· 8 dk okuma

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 15 İtalyan Filmi!

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 15 İtalyan Filmi!

“İtalya’da sinema, her zaman yaşamın evrimine eşlik etti, bu evrimi vurguladı, sergiledi ve zaman zaman da bunun önüne geçti…” – Eltore Scola

Sanat deyince akla gelen ilk ülkelerden biri elbette İtalya! Bu durum aynı şekilde sinema için de geçerli. İtalyan sinemasının tarihini incelemek için, sinemanın tarihine bakmak yeterli. Sinemanın keşfinden sadece birkaç ay sonra İtalya’da gösterimler yapılmaya başlamıştı… Filoteo alberini’ye ait, 1905 yapımı La presa di roma, yani Roma’nın fethi adlı ilk konulu tarihsel filmle başlayan İtalyan sineması, dünyanın her yerinde olduğu gibi toplumsal ve siyasal dönüşümlerle değişime uğramış; bazı dönemlerde yükselişe geçmiş bazı dönemlerde ise adından pek bahsettirmemiştir. Özellikle İtalyan Sineması örnekleri dediğimizde aklımıza gelen filmlerin yer aldığı II. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünya sinemasını etkisi altına alan; 1944-1952 yılları arasında gerçekleşen İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımında Roberto Rossellini’nin Roma, Citta Aperta adlı filminden Vittorio De Sica’nın Umberto D.’sine pek çok başarılı yapım izleyiciyle buluşmuştu. Ayrıca, İtalyan Yeni Gerçekçilik Akımı da kendisinden sonra gelen Fransız Yeni Dalga akımını da fazlasıyla etkilemiştir.

İtalyan Sineması tarihi her dönemini uzun uzun ele almamızı gerektiren köklü bir geçmişe sahip, ilerleyen zamanlarda hem Yeni Gerçekçilik dönemini hem de öncesi ve sonrasını ele aldığımız yazılarla daha ayrıntılı bir inceleme sunacağız. Ancak bugün, daha çok günümüze gelip 2000’lerde İtalyan Sineması’nda kaçırmamamız gereken hangi filmler var, onlara bir bakalım istedik. Bernardo Bertolucci’den Paolo Sorrentino’ya; birbirinden önemli İtalyan yönetmenlerin filmlerinden derlediğimiz 15 filmlik listemize bir göz atabilirsiniz.

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 15 İtalyan Filmi!

I cento passi – 2000

i-cento-passi-filmloverss

1960’ların ortalarına gidiyoruz! Diğerlerine benzeyen küçük bir Sicilya köyü olan Cinisi, uyuşturucu trafiğinde önemli bir noktadır. Burada insanlar her şeyi olduğu gibi kabul ederler, suçlamadan ve soru sormadan… Etrafında olup bitenleri merak eden, zeki ve kurnaz delikanlı Peppino Impastato, akıllı oğlunun bir patron olacağı günü iple çeken babası tarafından ‘cemiyet’e tanıştırılır. Ancak, yüzeyde her şeyin normal görünmesine karşın, etrafta Peppino’nun zihnini kurcalayan tedirginlik unsuru bir şeyler vardır. Peppino’nun evi, artık Cinisi’yi yöneten Mafya babası Tano Badalamenti’nin evinden sadece yüz adım uzaklıktadır. Ve bir an gelir, Peppino artık o yüz adımı kat etmeyeceğine karar verir. Yetişkinliğe geçiş dönemi tam da, dünya gençlerinin babalarının değerlerine ve katı görüşlerine ters düştüğü 1968 yılında zirvesine erişir. Peppino da otoriteye başkaldırır, ama Sicilya’da bunun anlamı Mafya’ya ve sessizlik geleneğine meydan okumaktır…

La stanza del figlio – 2001

la-stanza-del-figlio-filmloverssNanni Moretti’nin La stanza del figlio adlı filmi bir çocuğun trajik ölümü ve geride kalan aile üyelerinin üzerindeki yıkıcı etkileri gibi zor bir konuyu ele alıyor!  Moretti, karışık türde sıra dışı filmler ortaya koyduğu 20 yılın ardından, ilk kez egemen anlayışa uygun bir dram çekmeye giriştiğinde bu konuyu seçince büyük şüphe uyandırmıştı. Merkezde bir ölüm olsa da filmin asıl konusu, yas tutma ve yasın üstesinden gelme sorunu. Moretti’nin asıl başarısı, babanın bir psikoterapist olması. Moretti filmde Babanın hastaları ile arasındaki etkileşimler, filmin insan davranışına karşı gösterdiği karmaşık ve empatik anlayışı kavramamızı sağlıyor.  Terapist, ölümlülükle temas etmesinin ardından artık hastalarına tavsiyede bulunamayacağını, sevişemeyeceğini, hatta kaygısız bir neşe içinde kendi kendine şarkı bile söyleyemeyeceğini anlıyor.

La meglio gioventù – 2003

la-meglio-gioventu-filmloverss

İki kardeşin yaşamından aktarılan İtalya’nın son 40 yıllık tarihi… 1966’da üniversite çağında olan Nicola ve Matteo, akıl hastanesinde kötü muamele gören Giorgia ile karşılaştıklarında, hayatlarının dönüm noktasına gelmişlerdir. Genç kız için yapılacak fazla bir şey yoktur ve her ikisi de bu adaletsizliğe karşı kızgındır. Nicola düzene karşı çıkarak önce hippilerin arasına karışır ve ardından Giorgia gibilere yardım etmek için psikoloji okumaya karar verir. Matteo ise eşitsizlikleri giderebilmek için yasa adamı olma yolunu seçer ve önce orduya ardından da polis akademisine kaydolur.

Buongiorno, notte – 2003

buongiorno-notte-filmloverss

1978’de Roma! Chiara, görünüşte evi, işi ve arkadaşları arasında gidip gelen sıradan bir hayata sahip olsa da o aslında İtalyan siyasal tarihine damgasını vuracak olan Aldo Moro cinayetinin göbeğinde yer alan bir teröristtir.
Chiara’nın dahil olduğu sosyalist gizli örgüt, politik olarak karşı kutupta yer alan politikacı Aldo Moro’yu kaçırır. Amaçları Moro’yu sözde yargılamak ve neticesinde infaz etmektir. Hayat dolu Chiara, devrimci hayallerin büyüsü ile ilk başta gönüllü dahil olduğu bu süreç boyunca, yoldaşlarından ve tuttukları yoldan soğuyup yabancılaşacaktır.. Marco Bellocchio imzalı Buongiorno notte, İtalyan yakın siyasi tarihinin en önemli yaralarından birine hümanist bir bakış!

The Dreamers – 2003

the-dreamers-filmloverss

1968’de Paris’te gerçekleşen ünlü öğrenci ayaklanmalarının gölgesinde, 3 sinema aşığının aşkı ve cinselliği keşfetmesinin anlatıldığı, Barnardo Bertolucci’nin şaheserlerinden biri olan The Dreamers, adeta bir şiir gibi beyazperdede yer alır. Matthew, Paris’e bir yıllığına gelmiş Amerikalı bir öğrencidir, Vietnam savaşına katılmak istememesi de gelme sebeplerinden biri olan Matthew, tüm boş vakitlerini sinemada geçirmektedir. İkiz kardeşler, Isabella ve Theo ile de orada karşılaşır. Kardeşlerin ailelerinin tatile gitmesinin ardından Matthew, Isabelle ve Theo ile kalmaya başlar. Isabelle’yi seven Matthew için ikiz kardeşler arasındaki yakınlığın sınırının olmaması rahatsız edicidir, ancak kardeşleri birbirinden ayıramayacağını fark ettiği için o da zamanla onlara ayak uydurmaya başlar. Fransa-İtalya ortak yapımı film, haftalarca evden çıkmadan, politika, sinema, müzisyenler, yönetmen hakkında tartışmalara giren gençler, cinsellik sınırlarının kalmadığı oyunlar ile 68 kuşağının özgürlüğe bakış açısını, gençlerin tutkularını ve saplantılarını gözler önüne serer.

Le conseguenze dell’amore – 2004

le-conseguenze-dell-amore-filmloverss

Son dönem İtalyan Sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Paolo Sorrentino, 2004 yapımı Altın Palmiye adaylığına sahip filmi Le Conseguenze dell’Amore ile psikolojik bir gerilim sunar. Yalnız ve asosyal bir iş insanı olan orta yaşlı bir adamın, evliliğindeki sorunlarıyla daha da içine kapanan Titta Di Girolamo sürekli gittiği bir otel barında güzel bir garson ile karşılaşır ve ona âşık olur. Ancak aşırı utangaçlığı ve asosyal yapısıyla kadınla konuşmaya bile cesaret edemez…

La sconosciuta – 2006

la-sconosciuta-filmloverss

Günümüzde bir İtalyan şehrindeyiz. Ukrayna’dan uzun yıllar önce İtalya’ya gelmiş, geçmişin hayaletleri arasından şimdiki zamanı arayan bir kadın. Kesişen, üst üste çakışan, entrikalarla dolu bir yapboz, gerilimli bir anlatım hazırlayan iki zaman düzlemi… Irena, cazibesini korumasına rağmen gizemli belli belirsiz bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Derinlerde, bütün bu trajik olaylara karşın, sapasağlam durmaktadır. İtaatkar görünüşü altında, doğal gururu ve asi kişiliği hala varlığını sürdürmektedir. Eskilerden gelen korkunç bir figür Irena’yı yeni şehrinde takip etmektedir. Bu kişi Muffa’dır, eskiden kendisini kaçırmış ve korkunç zulümlere maruz bırakmış bir adamdır. Muffa’nın ortaya çıkması ile Irena yeni korkular ve trajediler ile yüzleşir.

Gomorra – 2008

gomorra-filmloverss

İtalya’nın Napoli ve Caserta bölgesinde halkın her gün yüzleştiği değerler; güç, para ve kan…  Sistem’in, yani Camorra’nın kurallarına boyun eğmeye zorlanıyorlar ve başka hiçbir seçenekleri yok. Normal bir yaşam sürmeyi içlerinden ancak birkaç şanslı kişi hayal edebilir. Görünürde kurmaca olsa da kökleri gerçeklikte yatan ve bu acımasız dünyada yaşanan beş öykü, bu sert senaryoda iç içe geçti. Gomorra, bu acımasız ve bozulmuş dünyada, yüzlerce cinayet ile sayısız suçun sorumlusu Camorra adına görevli beş adamın hayat hikayesini birleştiren korkutucu ve epik bir film!

L’uomo che verrà – 2009

l-uomo-che-verra-filmloverss

1943 yılında kış ayları… Sekiz yaşındaki Martina, Bolonya yakınlarında bir dağ olan Monte Sole’nin eteklerinde yaşar. Herkes gibi geçim sıkıntısı yaşayan köylü bir ailenin tek çocuğudur. Küçük erkek kardeşi öldüğünden beri tek kelime konuşmamıştır. Annesi yeniden hamile kaldığında, Martina yeni bebeğin gelişini heyecanla bekler. Bir yandan savaş yaklaşıyor, hayat gitgide zorlaşıyordur. 28 Eylül 1944 gecesi nihayet bebek doğar. Aynı gece SS kuvvetleri bölgede, tarihe  “Marzabotto Katliamı” olarak geçecek, benzeri görülmedik denli şiddetli bir saldırı başlatırlar. Yüzlerce sivil -kadınlar, rahipler, yaşlılar ve iki yüzü aşkın çocuk- sistemli bir biçimde katledilir…

Lo sono l’amore – 2009

lo-sono-l-amore-filmloverss

Luca Guadagnino’nun Oscar’a da aday olan filmi Lo sono l’amore, İtalya’da tekstil işiyle uğraşan zengin bir ailenin trajik öyküsünü anlatıyor. Ailenin hasta büyükbabası işi oğlunun ve torununa bıraktığını ilan eder. Evin Rus asıllı gelini Emma hem kocasının ve oğlunun iş seyahatleri hem de kızının evi terk etmesi yüzünden kendini yalnız hisseder. Aşkı Antonio ile tanışan Emma kendini yeni bir dünyada bulur… Guadagnino filmde burjuvazi, aşk ve tutku üçgeninde gelişen trajik bir aşk hikayesini anlatır.

Vincere – 2009

vincere-filmloverss

İyi saklanmış bir sır, örtbas edilmiş bir skandal, sıra dışı bir kadın… Benito Mussolini’nin yaşamında bir sır vardır; bir eş ve kabul edilen, sonra da varlığı inkar edilen bir çocuk! Sırrın adı ise Ida Dalser’dir. Duçe’nin resmi biyografisinde sözü edilmeyen, tarihin karanlık bir sayfası; Mussolini’ye ve ideallerine kalpten inanan, tüm varlığını onun başarısı uğruna feda eden, ancak zalimce harcanan Ida Dalser’in inanılmaz ama gerçek hikâyesi.

La nostra vita – 2010

la-nostra-vita-filmloverss

Daniele Luchetti’nin yönettiği La nostra vita’da Screen dergisinin “İtalyan usulü bir Ken Loach filmi” diye tanımladığı insancıl ve duygusal bir hikaye anlatıyor. Bir işçi sınıfı ailesinin hikayesi! Claudio, Roma’nın banliyölerinden birinde bir inşaatta çalışmaktadır. Üçüncü çocuklarına hamile olan karısına delice âşıktır. Fakat beklenmedik, üzücü bir olay bu sade ve mutlu düzenini bozar ve kahramanımız hayata tutunma hırsıyla, karşılaştığı haksızlıkla mücadele etmeye girişir.

Le quattro volte – 2010

la-quattro-volte-filmloverss

Yaşlı bir çoban, İtalya’nın en güney noktasındaki Calabria tepelerinde, ortaçağdan kalma bir köyde yaşamının son günlerini geçirmekte, bir çok köylünün çoktan terk ettiği bu diyarlarda sürülerini gütmektedir. Çoban hastadır ve kilisenin zemininden topladığı tozun onu iyileştireceğine inanır. Bu tozu her gün suyuna karıştırır ve içer. Yeni bir keçi yavrusu doğar. Yalpalayarak ilk adımlarını atışını, ilk oyunlarını izleriz. Sonra büyüyüp güçlenince o da otlaklara gider. Yakın bir yerlerde büyük bir köknar ağacı dağ rüzgârında salınmakta ve mevsimden mevsime yavaşça değişmektedir. Ve şimdi ağaç ölmüş, yerde yatmaktadır; kömürcüler yüzyıllardır yaptıkları gibi onu kömüre çevireceklerdir. Le quattro volte, yaşamın ve doğanın bitmeyen döngülerine ve zamansız mekânların kesintisiz geleneklerine şiirsel bir bakış. Pisagor’un, ruhun insandan hayvana, hayvandan bitkiye, bitkiden minerale geçtiğine inandığı dört kademeli seyahatten esinlenen bu harikulade belge-anlatı, dört farklı hayattan geçen bir ruhun hikayesini anlatıyor.

La prima cosa bella – 2010

la-prima-cosa-bella-filmloverss

Kocasından şiddet gördüğü için iki çocuğuyla birlikte evini terk eden güzelliği dillere destan Anna, 1970’lerin İtalya’sında oyuncu olmak için bir maceranın içine girer. Anna, Livorno’nun en ünlü sahil tesisindeki geleneksel güzellik yarışmasını seyrederken, beklenmedik bir anda sahneye çağırılıp “en güzel anne” seçilir. O andan itibaren Michelucci ailesinin düzeni değişir. 40 yıllık bir zamanı kaplayan film, Anna ve iki çocuğunun yıllar içinde değişen hayatlarını, İtalya’nın değişen yüzünü de sergileyerek ortaya koyuyor…

La grande bellezza – 2013

la-grande-bellezza-filmloverss

Kusursuza yakın planlar; ışık, renk ve mekanların muazzam harmonisi ile bizleri kendine hayran bırakan Paolo Sorrentino sineması kuşkusuz ki bizi yönetmenin tüm filmografisine bağımlı yapacak kadar şaşırtıcı bir etkileyiciliğe sahip! Sorrentino, başrolüne Roma’ya yer verdiği La grande bellezza, Roma’nın büyüsüne kendisini kaptırmış 65 yaşındaki bir yazarın gençliğine duyduğu yoğun özlemi ele alıyor. Jep Gambardella’nın bir süredir dahil olduğu sosyetenin ve yakın çevresindekilerin insanlıktan çıkışı ve sürekli değişen yaşamın da baskısı ile yeniden yazmaya karar verişine tanık olduğumuz film, ilerleyen yıllarda bir klasik olarak anılacak güçte bir çalışma.


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →