2019’un En İyi Filmleri
2019, son dönemin sinema açısından en verimli yıllarından biriydi. Senenin ilk yarısında çok da parlak görünmeyen tablo, özellikle Cannes Film Festivali’nde yarışan filmlerin, ülkemiz topraklarına teşrif etmesiyle bir anda pozitife döndü ve artık bu yıl içerisinde çekilmiş, Parazit’ten Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi’ne kadar adından önümüzdeki yıllarda da söz edeceğimiz birçok film olduğunu görebiliyoruz geriye baktığımızda. Geçtiğimiz yıl özellikle Roma özelinde çok konuştuğumuz Netflix’in sinema alanında ektiği tohumlar, bu sene yeşermeye başlamış gibi görünüyor. Öyle ki 20 yapımın yer aldığı 2019’un en iyi filmleri seçkimizde yer alan üç film, Netflix’in haklarını elinde bulundurduğu filmler. Hatta bunlardan Netflix orijinali olan ikisi Marriage Story ve The Irishman, listenin ilk beş sırasında kendilerine yer bulmuş gibi görünüyorlar. Ayrıca; Pedro Almodóvar ve Martin Scorsese gibi efsanevi yönetmenlerin “dönüş filmlerini” izlediğimiz, Mati Diop, Alejandro Landes ve Robert Eggers gibi genç ve umut vadeden genç sinemacıların yeni eserleriyle heyecanlandığımız bir oldu 2019. Her yıl yaşanan “Bu film, bu yılın filmi değil” tartışmalarını sona erdirebilmek adına geçtiğimiz yıllarda başladığımız “filmin yıl içerisinde Türkiye’de prömiyer yapmış olması” kriterini bu yıl da odak noktamıza alarak 2019’un en iyi filmleri seçkimizi oluşturduk.
2019’un En İyi Filmleri
20. Evdeydim, Ama – Ich war zuhause, aber
Berlin Film Festivali’nden En İyi Yönetmen Ödülü’yle dönen ve aile kavramına ezber bozan bir bakış atan Evdeydim, Ama filminin büyük bir sürprize imza attığını söyleyebiliriz. Festivalde izleyenleri ikiye bölen ve yönetmen Angela Schanelec’in deneysel tarzından fazlasıyla nasibini alan yapım, ilk bakışta sınırları zorlayan ve izlemesi sabır isteyen bir anlatı tekniğine sahip. Fakat zaman geçtikçe ve üzerine düşündükçe yönetmenin yarattığı imgeler ve onlara yüklediği yoğun anlamların etkisi ortaya çıkıyor, ki bir açıdan film ödüllendirici bir deneyime dönüşüyor.
19. Biz – Us
İlk gösterimlerinin ardından yönetmeni Jordan Peele’e “Yeni Hitchcock” yakıştırmaları yapılmasının önünü açan Biz’in hikâyesi 1960 yılında yine Alacakaranlık Kuşağı’nda yayınlanan Mirror Image adlı bir bölümden esinlenmiş. Bu bölümde ana karakter, kendisine tıpatıp benzeyen bir yabancının hayatını cehenneme çevirmeye çalıştığına inanıyordu. Biz’de de Lupita Nyong’o tarafından canlandırılan ana karakterimiz Adelaide’in hayatını cehenneme çeviren olaylar, ailesiyle tatile gittiği sırada kendisinin tıpatıp aynısı Red’le karşı karşıya geldiğinde vuku buluyor.
18. Ağaçlardan Bahsetmek – Talking About Tress

Dünya prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nden En İyi Belgesel Ödülü’yle dönen, Sudanlı yönetmen Suhaib Gasmelbari‘nin filmi Ağaçlardan Bahsetmek, Fransa, Sudan, Çad ortak yapımı müthiş bir inat ve direniş hikâyesi. Sudan’da diktatör El Beşir’in yönetimi ele geçirmesi sonrasında adeta yok edilen sinema kültürünün kurumsal olarak kalan son temsilcisi konumundaki Sudan Sinema Derneği’nin üyeleri İbrahim, Süleyman, Manar ve Altayib’in hayatına odaklanır film. İstanbul Film Festivali‘nde de FIPRESCI Ödülü kazanan film dayanışmanın, hayal kurmaya devam etmenin ve sinema sevgisinin sınırlarının olmadığını gösteren ilham verici bir yapıya sahip.
17. Atlantique
Senegal’in başkenti Dakar’da inşa edilen futurustik bir inşaat. Bu inşaatta çalışan işçilerin hayatları ve bu işçilerden biriyle aşk yaşayan genç bir kadın, Ada. Ada’nın safiyane biçimde aşık olduğu Süleyman, çok çalışsa da maaşını bile alamadığı işini ve Ada’yı geride bırakıp günün birinde Avrupa’ya göç etmek üzere Atlantik’e açılınca Ada’nın hayatı altüst olur. Film, bu noktadan sonra hem Ada’nın hem de Süleyman’ın yaşadıklarını birbirine telepatik biçimde bağlı, son derece güçlü bir sinema dili ve duygusal tonu yüksek bir yaklaşımla anlatır. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan filmin yönetmeni Mati Diop, aynı zamanda oyuncu olarak da tanıdığımız bir isim. Diop bu filmle Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmıştı.
16. Güney İstasyonunda Randevu – Nan Fang Che Zhan De Ju Hui
Bir önceki filmi İnce Buz, Kara Kömür – Bai ri yan huo ile Berlin’de Altın Ayı kazanarak dikkatli üzerine çeken Çinli yönetmen Yi’nan Diao, yine bir suç filmine imza atıyor. Dünya prömiyerini Altın Palmiye için yarıştığı Cannes Film Festivali’nde yapan film, hem çetelerin hem de güvenlik güçlerinin peşinde olduğu kaçak bir gangsteri merkezine alıyor. Çin usulü bir kara film olarak tanımlanan Güney İstasyonunda Randevu’nun distopya filmlerinden de esintiler taşıyan görsel tasarımı, onu geride bıraktığımız yılın çarpıcı filmlerinden biri hâline getiriyor.
15. Kız Kardeşler
Taşra, tam da böyle bir bekleyiş hâlinin, “orada, bir şehir var uzakta” hissinin mekânıdır. Gidilecek yer önemli değildir, buradan uzak olsun, burası olmasın yeterlidir. Yakın dönem Türkiye sinemasında ise ülkenin her anlamda “arada kalmış” halet-i ruhiyesinin ideal bir metaforuna dönüşmüştür taşra. Ancak bu metafora gitgide daha çok saplanıp kalan filmler, “burası olmayan o yeri” anlatmaya çalıştıkça varamayışın şiiri de yitmeye başlar sanki. Emin Alper’in “burası olmasın yeter” hissinden muzdarip üç kız kardeşin hikâyesini anlatan son filmi Kız Kardeşler ise, tam da bu şiiri yitirdiğimiz bir zamanda karşımıza çıkıyor ve taşrayı bir metafor olmaktan kurtararak bir masal mekânına dönüştürüyor.
14. Oyunbozan – Systemsprenger
Alman yönetmen Nora Fingscheidt’in bu ilk uzun metrajlı kurmaca filminde sistem eleştirisi yapmak ya da yaşananlara dair politik bir söylemde bulunmak gibi bir derdi yok. Nitekim, filmde gördüğümüz kadarıyla Almanya’da sosyal hizmetler verimli bir şekilde çalışıyor ve Benni’ye yardım etmek amacıyla her yol deneniyor. Bu açıdan türdeşlerinden ayrılıyor diyebiliriz Oyunbozan için. Biz, filmi izlerken “Benni’nin başına gelenler Türkiye’de yaşansaydı neler olurdu?” şeklinde düşünmekten kendimizi alamazken Fingscheidt, yalnızca küçük bir kızın yaşadığı yalnızlığa odaklanmayı tercih ediyor. Belki anlatımsal olarak dünyayı yeniden keşfetmiyor ancak iyi yazılmış senaryosuyla karakterin yaşadıklarını anlatmak amacıyla çıktığı yolculuğu layıkıyla tamamlıyor.
13. Monos
Devasa bir açık alan, sarp kayalar, ürkütücü bir uçurum, gökyüzü kaplayan bulutlar. En düz tabirle bir dağın tepesi. Neredeyse hiçliğin ortası. Bu hiçliğin tam göbeğinde sekiz tane çocuk. Silahlılar, gündüzlerini hipnotize edici eğitimlerle geçiriyorlar. Zaman zaman kadraja giren ve bu çocukların üst rütbesiymiş gibi görünen ama bir otorite figure olmaktan çok uzak bir cüce. Tanrının bile varlığından haberdar olmadığı bu kesiminde bu sekiz çocuk neden böyle fiziksel anlamda zorlayıcı bir eğitime tabi tutuluyorlar, neden silahları var? Ve en büyük soru; neden buradalar? Alejandro Landes’in imzasını taşıyan, bu yılın adından övgüyle söz ettiren filmlerinden biri olan Monos, büyük soru işaretleriyle başlıyor. Devamında ortaya çıkan kaosun kökenini ararken sergilediği teknik meziyet filmi, son dönemin en yoğun sinematik deneyimlerinden birine dönüştürüyor.
12. High Life
Son olarak Parisli bir sanatçının gerçek aşkı ararken yaşadıklarına odaklanan İçimdeki Güneş – Un beau soleil intérieur’ünü izlediğimiz Fransız auteur Claire Denis, tamamen İngilizce çektiği ilk filmi High Life’ta uzayın derinliklerinde meditatif bir yolculuğa çıkarıyor seyirciyi. Film boyunca içinde olacağımız uzay gemisinin içinde, bir bebekle yalnız başına genç bir adam, gündelik rutinlerini gerçekleştiriyor filmin başında. Ne tam olarak bu adamın kim olduğuna ne de içinde bulunduğu uzay gemisinin tam olarak nasıl bir görevle yola çıktığına dair bir bilgi sunuluyor seyirciye. Böylesi bir gemide bir bebeğin bulunması bile başlı başına tuhaf. Daha önce 2001 yapımı Her Gün Başka Bela – Trouble Every Day ile, vampir filmi alt türünün kodlarıyla kendi üslubunca oynayarak son derece özgün bir yapıt ortaya koyan Denis, bu kez de aynısını bilimkurgu janrı için yapıyor.
11. Lanetli Kumaş – In Fabric
Lanetli bir elbise giyen iki karaktere odaklanan yapım, 70’lerde korku sinemasının bir alt türü olarak çıkan ve Dario Argento, Mario Bava gibi yönetmenlerin filmleriyle anılan giallo türünden çokça yararlanıyor. Kırmızı tonlarının hâkim olduğu parlak renk paleti ve grafik şiddet kullanımıyla türün stilize estetiğinden beslenen Lanetli Kumaş, anlamın türlü absürdlükler içerisinde gitgide yittiği etkileyici bir korku/komedi. Yönetmen Peter Strickland, kırmızı elbisenin satın alındığı mağazada çalışan, bilmece gibi konuşan ve şiddet/erotizm temalı ritüeller gerçekleştiren “cadılar” vesilesiyle Suspiria ve Hatchet for the Honeymoon gibi klasiklerdeki aşırılığı yakalıyor. Öte yandan, ikisi de işçi sınıfına mensup ana karakterlerin gündelik dertleri, cadıların stilize dünyasıyla ironik bir tezat oluşturarak filme mizahi bir yan katıyor.
10. Ritüel – Midsommar
Korku sineması, ilk günlerinden itibaren bilinmezin bireyler üzerinde yarattığı tedirginlik temeli üzerine kurulmuştur. Bu bilinmezlik durumu da genel itibarıyla karanlıkla sağlanır, karanlıktan çıkan bir korku figürü -sıklıkla jump scare mantığıyla- seyircileri tedirgin eder. Lakin Aster’ın Midsommar’daki üslubu bunun tam zıttı. Bu köyün film boyunca şiddet dozu daha da artan ritüellerine dair herhangi bir eğilim asla yok; aksine ne olup bitiyorsa en ince detayına kadar seyircilerin de bunlara şahitlik etmesinden yana tercihlerde bulunuyor. Bu sebeple şiddet yüklü ritüellerin yaratacağı korku hissinin içi gittikçe boşalırken, Midsommar’ın tedirginlik edicilik düzeyi hep aynı çizgide devam ediyor ki bunun da Aster’ın filmdeki en büyük başarısı olduğu pekâlâ söylenebilir.
9. Joker
Todd Phillips’in Joker’i, 1940 yılında yayınlanmaya başlanan Batman serisinin daha birinci sayısından itibaren hayatımızda yeri olan ikonik bir çizgiroman karakterine dair yapılmış, uzun yıllar seyredilecek, referanslar verilecek ve konuşulacak bir film. Popüler çizgiroman uyarlamalarından ve süper kahraman filmlerinden neredeyse ikrah getirdiğimiz son yıllarda, Joker’in, görece biçimde kendi kuyruğunu yemeye başlayan bir yılana dönen, giderek tükendiği açık bu tür filmlerin evrenine meteor gibi düşmesi muhtemel bir bakış açısı sunduğu da kesin. Joker, salt süper kahraman filmlerine değil, genel olarak çizgiroman uyarlamalarına bakış açısını da değiştirebilecek hüviyette bir film.
8. The Souvenir
Unrelated ve Archipelago gibi filmleriyle İngiliz bağımsız sinemasının önemli yönetmenlerinden biri hâline gelen Joanna Hogg’un The Souvenir ile devler ligine yükseldiğini pekâlâ söyleyebiliriz. Yapımcıları arasında Martin Scorsese’nin de yer aldığı, otobiyografik ögeler taşıyan film, genç bir sinema öğrencisinin pek güven vermeyen bir adama aşık olmasının ardından gelen duygusal yıkıma çeviriyor kamerasını. 80’ler Londra’sında geçen bu sarsıcı öyküyü 16 mm kamerayla filme aktararak görsel anlamda da cesur bir işe kalkışan Hogg’un The Souvenir’i, ilk anından unutulmaz finaline kadar detaylar üzerinden anlatan, aşk filmi klişelerini tekrar tekrar boşa düşüren, sarsıcı ve duygusal anlamda çok yoğun bir deneyim.
7. The Lighthouse
1890’lı yıllarda geçen filmin bu anlamda da Melville, Robert Louis Stevenson romanlarından çıkmış gibi görünen karakterlere sahip olduğunu, denizcilik efsanelerinden, gemicilerden ve okyanus kıyısındaki kasabalarda yaşayan karakterlerden esinlendiğini gizlemeyen yönetmen Eggers, Thomas ve Ephraim’i bu romanlarda görmeye alıştığımız, deliliğin sınırında dolaşan karakterlerden damıtıyor. The Lighthouse, fallik bir obje olan deniz fenerinin içine hapsolmuş iki erkeğin, erkeklikleri üzerinden etrafa irin saçarak yaşadığı iktidar mücadelesine odaklanırken bir yandan da doğaötesi olanın varlığına hem karakterlerini hem izleyiciyi ikna etmekle, halusinastif olana ikna etmek arasında gidip geliyor, bir yerden sonra da bu sınırı tümden kaldırıyor.
6. Ve Sonra Dans Ettik – And Then We Danced
Levan Akin, Ve Sonra Dans Ettik’te ana kahramanı Merab’ı son derece muhafazakâr bir çevrede çıkarıyor önce karşımıza. Folklor topluluğunun içindeki erkekler, hocaları, ulusal topluluğun başındaki usta dansçılar, eskiler… Tamamı muhafazakâr bir yapının parçaları konumundalar ve dansın da ulusal onuru, gururu temsil ettiği inancına sahip, milliyetçi görüşün hâkimiyeti altındalar. Bu noktada film, Merab ve Irakli arasındaki ilişkiyi böylesi bir ortamda sessiz sedasız filizlenen bir aşk olarak betimlerken, dramatik yapıda da matematiğin fazlasıyla doğru kurulduğu bir nevi imkânsız aşk hikâyesine doğru evrimleştiriyor. Bir noktadan sonra ciğerleri söndüren bir vaziyete doğru giden Merab-Irakli aşkıyla olsun, ister istemez politik bir zemine oturan muhafazakârlık ve milliyetçilik eleştirisiyle olsun şekerli şuruplu dans filmlerinden ayrılıyor.
5. Acı ve Zafer – Dolor y gloria

Yönetmenlerin kişisel hikâyelerinden yola çıkarak çektikleri sayısız başyapıt var sinema tarihinde. Acı ve Zafer, bu minvaldeki yapımlar arasında dahi özel bir konuma oturacak kadar özgün ve dürüst bir film. İçerdiği karamsar olmayan burukluk ve hüzün de kökenini bu dürüstlükten ve cesurca kendiyle yüzleşmekten alıyor. Kendisini ve zamanın üzerindeki etkilerini aynayalayan bir karakteri, eserlerinde yarattığı renklerin, tutku dolu dokunuşların, hayatın müziğinin hüküm sürdüğü, kurallarını kendi koyduğu dünyasına yerleştiren Almodóvar, sinemanın yani en iyi yaptığı şeyin yardımıyla iyileşiyor, geçmişin acılarıyla yüzleşiyor ve zaferi de yine burada buluyor. Ve bu sefer belki de sadece sinema perdesinde, sinemayı Almodóvar sevenlerin elde edebileceği bir zafer.
4. The Irishman

The Irishman, yüzeyde bir mafya hikâyesi üzerinden, düzenbazlığın ve sahtekârlığın kol kola yürüdüğü bir sistemin nasıl meşru ve yasal yollarla sürdürülebileceğini, yasaya takıldığı zaman da bunun o kadar da mühim bir değişiklik yaratmadığını gösterirken, yüzeyin altında derin katmanlar hâlinde savaş, sınıf bilinci, aile, hukuk sistemi ve sosyal statülere dair vurucu bir anlatı sunuyor. Daha önce birçok Scorsese eserinde tanıklık ettiğimiz gibi şimdi de The Irishman’de gördüğümüz karmaşık ve suça ya da şiddete yatkın karakterlerin nereden beslendiğini yargıdan ve güzellemeden bağımsız, sinematik bir unsur hâline getirebilmesi, Scorsese’nin ustalıkla yaptığı şeylerden yalnızca biri. Yönetmenin siyahlardan ve kadınlardan uzak İtalyan Amerikalı sineması artık günümüz sinema tartışmalarında eksik ve sorunlu olarak değerlendirilebilecek olsa da bu dünyadan bir Martin Scorsese’nin geçiyor olmasına şahit olduğumuz için kendimizi hâlâ şanslı sayabiliriz.
3. Marriage Story
Samimiyet, Marriage Story’nin bu kadar başarılı bir anlatı sunmasındaki en kilit unsur belki de. Zira Baumbach, karakterlerine yönelttiği samimiyetin aynısını seyircilere de sunuyor. Benzerlerini defalarca izlediğimiz türden bir evlilik dramasının bu kadar güçlü bir anlatı sunabilmesi de bu “hırssız” üsluptan kaynağını alıyor. Anlatı kendi içinde büyük kırılmalara ihtiyaç duymadığı gibi karakterlerin karşılaştıkları engeller de doğrudan hayatın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Böylelikle Charlie ya da Nicole’ün yaşadıklarına kader ortaklığı noktasından temas edemeyen seyirci dahi onlarla kolaylıkla empati kurabiliyor.
2. Parazit – Gisaengchung
Dünyaca ün kazandığı Cinayet Günlüğü – Salinui cueok’dan gişe rekoru kıran Yaratık – Gwoemul’a tür sinemasını ters yüz eden filmleriyle bilinen Bong Joon-ho, asla vazgeçmediği sınıf meselesini yine en bariz hâliyle, hatta politik bir ısrarla hikâyesinin en temeline oturtuyor. Bu sefer bir çekirdek aileye odaklanıyor ve onları kendi deyişiyle sanki “mikroskoptan bakarcasına” gözlemliyor. Karakterlerinin ağzından sorduğu “İyi oldukları için mi zenginler, yoksa zengin oldukları için mi iyiler?” sorusunun peşinden giden yönetmen, gerilim türünün ayrıntılarla, yakın planlarla ve “son dakika anlarıyla” ilişkisini bir ailenin, evin ve şehrin her yerine sinmiş sınıfsal eşitsizliğin ve öfkenin izini sürmek için kullanıyor. Bir aile olduklarını gizleyerek Park ailesinin yanında çalışmaya başlayan Kim’lerin trajikomik hikâyesini konu alan film, sınıflararası gerilimi mizahi bir dille ele alan ve sembolik mizansenleriyle öne çıkan usta işi bir yönetmenlik örneği.
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Portrait de la jeune fille en feu
Céline Sciamma’nın karakterleri hakiki ve yaşıyor. Mücadeleci ama didaktik değil. Her şey toplumun dikte ettiği bir sona doğru ilerliyor ve öyle de oluyor. Ama asla bir karamsarlık çemberine düşmüyor bu film. Sinik ya da çaresiz değil, sonu ne olursa olsun bambaşka olasılıkların varlığına ve imkânına işaret ediyor. Başka türlüsü mümkün diyor usulca, tıpkı Orfe ve Evridiki’nin hikâyesini yeniden ele alışı gibi. Sciamma’nın senaryosu ve kamerası, az lafla ve az karakterle çok iş başarıyor ve bunu ustaca, içten gelen teklifsiz bir hava ile yapıyor.
*Filmlerin tanıtım yazıları, web sitemizde yer alan eleştirilerinden alınmıştır.
2019 un En İyi Filmleri Seçkimize Katkıda Bulunanlar: Aras Keser, Aslı Ildır, Burak Ülgen, Ekin Can Göksoy, Gizem Çalışır, Güvenç Atsüren, Mehmet Alp Karaçaylı, Murat Emir Eren, Sezen Sayınalp, Tayfun Bodur, Utku Ögetürk.
Yazarların kişisel listelerin ikinci sayfadan ulaşabilirsiniz.
Aras Keser
1. The Souvenir – Joanna Hogg
2. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
3. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
4. Marriage Story – Noah Baumbach
5. Parazit – Bong Joon-ho
6. Evdeydim, Ama – Angela Schanelec
7. The Irishman – Martin Scorsese
8. The Lighthouse – Robert Eggers
9. Yıldızlara Doğru – James Gray
10. Lara – Jan Ole Gerster
11. Biz – Jordan Peele
12. Joker – Todd Philips
13. Özgürlük – Albert Serra
14. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akın
15. End of the Century – Lucio Castro
16. Atlantique – Mati Diop
17. Monos – Alejandro Landes
18. Bacurau – Kleber Mendonça Filho, Juliano Dornelles
19. Bedenimi Kaybettim – Jerémy Clapin
20. Kaygan Zemin – Marie Kreutzer
Aslı Ildır
- Parazit – Bong Joon-ho
2. Güney İstasyonunda Randevu – Diao Yinan
3. The Lighthouse – Robert Eggers
4. Ritüel – Ari Aster
5. Oyunbozan – Nora Fingscheidt
6. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
7. Küçük Joe – Jessica Hausner
8. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
9. Ağaçlardan Bahsetmek – Suhaib Gasbelmari
10. Joker – Todd Phillips
11. The Irishman – Martin Scorsese
12. Kırmızı – Benjamin Naishtat
13. Biz – Jordan Peele
14. Marriage Story – Noah Baumbach
15. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
16. Bacurau – Kleber Mendonça Filho, Juliano Dornelles
17. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
18. Sefiller – Ladj Ly
19. Evdeydim, Ama – Angela Schanelec
20. Give Me Liberty – Kirill Mikhanovsky
Burak Ülgen
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. Marriage Story – Noah Baumbach
3. The Irishman Martin Scorsese
4. Parazit – Bong Joon – Ho
5. The Souvenir – Joanna Hog
6. Ağaçlardan Bahsetmek – Suhaib Gasbelmari
7. Acı ve Zafer – Pedro Almadovar
8. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
9. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
10. Joker – Todd Phillips
11. High Life – Claire Denis
12. Oyunbozan Nora Fingscheidt
13. Monrovia, Indiana – Frederick Wiseman
14. Bembeyaz Bir Gün – Hlynur Palmason
15. Uzun Kız – Kantemir Bagalov
16. Boyalı Kuş – Vaclav Marhoul
17. Kırmızı – Benjamin Naishtat
18. Piranalar – Claudio Giovannesi
19. Vox Lux – Brady Corbet
20. Kız Kardeşler – Emin Alper
Ekin Can Göksoy
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. Marriage Story – Noah Baumbach
3. Dünyanın Sınırında – Guillaume Nicloux
4. Parazit – Bong Joon-ho
5. Kız Kardeşler – Emin Alper
6. Tthe Irishman – Martin Scorsese
7. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
8.Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
9. High Life – Claire Denis
10. The Souvenir – Joanna Hogg
11. Atlantique – Mati Diop
12. The Lighthouse – Robert Eggers
13. Monos – Alejandro Landes
14. A Dog Called Money – Seamus Murphy
15. Oyuncak Hikayesi 4 – Josh Cooley
16. Sınır – Ali Abbasi
17. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
18. Roger Waters: Us+Them – Sean Evans, Roger Waters
19. Anima- Paul Thomas Anderson
20. Eş Anlamlılar – Nadav Lapid
Gizem Çalışır
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. The Lighthouse – Robert Eggers
3. Marriage Story – Noah Baumbach
4. Oyunbozan – Nora Fingscheidt
5. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
6. Ritüel – Ari Aster
7. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
8. Gizli Bir Yaşam – Terrence Malick
9. Sinek Kuşu – Bora Kim
10. The Irishman – Martin Scorsese
11. Gloria Bell – Sebatian Lelio
12. Parazit – Bong Joon-ho
13. Joker – Todd Phillips
14. Kız Kardeşler – Emin Alper
15. Üçüncü Eş – Ash Mayfair
16. Bacurau – Kleber Mendonça Filho, Juliano Dornelles
17. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
18. High Life – Claire Denis
19. Monos – Alejandro Landes
20. Kaygan Zemin – Marie Kreutzer
Güvenç Atsüren
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. Parazit – Bong Joon-ho
3. The Lighthouse – Robert Eggers
4. Acı Ve Zafer – Pedro Almodovar
5. Marriage Story – Noah Baumbach
6. The Souvenir – Joanna Hogg
7. The Irishman – Martin Scorsese
8. Kırmızı – Benjamin Naishtat
9. Jeanne – Bruno Dumont
10. Bacurau – Kleber Mendonça Filho, Juliano Dornelles
11. Terror Nullius – Soda Jerk
12. High Life – Claire Denis
13. Dünyanın Sınırında – Guillaume Nicloux
14. Atlantique – Mati Diop
15. On Dört – Dan Sallitt
16. Monos – Alejandro Landes
17. Ölüler ve Diğerleri – João Salaviza, Renée Nader Messora
18. Deri Ceket – Quentin Dupieux
19. Islıkçılar – Corneliu Porumboiu
20. Zombi Çocuk – Bertrand Bonello
Mehmet Alp Karaçaylı
1- Parazit – Bong Joon-ho
2- The Irishman – Martin Scorsese
3- Ritüel – Ari Aster
4- Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
5- Atlantique – Mati Diop
6- The Lighthouse – Robert Eggers
7- Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
8- Marriage Story – Noah Baumbach
9- Joker – Todd Phillips
10- Elveda – Lulu Wang
11- Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
12- Uzun Kız- Kantemir Balagov
13- The Souvenir – Joanna Hogg
14- Monos – Alejandro Landes
15- Dolemite Is My Name – Craig Brewer
16- Deri Ceket – Quentin Dupieux
17- Eş Anlamlılar – Nadav Lapid
18- Üzgünüz Size Ulaşamadık – Ken Loach
19- Biz – Jordan Peele
20- Korku Hikâyeleri – André Øvredal
Murat Emir Eren
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. The Lighthouse – Robert Eggers
3. Parazit – Bong Joon-ho
4. The Souvenir – Joanna Hogg
5. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
6. The Irishman – Martin Scorsese
7. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
8. Marriage Story – Noah Baumbach
9. Ritüel – Ari Aster
10. Monos – Alejandro Landes
11. High Life – Claire Denis
12. Oyunbozan – Nora Fingscheidt
13. Evdeydim, Ama – Angela Schanelec
14. Kaygan Zemin – Marie Kreutzer
15. Joker – Todd Phillips
16. Sınır – Ali Abbasi
17. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
18. Kırmızı – Benjamin Naishtat
19. Ağaçlardan Bahsetmek – Suhaib Gasmelbari
20. Captain Marvel – Anna Boden, Ryan Fleck
Sezen Sayınalp
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
2. The Irishman – Martin Scorsese
3. Marriage Story – Noah Baumbach
4. Jeanne – Bruno Dumont
5. The Souvenir – Joanna Hogg
6. The Lighthouse – Robert Eggers
7. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
8. Eş Anlamlılar – Nadav Lapid
9. Parazit – Bong Joon-ho
10. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akın
11. Greta – Neil Jordan
12. Dolemite is My Name -Craig Brewer
13. High Life – Claire Denis
14. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
15. Judy – Rupert Goold
16. Yüzleşme – François Ozon
17. Monrovia, Indiana – Frederick Wiseman
18. Nehir Kıyısındaki Otel – Hong Sang-soo
19. Tavşan Jojo Taika Waititi
20. Ritüel – Ari Aster
Tayfun Bodur
1. Parazit – Bong Joon-ho
2. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Céline Sciamma
3. Gizli Bir Yaşam – Terrence Malick
4- Kız Kardeşler – Emin Alper
5. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
6. Marriage Story – Noah Baumbach
7. The Irishman – Martin Scorsese
8. Acı ve Zafer – Pedro Almodovar
9. Joker – Todd Phillips
10. Ritüel – Ari Aster
11. El Camino: A Breaking Bad Movie – Vince Gilligan
12. The Lighthouse – Robert Eggers
13. Monos – Alejandro Landes
14. Bir Zamanlar Hollywood’da – Quentin Tarantino
15. Burası Cennet Olmalı – Elia Suleiman
16- Ema – Pablo Larrain
17. Oyuncak Hikayesi 4 – Josh Cooley
18. Elveda – Lulu Wang
19. Biz – Jordan Peele
20. Jeanne – Bruno Dumont
Utku Ögetürk
1. Alev Almış Bir Genç Kızın Portesi – Céline Sciamma
2. High Life – Claire Denis
3. Marriage Story – Noah Baumbach
4. The Souvenir – Joanna Hogg
5. Parazit – Bong Joon-ho
6. Monos – Alejandro Landes
7. Acı Ve Zafer – Pedro Almodovar
8. Ritüel – Ari Aster
9. Joker – Todd Phillips
10. The Irishman – Martin Scorsese
11. Vox Lux – Brady Corbet
12. Güney İstasyonunda Randevu – Diao Yinan
13. Yıldızlara Doğru – James Gray
14. Ve Sonra Dans Ettik – Levan Akin
15. Oyunbozan – Nora Fingscheidt
16. Paddleton – Alex Lehmann
17. Morto Nao Fala – Dennison Ramalho
18. Lanetli Kumaş – Peter Strickland
19. Yüzleşme – François Ozon
20. Amerikan Soygunu – Bart Layton
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →