2019’un Merakla Beklenen 50 Filmi
2018’i geride bırakmamıza sayılı günler kala, artık gözlerimizi yavaş yavaş 2019’da izleyeceğimiz filmlere çevirebiliriz. Jim Jarmusch ya da François Ozon gibi usta yönetmenlerin yeni filmlerinin yanında Avengers: Endgame ve Captain Marvel gibi gişe canavarlarını da izleyeceğimiz 2019’un merakla beklenen 50 filmi listesini derledik.
2019’un Merakla Beklenen 50 Filmi
Ad Astra
Bilim kurgu türündeki Ad Astra‘da Brad Pitt, 20 yıl önce benzer bir görevde ortadan kaybolan babasıyla ilgili ipuçlarını bulmak için Neptün gezegenine giden bir astronotu canlandıracak. Filmin yönetmen koltuğunda ise Two Lovers, The Immigrant ve The Lost City of Z ile tanıdığımız James Gray oturuyor.
All is True
Hem oyuncu hem de yönetmen kimliğiyle tanıdığımız Kenneth Branagh, All Is True’da William Shakespeare’i canlandırıyor. Film, Shakespeare’in son günlerine ve ailesiyle arasındaki ilişkiye odaklanıyor.Shakespeare’in eşi Anne Hathaway’i Judi Dench canlandırıyor. Ayrıca filmde Kathryn Wilder, Jack Colgrave Hirst ve usta oyuncu Ian McKellen yer alıyor. Filmin senaryosunu ise Kenneth Branagh imzalı Shakespeare uyarlaması Much Ado About Nothing’in senaristi Ben Elton yazdı.
Avengers: Endgame
Avengers: Endgame, son yılların endüstriyel sinema gündemini en çok meşgul eden konulardan biri olan Marvel Sinematik Evreni’nde taşların yerinden oynamasına işaret ediyor. Infinity War’un bıraktığı yerden devam edecek olan filmde, yine bu evrenden aşina olduğunumuz hemen hemen tüm karakterleri görebileceğiz. Uzun yıllar boyunca, birçok filmle inşa edilmiş görkemli bir anlatının sonra halkası olacak Avengers: Endgame’in 2019’un en çok konuşulacak sinema filmlerden biri olması kuvvetle muhtemel.
Bergman Island
İlk olarak 2017 yılında duyurulan Bergman Island, Ingmar Bergman’ın dört film çektiği, yaşadığı, öldüğü ve mezarının da bulunduğu İsveç’in Fårö adasında çekiliyor. Mia Hansen-Løve’ın yeni filmi Bergman Island’ın oyuncu kadrosunda yer alacağı açıklanan Greta Gerwig’in rolü ise Vicky Krieps’e verildi. Filmin sinopsisi ise şöyle: “Amerikalı film yapımcısı olan bir çift, bir sonraki filmlerinin senaryosunu yazmak için yaz aylarını Ingmar Bergman’ın esin kaynağı olan adada geçirmeye karar verir. Yaz ve senaryolar ilerlerken, adanın vahşi doğasına uygun olarak gerçeklikle kurgu arasındaki çizgiler silikleşmeye başlar.”
Captain Marvel
Yönetmenliğini It’s Kind of a Funny Story, Mississippi Grind ve Half Nelson gibi filmlerle tanınan Anna Boden ve Ryan Fleck‘in üstlendiği Captain Marvel’ın başrolünde ise Brie Larson yer alıyor. Marvel Sinematik Evreni’nde kadın bir karakterin tek başrol olarak karşımıza çıkacağı ilk film olmasıyla dikkat çeken film, ayrıca Pınar Toprak’ın bir süper kahraman filminin müziklerine imza atan ilk kadın besteci olarak karşımıza çıkacak olmasıyla bizim için ekstra bir önem de taşıyor.
Cinayet Süsü
Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Ali Atay, kamera arkasına geçtiği ilk filmi Limonata’yla çok iyi bir iş çıkarmıştı. Bu yıl Ölümlü Dünya’yla bir nebze de olsa çıtayı düşürdüğünü gördüğümüz Atay, yeni filmi Cinayet Süsü’nde de ikinci uzun metrajına benzer bir yoldan gidiyor. Ülke tarihinin en gizemli seri katil vakasını çözmeye çalışan cinayet büro ekibinin hikâyesini konu alan filmde Uğur Yücel, Cengiz Bozkurt, Binnur Kaya, Feyyaz Yiğit ve Mert Denizmen gibi isimler yer alıyor.
Dark Phoenix
Çizgiroman uyarlaması furyasının önünü açan 2000 yapımı ilk filmden bu yana X-Men serisi büyük oranda olumlu eleştirilerle karşılandı. Şimdi sıra bu büyük anlatıdaki en güçlü mutantlardan olan Jean Grey, nam-ı diğer Phoenix’in anlatılmasında. Sahip olduğu akıl almaz güçlerin etkisiyle bilinci kötülüğe meyleden Grey’in eski takım arkadaşlarıyla karşı karşı gelmesini konu alacak olan filmin, süper kahramanlık olduğunu da etik bir noktadan tartışmaya açarak çok katmanlı bir anlatı sunacağını ön görebiliriz.
Der goldene Handschuh
Son filmi In the Fade ile ortalama bir çizgide konumlandığını söyleyebileceğimiz Fatih Akın, sıradaki filminin konusu 2016’da Almanya’da satışa çıkarılan ve bir seri katili anlatan Der goldene Handschuh (The Golden Glove)’a dayanıyor. 69. Berlin Film Festivali’nde Ana Yarışma’da yarışacak olan Altın Eldiven – The Golden Glove, 1970-1975 yılları arasında Hamburg’un ”Red Light District” bölgesinde dört kadını öldüren seri katil Fritz Honka‘nın hikâyesini anlatıyor.
Ema
Ema, Pablo Larraín’in, diğer filmlerinin aksine farklı bir bakış açısı sunuyor. Gael García Bernal’ın bir dans koreografını canlandırdığı yapım, bir çiftin evlat edindikten sonra yaşadıkları sıkıntıları konu alıyor. Ayrıca filmde Bernal’e Mariana Di Girolamo eşlik ediyor. Karakterlerin duygularını dansla anlatacakları filmde, müzikler de ön plana çıkıyor. Ancak bir dipnot düşelim. Larraín filmin bir müzikal olmadığını söylüyor.
Flarsky
50/50, Warm Bodies ve The Night Before gibi komedi filmlerini yönetmeni olan Jonathan Levine’in yönetmenliğini yaptığı Flarsky, Fred Flarsky isimli işsiz bir gazetecinin maceralarını anlatıyor. Filmin oyuncu kadrosu ise Andy Serkis, Charlize Theron, Alexander Skarsgård ve Seth Rogen gibi isimleri bir araya getiriyor.
Ford v. Ferrari
Son olarak Logan’la önemli bir başarı elde eden James Mangold, oyuncu kadrosunda Christian Bale ve Matt Damon’ın yer aldığı filmin yönetmen koltuğunda oturuyor. Film, otomotiv endüstrisinin efsanelerinden Carroll Shelby ile İngiliz sürücü Ken Miles’ın, eksantrik ve kararlı olan Amerikan mühendis-tasarımcı ekipleri ile birlikte, Henry Ford II tarafından görevlendirilerek sıfırdan bir yarış arabası üretmelerinin ve o yıllarda pistleri domine eden Ferrari’yi 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda geçmelerinin öyküsünü anlatacak.
Glass
M. Night Shyamalan imzalı Glass, 2000 yapımı Unbreakable ve 2016 yapımı Split‘in hikâyelerini bir araya getiriyor. Unbreakable’da izlediğimiz Bruce Willis, David Dunn rolünde, Samuel L. Jackson ise takma adı olan Bay Glass olarak geri dönüyor. James McAvoy, Split’teki canlandırdığı Kevin Wendell Crumb rolüne devam ederken, Canavar ile karşılaşıp hayatta kalan tek kişi Casey’yi canlandıran Anya Taylor-Joy da filmde yer alıyor. Night Shyamalan, dibe vurmaya yaklaşan kariyerini yeniden parlattığı Split’in devam filmi niteliğindeki Glass ile beklenen geri dönüşü gerçekleştirecek gibi görünüyor.
Grâce à Dieu
Çağdaş sinemanın ustalarından Fransız yönetmen François Ozon, yine tartışma yaratması muhtemel bir filmle dönüyor. Fransa’nın Lyon kentinde papazlık yapan Bernard Preynat’ın 1986 ila 1991 yılları arasında reşit olmayan çocuklara cinsel saldırıda bulunduğunun ortaya çıkmasını ele alacak film, yaşananları kurbanların gözünden anlatıyor. 2016’da ortaya çıkan gerçek olayları perdeye taşıyacak film, cevaplar vermekten ziyade bolca soru sorarak kurbanların travmalarıyla nasıl yaşamaya çalıştıklarını bizlere gösterecek. Grâce à Dieu’nün 69. Berlin Film Festivali’nde yarışacağını da belirtelim.
High Flying Bird
Logan Lucky ile sinemalara geri döndükten sonra bu yıl tamamen iPhone ile çektiği Unsane ile karşımıza çıkan Steven Soderbergh, High Flying Bird’de Netflix ile işbirliği yapıyor. Moonlight’ın senaristi olan Tarell Alvin McCraney‘in senaryosunu yazdığı filmde André Holland, Zazie Beetz, Zachary Quinto, Kyle MacLachlan ve Caleb McLaughlin gibi isimler yer alıyor. Yönetmenin çekimleri tamamlanıp oyuncu kadrosunda Meryl Streep, Gary Oldman, Matthias Schoenaerts ve Antonio Banderas’ın yer aldığı bir diğer filmi The Laundromat’ı da merakla beklediğimizi belirtelim.
High Life
Gerek film türleri gerekse kalıplaşmış anlatı biçimlerini eğip bükerek kendine son derece özgün bir filmografi inşa etmiş olan Fransız yönetmen Claire Denis, bu kez seyirciyi uzayın derinliklerinde hayatta kalmaya çalışan bir baba-kızın mücadelesine davet ediyor. Juliette Binoche ve Robert Pattison’un rol aldığı film, bilimkurgu ögeleriyle korku türünü harmanlıyor. Filmin şu ana kadar gösterildiği festivallerde gayet olumlu eleştirilerle karşılaştığını da belirtelim.
It: Chapter Two
Korku filmlerinin sinematik başarısının sadece bağısmız yapımlar aracılığıyla geliştiği günlerde, Stephen King’in klasikleşmiş romanından uyarlanan It, hem eleştirmenlerden olumu yorumlar almış hem de gişede hatrı sayılır bir başarılı elde etmişti. Şimdi sıra hikâyenin 27 yıl sonra geçecek devam bölümünde. Uzun yıllar sonra bir araya gelen “Kaybeden Kulübü”nün yetişkinlik hâllerine James McAvoy ve Jessica Chastain gibi oyuncular hayat verecek.
John Wick: Chapter 3
John Wick serisinin ilk iki filmi, hem başroldeki Keanu Reeves’in performansıyla hem de izleyicinin aklını başından alan aksiyon sahneleriyle adından söz ettirmişti. Finalinde The Continental isminde bir organizasyonun varlığını öğrendiğimiz ikinci filmin arından gelen bu yeni filmde John Wick’in, dünyanın her yerinde bir üyesi bulunan The Continental’dan kaçışını ve hayatta kalabilmek için neleri göze aldığını izleyeceğiz.
Jojo Rabbit
Nevi şahsına münhasır karakteri aracılığıyla pek sevdiğimiz Taika Waititi, Hollywood’a girdiği ilk film olan Thor: Ragnarok’la bu tarzı biraz da olsa kaybetmişti. Ancak yönetmen, bir sonraki filmiyle yine oldukça iddialı geliyor. Waititi’nin Hitler’e hayat verdiği film, II. Dünya Savaşı sırasında babasının yokluğunu çeken 10 yaşında bir çocuğun Nazi propagandasının etkisi altında kalarak babasını Hitler şeklinde hayal etmesi sonucu gelişenleri konu ediniyor.
Joker
Neredeyse bir yıldır sinema gündemini meşgul eden Joker, son dönemin en çok merak edilen projelerinden biri. Geçtiğimiz yıl You Were Never Really Here‘daki performansıyla harikalar yaratan Joaquin Phoenix, filmde Joker karakterini canlandırıyor. Phoenix ile beraber filmin oyuncu kadrosunda Robert De Niro, Zazie Beetz, Shea Whigham, Bill Camp, Marc Maron gibi önemli isimler yer alıyor. Filmin yayınlanan resmi sinopsisindeki tanım ise elbette dikkat çekici: “Toplum tarafından dışlanmış bir insan olan Arthur Fleck’in keşfi, sadece cesur bir karakter çalışması değil, aynı zamanda geniş kapsamda ele alınan eğitici bir masal”
Karakomik Filmler
Son olarak bu yılın en çok izlenen yerli filmlerinden Arif v 216’yla karşımıza çıkan Cem Yılmaz, bir sonraki projesi için oldukça farklı bir yoldan ilerliyor. 60 dakikalık iki orta metraj film barındıran iki filmi Karakomik Filmler 1 ve Karakomik Filmler 2’yle karşımıza çıkacak Cem Yılmaz, bu filmlerin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yapıyor. Karakomik Filmler 1, 18 Ocak 2019’da, Karakomik Filmler 2 ise 15 Mart 2019’da vizyonda olacak.
Kız Kardeşler
Tepenin Ardı ve Abluka gibi başarılı işlerle Türkiye sinemasının önemli yönetmenlerinden biri hâline gelen Emin Alper’in yeni filmi Kız Kardeşler, dünya prömiyerini 69. Berlin Film Festivali’nde yapacak. Annelerinin ölümünün ardından besleme olarak verilen üç kız kardeşin, yıllar sonra köylerine geri dönmesini ve birbirleriyle yüzleşmelerini konu alacak filmin oyuncu kadrosunda Cemre Ebüzziya, Ece Yüksel, Helin Kandemir ve Kayhan Açıkgöz gibi isimler yer alıyor.
Little Women
İlk solo uzun metraj film denemesi Lady Bird ile çok konuşulan Greta Gerwig, Louisa May Alcott’un aynı adlı romanından yine kendi senaryosuyla uyarlanan filmde Emma Watson, Meryl Streep, Saoirse Ronan, Timothée Chalamet, Laura Dern ve Florence Pugh gibi etkileyici bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Çekimleri tamamlanan film, 2019’un sonlarında vizyona girecek.
Mid90’s
Jonah Hill’in senaryosunu da yazdığı Mid90s, 90’ların Los Angeles’ında yaşayan 12 yaşındaki Stevie (Sunny Suljic)’nin yaz tatilinde bir grup kaykaycıyla arkadaşlık etmesine odaklanıyor. Çoğunluğu siyahi, yaşça kendisinden oldukça büyük bir grup arkadaş edinen ve abisi sebebiyle evde yaşadığı buhranları ve kendi olamama hâlini kendisine göre havalı arkadaşlar edinerek atlatmaya çalışan Stevie’nin bu korkusuz serüveni, oldukça eğlenceli ve aynı zamanda başarılı bir ilk yönetmenlik denemesi. Jonah Hill’in kamera arkasına geçtiği ilk denemesinde 12 yaşındaki bir çocuğun içsel olarak büyüme ve kabul görme hikâyesini yer yer çarpıcı ve oldukça eğlenceli bir biçimde anlatmaya karar vermesi ise önemli bir adım.
Midsommar
Ari Aster’ın, çektiği başarılı kısa filmlerin arından imza attığı Hereditary, 2018’in en iyi korku filmlerin biri olarak öne çıkmıştı. Korku ögeleriyle aile dramasını harmanlamaktaki başarısıyla dikkat çeken Hereditary’nin, yönetmenin yeni filmi için heyecanlanmamızın en önemli sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Zira Midsommar, pek de istememesine rağmen erkek arkadaşıyla birlikte gittiği tatilin kontrolden çıkışıyla yüzleşen genç bir kadına odaklanacak.
Noah Baumbach’ın Yeni Filmi
Filmlerini büyük bir gizlilik içerisinde çekmesine alışık olduğumuz Noah Baumbach’ın ismi henüz açıklanmayan yeni filmi, parçalanmakta olan bir evliliğin New York’tan Los Angeles’a uzanan hikâyesini konu ediniyor. Scarlett Johansson, Ray Liotta, Adam Driver ve Laura Dern’i bir araya getiren filmin prömiyerini, yönetmenin bir önceki filmi The Meyerowitz Stories (New and Selected)’te olduğu gibi Cannes’da yapması yüksek bir ihtimal.
Nuestro tiempo
Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas’ın yeni filmi Nuestro tiempo, dünya prömiyerini Altın Aslan için yarıştığı Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. O günden bu yana filmi yere göğe sığdıramayanlar olduğu gibi acımasızca eleştirenler de mevcut. Belli ki yönetmen önceki işlerine benzer, tartışmalı bir yapmış. Bu bile yeni bir Reygadas filmi için heyecanlanmaya yeterli aslında. Konusuna baktığımız da ise, duygusal krizin eşiğindeki bir çiftin filmin merkezinde olduğunu görüyoruz.
Once Upon a Time in Hollywood
Hâlihazırda bir zamanlar Hollywood’u kasıp kavuran bir olayı merkezine alacak olmasıyla dikkat çeken Once Upon a Time in Hollywood, oyuncu kadrosuyla olduğu kadar filmin içerisinde yer alan tarihi karakterlerle de sansasyonel bir etki yaratacakmış gibi görünüyor. 1969’un Los Angeles’ında geçecek filmde artık Hollywood’da tanınmakta güçlük çeken, Sharon Tate’in kapı komşusu Rick Dalton ile onun uzun süredir birlikte çalıştığı dublörü Cliff Booth’un hikâyesi konu edilecek. Ancak hikâyenin arka planında hem o yılların sinema sektörünü hem de sektör içerisinde yer alan ünlü isimleri görme imkanı yakalayacağız. Bu kapsamda filmde Sharon Tate, Steve McQueen, Sam Wanamaker, Bruce Lee ve Roman Polanski gibi ünlü tarihi figürler yer alacak.
Parasite
Güney Kore’de çektiği Memories of Murder, The Host ve Mother gibi filmlerle dikkat çeken Bong Joon-ho, İngilizce olarak çektiği Snowpiercer ve Okja’nın ardından Parasite ile ana diline geri dönüyor. Her biri eşsiz karakterlere sahip 4 kişilik bir ailenin yaşadıklarını mercek altına alan filmin başrolünde, yönetmenin Memories of Murder, The Host ve Snowpiercer filmlerinde birlikte çalıştığı Song Kang-ho yer alıyor.
Pokémon Detective Pikachu
Tıpkı efsane çizgi dizide olduğu gibi insanların savaştırmak için Pokémon’ları topladığı bir dünyada geçen Pokémon Detective’de, Tim adlı bir çocuğun dedektif olmak isteyen akıllı Pokémon Pikachu’yla yollarının kesişmesi sonucu yaşananlar konu ediliyor. Çocukluğu 90’lı yıllara denk gelen pek çokları için nostaljik bir tat sunan filmin başrolünde ise sesiyle Ryan Reynolds yer alıyor.
Roads
Roads, teknik anlamda son yılların en meziyetli filmleri olan, 2015 yapımı Victoria’yla dikkat çeken Sebastian Schipper’ın yeni filmi. Kaybolan kardeşini sınırları geçerek tüm Avrupa’da arayan Kongolu William ve onunla yolu kesişen Gyllen’in yol hikâyesini anlatacak olan filmin Avrupa’nın mevcut sosyal durumuna da bakış atacağını öngörebiliriz.
Serenity
Steven Knight, 5 yıllık aranın ardından yeni filmi Serenity ile sinemalara geri dönüyor, hem de etkileyici bir oyuncu kadrosu eşliğinde! Steven Knight‘ın hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığı Serenity, Karen’ın eski kocası Baker Dill’den yardım istemesi sonucunda gelişen olayları konu alıyor. Başrollerde Matthew McConaughey ve Anne Hathaway‘in yer aldığı filmde ikiliye Jason Clarke, Diane Lane, Djimon Hounsou, Jeremy Strong, Kenneth Fok, Robert Hobbs ve Rafael Sayegh gibi isimler eşlik ediyor
Sorry We Missed You
2016 yapımı I, Daniel Blake ile Altın Palmiye kazanan Ken Loach, 2019’da yeni filmi Sorry We Missed You ile karşımıza çıkacak. Teslimat işleri yapan bir adamla karısının çektiği sıkıntıları merkezine alacak filmin, bu bakımdan yönetmenin bir önceki işine oldukça benzediğini görmek mümkün. Konusu itibarıyla tam da Loach’un kalemine uygun gibi görünen filmin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapması olası.
Spider-Man: Far From Home
Örümcek Adam’ın Marvel Sinematik Evreni’ne dahil olduğu Spider-Man: Homecoming’in devamı niteliğindeki filmin yönetmen koltuğunda yine Jon Watts oturuyor. Avengers: Endgame’de yaşanacakların ardından gelişen olayları izleyeceğimiz filmin, kötüsü ilüzyon yetenekleriyle suç faaliyetlerini organize eden Mysterio olacak. Yeni bir Örümcek Adam filmi bile, birçok kişi için heyecan vericiyken Mysterio’yu Jake Gyllenhaal’un canlandıracak olması bu etkiyi katlıyor.
The Beach Bum
Çağımızın “bağımsız” sıfatını en çok hak eden sinemacılarından Harmony Korine, yedi yıl önce çektiği son filmi Spring Breakers’ın ardından The Beach Bum’la dönüyor. Filmde Matthew McConaughey’i, Moondog isimli, toplumun genel kurullarının dışında yaşayan, uyuşturucu bağımlısı bir şair rolünde izleyeceğiz. Bu şairin başına gelen garip olayları konu alan The Beach Bum’ın çekimleri de bu şehirde yapılıyor. Bazı sahnelerinin set yerine gerçek hayattan detaylar içerecek şekilde gerçek mekânlarda çekildiği açıklanan film, bu yönüyle de merak uyandırıyor. Filmde McConaughey’e, Snoop Dogg ve Zac Efron gibi “ilginç” isimlerin yer aldığı bir oyuncu kadro eşlik ediyor.
The Dead Don’t Die
Son olarak 2016 yapımı Paterson’la bir kez daha kendisini bizlere hayran bırakan Jim Jarmusch, korku ve komediyi harmanladığı yeni filmi The Dead Don’t Die ile geri dönüyor. Oyuncu kadrosunda Adam Driver, Bill Murray, Selena Gomez, Chloë Sevigny, Steve Buscemi ve Tilda Swinton gibi isimlerin yer aldığı film, bizlere çekilmiş en iyi vampir filmlerinden Only Lovers Left Alive’ı armağan eden yönetmenin, bu kez aynı janrayı farklı bir formatta bizlere sunacakmış gibi görünüyor.
The Good Liar
Son olarak Beauty and the Beast’i çekmiş olan Bill Condon, yeni filminde daha önce oldukça iyi eleştiriler alan iki bağımsız filmi Gods and Monsters ve Mr. Holmes’te birlikte çalıştığı usta oyuncu Ian McKellen’la bir araya geliyor. Senaryosu, yine Mr. Holmes’ün senaryosunu yazmış Jeffrey Hatcher‘a ait olan filmde McKellen’a bir diğer usta oyuncu Helen Mirren eşlik ediyor. The Good Liar, McKellen’ın hayat verdiği Roy Courtnay isimli bir düzenbazın, Mirren’in canlandırdığı Betty McLeish ile tanıştıktan sonra kadının evinin ve hayatını ona açmasıyla ikilinin arasında gelişen ilişkiye odaklanıyor.
The Irishman
Yaşayan en büyük yönetmenlerden Martin Scorses ile efsanevi oyuncular Al Pacino ve Robert De Niro… Suç filmi deyince akla gelebilecek belki de ilk üç isim Netflix filmi The Irıshman için bir araya geliyor. Bu rüya kadroyu, bir mafya tetikçisinin hikâyesinde izleyeceğiz. Yan rollerdeki oyuncularla daha da iştah açıcı hâl gelen bu film, Scorsese ve Al Pacino’nun ilk buluşması olması açısında da heyecan verici.
The Last Thing He Wanted
İkinci uzun metrajı Mudbound ile muhteşem bir iş çıkaran genç yönetmen Dee Rees, bir sonraki filmi The Last Thing He Wanted’da Netflix’le birlikte çalışıyor. Anne Hathaway, Willem Dafoe, Ben Affleck, Toby Jones, Rosie Perez gibi iyi bir oyuncu kadrosunu da bir araya getiren film, İran-Kontra Skandalı nedeniyle hayatı tehlikeye giren gazeteci Elena McMahon‘un hayatını anlatıyor.
The Lego Movie 2: The Second Part
Son yılların en başarılı animasyonların The Lego Movie’nin devamında, ilk film sonunda gelen huzur ortamı bozulacak gibi görünüyor. Çünkü Lego şehri, uzaydan gelen ve her şeyi yıkan istilacıların tehditi altında. The Lego Movie 2: The Second Part’ın, ilk filmin sunduğu seyir zevki ve kolektivizmden yana söylemleriyle yakaladığını seviyeyi tutturup tutturamayacağını merak konusu.
The Lion King
Disney, 1994 yapımı klasikleşmiş animasyonun yeniden çevrimine imza atıyor. 2016 tarihli The Jungle Book’la iyi iş çıkaran Jon Favreau’nun yönettiği film Amcasının ihanetine uğramasıyla ilgili gerçekleri öğrenmesinin ardından Pride Rock’taki hakkını geri almak için dönen Simba’nın hikâyesini anlatacak. Seslendirme kadrosunda ise Donald Glover, Seth Rogen, Chiwetel Ejiofor, Keegan-Michael Key, Beyoncé gibi isimler yer alıyor.
The New Mutants
Çizgiroman uyarlamaları ve süper kahraman filmlerinin git gide daha da birbirlerine benzediği sinema ortamında, bu alana yeni bakış açıları getiren Deadpool ya da Logan gibi filmlerin elde ettiği başarıları hatırlıyoruz. The New Mutants için de benzer bir durumu öngörebiliriz. Zira, yapım sürecinde yaşanan sıkıntıların ardından yapılan yeniden çekimelerle filmin iyiden iyiye korku türüne yaklaştığını biliyoruz.
The True American
Jackie ve Neruda’nın aynı yılda izleyiciyle buluşması gibi bu yıl da Pablo Larraín’den iki film haberi var. Ema’nın yanı sıra The True American’ın da yönetmenin bir sonraki projesi olarak gündeme geldiğini belirtmekte yarar var. Anand Giridharadas’ın 2014 yılında yayımlanan The True American: Murder and Mercy in Texas isimli romanından beyazperdeye uyarlanacak film, 11 Eylül saldırısı sonrasında artan nefret cinayetlerinden birine hedef olmasıyla ölümden dönen Rais Bhuiyan ve onun saldırganı Mark Stroman’i konu edinecek.
Topal Şükran’ın Maceraları
2019’da heyecanla beklediğimiz filmlerden biri de Onur Ünlü imzalı Topal Şükran’ın Maceraları. Zira Topal Şükran’ın Maceraları, diyalogsuz bir film. Hem oyunculuk anlamında hem de Onur Ünlü sinemasının diyalogsuz hâlini görebilmek adına önemli bir deneyim olacak gibi görünen filmin başrollerinde Demet Evgar ve Serhat Kılıç‘ın yer alırken ikiliye Halil Babür eşlik ediyor. Filmin görüntü yönetmenliğini Vedat Özdemir üstlenirken kurgusu ise Adana’dan En İyi Kurgu Ödülü’yle dönen Ayris Alptekin’in imzasını taşıyor.
Toy Story 4
Pixar’ı Pixar yapan serilerin başında gelen Toy Story, ilk üç filmiyle adını animasyon filmler tarihe yazdırmıştı. Önceki filmlerle hayatımıza giren Woody, Buzz ve arkadaşlarına bu yeni filmde Forky isminde yeni bir oyuncak daha katılıyor. Şu ana kadar yayınlanan görsel ve videolarıyla merakımızı kabartan Toy Story 4, yol filmi trüklerini kullanarak sinemaseverleri keyifli bir maceraya davet edecek gibi görünüyor.
Uncut Gems
Good Time ile 2017’nin en iyi filmlerinden bir tanesine imza atan Joshua ve Ben Safdie, bir sonraki filmleri Uncut Gems’i Martin Scorsese‘nin yürütücü yapımcılığında çekti. A24’un yapımcılığını yaptığı suç filminin başrolünde ise Adam Sandler yer alıyor. Kendi filmleriyle ağır eleştiriler alsa da Paul Thomas Anderson ve Noah Baumbach gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde çok iyi performanslar gösteren Sandler’ın bu filmdeki performansı da büyük merak konusu.
Us
Jordan Peele’nin senaryosunu da yazdığı filmin başrollerinde Black Panther’da birlikte çalışan Lupita Nyong’o ve Winston Duke ile The Handmaid’s Tale dizisiyle son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen Elisabeth Moss yer alıyor. Us’ın resmi sinopsisi şöyle: “Bir anne (Lupita Nyong’o) ve bir baba (Winston Duke), çocuklarını alıp sahil kenarındaki evlerine götürürler ve burada bir arkadaşlarıyla (Elisabeth Moss) karşılaşırlar. Gece ilerlerken, eve gelen davetsiz misafirler huzurlu ortamı kaosa dönüştürür.”
Velvet Buzzsaw
Dan Gilroy, başrolde Jake Gyllenhaal’un yıldızlaştığı ilk uzun metrajı Nightcrawler‘la aklımızı başımızdan almış ve o yıl orijinal senaryo dalında Oscar’a aday olmuştu. İkili, bu yıl başrollerinden görüntü yönetmenine, yapımcısından teknik ekibine kadar aynı kadroyu bir araya getiren Velvet Buzzsaw’la yeniden bir araya getiriyor. Gyllenhaal ve Rene Russo’ya Toni Collette, John Malkovich, Zawe Ashton, Tom Sturridge ve Natalia Dyer’ın eşlik ettiği Netflix filmi prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapacak.
Where’d You Go, Bernadette
(500) Days of Summer, The Spectacular Now ve The Disaster Artist gibi filmlerin senaryosunu yazan Scott Neustadter ve Michael H. Weber ikilisinin senaryosunu yazdığı, usta yönetmen Richard Linklater’la Cate Blanchett’ı bir araya getiren Where’d You Go, Bernadette, kağıt üstünde muhteşem görünüyor. Prömiyerini bu yıl Cannes’da yapmasını beklediğimiz film, 2019’da en merakla beklediğimiz filmlerden bir tanesi.
Wounds
Son olarak Suspiria’da izlediğimiz Dakota Johnson ile Call Me by Your Name’deki Oliver karakteriyle hafızalarımıza kazınan Armie Hammer‘ı bir araya getiren Wounds filminin yönetmen koltuğunda Babak Anvar oturuyor. Under the Shadows filmiyle de övgü toplayan Babak Anvar, yine başarılı bir gerilime imza atacak gibi görünüyor.Film, New Orleans’ta barmenlik yapan karakterin, barda unutulan bir telefonu açmasıyla birlikte başına gelen gizemli olayları konu ediniyor. Yapımcılığını, yönetmenle Under the Shadows’ta da birlikte çalışan Lucan Toh ve Christopher Kopp’un üstlendiği film, rahatsız edici bir atmosfere sahip olacak gibi görünüyor.
Zombieland 2
Emma Stone, Woody Harrelson, Jesse Eisenberg ve Abigail Breslin’den oluşan orijinal oyuncu kadrosuyla geri dönecek olan Zombieland 2, izleyiciyi farklı türde zombilerin yer aldığı bir dünyaya davet edecek. Evrimleşmiş süper zombilerle karşılaşacağımız bu filmde, hayatta kalmayı başarmış insanların maceralarına da tanık olacağız.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →