· 7 dk okuma

2015 Bilimkurgu Filmlerine İlk Bakış

2015 Bilimkurgu Filmlerine İlk Bakış

Bilimkurgu sineması adına oldukça verimli bir yılı geride bıraktık. 2015’te izleyeceklerimizi düşündüğümüzde de beklentiye girmemek ya da heyecanlanmamak mümkün değil. Türün altın çağında üretilen klasik serilerden dördünün (Star Wars, Mad Max, Terminator, Jurassic Park) yeni bölümleriyle dönmesiyle fazlasıyla nostaljik bir yıl geçireceğiz. Hunger Games, The Maze Runner ve Divergent’ın yeni bölümleriyle furya yaratma anlamında emin adımlarla ilerleyen  genç-yetişkin edebiyatından yapılan uyarlamalar hız kesmeden devam edecek. Bunların yanı sıra The Martian, Cell gibi edebiyat uyarlamaları dikkat çekiyor. The Phoenix Project, Z for Zachariah, Midnight Special ve bu yılın Wreck-it Ralph’i olmaya aday Pixels’le ilgili yorum yapabilmek içinse daha fazla veriye ihtiyacımız var.

Bu seçkide fragmanı yayınlanan 2015 bilimkurgularına yer verdik.

Jupiter Ascending

Gişede büyük hüsrana uğrayan Cloud Atlas’ın ardından yollarına yine bilimkurguyla devam eden Wachowski kardeşler, belki de uzay operası olarak yorumlayacağımız (filmi görmeden kestirmek güç) bir filmle dönüyorlar. Jupiter Ascending’te The Matrix serisinde olduğu gibi bilimkurgu\aksiyona yönelen kardeşler, bu kez işin içine fantastik unsurlar da katıyor. Felsefi bilimkurgu denemesi Cloud Atlas’taki başarısızlık kuşkusuz ki bu tercihte etkili olmuş. İnsanoğlunun besin zincirinin en alt tabakasını oluşturduğu bir galaksi düşleyen Wachowski’ler, Evrenin Kraliçesiyle aynı genetiğe sahip bir kadının, bizzat Kraliçe tarafından peşine ödül avcılarının takılması ve içlerinden birinin ona aşık olmasıyla gelişen olayları klasik formüllerle işleyecek. 2014 yazında vizyona girmesi beklenirken, filmin yetiştirilememesiyle 2015’e ertelenen Jupiter Ascending yılın ilk fiyakalı bilimkurgusu.

Gösterim tarihi: 6 Şubat

Chappie

District 9 ve Elysium filmleriyle bilimkurgu sinemasında söyleyecek çok sözü olduğunu kanıtlayan Neil Blomkamp, bilimkurgudaki ısrarını sürdüyor. Yönetmenin Tetra Vaal adlı kısa filmini uzun metraja dönüştürdüğü ve adına da Chappie dediği filmde; üstün yetenekli bir robot olan Chappie, iki suçlu tarafından kaçırılır. Yeni bir hayata başlayan Chappie, kendisine bahşedilen yetenekler yüzünden başına türlü belalar açacaktır. Duyguları olan robot düşüncesiyle Yapay Zeka, Wall-E gibi bilimkurguları akla getiren film, düşünebilen, kendi iradesiyle karar verebilen, özetle insansı özellikleri bünyesinde barındıran ilk robotun hikayesini anlatmasıyla da 2001: A Space Odyssey’in bilimkurgu sinemasına armağan ettiği temaya yeni bir temsil verecek. Fragmandan da gördüğümüz üzere komedi soslu bir bilimkurgu bizi bekliyor. Hugh Jackman ve Sigourney Waever başrolleri palaşıyor.

Gösterim tarihi: 6 Mart

Ex Machina

Alex Garland’ın yazıp yönettiği Ex Machina, yılın en çok merak uyandıran bilimkurguları listesinin ön sıralarında yer alıyor. Hikayesiyle devam filmleri ve yeniden yapımların hüküm sürdüğü bir dönemde şüphesiz ki, özgün üretimler dikkat çekmekte zorlanmıyor. Filmde, bir kodlama uzmanı olan Caleb, bir yarışmada çalıştığı şirketin toplumdan uzakta bir yaşam süren CEO’su Nathan’a ait özel bir dağ evinde geçireceği bir hafta kazanır. Caleb burada bir robot kızın bedeninde, dünyanın ilk yapay zekasıyla etkileşime girecektir. Bu tuhaf deneyin nereye varacağı ise büyük merak konusu. Başarılı fragmanıyla ilgi toplayan Ex Machina, 2000 sonrası bilimkurgu sinemasının ana temalarından besleniyor. Sanal gerçeklik, makine-insan bütünleşmesi veya insanoğlunun yapay zeka ile etkileşime geçme arzusuyla yola çıkıyor Garland.

Gösterim tarihi: 10 Nisan

Mad Max: Fury Road

Avustralyalı sinemacı George Miller’ın yarattığı Mad Max üçlemesi, post apokaliptik bilimkurguların en önemli örneklerindendi. Mel Gibson’lı yeni bir film ne zamandır konuşuluyordu ancak Gibson’ın projede yer almak istememesiyle Tom Hardy’nin hayat vereceği yeni bir Max yaratıldı. Kamera arkasına yine Miller’ın geçitği Fury Road, kafalarda pek çok soru işareti yaratmıştı. İlk fragmanla birlikte kaygı yerini heyecanlı bir bekleyişe bıraktı. Görsel olarak inanılmaz bir iş ortaya koyan Miller, özellikle çöldeki takip sahneleriyle klasik serinin en iyisi olarak kabul ettiğimiz 1981 tarihli The Road Warrior’ı anımsatan bir film çekmiş. Bizi ritmi yüksek ve oldukça eğlenceli bir bilimkurgu\aksiyon bekliyor diyebiliriz. Geriye kalan tek soru ise Tom Hardy’nin nasıl bir Max olacağı veya Gibson’ı aratıp aratmayacağı…

Gösterim tarihi: 15 Mayıs

Tomorrowland

Son dönemin en başarılı animasyonlarından Ratatouille ve The Incredibles’ın yaratıcısı Brad Bird’ün yönetmenliğini üstlendiği Tomorrowland, ilk fragmanıyla 2015’in en çok merak uyandıran bilimkurgularından biri olmayı başardı. Konusuyla ilgili detaylı bir açıklama yapılmasa da kolektif belleklerde var olabilen bir mekan düşüncesiyle, 2000’li yıllar bilimkurgu sinemasının ana temalarından biri haline gelen bellekte veya sanal bir ortamda geçen bilimkurgu tanımını üzerinden giden bir film olduğunu biliyoruz Tomorrowland’in.  Disney’in bu yıl Star Wars’la birlikte büyük umut bağladığı projede George Clooney ve pek tanınmamış yeni yüzler göreceğiz.

Gösterim Tarihi: 22 Mayıs

Jurassic World

Safety Not Guaranteed’la çıkış yapan Colin Trevorrow’un yönetmen koltuğunda oturduğu Jurassic World, ilk filmin izinden gidecek.  Filmin adında yapılan değişiklik, fragmanda da gördüğümüz kadarıyla önemsiz bir detay. Çünkü “Park” vurgusunu görüyoruz. Evet, Jurrasic World kapılarını açıyor.  İnsanlar da kitleler halinde dinozorları kanlı canlı görebilmek için adaya hücum ediyor. Sonrası kaos… Jurassic World’de bir ilk film havası var. Bu nedenle de serinin ikinci ve üçüncü filmlerin ivedilikle ayrılacağını düşünüyorum. Hikayede genetiği değiştirilen bir dinozordan bahsediliyor. Bu da dördüncü filmi daha anlamlı kılıyor. İlk filmde fosilleşmiş bir sivrisinekten alınan dinozor kanı, insanoğluna nesli milyonlarca yıl önce tükenen dev canlıları geri getirme imkanı tanımıştı. Yani bilimsel yaratım ya da bilimkurgu ayağı diyelim oldukça sağlam bir temel üzerine atılmıştı. Şimdi Jurassic World’de günümüzde genetik alanında yapılan çalışmalardan, genetiği değiştirilen gıdalar vb. güncel bilimsel verilerden beslenildiğini görüyoruz. Dördüncü filmde ilk üçlemeden hangi detayların olacağı, bu durumda da filmlerin nasıl bağlanacağı merak konusu. Yeni oyuncular, yeni hikaye ve yıllar sonra geri dönen bir seri var önümüzde. Muhtemelen bir çoğumuz filmin yaşatacağı nostalji duygusu için Jurassic World’e gideceğiz.

Gösterim tarihi: 12 Haziran

Terminator Genisys

Serinin beşinci filmi Genisys, Terminatör efsanesini ayağa kaldırma iddiasıyla geri dönüyor. Bu iddianın altını doldurabilmek içinse oldukça çetrefilli bir senaryo yazılmış. Kıyamet sonrasında geçen son filmin başarısızlığı, yapımcıları gücünü nostaljisinden alan ve ilk filmlerle sıkı sıkıya bağlı bir Terminatör yaratmaya itti. İlk fragman çoğunlukla olumsuz tepkiler alsa da merakımızı perçinledi. İlk iki filmin dünyasını yeniden inşa eden Genisys’de Arni geri dönerken, diğer ekibin tamamen yenilendiğini görüyoruz. Emilia Clarke haricinde kötü oyuncu seçimleri dikkat çekiyor. Yönetmen Alan Taylor’dan umutlu olsak da, filmin karmaşık yapısı, ilk iki filmdeki sahneleri tekrarlaması ve kafalarda pek çok soru işareti bırakmasıyla kara kara düşündüren bir Terminatör filmi bekliyor bizleri…

Gösterim tarihi: 1 Temmuz

Ant-Man

Marvel üretimi çizgi romanlarının o kadar popüler olmamış ürünlerinden Ant-Man de sonunda sinemanın yolunu tuttu. Fikir ayrılıkları sebebiyle Edgar Wright’ın projeden ayrılması ve yerine deneyimsiz ve vizyonsuz bir isim olan Peton Reed’in getirilmesi filme yönelik beklentileri de aşağıya çekmiş durumda. Ant-Man’in bu ilk uyarlamasında klasik bir süper kahraman filmi ya da klasik bir hikayeye giriş filmi izleyeceğimizi söyleyebiliriz. Süper kahraman hikayeleri daha çok fanteziye kayar, bilimkurgu olanlar da öyle algılanır. Ant-Man de X-Men gibi bilimkurgu janrı içerisinde değrlendirilmeli. Michael Douglas, Evangeline Lilly ve Paul Rudd başrolleri üstleniyor. Önümüzdeki yazın hayal kırıklıklarından olması yüksek ihtimal. Yine de bekleyip görelim.

Gösterim tarihi: 17 Temmuz

Star Wars Episode VII: The Force Awakens

İki farklı üçlemeden oluşan Star Wars serisi, uzun zamandır konuşulan ve sonunda hayata geçirilen yeni bir üçlemeyle 10 yıllık uykusuna son vermeye hazırlanıyor. Bu açıdan The Force Awakens adının da yerinde bir seçim olduğunu söyleyebiliriz. Star Trek filmleriyle uzay operası çekme konusunda rüştünü ispatlayan ve yeni nesli avcunun içine alan J. J. Abrams’ın yönetmen koltuğuna oturduğu yedinci Star Wars filmi geçtiğimiz ay yayınlanan ilk kısa fragmanıyla büyük bir heyecan dalgası yaratmayı başardı. Karakterleri göstermedeki ketumluğu ve hikayeyi açık etmemesiyle fazla ipucu vermese de beklentileri yüksek tutmamak için hiçbir sebep yok. Özellikle Han Solo, Luke ve Leia’nın dönüşüyle hikayenin ilk üçlemenin bıraktığı noktadan devam edeceğini (Yaklaşk 30 yıl kadar sonrası olduğu söyleniyor) biliyoruz. Abrams’ın ilk üçlemenin tadında bir Star Wars filmi çekmek istediğini de biliyoruz. Dolayısıyla The Force Awakens’ın görsel olarak ilk üçleme üzerinden kodlanacağını ve bugünün teknolojisiyle peliküle aktarılacağı için iki üçlemeden de esintiler taşıyacağını düşünüyorum.

Gösterim tarihi: 18 Aralık

Insurgent

Veronica Roth’un üç kitaptan oluşan distopik eserinin ilk bölümü Divergent geçtiğimiz yıl sinemaya uyarlandı ve kısmen başarılı da oldu. Açlık Oyunları serisinin başarısı örnek alınarak hayata geçirilen, Divergent’ta insanlığın, her biri farklı bir erdemi temsil ettiği beş  sınıfa ayrılmış bir dünya tasvir ediliyordu. O düzeni yıkmak da ‘uyumsuz’ olarak tabir edilen  16 yaşında bir genç kıza düşüyordu. Serinin ikinci bölümü Insurgent (Kuralsız) her seçimin bir sonucu vardır diyor. Distopyadaki devrim, ikinci bölümde savaşa dönüşecek. İlk bölümün yönetmen koltuğunda oturan Neil Burger, yapımcıları memnun edememiş olacak ki, yönetmen değişikliğine gidilmiş. Tattoo ile çıkış yapıp, kapağı Hollywood’a atan ve The Time Traveler’s Wife dışında pek de başarılı olamayan Robert Schwentke Insurgent’la çıkış arayacak. Final bölümü Allegiant öncesinde seri beklenen çıkışı yapabilecek mi merak konusu.

Gösterim tarihi: Belirsiz


Serdar Durdu

Serdar Durdu

131 yazı · Kendisini yazarak bulan bir sanat tutkunu, sinemaya yönetmen, janr ve sinema tarihinden bakmayı seven bir yazar. Biraz mükemmeliyetçi, azılı Kubrickçi.

Yazarın diğer yazılarını gör →