2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 12 Latin Amerika Filmi!
Özgün tarzıyla dikkat çeken, sırtını hayata dönmeyen ve politik yanıyla ağır basan Latin Amerika sineması, 80’li ve 90’lı yıllarda içinde bulunduğu dönemden dolayı diğer ülkelerde de olduğu gibi gerileme dönemine girse de 2000’lerden sonra yeniden yükselişe geçti. Kara mizahtan drama birçok farklı türde filmlerle dünya sinemasının önemli bir tadı olmayı başaran; askeri darbelerin ve siyasi problemlerin yoğunlukta olduğu bir dönemde sinemanın büyülü kapısını aralayan ve birbirinden değerli insanlar ortaya çıkaran Latin Amerika sineması kötülüklerin içinden çıkmış bir umut ışığı! Yaşayan derinlikli karakterler, politik içerik ,sosyal eşitsizliğe vurgu ve güçlü senaryo; 21. yüzyılda Yeni Dalga Latin Amerika sineması özgün ögelerinden fazla uzaklaşmadan etkileyici yeniliklerle başarılı bir şekilde harmanlıyor. Alejandro González Iñárritu, Fabián Bielinsky, Luis Estrada, Juan José Campanella, Alfonso Cuaron gibi hepsi birbirinden önemli isimlerin imza attığı yapımlarla dikkat çeken Latin Amerika filmlerini sıraladık.
2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken 12 Latin Amerika Filmi
Nueve Reiras – Arjantin – 2000

David Mamet ile Alfred Hitchcock’un başyapıtlarını çağrıştıran, olağanüstü ustalıkla karşımıza çıkan soygun filmi Nueve Reiras, hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığı, gölgelerle dolu bir evrendeki hileli oyunlar üstüne akıl çelici bir çalışma. İkisi de dolandırıcı olan Juan ile Marcos, bir bakkalda tanışırlar; Marcos, daha deneyimsiz görünen Juan’a, kötü bir durumdan kurtulması için yardımcı olur. Marcos, çaylak Juan’a bir anlaşma önerir: 24 saat boyunca birlikte bir dizi dümen çevireceklerdir. Ama her ikisini de tanıyan esrarengiz Sandler’la beklenmedik şekilde karşılaşmaları, daha kapsamlı ve uzun ömürlü bir anlaşma olasılığını ortaya çıkarır. Böylece üçü birden pek çok ganimet elde edilecek kârlı bir işbirliğine girerler. Juan kendini Marcos’a kanıtlamaya çalışırken, güvenle ilgili bazı sorunlar ortaya çıkar ve onları bir arada tutan hassas bağ tehlikeye girer. Yalanlar ve ihanetlerle ayakta duran, gerçeklerden emin olamadığımız bu dünyayı beyazperdeye yansıtan filmin yönetmen koltuğunda ise Fabián Bielinsky oturuyor.
Amores Perros – Meksika – 2000

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun ölüm üçlemesinin ilki olan Amores Perros; birbirinden uzak olan üç kişinin, Octavio, Valeria ve El Chivo bir kaza sonucu bir araya gelen, kesişen hikayeleri konu alıyor. Yitirdikleri ile pişmanlık yaşayan, hayatın acımasız yüzüyle karşılaşan ve aşkın gölgesinde yaşamak zorunda bırakılan üç karakterin yaşantısına odaklanan film, Iñárritu bu durumdan pek hoşlanmasa da Meksika’nın Pulp Fiction’ı olarak anılır. Meksika’nın arka sokaklarına, 68 kuşağına ve ülkenin sorunlarına göndermelerin fazlasıyla bulunduğu film, gerçekçi karakterleri ve anlatımıyla etkileyici bir yapımdır.
El Hijo de la Novia – Arjantin – 2001

42 yaşındaki Rafael Belvedere bir kriz yaşamaktadır; babasının gölgesinde yaşayan ve yaşlı annesini nadiren ziyaret ettiği için suçluluk hissetmekte olan Rafael, eski karısı, kızıyla yeterince vakit geçirmediğinden de şikayetçidir ve kız arkadaşıyla birbirlerine daha yeni bağlılık sözü vermişlerdir. Küçük bir kalp krizi, çocukluk arkadaşı Juan Carlos ile yeniden birleşmelerini sağlar ve arkadaşı Rafael’e geçmişini düzeltmesi ve şu ana daha farklı bakması için yardımcı olur. Birçok ödüle layık gösterilen ve Akademi Ödülleri için yarışan El hijo de la Novia; samimi hikayesi ve gerçek hayatta sıklıkla karşılaştığımız sıradan insanların hayatını ele alışıyla Latin Amerika sinemasının en iyileri arasında kendine yer bulmayı başarır.
Y Tu Mama Tambien – Meksika- 2001

Gravity, Great Expectations, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban gibi farklı filmlerde yönetmenlik koltuğuna oturan Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’un yönettiği Y Tu Mama Tombien, iki gencin 20’li yaşlarının sonlarında olan bir kadınla çıktıkları yolculuğu anlatır. Aslında bir nevi büyüme hikayesi olan bu film, bir yandan da 1999 yıllarında Meksika’da olan siyasi gelişmelere de dikkatleri çeker. Gael Garcia Bernal, Diego Luna ve Maribel Verdu’nun oyuncu kadrosunda yer aldığı film, en iyi özgün senaryo dalında hem Akademi Ödülleri’nde hem de Altın Küre’de aday gösterildi. Hikaye aslında yetişkinliğe geçmek üzere olan iki gencin üzerine odaklanır. Orta halli solcu bir aileden gelen Julio ile üst düzey bir politikacı bir babanın oğlu olan Tenoch, sevgililerinden ayrılarak bir yolculuğa çıkarlar. Çekici bir kadın olan Luisa’nın da bu yolculuğa katılmasıyla yolculuk; tabusuz cinsel açıklık, realizm ve güzel diyaloglar ekseninde gelişir.
Cidade De Deus – Brezilya – 2002

22. İstanbul Film Festivali’nin en çok ilgi gören filmlerinden biri olan Cidade de Deus; 1960’larda inşa edilmiş ve 80’lerin başında Rio De Janeiro’nun en tehlikeli mahallelerinden birine dönüşmüş, sosyal konutlardan oluşan organize suçun destansı tarihini perdeye taşıyor. Film, suç dünyasında geçecek bir hayatın gerektirdiği cesaret ve fizikten yoksun, fotoğrafçı olma hayalleri kuran Rocket’le, onunla aynı yaşlarda olan, çocukluğundan beri tam bir suçlu özellikleri taşıyan; acımasız, akıllı ve hırslı Küçük Ze’nin paralel öyküleri üzerinden, şiddet dolu yaşamı başarılı bir şekilde anlatıyor. Yönetmenliğini Fernando Meirelles ve Kátia Lund’un birlikte yaptıkları film, uzun yıllar boyunca gettoda yaşayan Paulo Lins’in 1997 tarihli aynı adlı romanından uyarlanmıştır.
Machuca – Şili – 2004

Şili 1973 devriminde insanların yaşantılarını iki çocuğun gözünden ele alan Machuca; binlerce insanın öldüğü ve eskisinden daha büyük bir sefalete sürüklendiği bu darbenin hazırlık döneminde, sokaktaki insanın yaşayışını ve umutlarını izliyoruz. Özel bir Katolik okulunun müdürü olan Peder McEnroe’nin hayattaki en büyük amacı insanların daha adil ve eşit şartlar altında yaşamasına yardımcı olmaktır. Ancak sadece bir okul müdürü olarak elinden gelen, zengin olmayan ailelerin çocuklarını da, bazı velilerin desteğini de alarak okula kabul ettirmektir. Santiagolu zenginlerin sadece birkaç sokak ötesinde bir gecekondu da yaşam savaşı veren Pedro Machuca kabul edilir ve zengin ama utangaç olan Gonzola Infante ile tanışır. Şili yakın tarihine ışık tutan Machuca, Latin Amerika’yı anlatan sosyal ve politik içerikli bir Andrés Wood filmi.
Luz Silenciosa – Meksika – 2007

Carlos Reygadas imzalı Luz Silenciosa, Meksika-Fransa-Hollanda ve Almanya ortak yapımı. Carl Dreyer´in Ordet´ine bir saygı duruşu niteliğindeki film, Meksika’nın geleneklere sıkı sıkıya bağlı kırsal bölgelerindeki dindar bir Mennonit topluluğunda geçiyor. Olaylar evlilik dışı bir ilişki yaşayarak bu topluluğun kurallarını ihlal eden Johan’ın ekseninde gelişiyor. Johan eşine gerçeği itiraf ediyor, fakat huzursuzluğu, aile ve cemaatin gündelik adet ve ritüellerini gerçekleştirirken peşini bırakmıyor. Luz Silenciosa; acı, tutkulu aşklar, zaman ve mucizelere dair muazzam bir film.
Controcorriente – Peru/Kolombiya – 2009

San Sebastian ve Sundance Film Festivali’nden ödüllerle ayrılan Controcorriente; bize aşkın evrensel olduğunu hatırlatan farklı ve etkileyici bir film sunuyor. Peru’da geçen Javier Fuentes-León imzalı film; 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu. Miguel küçük, dindar insanların yaşadığı küçük bir kıyı köyünde yaşayan genç ve sevilen bir balıkçıdır. Karısı Mariela hamiledir. Ancak Miguel’in gizli aşkı, köylülerin dışladığı, aslen Limalı olan ressam Santiago’dur. Bir kaza sonucu Santiago boğulur. Geleneğe göre, ruhunun serbest kalması için âşığı tarafından gömülmelidir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Miguel’in Santiago’ya olan aşkını ifşa etmesi gerekecektir.
El Secreto de Sus Ojos – Arjantin – 2009

2010 yılında En İyi Yabancı Film Oscarı’nı kazanan El Secreto de Sus Ojos’un yönetmen koltuğunda Juan José Campanella oturuyor. Benjamín Espósito emekliye ayrılmış eski bir federal görevlidir. 20 yıl kadar önce kapatılmış ama sonuçlandırılamamış eski bir dava ile ilgili roman yazmakta olan Esposito, bir yandan da hayatını tamamıyla değiştiren bu davada eksik kalan noktaları tamamlamaya çalışmaktadır. Aşk, arkadaşlık ve siyasi rejimin getirdiği hukuksal bozuklukların şekillendirdiği hikaye sürpriz ve çok çarpıcı finali ile izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Arjantin sinemasının son döneminde beyazperdeyle buluşan başarılı yapımlardan biri olan filmin oyuncu kadrosunda ise Latin Amerika sinemasının önemli isimlerinden biri olan Ricardo Darín ile Soledad Villamil yer alıyor.
La Nana – Şili – 2009

Yönetmen Sebastian Silva La Nana’da, 21 yılını aynı ailenin yanında geçirmiş 41 yaşında bir hizmetçi olan Raquel’in çalkantılı iç dünyasına; onun hayal kırıklıklarına, mesafeli duruşuna ve sınıf çelişkilerinin içinde eriyen kimliğine odaklanıyor. Üst sınıf bir Şilili bir ailenin yanında yıllarca hizmetçilik yapmış olan Raquel şiddetli baş ağrılarından muzdariptir. Ağrıları bayılmalar takip edince evin hanımından Raquel’e bir teklif gelir; ona yardım edecek yeni bir hizmetçi işe alınacaktır. Bu teklif ilk başta hoş görünse de Raquel yeni gelen yardımcıyı kendisi için bir tehdit olarak görmeye başlar ve kendisi gibi bir hizmetçi olan bu yardımcıya karşı tırnaklarını çıkaracaktır.
El Infierno – Meksika – 2010

Benjamin Garcia, namı diğer Benny, Amerika’dan sınır dışı edilmiştir. Ülkesine dönen ve kasvetli bir durumla karşı karşıya kalan Benny kendini uyuşturucu işinde bulur. Hayatında ilk defa etrafı bu kadar para, kadın, şiddet ve eğlenceyle çevrilmiştir. Fakat kısa zamanda suçlarla dolu bir yaşamın her zaman mükemmel olmadığını anlayacaktır. Mafya ve organize suçlar hakkında yapılmış kara komedi tarzında olan bu film herkesin sorduğu bir soruyu anlamamıza yardımcı oluyor: ‘Meksika’da bu günlerde neler yaşanıyor?’ Luis Estrada imzalı, hikayesinin yanı sıra müzikleriyle de sinemaseverleri mest eden El Infierno; yozlaşmış sistemlerin nasıl işlediğine dair çarpıcı örnekleri olan başarılı bir yapım.
Relatos Salvajes – Arjantin – 2014

Şiddet ve intikam temalı, konu bakımından birbiriyle bağımsız altı farklı kısa filmden oluşan Relatos Salvajes, trajedi ile mizahı başarılı bir şekilde harmanlıyor. Oldukça etkileyici bir açılış kısa filmiyle başlayan film; birbirinden başarılı hikayelerle oyuncuları bir araya getiriyor. Ricardo Darín, Oscar Martínez, Leonardo Sbaraglia, Érica Rivas, Rita Cortese, Julieta Zylberberg ve Darío Grandinetti’nin yer aldığı film, 87. Akademi Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday olarak karşımıza çıktı. Pasternak, Las Ratas, El mas Fuerte, Bombita, La Propuesta, Hasta que la muerte nos separe adlı kısa filmlerden oluşan, Buenos Aires ve çevresinde yaşanan altı hayat hikayesine odaklanan Relatos Salvajes’in yönetmen koltuğunda ise Damián Szifron oturuyor.
Elif Barış
586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.
Yazarın diğer yazılarını gör →