2020’nin Merakla Beklenen 50 Filmi
2019’un en iyileri listelerine doyduğumuza ve ödül sezonunun yavaş yavaş sonuna yaklaştığımıza göre, artık gözlerimizi yavaş yavaş 2020’de izleyeceğimiz filmlere çevirebiliriz. Leon Carax ya da David Fincher gibi usta yönetmenlerin yeni filmlerinin yanında Wonder Woman 1984 ve No Time to Die gibi gişe canavarlarını da izleyeceğimiz 2020’nin merakla beklenen 50 filmi listesini derledik.
Derleyen: Cem Özsefil, Güvenç Atsüren
Murat Emir Eren
2020’nin Merakla Beklenen 50 Filmi
9 Kere Leyla
Neredesin Firuze ve Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü? gibi 2000’ler Türkiye sinemasının önemli işlerinden iki tanesine imza atan Ezel Akay, uzun bir aranın ardından bu sene 9 Kere Leyla ile geri dönüyor. Başrollerde iki usta oyuncu Haluk Bilginer ve Demet Akbağ’ın yer aldığı film, konusu itibarıyla tam da Akay’ın kalemi gibi görünüyor. Bununla birlikte yönetmenin yakın zamanda çekmeyi planladığı iki filmi daha olduğunu belirtelim. Dolayısıyla önümüzde Ezel Akay filmlerine doyacağımız bir dönem var.
1917
Amerikan Güzeli – American Beauty, Hayallerin Peşinde – Revolutionary Road gibi modern klasiklerin yanına James Bond serisi için imza attığı başarılı filmleri ekleyerek son derece etkileyici bir filmografi inşa eden yönetmen Sam Mendes’in yeni çalışması 1917 da bu yılın en kayda değer filmlerinden biri olacak gibi görünüyor. Benedict Cumberbatch, Colin Firth ve Mark Strong’un oyuncu kadrosunda yer aldığı bu I. Dünya Savaşı filmi, tamamı tek planda çekilmemiş olsa da uzun plan sekansların ustaca birleştirilmesiyle yaratılan tek plan hissiyatıyla dikkat çekiyor. Film Türkiye’de 7 Şubat’ta vizyonda olacak.
A Quiet Place: Part II

John Krasinski‘nin yönetmenliğini üstlendiği ve başrolünü Emily Blunt ile paylaştığı gerilim türündeki A Quiet Place; “Sesini duyarlarsa, seni avlarlar.” mottosundan yola çıkarak dört kişilik bir ailenin sesle avını bulan gizemli yaratıklara karşı verdiği savaşı konu alıyordu. Kısa süresine rağmen etkileyici atmosferiyle hafızalara kazınan film, izleyiciye gerilim dolu dakikalar yaşatmayı başarmıştı. Geçtiğimiz yaz çekimleri gerçekleştirilen A Quiet Place Part II‘nun yönetmenliğini ilk filmde olduğu gibi John Krasinski üstleniyor. John Krasinski’nin aynı zamanda senaryosunu kaleme aldığı devam filminde yine Emily Blunt rol alıyor. İlk filmde hayatta kalmaya çalışan ailenin diğer üyelerini canlandıran Millicent Simmonds ve Noah Jupe da devam filminde karşımıza çıkıyor. Filmde ayrıca Cillian Murphy ve Djimon Hounsou da rol alıyor. A Quiet Place Part II Türkiye’de 20 Mart 2020’de gösterime girecek.
Annette

2012 yılında çektiği Holy Motors – Kutsal Motorlar’dan sonra bir süre sessizliğe gömülen ve 2014 yılında çektiği Gradiva adlı kısa filmi dışında bir projeye imza atmayan yönetmen Leos Carax, senaryosunu Russell ve Jon Mael ikilisinin kaleme aldığı müzikal Annette’le izleyici karşısına çıkacak. Bir komedyen ve opera şarkıcısının evliliğine odaklanan filmin başrollerinde Adam Driver ve Marion Cottilard yer alıyor.
Ayna Ayna
İlk uzun metrajlı filmi Şimdiki Zaman’la Adana Film Festivali’nden Yılmaz Güney Ödülü’yle dönen Belmin Söylemez yeni filmi Ayna Ayna’nın çekimlerini tamamladı. Başrollerinde Laçin Ceylan, Şenay Aydın, Manolya Akdemir gibi isimler yer alıyor. Filmin çekimleri İstanbul’da Kasım-Aralık aylarında gerçekleştirildi.
Bergman Island
İlk olarak 2017 yılında duyurulan Bergman Island, efsanevi yönetmen Ingmar Bergman’ın dört film çektiği, yaşadığı, öldüğü ve mezarının da bulunduğu İsveç’in Fårö adasında çekildi. Günümüz önemli sinemacılarından Mia Hansen-Løve’ın yönettiği Bergman Island’ın oyuncu kadrosunda Mia Wasikowska, Tim Roth, Vicky Krieps gibi önemli isimler yer alıyor. Filmin sinopsisi ise şöyle: “Amerikalı film yapımcısı olan bir çift, bir sonraki filmlerinin senaryosunu yazmak için yaz aylarını Ingmar Bergman’ın esin kaynağı olan adada geçirmeye karar verir. Yaz ve senaryolar ilerlerken, adanın vahşi doğasına uygun olarak gerçeklikle kurgu arasındaki çizgiler silikleşmeye başlar.”
Yırtıcı Kuşlar (Ve Muhteşem Harley Quinn) – Birds of Prey: And the Fantabulous Emancipation of One Harley Quinn

2016 yapımı milli felaket Suicide Squad: Gerçek Kötüler’in tek iyi yanı olarak anabileceğimiz Harley Quinn karakterinin solo filmine kavuşmaya çok yakınız. Başrolünde Margot Robbie’nin yer aldığı, senaryosu Christina Hodson’un imzasını taşıyan ve Cathy Yan‘in yönettiği film, Joker ile bağlarını koparan Harley Quinn’in Cassandra Cain adlı genç bir kızı kurtarmak için DC çizgiromanlarının sevilen kadın karakterlerinden Black Canary, Huntress ve Renee Montoya ile güçlerini birleştirmesini anlatıyor. Film ülkemizde 7 Şubat’ta gösterime girecek.
Black Widow
Yıllar yılı Marvel Sinematik Evreni’nde yer almasına karşın kendi solo filmi bulunmayan Black Widow, nihayet kendi macerasına atılıyor. Natasha Romanoff’un, Civil War ile Infinity War arasında gerçekleşen hikâyesini anlatan film, ilk etapta bağımsız bir film kafasında çekilecek gibi görünse de yayınlanan fragman bunun antiteziymiş tadındaymış gibi. Yine de gerek Johansson’a eşlik edecek Rachel Weisz, Florence Pugh ve David Harbour gibi isimlerin varlığı, gerekse de uzun zamandır tanıdığımız karakterin geçmişine bir yolculuk niteliği taşıması nedeniyle bizleri biraz da olsa heyecanlandırmakta.
Blossoms
Son olarak 2013 yapımı Büyük Usta – Yi dai zong shi’ye imza atan usta yönetmen Wong Kar-wai’nin yeni filmi Blossoms’ın Aşk Zamanı – Faa yeung nin wa ve 2046 ile tematik bağı olacak olması bu projeye karşı merakımızı oldukça yüksek bir noktaya çekiyor. Jin Yucheng’in 2013 yılında yayınlanan romanından uyarlanan Blossoms, Çin Kültür Devrimi’nin son dönemine denk gelen 60’lı yıllarda başlıyor ve Şanghay’da yaşayan üç kişinin 90’lı yıllara kadar uzanan hikâyesini anlatıyor. Çekimlerinin bu yıl yapılacağı belirtilen filmin, 2020 içinde seyirciyle buluşup buluşmayacağı ise şimdilik belirsiz.
Blonde
Sinema tarihinin en ikonik isimlerinden Marilyn Monroe’nun hayatına odaklanacak olan Netflix orijinal filmin yönetmen koltuğunda Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti – The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford ile bir başyapıta imza atan Andrew Dominik oturuyor. Monroe’yu sinema dünyasının yükselen oyuncularından Ana de Armas’ın canlandıracağı filmin Joyce Carol Oates gibi önemli bir yazarın romanından beyazperdeye uyarlanıyor olduğunu da ekleyelim.
Candyman
90’ların sevilen korku filmlerinden Şeker Adam’ın Laneti – Candyman de Hollywood’un içine düştüğü remake/reboot sarmalının yeni ürünlerinden biri olarak görünüyor. İzleyiciyi orijinal yapımda mitolojik bir karakter olarak karşımıza çıkan Candyman efsanesinin başladığı yere, Chicago’nun Cabrini-Green bölgesine davet eden yeni Candyman’in hâlâ heyecan verici olmasını sağlayan etmenlerin başında filmde hem yapımcı hem de senarist olarak gördüğümüz Jordan Peele geliyor.
Death on the Nile

Doğu Ekspresinde Cinayet – Murder on the Orient Express’te Agatha Christie romanlarının meşhur karakteri Hercule Poirot’yu büyük bir başarıyla canlandıran usta aktör Kenneth Branagh, bu rolü, yine kendisinin yönettiği bir başka Agatha Christie uyarlaması olan Death on the Nile’de tekrarlıyor. Nil Nehri yakınlarında tatilini gerçekleştiren Hercule Poirot, burada da rahata eremez, çünkü genç bir mirasyedi öldürülmüştür ve bu gizemli cinayeti çözmek için iş yine ona düşer. Filmde Branagh haricinde, Gal Gadot, Armie Hammer, Annette Benning ve Rose Leslie gibi önemli isimler de rol alıyor.
Dune

Frank Herbert’in bilimkurgu romanı, daha önce David Lynch tarafından sinemaya uyarlandı, gerçeküstücü usta Alejandro Jodorowsky tarafından yıllarca uyarlanmaya çalışıldı, ancak bu proje bir türlü gerçekleşmedi. Şimdiyse roman, son olarak Blade Runner: 2049’a imza atan Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’e emanet. Villeneuve’ün nasıl bir yaklaşım getireceğini merakla beklediğimiz bu uyarlamanın başrollerinde Timothée Chalamet, Rebecca Ferguson, Zendaya, Jason Momoa, Oscar Isaac, Javier Bardem ve Josh Brolin gibi bir yıldızlar kadrosu yer alıyor. Filmin 18 Aralık 2020’de ülkemizde gösterime girmesi bekleniyor.
Eternals
Marvel Sinematik Evreni’nde yer alacak ve Jack Kirby imzası taşıyan çizgiroman serisinden uyarlanacak Eternals, günümüzden milyonlarca yıl öncede geçecek ve Celestials isimli kozmik varlıkların, insanlar üzerinde deney yapması sonucu ortaya çıkan süper güçlü insanların hikâyesini anlatacak. Kağıt üzerinde tipik Marvel filmlerinden biri görünüyor olsa da Eternals’ı benzerlerinden ayıran önemli bir faktör var; o da yönetmen koltuğunda Chloé Zhao’nun oturuyor oluşu. Daha önce Songs My Brothers Taught Me ve The Rider gibi çok başarılı bağımsız ve düşük bütçeli yapımlara imza atan yönetmenin, nasıl bir Marvel filmi ortaya koyacağı ciddi bir merak konusu.
Ghostbusters: Afterlife
Orijinal fikirler üretmek konusunda büyük sıkıntılar yaşamasının bir yansıması olarak bolca yeniden çevrim ya da yıllar sonra gelen devam filmlerine sırtına yaslayan Hollywood’un bu seneki kurbanı Ghostbusters. Ancak diğerlerinin aksine Afterlife adına heyecanlanmamız için iki büyük neden var. İlki, Afterlife’ın yönetmen koltuğunda kendi orijinal tarzını sevdiğimiz ve orijinal serinin yönetmeni Ivan Reitman’ın oğlu olan Jason Reitman’ın oturması. Dolayısıyla Reitman’ın babasının mirasını korumak adına iki kat daha dikkatli olmasını bekleyebiliriz. İkincisi ise elbette ki Paul Rudd.
Iguana Tokyo
Hem ülke içi hem de ülke dışında ses getiren ilk uzun metrajı Sivas’ın ardından uzun süre sessiz kalan Kaan Müjdeci, uzun zamandır üzerinde çalıştığı projesi Iguana Tokyo ile geri dönüyor. Filmekimi döneminde dolaşıma giren fragmanlarıyla heyecanımızı bir tık daha körükleyen film, dünya prömiyerini tıpkı Sivas gibi Venedik Film Festivali’nde yapabilir.
I’m Thinking of Ending Things
John Malkovich Olmak – Being John Malkovich, Tersyüz – Adaptation. ve Sil Baştan – Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi ezber bozan senaryolara imza atan, New York Yanılsamaları – Synecdoche, New York ve Anomalisa’yı yöneten Charlie Kaufman’ın yeni filmi I’m Thinking of Ending Things, aile ziyaretine giden genç bir çiftin yaşadıkları ilginç olayları ve kırılgan bir ruha sahip bu iki gencin ani bir güzergâh değişikliği sonucunda yapacakları kabus dolu yolculuğu konu alıyor. Kaufman’ın yaratıcı zihninin, son dönemde sürekli harika performanslarla karşımıza çıkan Toni Collette ve Beast ile büyük çıkış yakalayan Jessie Buckley’in oyunculuklarıyla buluşacağı film, Netflix’te yayınlanacak.
Last Night in Soho

Son olarak Tam Gaz – Baby Driver’la istikrarlı çizgisini sürdüren İngiliz yönetmen Edgar Wright’ın yeni filmi Last Night in Soho, günümüzde ve 60’lı yıllarda yaşayan iki kadının birbirine paralel ilerleyen farklı türlerin harmanlandığı, gerilim soslu öyküsünü konu ediyor. Senaryosunu yine Edgar Wright ve Penny Dreadful’dan tanıdığımız Krysty Wilson-Cairns’in kaleme aldığı filmin başrollerinde Anya Taylor-Joy, Matt Smith ve Thomasin McKenzie’nin yer aldığı filmin ülkemizde gösterim tarihi şimdilik 2 Ekim 2020 olarak görünüyor.
Limonov

Son olarak Soğuk Savaş – Zimna wojna’yla dikkatleri üzerine çeken Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski, Emmanuel Carrére’nin yazdığı, Ukraynalı tartışmalı şair Eduard Limonov’un yaşam öyküsüne odaklanan aynı isimli kitpatan sinemaya uyarlanan Limonov’la bu yıl içerisinde karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Pawlikowski’nin, Sovyet Rusya’dan kaçıp ABD’ye sığınan radikal bir isim olan Limonov’un çalkantılı yaşamınına getireceği yorumu merakla bekliyoruz.
Little Women
İlk solo uzun metraj film denemesi Uğur Böceği – Lady Bird ile çok konuşulan Greta Gerwig, Louisa May Alcott’un aynı adlı romanından yine kendi senaryosuyla uyarlanan filmde Emma Watson, Meryl Streep, Saoirse Ronan, Timothée Chalamet, Laura Dern ve Florence Pugh gibi görkemli bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Şu ana kadar oldukça olumlu eleştirilen alan film, 14 Şubat’ta vizyona girecek.
Maddenin Hâlleri
Daha önce Zayiat ve Anadolu Turnesi gibi özgün filmlere imza atan, sinemanın çok farklı alanlarında eserler veren Deniz Tortum, son olarak Emre Yeksan’ın Yuva filmi ile aynı dünyada geçen VR deneyimi Sel Yatağı ile karşımıza çıkmıştı. Tortum’un yeni filmi Maddenin Hâlleri dünya prömiyerini bu ayın sonunda başlayacak Rotterdam Film Festivali’nin Bright Future bölümünde yapacak. Film, eski bir hastanenin ölümle yaşamın bir birine karıştığı atmosferine odaklanan, serbest yapılı bir belgesel olarak tanımlanıyor.
Malmkrog
2016 yapımı Sieranevada ile kendisine hayran bırakan Romanya Yeni Dalgası’nın en önemli yönetmenlerinden Cristi Puiu’nun yeni filmi Malmkrog, filozof Vladimir Solovyov’un kitabı War, Progress and the End of History: Three Conversations, Including a Short Story of the Anti-Christ’ın serbest bir uyarlaması olacak. 1900’lerde geçecek ve ekonomik materyalizm olgusuna eğilecek filmin Tolstoy ve Nietzsche gibi yazarlardan da esintiler taşıyacağı belirtiliyor. Çekimleri tamamlanan Malmkrog’un Şubat sonunda gerçekleştirilecek 70. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışması bekleniyor.
Mank
Yaşayan en büyük yönetmenlerden David Fincher’in yeni filmi olacak Mank, Yurttaş Kane – Citizen Kane’in senaristlerinden Herman Mankiewicz‘in hayatını anlatacak. Citizen Kane’in çalkantılı geçen senaryo yazma sürecine odaklanacak olan filmde Orson Welles‘i bu yıl The Souvenir ile adından övgüyle söz ettiren Tom Burke, Mankiewicz’i ise usta oyuncu Gary Oldman canlandıracak. Konusuna ve projede yer alan isimlere bakarsak, Mank’in 2021 yılında dağıtılacak Oscarlar’ın öne çıkan filmlerinden biri olacağını öngörmek pek de zor değil.
Memoria
2010 yapımı Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor – Loong Boonmee raleuk chat filmiyle Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Taylandlı yönetmen Apichatpong Weerasethakul, yeni filmi Memoria, Kolombiya’da geçiyor. Weerasethakul’un ülkesi dışında çektiği ilk film olma özelliğini de taşıyan yapım, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da hasta kardeşini ziyaret eden bir orkide çiftçisinin her gece uykusunu bölen yüksek sesli patlamalar karşısında yaşadıklarını konu ediniyor. Filmin en dikkat çekici özelliklerinin başında da, ana karaktere Tilda Swinton’ın hayat veriyor olması.
Mob Girl

Son olarak HBO için kaleme aldığı ve yönettiği The Young Pope dizisiyle gündeme gelen, Muhteşem Güzellik – La grande bellezza, Gençlik – Youth ve Loro gibi filmlerin yönetmeni Paolo Sorrentino’nun ABD’de çektiği son filmi Mob Girl, FBI için muhbirlik yapmak üzere mafya dünyasına giren New Yorklu sıradan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Filmin başrolünde Jennifer Lawrence yer alıyor. Ülkemizdeki gösterim tarihi henüz belli olmayan filmin 2020 içinde mutlaka prömiyer yapacağı konuşuluyor.
No Time To Die
James Bond karakterinden emekli olduğunu açıklayan Daniel Craig’in âdeta rica minnet geri döndüğü ve ünlü ajanı muhtemelen son kez canlandıracağı No Time to Die, Cary Joji Fukunaga’nın yönetmenliğinde karşımıza çıkacak. Yıllar yılı “Bond kadınları” adı altında içi oldukça boş kadın karakterler gördüğümüz James Bond serisi, söylenenlere göre No Time to Die ile bu konuda büyük bir değişime gidecek. Yalnızca bu bile filmi merakla beklememiz için yeterli bir neden.
Respect

Önümüzdeki yılın en önemli biyografik filmlerinden biri olması kuvvetle muhtemel Repect, efsanevi R&B şarkıcısı Aretha Franklin’in yaşam öyküsünü konu ediyor. Yönetmenliğini Jessica Jones, Insecure gibi dizilerden tanıdığımız Liesl Tommy’nin üstlendiği filmin senaryo yazarıysa The Americans, Fosse/Verdon gibi dizilere imza atan Tracey Scott Wilson. Filmde Franklin’i canlandıracak olan yıldız oyuncu Jennifer Hudson. Hudson’a filmde eşlik eden isimler arasındaysa Marlon Wayans, Forest Whitaker ve Leroy McClain yer alıyor. Respect’in ülkemizdeki gösterim tarihi şimdilik 9 Ekim 2020 olarak görünüyor.
Par ce demi-clair matin
Günümüzün en heyecan verici ve şaşırtıcı sinemacılarından Fransız Bruno Dumont, son olarak imza attığı Jeanne’ın ardından zaman kaybetmeden, bu yıl da Par ce demi-clair matin, ya da uluslararası pazara sunulduğu adıyla On a Half Clear Morning ile sinemalara konuk olmaya hazırlanıyor. Filmde Léa Seydoux yaşadığı tuhaf araba kazasının ardından hayatı alt üst olan ünlü bir gazeteciye hayat veriyor. Televizyon yıldızı olma yolunda ilerlerken bir anda hayatı alt üst olan gazeteci, kendisini yeniden toplamak için işe koyuluyor, ancak bu kez -tam da bir Dumont filminden bekleneceği üzere- biraz daha fazla ironi ve alayla.
Pinocchio
Son olarak Dogman’e imza atan Matteo Garrone’nin yazıp yönettiği, Hayat Güzeldir – La vita è bella filmiyle Oscar kazanan Roberto Benigni’nin Geppetto’yu canlandırdığı bir Pinokyo uyarlamasına tepkisiz kalmak hiç kolay değil. 19 Aralık’ta İtalya’da vizyona giren ve fena eleştiriler almayan film, uluslararası prömiyerini ise Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yapacak.
Soul

Animasyon devi Pixar’ın bu yıl sinemaseverlerle buluşacak yeni filmi Soul’un yönetmeni daha önce Yukarı Bak Up, Ters Yüz – Inside Out, Sevimli Canavarlar – Monsters, Inc. gibi yapımlara imza atan Oscar ödüllü Pete Docter. Film, New York’un ünlü caz kulübü The Blue Note’ta çalma hayalleri kuran müzik öğretmeni Joe Gardner’ı odak noktasına alıyor. Kanalizasyon deliğine düştükten sonra Joe başka bir aleme geçiş yapıyor ve sıradışı bir yolcuğun kapılarını aralıyor. Müziğin ön planda olduğu bir anlatı sunan Soul’un film müziklerini de Trent Reznor ve Atticus Ross ikilisinin yapıyor oluşu bu yapımı daha da heyecan verici kılıyor.
Tenet
Son filmi Dunkirk ile yönetmenlik bazında en iyi işini çıkarıp bu kategorideki Oscar için ilk adaylığını elde eden Christopher Nolan, yeni filmi Tenet ile alıştığı sulara geri dönüyormuş gibi görünüyor. Uluslararası bir casusluk hikâyesine odaklanan epik bir aksiyon filmi olacağı söylenen Tenet’ın fragmanına bakarak Nolan filmlerin alıştığımız aksiyon sahneleri ve zaman kırılmaları gibi ögeleri bol bol göreceğimizi söyleyebiliriz.
Titane

2016 yapımı rahatsız edici müthiş filmi Çiğ – Raw’la bizleri meftunu eden Fransız yönetmen Julia Ducournau, yeni filmi Titane’da yine korku-gerilim sularında dolaşıyor. Vincent Lindon ve Agatha Rousselle’in başrollerinde yer aldığı filmde olaylar havaalanında nereden geldiği belli olmayan yaralı yüzlü bir adamın bulunmasıyla başlıyor. Bu adamın, 10 yıl önce kaybolan Adrien olduğunun anlaşılmasıyla adam, yıllardır onu arayan ailesine kavuşur. Ancak Adrien’in ortaya çıkmasıyla bölgede cinayetler gerçekleşmeye başlar. Filmin Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirmesi bekleniyor.
Top Gun: Maverick

80’ler klasiği Top Gun’ın yıllar sonra gelen devam filmi Top Gun: Maverick’in başrolünde yine Tom Cruise’u izleyeceğiz. Filmin yönetmenliğini ise daha önce Oblivion’da da Tom Cruise ile çalışan Joseph Kosinski üstleniyor. Senenin en merak uyandıran blockbuster‘larından olan Top Gun: Maverick, Top Gun eğitim pilotu olmuş Pete ‘Maverick’ Mitchell’la Goose’un oğlu Wrigley arasındaki ilişkiyi konu alıyor.
The Card Counter
First Reformed’la müthiş bir geri dönüş yapan usta senarist-yönetmen Paul Schrader’ın yeni filmi The Card Counter, tövbekâr bir kumarbaz ve eski bir asker olan William Tell’i hikâyesine odaklanıyor. Bir yandan kumara karşı nefsini terbiye etmeye çalışan, bir yandan da intikam peşindeki genç bir adama engel olmak için elinden geleni yapan Tell’i canlandıran isimse Oscar Isaac olacak. Film henüz hazırlık aşamasında.
The Conjuring: The Devil Made Me Do It

Yönetmen James Wan’ın bir kez daha yönetmen koltuğunda oturacağı, Korku Seans – The Conjuring serisinin yeni filmi The Conjuring: The Devil Made Me Do It’in başrollerinde yine Patrick Wilson ve Vera Farmiga yer alacak. İkilinin Ed ve Lorraine Warren rollerine geri döndüğü film, cinayetten yargılanıp ruhu şeytani bir varlık tarafından ele geçirilen genç bir adamın yaşadıklarına odaklanacak. Warren’ların yaşadığı başka bir olayı derinlemesine inceleyecek olan filmin oyuncu kadrosunda Ruairi O’Connor, Sarah Catherine Hook, Julian Hilliard gibi isimler de yer alırken, filmin senaryosu ikinci filmin senaristi David Leslie Johnson tarafından kaleme alındı.
The Gentlemen

Son olarak U.N.C.L.E. ve King Arthur: Legend of the Sword gibi büyük bütçeli aksiyon filmlerine imza atan Guy Ritchie’nin yeni projesi The Gentlemen, Charlie Hunnam, Matthew McConaughey, Hugh Grant, Colin Farrell, Henry Golding, Jeremy Strong, Michelle Dockery ve Eddie Marsan gibi isimlerin yer aldığı oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor ve bir uyuşturucu baronunun hikâyesini anlatıyor. ABD’de 24 Ocak’ta gösterime girecek olan filmin ülkemizdeki gösterim tarihiyse şimdilik belirsiz.
The Invisible Man

Elisabeth Moss’un başrolünü üstlendiği The Invisible Man’de Testere serisiyle tanıdığımız senaryo yazarı-yönetmen Leigh Whannell klasik canavar filmine yeni bir yorum getiriyor. Son olarak 2018’in sürpriz filmlerinden Upgrade’e imza atan Whannell’in, H. G. Wells’in klasik hikâyesinin eksenini değiştirerek merkeze bir kadın karakteri aldığı filmi modern bir korku filmi olarak tanımlanıyor. The Invisible Man’in Türkiye’de 28 Şubat’ta gösterime girmesi bekleniyor.
The King’s Man

Layer Cake, X-Men: First Class, Kick-Ass gibi filmleriyle tanıdığımız Matthew Vaughn’un imzasını taşıyan The King’s Man, tarihin en kötü dikatatörlerinin zihnini yeniden uyandırmak suretiyle dünyayı savaşın eşiğine getirmeyi, böylelikle milyonları öldürmeyi planlayan suç dehalarını durdurmak için zamanla yarışan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Filmde Ralph Fiennes, Gemma Arterton ve Matthew Goode başrolleri canlandırıyor. Film ülkemizde 18 Eylül 2020’de gösterime girecek.
The New Mutants
Korku türüne yakın duran bir X-Men spin-off‘u olan The New Mutants’ın yapım süreci tam anlamıyla yılan hikâyesine dönmüş durumda. 20th Century Fox vizyon girmesine kısa bir süre kala sürpriz bir kararla filmi ertelemişti. Stüdyonun filmde bazı değişiklikler yapılmasını istediği ve bunun için ek çekimlerin yapılacağı açıklanmıştı. Prodüksiyonun sürecinde yaşanan bu sorunlar yetmezmiş gibi bir de Disney-Fox anlaşması gerçekleşmil ve The New Mutants’a ne olacağı hepten belirsiz bir hâl almıştı. Lakin yönetmen Josh Boone’ın kısa süre önce yaptığı açıklamaya göre film, orijinal versiyonuyla bahar aylarında sinemaseverlerle buluşacak.
The Personal History of David Copperfield

Stalin’in Ölümü – The Death of Stalin’in yönetmeni Armando Iannucci’nin oyuncu kadrosunda Dev Patel, Tilda Swinton, Ben Whishaw ve Hugh Laurie gibi isimlerin yer aldığı yeni filmi The Personal History of David Copperfield, Charles Dickens’ın klasik romanının modern bir uyarlaması hüviyetinde. Filmin İngiltere’de 24 Ocak 2020’de gösterime girmesi bekleniyor. Ülkemizdeki gösterim tarihiyse şimdilik belirsizliğini koruyor.
The Story of My Wife
Sinema tarihinin gizli cevherlerinden Az én XX. századom ve Altın Ayı’lı Beden ve Ruh – Teströl és lélekröl gibi önemli filmlere imza atmış Macar yönetmen Ildikó Enyedi, bu yıl The Story of My Wife ile dönüyor. Milán Füst‘ün aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan yapım, kaptan Jakob Storr’un arkadaşıyla girdiği bir iddia sonucunda bulundukları kafeye giren ilk kadınla evlenmesini konu alıyor. Ildikó Enyedi’nin ilk İngilizce filmi olan The Story of My Wife, Léa Seydoux, Gijs Naber ve Louis Garrel’in yer aldığı oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor.
The Thousand Years of Longing

Mad Max: Fury Road’la müthiş bir geri dönüş yapan Avustralyalı sinemacı George Miller, Mad Max’in merakla beklenen devam filminin öncesinde yine kendi senaryosundan çekeceği filmini Mad Max’in anti tezi bir film olarak tanımlıyor. Başrollerinde Idris Elba ve Tilda Swinton’ın yer aldığı filmin hikâyesindeki detaylarla ilgili Miller ser verip sır vermiyor.
The Woman in the Window

Son olarak En Karanlık Saat – The Darkest Hour’la karşımıza çıkan İngiliz yönetmen Joe Wright’ın yeni filmi Penceredeki Kadın – The Woman in the Window, yazar A. J. Finn’in romanından sinemaya uyarlandı. Başrolünde Amy Adams’ın yer aldığı film, evden hiç çıkmayan agorafobik bir kadın olan Anna’nın hikâyesini anlatıyor. Anna, hiç çıkmadığı evinin penceresinde komşularını gözlemlemektedir, günün birinde son derece rahatsız edici bir olaya tanıklık eder… Wright’ın bir nevi geri dönüş filmi olarak tanımlanan yapımda Julianne Moore, Gary Oldman ve Jennifer Jason Leigh gibi önemli isimler de rol alıyor.
The Witches

Roald Dahl’ın 1983 tarihli fantastik romanından uyarlanan The Witches’ın yönetmen koltuğunda usta yönetmen Robert Zemeckis oturuyor. Yedi yaşındaki bir çocuğun ve tanıştığı gerçek cadıların eğlenceli olduğ kadar garip hikâyesine odaklanan film bizleri 60’lı yılların Alabama’sına götürecek. Filmin başrollerinde Anne Hathaway, Stanley Tucci, Octavia Spencer ve Chris Rock gibi yıldız oyuncular mevcut. Bilindiği üzere Dahl’ın romanı daha önce Nicolas Roeg tarafından 1990 yılında sinemaya uyarlanmış, bu filmde başrolleri Anjelica Huston, Rowan Atkinson gibi isimler paylaşmıştı.
Triangle of Sadness

Altın Palmiye kazanan, sonra Yabancı Dilde En iyi Film Oscarı’na da aday olan Kare – The Square’den sonra nasıl bir işle döneceğini görmek için heyecanla beklediğimiz İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un yeni filmi Triangle of Sadness, çift olarak üne kavuşan iki mankenin zenginlerin dünyasındaki yolculuğunu hicivsel bir dille anlatıyor. Yani yine klasik bir Östlund filmi izleyeceğiz gibi görünüyor. Ayrıca yönetmenin, henüz hiçbir isim açıklanmasa da bu film için çok etkileyici bir oyuncu kadrosunu bir araya getirdiğini ifade edelim.
Verdens Verste Menneske
Verdens Verste Menneske ya da İngilizce adıyla The Worst Person in the World, Norveçli başarılı yönetmen Joachim Trier’in yeni filmi. Yönetmenin tüm filmlerinde olduğu gibi yine senaryo ortağı Eskil Vogt’la çalıştığı filmin başrollerinde ise Renate Reinsve ve Anders Danielsen Lie var. Daha önce Thelma ve Oslo, 31. august gibi karanlık ve sert anlatılara imza atan yönetmenin yeni filminin daha hafif ve mizahi bir tona sahip bir dramedy olacağı söyleniyor.
Wendy
2012 yılında Düşler Diyarı – Beasts of the Southern Wild ile ilk uzun metrajlısına imza atan Benh Zeitlin, bu filmle sinema dünyasına etkili bir giriş yapmış, elde ettiği Oscar adaylığıyla da adını geniş kitlelere duyurmuştu. Bu tarihten beri sessizliğini koruyan yönetmenin yeni filmi Wendy, senenin en merak uyandıran yapımlarından biri kesinlikle. Yaşlanma ve zamanın askıya alındığı gizemli bir adada kaybolan Wendy ailesini odağına alan yapım, yönetmenin önceki filmine benzer sularda yüzüyor gibi görünüyor.
Where Is Anne Frank?
Bashir’le Vals – Waltz With Bashir’le tüm dünyada hatırı sayılır bir başarı elde eden İsrailli yönetmen Ari Folman, yeni filmi Where Is Anne Frank?’te, savaş sonrasında yayınlanan günlüğüyle Yahudi Soykırımı’nın en acı sembollerinden birine dönüşen Frank’in birinci ağızdan anlatılan hikâyesine farklı bir yorum getiriyor. Animasyon formundaki filmin seslendirme kadrosunda Sebastian Croft ve Emily Carey gibi isimler mevcut.
Wonder Woman 1984
Patty Jenkins’in yönettiği ilk Wonder Woman filmi, işlerin pek yolunda gitmediği DC Genişletilmiş Evreni’ne yeni bir soluk getirmiş, aynı zamanda bir kadın süper kahramanın orijin hikâyesini çok başarılı bir şekilde ele almasıyla akıllarda yer edinmişti. Yine Jenkins’in yönetmen koltuğunda oturduğu Wonder Woman 1984, DC filmleri için devamlılık niteliği taşımayacak. Evrenden bağımsız olacağı söylenen bu film, izleyicileri Wonder Woman’ın geçmişinde bir yolculuğa çıkartacak.
Undine
Transit’le bir kez daha biz takipçilerini kendisine hayran bırakan Alman yönetmen Christian Petzold, yeni filmi Undine’da mitolojik bir efsaneyi günümüze taşıyor. Mitolojide erkekleri baştan çıkarıp tuzağına düşüren bir su perisi olan Undines, Petzold’un filminde günümüzde, Berlin’de rehber olarak çalışan genç bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Erkek arkadaşı tarafından terk edilen genç kadın, mitolojidekinin aksine eski sevgilisini öldürmeye değil, hayatına başka bir adamla devam etmeye karar vererek kaderine baş kaldırıyor. Filmde Transit’in iki yıldızı Franz Rogowski ve Paula Beer Petzold için bir kez daha bir araya geliyor.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →





