konuşulan bağımsızlarından birini yapan Noah Baumbach, ilk kez Toronto Film Festivali’nde görücüye çıkan yeni filminde uzmanlık alanı olan insan ilişkilerini merkeze alıyor.

4 Nisan 21.30 Atlas / 4 Nisan 21.30 Rexx / 6 Nisan 19.00 Feriye

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”NRUcm9Qw9io”]

Komşu Komşu! Huuu!

Tek katlı eski bir ev ile, bir rezidansın komşuluğu… Türkiye’de son birkaç yıldır adına kentsel dönüşüm denen bir canavar ortaya çıktı. Mahallelere dadanan bu canavar, eskiye ait ne varsa yıkıp döküyor, her yere cam kuleler dikiyor, kalan üç beş ağacı da yutuyor. Canavar işini yapadururken de eskiyle yeni, zenginle yoksul komşu haline geliveriyor. İstanbul’un göbeğindeki Kurtuluş’ta yükselen dev bir residans ve onun gölgesinde nefes almaya çalışan eski bir yerleşim yeri Paşa Mahallesi. Film, bu mahalledeki gecekondu ile rezidansın komşuluğu hakkında. Olan biteni bize pembe bir ev anlatıyor.

17 Nisan 19.00 FKM

komsu-komsu-huuu-filmloverss

Words With Gods

Farklı coğrafya ve inanç sistemlerinden dokuz ünlü yönetmenin bir araya gelerek yaptığı Tanrılarla Konuşmalar, inanç ve inançsızlık üzerine bir zihin egzersizi. Ateizmden Hinduizme, İslamdan Budizme uzanan bir yelpazede her yönetmen, kendi kültürüne yakın duran inanç sistemi üzerinden bir hikâye anlatıyor. Guillermo Arriega’nın fikir babalığını yaptığı, 9 kısa filmden oluşan bu projedeki yönetmenlerin isimleri heyecan verici. Bahman Ghobadi, çektiği bölümde Yılmaz Erdoğan bir kez daha birlikte çalışma fırsatı buluyor.

8 Nisan 21.30 Atlas / 8 Nisan 21.30 Rexx / 9 Nisan 21.30 Feriye
[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”hXCbEiDVzuc”]
Dead Snow 2: Red vs. Dead

İlkinden daha iyi, daha kanlı, daha çılgın olan bu devam filminde Nazi zombiler geri dönüyor! (Ölü Kar’da ortalığı dağıtan) Nazi zombilerden canını zar zor kurtaran Martin’in dertleri bitmedi. Hastalık bulaştığı için kendi kestiği kolunu doktorlar yerine dikiyor, fakat kendi kolu değil, bir Nazi zombi kolu diktikleri. Bu kol kendinden bağımsız, Hitler’in emirlerini yerine getirmeye kararlı. Neyse ki Martin bu kez yalnız değil. Amerikalı “Zombi Takımı” diye Amerikalı bir ekip de yanında. Zaten Norveç’in kuzeyinde zombi Nazilerden bol ne var? Dev bir intikam, kan revan, beyin, gırtlak ve yerden fışkıran yaşayan ölüler… Eski nefretler güçlü olur derler…

10 Nisan 24.00 Beyoğlu / 17 Nisan 24.00 Beyoğlu

Sarmaşık

İşlevini kaybetmiş bir otorite, hiyerarşiyi ne kadar devam ettirebilir? Sarmaşık gemisi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır; geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkililerinin kimsenin uğramadığı demirleme alanına çektiği Sarmaşık’ta, olası tehlikelere karşı harekete geçebilecek altı kişi kalır: Beybaba diye hitap edilen kaptan, makineden Kürt, mutfaktan kamarot Nadir, gemicilerden Alper ve Cenk, usta gemici İsmail. Sarmaşık bu altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla gemide geçirdiği 120 günün hikâyesidir.

17 Nisan 19.00 Atlas

Saklı

Vakur kişiliğiyle tanınan bir müzisyen olan Mahir Bey, kızının arkadaşı Duru ile saklı bir ilişki yaşamaktadır. Duru’nun babası Ali Bey ise geleneklerine bağlı, ailesine düşkün iki kız babasıdır. Mahir Bey ve Duru korkuları yüzünden birbirlerinden uzaklaşmak üzereyken, Ali Bey’in bu saklı ilişkiyi öğrenmesi an meselesidir.

16 Nisan 19.00 Atlas

sakli-filmloverss

Out of Nature

Ole Giæver’in yazdığı, yönettiği ve başrolünü üstlendiği Doğada Tek Başına, orta yaş krizinin eşiğindeki Martin’in çıktığı garip ve komik bir yolculuğu konu alıyor. Boş hayallere daldığı sıkıcı bir iş günü ertesinde sırt çantasını toplayan ve kendini doğanın kucağına atan Martin’i huzur verici olduğu kadar yer yer tehlikeli bir macera bekliyor; çünkü bu yolculukta açık havada çıplak olmanın tadını çıkartmak kadar, uygunsuz bir anda yabancılara yakalanmak da var… Bu sempatik kendini bulma öyküsü, Kuzey Avrupa sinemasından yeni bir keşif sunuyor.

4 Nisan 19.30 Beyoğlu / 9 Nisan 13.30 Atlas / 14 Nisan 11.00 Rexx

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”z4Lb7VXSPUM”]

The Connection

1971 Amerika yapımı meşhur William Friedkin filmi The French Connection’dan esinlenen Kanunun Kuvveti gerilimi yüksek bir suç filmi. Öykünün başkarakteri, bir polis mahkemesi hâkimi olan Pierre Michel. Pierre’in kariyeri, yıllarını harcadığı bir dava nedeniyle batağa saplanmış durumdadır. Dava onun için bir takıntıya dönüşmüştür ve artık tek bir amacı vardır: Ülkenin en güçlü uyuşturucu kartellerinden birini alt etmek. Altı yıllık bir süreci anlatan ve 35mm çekilen bu karanlık film, özellikle başroldeki Oscar ödüllü Jean Dujardin ile dikkat çekiyor.

10 Nisan 16.00 Rexx 2 / 11 Nisan 13.30 FKM / 19 Nisan 19.00 Beyoğlu

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”Dx41FbyvSMw”]

Hyena

“İyi polis olmak bu işin kitabındaki her şeyi layıkıyla uygulamak mıdır?” Gerard Johnson’ın ikinci uzun metrajlı filmi Aynasız’ın bu soruya cevabı “Hayır”. Johnson, Londra sokaklarında işlenen suçlar karşısında bir polisin etik duygusunu kaybetmesinin hikâyesini anlatıyor; suçun başrolünü ise Londra’nın göçmenlerine, Türklere ve Arnavutlara veriyor. Nicholas Winding Refn’in “kara filmin geleceği” olarak nitelediği Aynasız, özellikle başrol oyuncusu Peter Ferdinando’nun başarılı performansıyla övgü toplayan, alabildiğine karanlık bir suç dramı.

7 Nisan 13.30 Atlas / 7 Nisan 11.00 Rexx / 12 Nisan 19.00 Beyoğlu

Blowfly Park

Kristian, bir akşam sarhoş arkadaşı Alex’i evine bırakır. Bu gecenin sonrasında ise Alex ortadan kaybolur… Bunun üzerine Kristian önce Alex’in geride kalan oğlu ve kız arkadaşının hayatını düzene sokmayı kafaya koyar. Daha sonra da sokakta gördüğü kavgaları ayırmaya kalkışır. Başına sürekli yeni belalar açan Kristian, tüm bu olayların etkisiyle giderek daha agresifleşir ve kendisi de çözümü şiddette aramaya başlar. Bela Parkı, tedirgin edici tema müziği ve başrol oyuncusunun başarılı performansıyla seyirciyi diken üstünde tutan bir psikolojik gerilim.

11 Nisan 21.30 Rexx 2 / 12 Nisan 21.30 Beyoğlu / 13 Nisan 13.30 Rexx

Body

Berlin’de Teddy Ödülü kazanan bir önceki filmi W imie… / …adına’dan sonra bu kez Berlin’den En İyi Yönetmen Ödülü’yle dönen Malgorzata Szumowska’nın yeni filmi Beden, birkaç kayıp ruhun hikâyesini anlatıyor. Bir tarafta karısını kaybettikten sonra işiyle meşgul olmaya çalışan bir avukat ve onun anoreksi hastası kızı var. Diğer tarafta ise yaşadığı kaybı başka yöntemlerle hafifletmeye çalışan Anna. Bir yanda fizik, diğer yanda metafizik. Bir yanda absürt bir mizah, diğer tarafta oldukça ağır bir dram. Beden, ölüm mefhumunun dünyaya miras bıraktıklarının peşine düşüyor.

6 Nisan 19.00 Atlas 2 / 15 Nisan 13.30 Rexx/ 19 Nisan 13.30 Atlas

Ned Rifle

Amerikan sinemasının bağımsız damarının kendi ekolünü yaratmış isimlerinden Hal Hartley’nin Henry Fool ile başlayıp Fay Grim ile devam eden üçlemesini tamamlayan yeni filmi Ned Rifle, yönetmenin sinemasının tüm özelliklerini bünyesinde barındıran bir dram. Hikâyenin odağındaki Ned, annesinin hayatını bir kâbusa çeviren babasını öldürebilecek kadar bilenmiş bir karakter. Ancak başına musallat olan Susan, Ned’in planlarını boşa çıkarmaya kararlı. Ned Rifle, Hartley’nin Amerikan toplumuyla süregelen derdini iyiden iyiye keskinleştirdiği bir bağımsız yapım.

5 Nisan 11.00 Rexx / 9 Nisan 13.30 Feriye / 12 Nisan 13.30 Atlas

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”OTGs1V-KzK0″]

 Virgin Mountain

Büyükçe bir adamın küçükçe hikâyesi, İzlanda usulü bir “kırk yıllık bakir”… 40’larında, kilolu, hâlâ annesiyle oturan Fusi, henüz cesaretini toplayıp yetişkinlerin dünyasına girememiştir. Gününü uyurgezer gibi geçirip tekdüze bir hayat sürdürmektedir. Fıkır fıkır bir kadın ve sekiz yaşında bir kız çocuğu beklenmedik bir anda hayatına girince, Fusi artık kendince harekete geçmek zorunda kalır. Berlin Film Festivali’nde özel gala gösteriminde prömiyerini gerçekleştiren Bâkir Dev, Dagur Kari’nin ilk filmi Albino Noi’den bu yana çektiği en iyi film olarak değerlendiriliyor. Bâkir Dev ile Dagur Kari, son filmi Paul Dano’lu The Good Heart / İyi Yürek’ten altı yıl sonra hem sinemaya hem de İzlanda’ya dönüyor.

6 Nisan 19.00 Atlas / 12 Nisan 19.00 Rexx / 15 Nisan 11.00 Feriye

virgin-mountain-filmloverss

Margarita, with a Straw

Bu cesaret verici öykü, genç bir kadının hedeflerinin peşinden gitmesini konu alıyor. Leyla, beyin felci geçirmiştir ama yaşadığı tüm zorluklara rağmen başarılı bir üniversite öğrencisi ve gelecek vaat eden bir yazardır. Aynı zamanda asi bir kişiliktir; Delhi Üniversitesi’nden New York’taki bir okula transfer olmayı başarır ve böylece hayatını değiştirecek bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta hiç beklemediği birine âşık olan genç kadın, hem cinselliği hem de kendini keşfeder. Geçtiğimiz yıl pek çok önemli festivalde gösterilen film, özellikle başrolündeki Kalki Koechlin’in performansıyla beğeni toplamıştı.

6 Nisan 11.00 Beyoğlu / 9 Nisan 19.00 Atlas 2 / 10 Nisan 19.00 Rexx

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”YORjJiWBxAg”]

A Most Violent Year

Yıl 1981. Göçmen Abel Morales, ABD’yi ayakta tutan yüzlerce sermayedardan biri. Güzel bir eşi, büyük bir evi ve sadık çalışanları var. Ancak “şiddet”, kapitalizmin can damarı olan serbest piyasayı etkisi altına almış durumda; kâr peşinde koşan kodamanların arasında büyük bir rekabet mevcut. Hırsızlar kamyonlara saldırıyor; çalışanların hayatı tehdit altında. Abel, acilen bir önlem alması gerektiğinin farkında. A Most Violent Year, Abel’in kapitalizme ayak uydurma hikâyesini anlatıyor.

5 Nisan 21.30 Atlas / 5 Nisan 21.30 Rexx / 19 Nisan 21.30 Rexx

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”o87gG7ZlEAg”]

Limonata

Başka kültürlerden gelen, birbirini tanımayan iki kardeşin benzerliklerini, farklılıklarını ve kavgalarını eğlenceli bir yol hikâyesiyle anlatan bir film Limonata. Suat, Makedonya’da yaşayan eski bir tır şoförüdür, hasta yatağında ölmeyi beklemektedir. Ölmeden önce oğlu Sakip’ten son bir isteği vardır; yıllar önce İstanbul’da imam nikâhıyla evlendiği bir kadından olan oğlunu bulup, yanına getirmesi. Sakip, varlığını yeni öğrendiği kardeşi Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru babasının emektar arabasıyla yola çıkar. Ne var ki iki kardeş ilk andan itibaren asla tam olarak anlaşamaz. Selim durumu reddeder ve Makedonya’ya gitmeyi düşünmez bile. Sakip ikna edemeyeceğini anladığı kardeşini, bir gece ayakta duramayacak kadar sarhoş olmasından faydalanıp arabaya atarak kaçırır.

13 Nisan 19:00 Atlas

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”uUcU2xQh8vE”]

Lucifer

Şeytan cennetten cehenneme giderken, yolu Meksika’da Lupita, torunu Maria ve Lupita’nın kardeşi Emanuel’in köyüne düşer. Şeytan bu, durur mu? Fırsattan istifade mucizevi sağaltma gücünü gösterir: Felçliymiş gibi davranan Emanuel’i zorla yürütür; Maria’yı baştan çıkartır ve Lupita’nın tüm inancını yitirmesine neden olur. Aslında sadece iyi ile kötü arasındaki ince çizgiye ışık tutmaktadır. Yönetmenin tercih ettiği dairesel “tondoskop” formatı sinemada bir ilk.

9 Nisan 13:30 Beyoğlu / 11 Nisan 16:00 Feriye / 12 Nisan 11:00 Rexx 2

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”hzpUCMasR78″]

Magical Girl

İspanyol sinema ödüllerine damgasını vuran Sihirli Kız’a hayran kalan isimler arasında Pedro Almodóvar da yer alıyor. Lösemi hastası kızının son dileğini yerine getirmek için her şeyi göze alan işsiz bir baba, geçmişi sırlarla dolu ve bunalımda bir ev kadını, son on yılını hapishanede geçirmiş bir matematik öğretmeni… Carlos Vermut ikinci uzun metrajlı filminde, hayatları kesişen bu insanların hikâyesini anlatıyor. Bir aile dramı gibi başlayan Sihirli Kız, giderek karanlık ve rahatsız edici bir noktaya doğru ilerliyor ve final sahnesine dek seyircisini şaşırtmaya devam ediyor.

4 Nisan 16:00 Rexx / 4 Nisan 16:00 Atlas 2 / 8 Nisan 19:00 Atlas

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”V65u_XN0uq8″]

In The Basement

Bu film takıntılar hakkında. Bu film insanlar, bodrumları ve insanların boş zamanlarında bodrumlarında yaptıkları şeyler hakkında. Bu film bando müziği, opera aryaları, pahalı mobilyalar, ucuz erkek şakaları, cinsellik, atıcılık, form tutma, faşizm, kırbaçlar, bebekler, yılanlar, silahlar, aşk, aşksızlık hakkında… Tartışmalar çıkaran “Cennet Üçlemesi”nin ardından Ulrich Seidl, Bodrumda ile belgesel biçimine geri dönüyor. Avusturyalı olma ruhunun altını eşeleyen, hem komik hem hüzünlü bir makale-film bu.

8 Nisan 16:00 Beyoğlu / 9 Nisan 21:30 Beyoğlu / 11 Nisan 19:00 Rexx 2

[youtube width=”600″ height=”350″ video_id=”SSdJ6h-QEEU”]

 


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →