· 7 dk okuma

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken Kadının Cinsel Keşfini Konu Alan 10 Film!

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken Kadının Cinsel Keşfini Konu Alan 10 Film!

Gerçek hayatta birçok alanda olduğu gibi sinemada da kadın pek çok anlamda belirli alanlarda sınırlı bir şekilde karşımıza çıkar. Çizilen profiller aslında var olandan ziyade, toplum veya kültür tarafından biçilen statü ve konumdan başkasını temsil etmez. O nedenle de sinemanın da dahil olduğu birçok alanda kadın seksist bir bakış açısıyla ele alınır. Üstelik bu tutum filmlerin içeriğinde yer alan bu metalaşmanın ötesinde filmlerin yapım aşamasında da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Mesela Hollywood ve Avrupa Sineması’nda karşımıza çıkan kadınlara yönelik eşitsizlik son yıllarda bir takım gelişmelere şahit olmamıza rağmen, hala aynı şekilde devam etmektedir. Filmlerde hem yapımda hem de içerikte karşılaştığımız kadına yönelik seksist bakış ve cinsiyet ayrımı sinema dünyasının en çok tartışılan konularından biridir şüphesiz.

Kadının sinemadaki rolünü konuştuğumuz şu noktada aslında toplumun geneline hatta en küçük yapı olan aileye uzanmak da doğru olur. Toplum tarafından çizilen kadın figürü; ideal bir anne, evcimen, mümkünse sadece ev işleriyle ilgilenen, anaç ruhlu… gibi birçok tanımı beraberinde getiriyor. Bu nedenledir ki tanımın dışına çıkan kadın temsili genel olarak toplumda olduğu gibi sinemada da kendine yer bulmakta zorluklar yaşar.

Eril bakış açısıyla işlenen filmlerle dolu olan Hollywood sineması ve Avrupa sinemasından örnekler göz önünde bulundurulduğunda kadınlara biçilen rollerin sadece belirli kalıplarda hapsolduğuna şahit oluruz mesela. Bir süre içinde de toplum tarafından kanıksanan bu kalıplar, kadını sinema dünyasında özgürlüğünden ve özgünlüğünden yoksun bırakır. Özellikle kadın ve cinsellik kavramlarını konu alan filmler, çoğu kez erkekler dünyasının içinde kaybolmuş ve sıradanlaşmıştır. Bu bahsettiğimiz durumun içine girmeyen, gerçekçi bir dille cinsiyetçi kalıptan çıkararak kadını sadece birey olarak ele alan filmlerin de varlığını hatırlatmak adına; yönetmen koltuğunda kadın yönetmenlerin yer aldığı filmlerden, fantastik filmlere; cesur bir şekilde kadının cinsel keşfini ele alan filmlerden animeye uzanan bir liste ile 2000’ler sinemasında kadının kendisini ve cinselliği keşfetmesini ele alan filmleri sıraladık.

Hazırlayanlar: Elif Barış, Osman Karakülah

2000’lerden Mutlaka İzlenmesi Gereken Kadının Cinsel Keşfini Konu Alan 10 Film!

À ma soeur! – Fat Girl (2001)

fat-girl-filmloverss

12 yaşındaki Anaïs (Anaïs Reboux) henüz genç olmasına rağmen gençliğin dünyasından atılmış ve yetişkinliğin verdiği hüsranı ve kaygıyı yaşamaya zorlanmış bir karakterdir. Aslında buna onu zorlayan kendisidir, kendisi bedeni ile büyük bir savaş vermektedir. Anaïs için vücudu onun felaketinin kaynağı iken aynı zamanda dünyadan kaçarak sığındığı sığınağıdır. Fakat bu sığınak kız kardeş tarafından her zaman rahatsız edilir. Elena (Roxane Mesquida) 15 yaşında güzeldir, çekicidir, Anaïs’in olmak istediği her şeydir. Bir yaz günü Elena tanıştığı İtalyan çocuk ile yakınlaşmaya başlar ve Anaïs tüm bunlara şahit olur. Gençliğin filizlenmesi ile cinsel arzunun yanında kıskançlığın, özgüvensizliğin de ortaya çıktığı Catherine Breillat imzalı film beklenmedik sonu ile izlenmesi gereken bir aile trajedisine ve cinsel uyanışa dönüşüyor.

La pianiste – The Piano Teacher (2001)

the-piano-teacher-filmloverss

Film, Viyana konservatuarında piyano öğretmenliği yapan ve kırk yaşını aşmasına rağmen otoriter korumacı annesiyle birlikte yaşayan Erika Kohut’un ekseninde aşkın ve cinselliğin boyutlarını Schubert ve Bach gibi klasik müziğin büyük ustalarının eserleri eşliğinde anlatıyor. Erika’nın genç ve yakışıklı öğrencisi Walter’ın çekimine kapılarak hayatı boyunca bastırdığı tehlikesi arzuların kölesi olmasını izlerken; aynı zamanda da annesi tarafından yıllardır sürdürülen psikolojik baskılarla örlen dugusal duvarların bir anda yıkılmasına şahit oluruz. Kışkırtıcı ve tabu yıkıcı filmleriyle tanıdığımoız usta yönetmen Michael Haneke’nin başyapıtı niteliğinde sayılan The Piano Teacher, Cannes Film Festivali başta olmak üzere birçok festivalden ödülle ayrılmıştır.

Hauru no ugoku shiro – Howl’s Moving Castle (2004)

howls-moving-castle-filmloverss

Anime dünyasının en iyi örneklerinde imzası bulunan Hayao Miyazaki’nin 2004 yapımı filmi Howl’s Moving Castle, Diana Wynne Jones’un kaleme aldığı romandan uyarlanmıştır. Fakir bir genç kız olan Sophie, şapka dikerek geçimini sağlamaktadır. Bir gün kız kardeşinin evine giderken Howl adında bir büyücüyle karşılaşan Sophie’nin hayatı o saatten sonra eskisi gibi olmayacaktır. Howl’ı takip etmekte olan kötü bir cadı Sophie’nin şapkacı dükkanına gelerek onu lanetler ve Sophie ihtiyar bir kadına dönüşür. Howl’ın Sophie’yi yürüyen şatosunda himaye etmeye başlamasıyla birlikle Howl ile Sophie arasında laneti bozmak adına bir ittifak çoktan yapılmıştır.

Somersault (2004)

somersault-filmloverss

Avustralyalı yönetmen Cate Shortland’ın ilk uzun metraj filmi Somersault, çekici bir genç kadın olan Heidi’nin hikayesini ele alır. Dikkat çekici ve güzel bir genç kadın olan Heidi, annesini erkek arkadaşıyla flört ettiğini görünce, annesiyle aralarında şiddetli bir kavga başlar. Bunun sonrasında evden ayrılan Heidi için gerçek hayatla tanışma vakti gelmiştir. Bu kaçak yolculuğu Heidi’yi Avustralya’nın güneyinde bir kayak merkezine götürür. Artık evinden uzaklarda olan Heidi için arkadaşlık, aile ve aşk kavramlarını öğreneceği ve sorgulayacağı yeni bir dönem başlamıştır. Heidi’nin daha öncesinde sorgulanması imkansız gibi görünen bu kavramların gerçek anlamlarını keşfetmesini ele alan 2004 yapımı film, birçok festivalden övgülerle ve ödüllerle ayrılmıştı.

XXY (2007)

xxy-filmloverss

Ailesiyle birlikte Uruguay’da küçük bir balıkçı kasabasında yaşayan on beş yaşındaki Alex’in herkesten sakladığı bir sırrı vardır. Klinefelter Sendromu ile dünyaya gelen, çift cinsiyetli olan Alex için bu durumu saklamak da onunla yaşamak da zordur. Ailesinin arkadaşlarının oğullarıyla olan ziyaretiyle birlikte, Alex ve diğer herkes için bir kırılma yaşanacaktır. Cinsellik, toplumsal cinsiyet kimliği ve çocuklarla baş etme konuları etrafında şekillenen Lucio Puenzo imzasını taşıyan XXY; Arjantin, Fransa ve İspanya ortak yapımıdır. Film, 2007 yılında ‘Goya En İyi yabancı İspanyolca Film’ ödülüne layık görülmüştü.

Barbe bleue – Bluebeard (2009)

bluebeard-filmloverss

Catherine Breillat tarafından yazılan ve yönetilen film Barbe bleue – Bluebeard, Charles Perrault tarafından kaleme alınmış olan Mavi Sakal ismiyle bilinen ünlü masaldan uyarlanmış bir filmdir ancak filmin uyarlanışı yönetmenin kurgusu ve bakışı ile özdeşleşmiş ve bu özdeşlik ile beraber masalın farklı bir noktasına değinen bir uyarlaması olmuştur. Filmin oyuncu kadrosunda Farida Khelfa, Dominique Thomas, Daphné Baiwir, Lola Creton, Lola Giovannetti yer almaktadır. Filmin konusu iki kız kardeşin hayatının ekseninde döner. İki kız kardeş babaları öldükten sonra yoksuluğun içerisine girerler. Bu hayatın içerisinde okullarını bırakan kardeşlerden küçük olan çevrede herkes tarafından korkulan ve daha önce evlendiği üç karısına ne olduğu bilinmeyen adam ile evlenir. Bu evlilikle beraber kız için yeni bir dünya kendini gösterir.

Attenberg (2010)

attenberg-filmloverss

Yeni Yunan Dalgası’nın yapı taşlarından biri olan Kynodontas – Dogtooth’un yapımcısı olan Athina Rachel Tsangari tarafından çekilen film Attenberg’in yapımcı koltuğunda ve oyuncu kadrosu arasında Dogtoohth’un yönetmeni Yorgos Lanthimos yer alıyor. Aynı zamanda filmin oyuncu kadrosundaki diğer isimler Ariane Labed, Vangelis Mourikis, Evangelia Randou. Filmin baş karakteri Marina ebeveyni tarafından izole bir şekilde yetiştirilmiş ve toplumun normlarından uzak tutularak kapalı bir hayatın içerisinde büyütülmüştür. Marina artık ıssız şehirde ölmekte olan babası ve tek arkadaşı Bella ile bir hayat içerisindedir ancak Marina kapalı  şekilde büyüdüğü için sosyal anlamda deneyimi olmadan yaşamaktadır. Bu deneyimsizlik onun hem yaşamasını hem de kendini tanımasını engellemeye başlamaktadır.

Pariah (2011)

pariah-filmloverss

Dee Rees tarafından senaryosu yazılmış ve yönetmenliği yapılmış olan filmin başrollerinde Kim Wayans, Nina Daniels, Kymbali Craig, Stephanie Andujar, Adepero Oduye yer alırken filmin yapımcılığını Spike Lee üstlenmiştir. Filmin ana karakteri olan Alike genç bir bireydir ve gençliğin getirmiş olduğu her şey ile yüzleşmektedir. Bunlar arasında cinsel uyanış ve kendini tanıma da yer almaktadır aynı zamanda çevrenin baskıları ve toplumsal normlar ile gelen bireyin hayatının sınırlar içerisinde yer alarak bilindik olması da yer almaktadır. Alike cinsel yönelimini kendi kabul ederken ve bu cinsel yönelimi ile beraber cinsel kimliğinin getirdiği cinsel uyanışı içerisinde bulup bunu yaşamaya, hissetmeye başlarken çevrenin ve toplumun kırbacı ile karşılaşır. Dışlanmışlık ile beraber gelen içsel çöküntü Alike için yeni bir yoldur.

La vie d’Adèle – Blue is the Warmest Color (2013)

blue-is-the-warmest-color-filmloverss

Adele’in (Adèle Exarchopoulos) cinsel tutkusu uyanmıştır, erkelerle buluşmuştur fakat cinsel olarak bir hazza ulaşmamıştır, başka bir ‘şeyin’ hayalini kurmaktadır. Ve hayatı mavi saçlı kız ile tanışınca tamamiyle değişir. Lise öğrencisi olan Adele henüz cinselliğini keşfetmemiş, arzuyu arzulamaya başlamamıştır. Fakat bir gün ona o en sıcak anları yaşatacak olan mavi saçlı kız Emma (Léa Seydoux) ile tanışınca kendisine her şeyi keşfetmek için izin verir. Arzuyu, yetişkin olmayı, büyümeyi ve  kaybetmeyi öğrenir. Tutkusunu keşfetmeye başlar ve Adele ile Emma’nın yıllara yayılan hikayesi başlar. Emma ilk başlarda Adele’i hayatında bir yere koymasa da daha sonra ikisinin arasında ikisinin de tarif edemedi bir şey büyür. Artık Abdellatif Kechiche imzalı filmde bu iki kadın cinselliği, gençliği ve ilişkinin ne demek olduğunu öğrenir.

The VVitch: A New-England Folktale – The Witch (2015)

the-witch-filmloverss

Robert Eggers tarafından senaryosu yazılmış ve yönetmenliği yapılmış olan gerilim ve gizem dolu film The VVitch: A New-England Folktale – The Witch izleyicisini 1600’lü yıllara geri götürüyor ve bu yıllar içerisinde olan, daha sonra da artık bir efsaneye dönüşmüş olan bir hikayenin üçüncü gözü haline getiriyor. The Witch’in oyuncu kadrosunda muazzam performansları ile Anya Taylor-Joy, Ralph Ineson, Kate Dickie yer alırken, film izleyici için her zaman bir uyanışın ve aynı zamanda bir kabusun temsili haline gelen bir yapım niteliği taşıyor. William ve Katherine ailesini Hristiyanlığın kurallarına sıkı sıkı bağlı bir şekilde kurarken ıssız bir evde yaşamaya başlarlar. Ancak bir gün en küçük çocukları bebek Sam ortadan kaybolur. Bu kayboluş ile beraber evin genç kızı Thomasin hem melek hem de iblis olarak seçilir ancak filmin sonunda Thomasin içinde doğan dürtünün peşinden giderek tabuların olmadığı deneyimi yaşamayı seçer.


FilmLoverss

FilmLoverss

7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı

Yazarın diğer yazılarını gör →