2000’lerin En İyi 10 Türk Komedi Filmi
Türkiye sinemasının gişe lokomotifi hiç kuşkusuz komedi filmleridir. Özellikle 2000 sonrası farklı disiplinlerden gelip komedi lokomotifinin makinistliğini yapan Cem Yılmaz, Ata Demirer, Şahan Gökbakar’a son yıllarda bu türde adını sıkça duyduğumuz Selçuk Aydemir ile Burak Aksak da eklendi. Sektörde yerli korku filmleri ile birlikte tekel olan Türk komedi filmlerine, özellikle de yukarıda adını saydığımız isimlerin yapıtlarına sadece gişe canavarı gözüyle bakamayız. En nihayetinde oluşturdukları kendi mizahları ile izleyiciden reaksiyon almayı başarmış isimlerden ve onların filmlerinden bahsediyoruz. Seyircinin frekansını yakalayan bu sinemacıların açtığı yolda, yerli komedi sinemasının maddi unsurlar başta olmak üzere türlü nedenlerle tektipleşme tehdidiyle karşı karşıya olduğu da su götürmez bir gerçek. Kara mizah gibi komedinin alt türlerinin örnekleri veya dramatik yönü daha güçlü olan komedi filmleri, bu bilinçli yönelimle beraber sinema salonlarında daha da az rastladığımız bir lükse dönüştüler.
Bu vaziyet nedenleri ve sonuçları ile başka bir detaylı yazının konusu iken, 2000 sonrası yerli komedi sinemasının başarılı örneklerinin nabzını tutacak bir seçkiden önce değinilmesi gereken bir durumdur. “2000’lerin En İyi 10 Türk Komedi Filmi” seçkisini oluşturan yazarlar olarak ana yaklaşımımız, izleyicinin kolaylıkla bağ kurduğu filmler ile gişede ikinci planda kalmaya başlayan komedinin alt tür örneklerini bir potada eritmek oldu. Liste yapmanın doğası gereği çok daha farklı bir “2000’lerin En İyi 10 Türk Komedi Filmi” seçkisinden de bahsetmek mümkün. İyi okumalar.
Hazırlayanlar: Emre Serbes, Melike Ölker, Utku Ögetürk
2000’lerin En İyi 10 Türk Komedi Filmi
10- Vay Arkadaş (2010)

Kemal Uzun’un yönettiği ve Demet Evgar, Mete Horozoğlu, Rasim Öztekin, Fırat Tanış ile Ali Atay’ın rol aldığı Vay Arkadaş 2010 yılında vizyona girdi. Leyla ile Mecnun’un henüz yayına başlamamış olmaması sebebiyle Ali Atay’ın popülaritesinin dizi sonrasıyla kıyasladığımızda çok az, yönetmeninin ise ilk uzun metrajı olması filmin türdeşlerinden çok daha az seyirciye ulaşmasına yol açtı. Bu açıdan ele aldığımızda 2000’lerin belki de en underrated yerli yapımı diyebileceğimiz film uzun süre vizyonda kalmasına rağmen 253.087 biletli seyirciye ulaşabildi. Oysa o sene vizyona giren stand-up kökenli komedyenlerin filmleri Recep İvedik 3 3.326.084, Eyvah Eyvah 2.459.815 Yahşi Batı ise 2.323.815 seyirci tarafından izlendi.
Film; Manik, Tik ve Dildo isimli ve oldukça farklı karakterlere sahip üç arkadaşın hikâyesini konu alıyor. Üçü de problemli çocukluk geçirmiş ve takıntılı tiplerdir. Bu üç kaybedenin hikâyesi ülke sinemamızda örneğine çok rastlamadığımız ve her daim andığımız Her Şey Çok Güzel Olacak kadar sıcak en az G.O.R.A kadar eğlenceli. Üstelik birçok sahnesi karın ağrılarına sebep olabilecek derecede komik. Özetle, 2000’li yılların komedi türünde en iyi işlerinden bir tanesi Vay Arkadaş.
Filmle ilgili kısa bir not vermeyi de ihmal etmeyelim; film, televizyonda gösterilirken küfürlü olması sebebiyle sürekli sansüre maruz kalmıştır. Hatta, filmin ana karakteri Dildo’nun adı dahi sansürlendiği için filmi herhangi bir televizyon kanalında seyredip keyif almak pek mümkün değildir.
9- Dondurmam Gaymak (2006)

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren ve başrollerinde Cem Yılmaz ve Berat Efe Parlar’ın yer aldığı yeni filmi İftarlık Gazoz ile beş yıl aradan sonra beyazperdeye dönen Yüksel Aksu, başarılı ve şahsına münhasır sinemasına ilk uzun metrajı olan Dondurmam Gaymak ile giriş yaptı.
Aksu’nun hem yazdığı hem de yönettiği 2006 yapımı Dondurmam Gaymak, Muğla’da bir sahil kasabasında motosikletiyle dondurma satan Ali’nin hikâyesini konu alır. Pek çok büyük dondurma markalarının yer aldığı bu kapitalist düzende var olma mücadelesi veren Ali öte yandan çalınan motoru için de bambaşka bir mücadele içine sürüklenir. Sinemasında hayatın tam da içinden hikâyeleri, sımsıcacık karakterleriyle beyazperdeye taşıyan Yüksel Aksu bu ilk uzun metrajlı filmiyle de seyirciyi hem koca koca şehir hayatından uzaklaştırıyor hem de ustalıklı mizahı ile başarılı yapımlardan birine imza atıyor. Yüksel Aksu sinemasında daha sonraki filmleri Entelköy Efeköy’e Karşı ve İftarlık Gazoz’da da örneklerini bolca göreceğimiz pek çok unsuru barındıran ve birçok festivalden ödüllerle dönen Dondurmam Gaymak, kadrodaki tek profesyonel oyuncu olan Turan Özdemir’in ve filmin diğer oyuncu kadrosunu oluşturan yöre halkının başarılı performansıyla da dikkat çeken bir yapım.
8- Pardon (2005)

2005 yapımı Pardon vizyona girdiğinde ülkemizde hukuk sistemi bugün ile kıyaslandığında çok daha iyi durumdaydı fakat her dönem üzerine koymayı (!) başarabilen hükümetlerin kendi fikirlerinin aksine düşünenleri yıldırmayı amaçlaması ve bunun için hukuk sistemini ve hukukçuları kullanması insan haklarını çiğneyen yüzlerce davanın varlığına sebep oluyor. Sinemanın icadının ardından Charlie Chaplin’den Buster Keaton’a birçok isim komediyi saf güldürü unsuru olarak görmeyerek politik komedi türünde yapıtlar ortaya çıkarmışlardır. Kemal Sunal ve Şener Şen’in rol aldığı filmlerin birçoğu ülkemizdeki örnekleri olarak gösterebiliriz. 2005 yapımı Pardon da, Kemal Sunal filmlerinin tadını günümüzde yansıtmayı başaran ender politik komedilerden biri olarak dikkat çekiyor.
Filmin konusuna bakacak olursak; İbrahim (Ferhan Şensoy), Muzo (Rasim Öztekin) ve Aydın (Ali Çatalbaş) kendi basit dünyalarında yaşayan üç arkadaştır. Fakat askere çok geç giden İbrahim’in üniforma görünce korkup kaçma huyu, onların hayatını dönüşü olmayan biçimde değiştirir. İbrahim’i gözaltına alan polis, yasa dışı bir örgütle ilgili ipucu ele geçirdiğini sanır. Sorgulamayı yapan komiser (Bülent Kayabaş), faili belli olmayan bazı suçları üstlenirlerse hemen çıkarılacakları mahkemede ifadelerini reddederek serbest kalabileceklerini söyleyince, İbrahim’in itirafname imzalamayı kabul etmesiyle felaketler zinciri başlar. İbrahim, Muzo ve Aydın derhal tutuklanarak cezaevine gönderilir.
Rasim Öztekin’in performansıyla yıldızlaştığı filmin diyalogları zekice yazılmıştır. Senaryodaki birkaç aksamayı görmezden geldiğimizde baştan sona seyirciyi tatmin edecek bir komedi filmidir Pardon.
7- İnşaat (2003)

İlk uzun metraj çalışması Her Şey Çok Güzel Olacak ile son dönemin en önemli dramatik komedilerinden birine imza atan Ömer Vargı’nın bu filmden beş yıl sonra çektiği ikinci uzun metrajı İnşaat, iki işçinin yardım amacıyla çalıştıkları inşaat alanına ölü birini gömmeleri sonrası yaşanan sıra dışı olayları konu alır. Ali (Emre Kınay) ve Sudi (Şevket Çoruh)’nin inşaatları, öldürülen insanları gizlice defnetmek adına kısa sürede ün kazanır ve ikili içinden çıkamadıkları büyük bir belaya bulaşır.
İnşaat’ın en önemli özelliği seyirciyi sürekli güldürmeyi amaçlamadan zekice bir mizah anlayışı sunması ve yerinde göndermeler ile çekildiği dönemin Türkiye panoramasını çıkarıyor. Tamamı neredeyse tek mekânda geçen film en büyük gücünü ise başrol oyuncularının muazzam performansından alıyor. Emre Kınay ve Şevket Çoruh’un gelecek projelerini merakla bekleten film, iki ismin ne kadar önemli oyuncular olduğunu vizyona girdiği gün Türkiye seyircilerine göstermişti.
6- Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011)

Yerli sinemanın son dönemdeki en başarılı yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü; televizyon tarihinin en iyi dizilerinden biri olan Leyla ile Mecnun’un yönetmenliğini üstlenmiş, mahlasla şiirler yazmış, pek çok televizyon projesine senaryo yazarlığı yapmış, müziğe de kıyıdan köşeden dahil olmuştur. Üretkenliğini 2006 yılında ilk uzun metrajı olan Polis ile beyazperdeye taşıyan Onur Ünlü, sonraki filmleriyle de kendini ispatlamış, başarılı bir kariyere adım atmıştır.
Yönetmenin senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği 2011 yapımı filmi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi de incelikleriyle, sürprizleriyle tam bir Onur Ünlü komedisi diyebileceğiniz son dönem yapımları arasında parıldayan yapımlardan biri. Kara komedi türünde değerlendirilen film, ailesiyle birlikte yaşayan bir profesör olan Celal Tan ve onun ailesini, içinde yer aldığı toplumu, düzenini eleştirirken; insana hiçbir şekilde taviz vermediğini, güvenmediğini de gözler önüne serer. Hayatı sıradanlıklarıyla beyazperdeye yansıtırken, dramın içinden sızdırdığı o ince absürtlükler ve mizahla seyirciyi mest eden bir yapım ortaya koyuyor Onur Ünlü. Film; hikâyesi, anlatımı ve tekniğiyle olduğu kadar Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Ezgi Mola, Türkü Turan gibi başarılı oyuncularıyla da göze çarpıyor.
5- G.O.R.A (2004)

Mizah dergisi Leman’da çalıştıktan sonra stand-up gösterileri ile seyirciden büyük reaksiyon alan Cem Yılmaz’ın sinemaya geçişi Ömer Vargı’nın Her Şey Güzel Olacak filmiyle gerçekleşmiş, filmin senaryosuna da katkıda bulunan komedyen kendine has mizahını beyazperdeye aktarmaya devam edeceğinin sinyallerini vermişti. Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele’sinde yardımcı oyuncu olarak yer alan Cem Yılmaz, stand-up gösterilerinin her daim merkezinde yer alan yurdum insanını bu sefer de beyazperdede odağına alacağı “kendi” filmografisini oluşturmaya 2004 yılında G.O.R.A ile başladı.
Genelde turistlere halı satarak geçinen Arif, kalıplaşmış yurdum esnafının bir timsalidir. Halıcı Arif, bir gün uzaylılar tarafından G.O.R.A’ya kaçırılır ve izleyicinin popüler kültüre göndermelerle dolu, bilimkurgu parodisi yolculuğu başlamış olur. Leman ve stand-up günlerinde yurdum insanının farklı durumlardaki “tatlı, uyumsuz” hallerinden mizah yaratan Yılmaz, G.O.R.A’da Halıcı Arif’i Hollywood’un tekelinde olan bilimkurgu izleğinin ortasına atıyor. Arif’in bu dünyaya olan samimi uyumsuzluğundan yerel bir komedi çıkartan Cem Yılmaz, kendi mizahının en önemli ögelerinden popüler kültüre ve bir sinefil olmasının avantajıyla türün klasik filmlerine göndermelerde bulunmayı da ihmal etmiyor. Tüm bu unsurları başarılı bir şekilde birbirine yediren Cem Yılmaz, G.O.R.A ile sadece sinemacı kariyerinin ilk basamaklarını döşemiş olmuyor, ayrıca son on beş yılın en iyi yerli komedilerinden birine imza atmış oluyor.
4- Organize İşler (2005)

+Üzeyir ağabey sen dilsiz değilsin, niye hiç konuşmuyorsun?
– Bir ara çok konuştum, hiç faydasını görmedim, bıraktım.
Türkiye sinemasının en büyük problemlerinden bir tanesi hiç kuşku yok ki diyalog yazımı. Filmlerinde çok az diyaloga yer veren Nuri Bilge Ceylan – Kış Uykusu’nu ayrı tutalım – Zeki Demirkubuz ve Reha Erdem gibi kalburüstü yönetmenlerimiz dışında özellikle genç sinemacıların diyalog yazımında problem yaşadığını ve bu konuda çuvalladığını görüyoruz. Yılmaz Erdoğan ise bu noktada ülke sineması adına farklı bir portre çizerek filmlerinde bolca diyaloga yer veriyor ve bunları özenle yazıyor. İki Vizontele filminden sonra üçüncü uzun metrajı Organize İşler’de de çok konuşan bir filme imza atan, ve kara komediye yelken açan Erdoğan, seyirciyi hem dramatik hem de keyifli bir hikayenin içine sokuyor. Film, tek kişilik gösterilere çıkan ve Superman parodileri sergileyen Samet’in intihar etmek üzereyken kirli işler yapan biri tarafından kurtarılması sonucu kendini suç dünyasının içinde bulmasını konu alır. İyiyle kötünün yer değiştiği bu hikayede değişmeyen tek gerçek Superman’in saflığıdır. Seyirci mutlaka filmden bir karakterle bağ kurabilmektedir ama herkesin olmak istediği karakter “Superman”dir.
Tolga Çevik ile Özgü Namal’ın Yılmaz Erdoğan’la başrolleri paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda Demet Akbağ, Altan Erkekli ve Cem Yılmaz gibi isimler yer alıyor.
3- Hokkabaz (2006)

Türkiye’nin en başarılı komedyenlerinden biri olan Cem Yılmaz; bir yapıma yönetmen, senarist, oyuncu, yapımcı, hangi kimliği ile dahil olursa olsun iyi bir iş çıkaracağı beklentisi oluşturan sinemanın ve televizyonun yetenekli isimlerden. İnce zekasıyla pek çok orijinal yapıma imza atan Cem Yılmaz, Her Şey Güzel Olacak ve G.O.R.A’nın ardından senaryoya imzasını attığı 2006 yapımı Hokkabaz ile seyircisinin gönlünü fethetti. Yönetmenliğini Ali Taner Baltacı ile birlikte üstlendiği Hokkabaz aynı zamanda Cem Yılmaz’ın ilk yönetmenlik deneyimiydi.
Cem Yılmaz daha önce Her Şey Güzel Olacak ile birlikte rol aldığı Mazhar Alanson ile yeniden bir araya gelerek baba ve oğlu canlandırdılar. Özellikle ikilinin şahane performansıyla son on yılın en iyi filmlerinden birini izlememize vesile olan Hokkabaz, İskender adındaki başarısız bir hokkabazın kariyerini kurtarmak için huysuz babasıyla birlikte çıktığı turneyi ve bu yolculuk esnasında yaşadıklarını konu alır. Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson’un yanı sıra oyuncu kadrosunda Özlem Tekin, Tuna Orhan gibi isimlerin yer aldığı film, birbirine harmanlanmış incelikli mizahı ve dramı ile yerli sinemanın en iyi filmleri arasında konumlandırılmaya yetiyor da artıyor. Zira hayatın içinden bir hikâyeyi tüm olağanlığıyla beyazperdeye taşıyor Hokkabaz. Film, salt bir komedi unsuru ya da göbek çatlatan kahkahalar sunmuyor seyircisine elbette ancak en içten tebessümlere olanak sağlayarak sinemamızın bu tür içerisindeki nadide yapımlarından biri oluyor.
2- Vizontele (2001)

Yılmaz Erdoğan, uzun yıllar ekranlarda kalan ve ülke çapında tanınmasını sağlayan televizyon dizisi Bir Demet Tiyatro ile elde ettiği başarısını 2001 yılında Vizontele ile beyazperdeye taşıdı. Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı ve yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak ile birlikte üstlendiği 2001 yapımı Vizontele, aynı zamanda Erdoğan’ın ilk yönetmenlik deneyimi olma özelliğine sahip.
70’li yıllarda Van’ın Gevaş ilçesinde geçen Vizontele, kasabaya televizyonun gelmesiyle yaşanan olayları konu alır. Aslında kısa bir süre önce evlerimize girmiş olan bu sihirli kutunun yaşamlarımıza getirdiklerine ve götürdüklerine hepimiz az çok aşina olduğumuz için belki de Vizontele son on yılın, yirmi yılın en iyi filmleri arasında gösterilebiliyor, hâlâ büyük bir keyifle izlenebiliyor. Hepimizin çok iyi bildiği bir hikâyeyi Yılmaz Erdoğan’ın marifetli kaleminden dökülen senaryoya ustalıkla yedirilmiş mizah ve politik göndermeler ile izliyoruz Vizontele’de. Modern dünyaya açılan bir kapı olan bu sihirli kutunun neler getireceği ya da neler götüreceği en sade haliyle seyirciye sunuluyor. Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Altan Erkekli, Cem Yılmaz, Tolga Çevik, Şebnem Sönmez, Köksal Engür gibi daha pek çok ismi bir araya getiren Vizontele izlemekten usanmayacağınız yapımlardan biri olarak sinema tarihinde yerini aldı. Vizontele’nin başarısı kendisine üç yıl sonra 2004 yılında Vizontele Tuuba adıyla bir de devam filmi getirdi.
1- Vavien

Ülke sinemasının içerisinden çıkan filmlerin türlere göre dağılımına göz atıldığında bazı türlerde büyük bir birikme görürüz. Bu janrlardan biri hiç şüphesiz komedi türüdür. Fakat gişede oldukça iş yapan komedinin alt türlerine bakıldığında bir çeşitlilik görmek neredeyse imkansız. Dramatik çatışmalar içeren komedilerin arz – talep döngüsü içerisinde eridiği bir ortamda “imkansız bir göreve” çıkan Engin Günaydın, neo-noir‘in kara mizah ile evliliğinden meydana gelmiş olan Vavien ile uğramıştı beyazperdeye.
Taylan Biraderlerin yönetmenliğini üstlendiği, Engin Günaydın’ın senaryosunu yazıp başrolünü canlandırdığı Vavien, Tokat’ın Erbaa ilçesinde yaşamını sürdüren Celal ve ailesinin hikâyesini anlatıyor. Abisi ile birlikte elektrikçilik yapan Celal, hayatının gidişatından epey mutsuzdur, onu hayata bağlayan tek şey ise abisiyle beraber Samsun’da gittikleri pavyonda çalışan Sibel Ceylan’dır. Celal’in bu hayattan kurtulmak için yaptığı plan karısı Sevilay’ı da içerecektir.
Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun filminde rüşdünü ispatlayan Gökhan Tiryaki’nin muazzam görüntü yönetmenliği, Engin Günaydın’ın kara mizah seviyesi gayet yerinde senaryosu ve Taylan Biraderlerin izleyiciye geçirdiği atmosfer ile büyüleyen Vavien izlendiğinde akla doğrudan Roger Deakins’in sinematografisinden beslenen bir Coen Kardeşler filmi gelmesi olası. Anlattığı hikâyenin yerelliğinin farkında olan Vavien, Binnur Kaya, Engin Günaydın, Settar Tanrıöğen, İlker Aksum, Ercan Kesal ve Serra Yılmaz gibi oyuncuların muazzam performansları ile Türkiye sinemasının en yetkin işlerinden biri oluyor. Filmin, son derece iyi eleştiriler almasına rağmen gişede çakılması ise ne yazık ki bizleri şaşırtmıyor.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →