· 5 dk okuma

2000’lerden 12 Sıra Dışı Komedi Filmi!

2000’lerden 12 Sıra Dışı Komedi Filmi!

Klasikleşmiş komedi filmlerinden sıyrılalım… Kimi zaman sıra dışı hikayeleriyle kimi zaman ise farklı karakterleriyle izleyicinin suratında koca bir gülümseme bırakan komedinin klasik tanımından oldukça uzak, aykırı filmlere doğru yol alalım. Dostluk, aşk, aile… birçok kavramdan beslenen ancak pek bir kalıba sığmayı pek de istemeyen sıra dışı komedi filmlerinin bağımsız sinemadan Hollywood’a doğru uzanan geniş bir yelpazeyle sinema dünyasında; özellikle 2000li yıllarla birlikte fazlasıyla kendisine yer bulmayı başarması da bir gerçek kuşkusuz. Amelie’nin çılgın hayal gücünden; sinemanın gelmiş geçmiş en sevimlisi ailesi Hoover’lara varıncaya kadar bir çok hikayenin yer aldığı; rengarenk ve bir o kadar da farklı komedi filmlerini sıraladığımız 2000’li yıllarda izleyiciyle buluşan sıra dışı komedi filmlerinden oluşan listeye bir göz atmaya ne dersiniz?

2000’lerden 12 Sıra Dışı Komedi Filmi!

Amelié – 2001

amelie-filmloverss

2001 yılında sinemayla buluşan, Jean Pierre Jeunet filmi Amelié, aslında sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyimser, en pollyanna  karakteriyle bizleri buluşturur. İnsanları mutlu etmeyi yaşama amacı olarak benimseyen; kendi aşkını bulduğunda ise bu keşfi bile bir oyuna çevirmeyi başaran Amelié için gülümsemesi ve siyah küt saçıyla adeta bir ikon haline geldi demek yanlış olmaz. Jeunet’in sinematografisinde bizi buluşturduğu simetrik görüntüler; sarı, yeşil ve kırmızı renklerinin uyumu ile de görsel olarak büyülemeyi başaran Amelié, kendine has anlatım tarzıyla da suratımızda oluşan gülümsemenin sebebi olmayı ihmal etmez.

The Royal Tenenbaums – 2001

royal-tenenbaums-filmloverss

Filmlerinde kullandığı renklerle, kamera açılarıyla sinema dünyasına farklı bir imza atan Wes Anderson, kahkahalar attırmasa da izleyenlerin suratından gülümsemeyi eksik ettirmediği filmi The Royal Tenenbaums; üç çocuklu Tenenbaum ailesini konu alır. İronik ve absürt bir komedi anlayışıyla işlenen, Tenenbaum ailesi ve sıra dışı hikayesi. Salt bir komedinin ötesinde trajikomik bir hikaye sunan The Royal Tenenbaums, Anderson imzasının en çok hissedildiği filmdir.

Me and You and Everyone We Know – 2005

me-and-you-and-everyone-we-know-filmloverss

Miranda July’nin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Me and you and Everyone We Know; gerçekçi ve aynı zamanda da absürt bir hikayeye ve diyaloglara sahip. Hem yalın bir anlatımla hem de masalsı bir dünya ile izleyiciyi buluşturan film, Cannes Film Festivali’nden birçok ödülle ayrılmış ve olumlu yorumların odağı olmuştu. İlişkiler ve ayrılıklar üzerine değindiği konularla oldukça ilgi çeken film; izleyenleri yarattığı yalın ve pastel bir dünya ile karşılıyor.

Little Miss Sunshine – 2006

little-miss-sunshine-filmloverss

Evin en küçüğü Olivie Hoover’ın en büyük hayali ülkenin diğer yanında düzenlenecek olan güzellik yarışmasına katılmaktır. Hoover ailesi ise dışarıdan bakıldığında modern bir Amerikan ailesi görünümünü verse da aslında pek de aile kavramıyla yıldızı barışmayan karakterlerin oluşumudur. Güzel gülüşlü Olivie ailesinin bir araya gelmesine vesile olacak hayali için herkesi ikna edince; izleyiciyi hem gülümseten hem de hüzünlendiren bir hikaye başlar. Bu güzellik yarışması için çıkılan yolculukta; arada sırada bozulan sarı minibüs ile birbirine taban tabana zıt olan tüm Hoover ailesini bir araya getiren Little Miss Sunshine, Amerikan Bağımsızlarının en başarılı örneklerinden biri.

Wristcutters: A Love Story – 2006

wristcutters-filmloverss

Goran Dukic’in yönetmenliğini üstlendiği ve aynı zamanda da senaryosunu kaleme aldığı Wristcutters: A Love Story; intihar edenlerin ait olduğu sıra dışı bir dünyada yer alıyor. Sevgilisinden yeni ayrılan Zia, çareyi intihar etmekte bulur. Ancak işler onun sandığı kadar kolay gelişmeyecektir; Zia kendisini gözlerini açtığında sadece intihar edenlerin olduğu bir evrende bulur. Bir şarkıcıyı ve otostopçuyu da yanına alarak sıra dışı bir yolculuğa çıkan Zia, teorik olarak dünyadan çok da farklı olmayan ama son derece kasvetli ve melankolik bir dünyadadır artık.

The Science of Sleep – 2006

the-science-of-sleep-filmloverss

Rüyalar gerçek olursa? Paris’te ufak bir apartman dairesinde yaşamayı seven, Stephane oldukça utangaç bir karaktere sahiptir. Yan dairesine taşınan, Stephanie’ye aşık olmaya başlamasıyla duygularını kontrol etmesi gerektiğini düşünen ve bu konuda pek başarılı olamayan Stephane’nin hayal dünyası o kadar geniştir ki, bir süre sonra rüyalarındaki olayları kendi amaçları için kullanabilmeyi başarır. Bir noktadan sonra rüyalar ile gerçeklerin karışmasıyla her şey alt üst olur.

Lars and the Real Girl – 2007

lars-and-the-real-girl-filmloverss

Abisi ve karısının yaşadığı evin garajında yaşayan Lars, babası öldükten sonra iyice içine kapanmış; insanlarla iletişim kurmaktan ve yakınlaşmaktan çekinen bir gençtir. Lars’ın durumu için endişelenen ve onu ailesinin bir parçası yapabilmek için çabalayan Karin ve Gus, Lars’ın bir kız arkadaşı olduğunu öğrenince sevinseler de gelin adayının internetten sipariş üzerine gelmiş plastik bir kadın olduğunu görünce ise sevinçleri pek uzun sürmez. İşin en zor ve absürt yanı ise; Lars etkilenmesin diye plastik bir kadın olan Bianca’ya gerçek muamelesi yapmak zorunda kalacak olmalarıdır.

500 Days of Summer – 2009

500-days-of-summer-filmloverss

“Bu bir aşk hikayesi değildir. Aşk hakkında bir hikayedir.” Uyarısıyla başladığı andan itibaren aslında bu filmin sıradan aşk filmlerinden, romantik komedilerden farklı olacağını tahmin etmemiz gerekirdi.  Film başkahramanı Tom’un aşık olmasını, terk edilmesini ve bu süreçte yaşadıklarını özgün bir anlatım tarzıyla izleyiciye sunmayı başarır. Bir anda Summer’a kızan; Tom’a kendini yakın hisseden izleyiciyi arkasına alan 500 Days of Summer; birbirinden güzel müzikleriyle de benzerlerinden ayrılır.

Whatever Works – 2009

whatever-works-filmloverss

Farklı yapımlar, sıra dışı anlatım denildiğinde akla gelen yönetmen elbette ki sinemanın aykırı dehası Woody Allen’dır. Hal böyleyken bu listede Woody Allen’a yer vermeden olmaz tabii. Adeta kendisini resmettiği karakter; Larry David’in hayat verdiği karakter Boris ve keskin zekasını sunduğu diyaloglarıyla Allen’ın son zamanlarda çektiği en başarılı yapımlarından biri olan Whatever Works; klasik bir Allen filmi. Mutluluk ve hayat kavramlarını sorgulayan diyaloglar, karmaşık ilişkiler ve New York.

Submarine – 2010

submarine-filmloverss

Joe Dunthorne imzalı aynı adlı romandan uyarlanan; Richard Ayoade’un ise yönetmen koltuğunda oturduğu Submarine; sahil kasabasında yaşayan, 15 yaşında bir ergen olan Oliver Tate’nin hayatını anlatıyor. Kendi yaşının getirdiği sancıları çeken her ergende olduğu gibi birçok sorunları olan Oliver, ilk aşkıyla karşısına çıkar. Tüm bu sorunlarına, annesiyle babasının çatlamaya yakın olan evliliklerindeki problemlerle uğraşmaktadır. Oliver’ın ilk aşkı ve yaşantısı; bizim hayata ve seçimlere naif bir dille ortak olmamızı sağlar.

Frances Ha – 2012

frances-ha-filmloverss

“Undateable”

Noah Baumbach imzalı France Ha; 27 yaşında ve hayatı ‘undateable’ kavramıyla bütünleşen, bir dans topluluğunda çıraklık yapan ve istediği kariyerine ulaşamayan Frances’ın hayatı ve kendisini keşfetmesini konu alıyor. Greta Gerwig, Mickey Sumner ve Adam Driver’ın başrollerinde yer aldığı, siyah beyaz görüntüleriyle izleyenlere keyifli bir seyirlik vaat ediyor. Film; ‘gerçek hayat ve sorumluluklar’ ekseninden kurtulamayan, ama hayallerinden de vazgeçemeyen her 20’li yaşların sonlarında yer alan insanın içinde olduğu ruh halini keyifli bir şekilde ele alıyor.

Sen Aydınlatırsın Geceyi – 2013

sen-aydinlatirsin-geceyi-filmloverss

Türkiye Sineması’nın farklı tarzıyla dikkat çeken yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü, efsaneleşen televizyon dizisi Leyla ile Mecnun’un ardından hatırı sayılır miktarda bir takipçisine beyazperdede muazzam bir şölen hazırlamıştı. Sen Aydınlatırsın Geceyi,  siyah beyaz görüntülerle ve farklı kurgusuyla izleyicilere sinema salonunda mest etmeyi başarmıştı. Karakterlerinin tamamının farklı süper güçlere sahip olduğu bir aşk hikayesini konu alan film, bir kasabanın olağan sıkıntılarını ve endişelerini etkileyici müziklerle bütünleşen sahnelerle ve akıcı bir sinema diliyle izleyiciye sunmayı başarıyor.

 


Elif Barış

Elif Barış

586 yazı · 1991 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da dünyaya geldi. Akademide siyaset bilimi, reelde sinema meraklısı. Dünyanın sadece sinemayla çok daha güzel olacağına inanıyor.

Yazarın diğer yazılarını gör →