16. Filmekimi Filmleri
Sonbaharda sinemaseverleri festivalin büyüsü ile buluşturmaya devam ede Filmekimi, 2017 yılında da şehre beyazperdenin ışığını yaymaya geliyor. 16. Filmekimi filmleri festival ruhunu yeniden alevlendirmek amacıyla belli olmaya başladı.
Türkiye’nin önde gelen film festivallerinden Filmekimi’nde yer alacak filmler, Filmekimi’nin resmi Twitter sayfasından açıklanmaya başladı. Bugüne kadar açıklanan Filmekimi filmlerini sizler için bir araya getirdik. Filmler açıklandıkça sayfamızı güncellemeye devam edeceğiz. Filmekimi’nden tüm gelişmeleri sayfalarımızdan takip edebilirsiniz.
16. Filmekimi Filmleri
Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok

Filmekimi programı açıklandıktan sonra, listede dikkat çeken bir sürpriz film tanımlaması vardı. Bugün festivalden yapılan açıklamaya göre Filmekimi’nin sürpriz filmi Onur Ünlü’nün merakla beklenen filmi Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok! Bu yıl 4 filmle birden gelerek şaşırtmaya devam eden yönetmen Onur Ünlü’nün son filmi Kırık Kalpler Bankası’nın festival gösteriminin üzerinden henüz 5 ay geçmişken bir başka yeni filmi ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’, Adana’da Türkiye prömiyerini yapıyor. Festivalin hem ulusal hem uluslararası yarışma bölümünde olan film Onur Ünlü’nün tarzını, geniş oyuncu kadrosunu sevenler için kaçırılmaz.
The Shape Of Water

2006 yılında seyircinin beğenisine sunduğu Pan’s Labyrinth filminden sonra Akademi Ödülleri’nin kapılarını aralayan Guillermo Del Toro başarılı bir beyazperde kariyeri çizeceğinin sinyallerini verdi. Fantastik dünyanın bilinmezliğini ve Meksika kültürünü birleştiren yönetmen Hellboy gibi farklı projelere imza attı. Yönetmenin yeni yapımı The Shape of Water göz alıcı bir hikâyenin başlangıcı. Bununla birlikte muazzam bir oyuncu kadrosu vaat eden yapım Sally Hawkins, Michael Shannon ve Octavia Spencer‘ı bir araya getirdi. Venedik Film Festivali kapsamında yarışan ve Altın Aslan’ı kazanan film Del Toro’nun bugüne kadarki en iyi işi olabilir. Zira filme yönelik eleştiriler hayli olumlu.
Filmin konusu ise şöyle: Yüksek güvenlikli bir devlet laboratuvarında çalışan Elisa’nın hayatı gizli bir deneyi keşfettiğinde değişiyor. Soğuk savaş dönemini ele alan yönetmen esrarengiz bir olayın peşine düşerek, seyircinin aşkın gücünü hissetmesini amaçlıyor. Umudun kaybolduğu zamanlarda peri masalları devreye girerken; Del Toro sevginin herhangi bir forma bürünmediğinin altını çiziyor.
Borg/McEnroe

Tenis tarihinin en büyük rekabetlerinden biri olarak kabul edilen John McEnroe – Björn Borg çekişmesini konu alan Borg/McEnroe, 1978 ve 1981 yılları arasında 14 kez karşı karşıya gelen John McEnroe – Björn Borg arasındaki çekişmeyi anlatıyor Bu çekişme tenis tarihinin en büyük rekabetlerinden biri olarak kabul edilir. Bu rekabetten hareketle Borg/McEnroe, 1980 yılında Borg ve McEnroe arasında gerçekleşen Wimbledon finalini odak noktasına alıyor. Yönetmenliğini Armadillo belgeseliyle tanınan Danimarkalı Janus Metz Pedersen’in üstlendiği filmde Shia LaBeouf, John McEnroe’yi, İsveçli oyuncu Sverrir Gudnason ise Björn Borg’u canlandırıyor.
Battle of the Sexes

Yönetmenliğini kendilerini Little Miss Sunshine‘dan tanıdığımız Jonathan Dayton ve Valerie Faris ikilisinin üstlenip başrollerinde Emma Stone ve Steve Carell‘ın yer aldığı, senaryosu Slumdog Millionaire’yle uyarlama senaryo dalında Oscar kazanıp 127 Hours’la aynı dalda Oscar adaylığı elde eden Simon Beaufoy’a ait olan, yönetmenlerinden senaristine oyuncu kadrosundan hikayesine kadar her şeyiyle dört dörtlük görünen Battle of Sexes, 55 yaşındaki Bobby Riggs’in kadın tenisçilerin vasat olduğuna inanıp kadın oyuncularla dalga geçtiği dönemlerde 29 yaşındaki Billie Jean King ile 1973 yılında gerçekleştirdiği tenis maçına odaklanıyor.
Call Me by Your Name

Prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde aldığı övgü dolu sözler ile eleştirmenlerin ve izleyicinin dikkatini kısa sürede çekmeyi başaran Call Me by Your Name, İtalyan yönetmen ve senarist Luca Guadagnino’nun son filmi. En son Tilda Swinton, Matthias Schoenaerts, Ralph Fiennes, Dakota Johnson’ın yer aldığı yıldız kadrolu A Bigger Splashile hatırı sayılır bir başarı yakalayan Guadagnino, son filmi ile yine dikkatleri üzerine çekecek gibi duruyor. 17 yaşındaki Elio ve staj yapmak için Elio’nun ailesinin evine konuk olarak gelen Oliver’ın arasında doğan sıcak ve bir o kadar erotik aşkın anlatıldığı Call Me by Your Name, eleştirmenler tarafından sevgi dolu ve cesur bir film olarak tanımlandı.
Le Redoutable

“Artist”in yönetmeninin gözünden Jean-Luc Godard: LE REDOUTABLE Filmekimi’nde! Michel Hazanavicius’un yönettiği filmde Godard’ın gençliğini Louis Garrel canlandırıyor. Louis Garrel’in Godard’a ciddi anlamda benzediğini görmek yalnızca yayınlanan birkaç görselle bile mümkün. Bu muhteşem deneyimi kesinlikle kaçırmamak gerekiyor.
“Artist”in yönetmeni Michel Hazanavicius’ın bu yıl Cannes’da ana yarışmada yer alan son filmi LE REDOUTABLE, Filmekimi programında! Efsane yönetmen Jean-Luc Godard’ın eşi ve yıldızı Anne Wiazemsky ile beraberliğini anlatan renkli ve romantik dramın başrollerinde Stacy Martin ve Louis Garrel yer alıyorlar. Gerçek olaylardan esinlenen filmde “Artist” filminin yıldızı Bérénice Béjo da rol alıyor. Stacy Martin, “Bir Liderin Çocukluğu” filmi ile 2015 İstanbul Film Festivali’ne konuk gelmişti.
The Square

Ruben Östlund’un Cannes’da Altın Palmiye kazanan son filmi THE SQUARE Filmekimi’nde! Bir önceki filmi “Force Majeure” (Turist) ile aile kurumunu eleştiren Ruben Östlund Altın Palmiyeli yeni filmi THE SQUARE ile bu kez sanat dünyasını tiye alıyor. Östlund’un “görselliği ve hikâyesiyle izleyiciyi kışkırtıp eğlendirecek zarif bir taşlama” olarak tanımladığı THE SQUARE, Cannes ana yarışma jüri başkanı Almodovar’a göre “siyaseten doğruluğun tahakkümünü” ele alıyor. Müzeler ve sergi alanlarının steril ortamını mekân alan THE SQUARE stilize görselliği, sivri yaklaşımı ve kavramsal sanatı ele alışıyla hem çok çarpıcı hem de gerilimli. Ruben Östlund’un 2014’te yine Cannes’da Jüri Ödülü kazanan filmi “Force Majeure” de Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde yapmıştı.
England is Mine

80’li yıllarda İngiltere’den çıkmış önemli alternatif rock gruplarından olan The Smiths‘in vokalisti Morrissey‘in, 70’li yıllarda geçen ve grubun diğer kurucusu olan Johnny Marr‘la tanışmadan önceki hayatına odaklanan England Is Mine filmi Filmekimi’nde izleyiciyle buluşacak. Yönetmen Mark Gill‘in ilk uzun metraj denemesi olan filmin senaryosu ise Gill ile birlikte William Thacker‘a ait.
1977’de kurulan Joy Division grubunun vokalisti Ian Curtis’in biyografik filmi olan Control‘un da yapımcılığını üstlenen Baldwin Li ve Orian Williams‘ın yapımcılığını yaptığı England Is Mine, ilk gösterimini 2 Temmuz’da Uluslararası Edinburgh Film Festivali’nde gerçekleştirdi.
Good Time

Robert Pattinson’ın müthiş performansıyla dikkat çeken Good Time, Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı.
Hastaneden lunaparka, bakımevinden tefeciye, New York’un en tuhaf mekânlarında geçen, birbirinden acayip karakterlerle dolu Good Time, kara mizahtan da beslenen, son derece hareketli, nefes nefese bir suç fırtınası. Josh ve Benny Safdie kardeşlerin yönettiği, Benny Safdie’nin Robert Pattinson’la birlikte rol aldığı Good Time, hapisteki kardeşini kurtarmak için her yolu deneyen bir adamın çabalarını bitmek bilmeyen bir gece boyunca izliyor. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Good Time’da son zamanların en sempatik anti-kahramanını müthiş bir performansla canlandıran Robert Pattinson’ın şaşkınlık verici dönüşümünü mutlaka izlemek gerek.
Happy End

Oyuncu kadrosunda Isabelle Huppert ve Jean-Louis Trintignant’ın yanı sıra, Toby Jones ve Mathieu Kassovitz gibi önemli isimleri barındıran filmde dünyadan ve dışarıda yaşananlardan soyutlanmış, kendi hallerinde Fransa’nın kuzeyi Calais’de yaşayan bir aile konu alınıyor. Happy End, prömiyerini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Toplam bütçesi $13.600.000 olan Happy End, Haneke’nin kariyerinde verdiği en uzun ara sonrası çektiği film olarak dikkat çekiyor.
The Killing of a Sacred Deer

Son filmi The Lobster’la hepimizin ağzına bir parmak bal çalan Yorgos Lanthimos’un prömiyerini Cannes’da yapan ve festivalden senaryo dalında ödülle dönen yeni filmi The Killing of a Sacred Deer; korku, gerilim ve gizem unsurlarını barındırıyor. Konusu hakkında pek bir bilgiye sahip olmadığımızı filmin başrollerinde Nicole Kidman ve Colin Farrell yer alırken ikiliye Raffey Cassidy, Bill Camp, Barry Keoghan ve Sunny Suljic eşlik ediyor.
120 Beats Per Minute

Robin Compillo’nun yönetmen koltuğunda oturduğu ve aynı zamanda senaryosunu kaleme aldığı 120 Beats Per Minute, Aids’in 1990’larda ciddi derecede ölüme yol açtığı dönemde yaşanan umursamazlığa, tahammülsüzlüğe ve ayrımcılığa karşı örgütlenen Act up Paris oluşumunu konu ediyor. Film Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü, Queer Palm’ı ve FIPRESCI ödülünü kazandı. Fransa yapımı film hem geçtiği dönem ile ilgili hem de aslında bugün ile ilgili bir farkındalık yaratabilecek gibi görünüyor. Nahuel Perez Biscayart ve Arnaud Valois’nın oyuncu kadrosunda yer aldığı film, aşkın ve dostluğun iç içe geçtiği sınırsızlıklarda geziniyor.
You Were Never Really Here

Lynne Ramsey’nin We Need to Talk About Kevin’dan 6 yıl sonra çektiği You Were Never Really Here, Jonathan Ames’in öyküsünün beyazperde uyarlaması. Başrolünde Joaquin Phoenix‘in yer aldığı film bir savaş gazisinin şehrindeki seks ticaretini önlemesi adına verdiği mücadeleyi konu alırken; drama Joe’nun yüksek rütbeli bir politikacıdan kızını genelevden kurtarması için yeni bir iş teklif almasıyla şekilleniyor. Phoenix‘e Ekaterina Samsonov, Alessandro Nivola ve Alex Manette gibi isimlerin eşlik ettiği filmin müzikleri ise We Need to Talk About Kevin’da da olduğu gibi Radiohead’ten Jonny Greenwood’a ait. Cannes’da Lynne Ramsey’ye En İyi Senaryo ödülünü getiren film, Taxi Driver’daki Travis kadar unutulmaz bir anti-kahraman portresi çizen Joaquin Phoenix de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü hakkıyla aldı. Film, Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde gerçekleştirecek.
FilmLoverss
7890 yazı · Filmloverss.com Editör Hesabı
Yazarın diğer yazılarını gör →