14. Filmekimi Filmleri
Bu yıl İstanbul ayağı 3-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 14. Filmekimi filmleri belli olmaya başladı.
2002 yılından beri her sonbaharda sinemaseverleri bir araya getiren Filmekimi, bu yıl 3-11 Ekim tarihleri arasında 14. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Yeni sezonun merakla beklenen filmlerini izleme şansı elde ettiğimiz Filmekimi‘nin programı bu yıl da oldukça zengin; bu yıl toplam 40 filmin beyazperdede yerini alması bekleniyor. Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önde gelen film festivallerinde ödül kazanan filmlerin yanı sıra usta yönetmenlerin yeni filmleri de Filmekimi filmleri arasında yerini alıyor.
14. Filmekimi Filmleri Belli Olmaya Başladı!
Türkiye’nin önde gelen film festivallerinden Filmekimi filmleri, Filmekimi’nin resmi Twitter sayfasından açıklanmaya başladı. Bugüne kadar açıklanan Filmekimi filmlerini sizler için bir araya getirdik. Filmler açıklandıkça sayfamızı güncellemeye devam edeceğiz. Filmekimi’nden tüm gelişmeleri sayfalarımızdan takip edebilirsiniz.
14. Filmekimi Filmleri
Me and Earl and The Dying Girl

2015 Sundance Film Festivali’nden hem Jüri Büyük Ödülü hem de Seyirci Ödülü ile dönerek festivale damgasını vuran Me and Earl and The Dying Girl‘ün yönetmenliğini Alfonso Gomez-Rejon üstleniyor. Filmin çıkış noktası olan kitabın yazarı Jesse Andrews aynı zamanda senaryoyu da kaleme alan isim.
Filmin başrollerinde Thomas Mann, Olivia Cooke ve R.J. Cyler bulunuyor. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Nick Offerman, Molly Shannon,Jon Bernthal ve Connie Britton yer alıyor.

Filmin konusu ise şöyle:
Lise son sınıf öğrencisi olan Greg bulunduğu ortama uyum sağlamaya çalışırken, sosyal açıdan mayın tarlası olarak gördüğü hayatını yönlendirmek için ciddi ilişkilerden kaçınır. Greg, birlikte klasik filmlerin parodilerini yaptığı daimi yoldaşı Earl’den (RJ Cyler) bile dostundan ziyade bir iş arkadaşı gibi bahsetmektedir. Fakat Greg, kanser teşhisi konan sınıf arkadaşı Rachel (Olivia Cooke) ile vakit geçirmesi için ısrar eden annesi sayesinde gerçek dostluğun ne kadar değerli olabileceğini çok geçmeden anlayacaktır.
Youth

2013 yılına damgasını vuran ve Akademi ile Altın Küre başta olmak üzere gittiği tüm festivallerden ve yarışmalardan ödüllerle dönen filmi La Grande Bellezza‘nın ardından yeni filmi Youth (La Giovinezza) Filmekimi’nde izleme şansı elde edeceğimiz filmler arasında. Filmin yönetmenliğini üstlenen Paolo Sorrentino Youth’un senaryosuna da imza atıyor.
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Youth oldukça güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip; filmin başrollerinde Michael Caine, Rachel Weisz, Jane Fonda, Harvey Keitel ve Paul Dano gibi isimler yer alıyor.

Filmin konusu ise şöyle:
İki eski dost olan Fred (Michael Caine) ve Mick (Paul Dano) Alp Dağları’nın eteklerinde şık bir otelde tatil yaparlar. Besteci ve orkestra şefi olan Fred emekli, film yönetmeni olan Mick ise hâlâ çalışmaktadır. İkisi; çocuklarının karmaşık yaşamlarını, Mick’in hevesli, genç yazarlarını ve otelin diğer konuklarını hassasiyetle ve merakla izlerler. Mick son filmi için senaryosunu bitirmeye çalışırken, Fred’in müzik kariyerini devam ettirmek gibi bir niyeti yoktur. Ancak ikisi de bir süre sonra gelecekleriyle yüzleşmeye karar verirler.
The Lobster

14. Filmekimi’nde yer alacak bir diğer film ise Cannes Film Festivali’nden Jüri Ödülü dahil 3 ödül ile dönen The Lobster. Dogtooth (Kynodontas) filmi ile tüm dikkatleri üzerine toplayan Yorgos Lanthimos‘un yönetmenliğini üstlendiği filmin senaryosu, Dogtooth’un da senaryosunu kaleme alan ikili Yorgos Lanthimos ve Efthymis Filippou imzalı.
The Lobster’ın oyuncu kadrosu ise başlı başına merak uyandırıyor; filmin başrollerinde Colin Farrell, Rachel Weisz, Léa Seydoux, Ben Whishaw ve John C. Reilly yer alıyor.

Filmin konusu ise şöyle:
Distopik gelecekte geçen bu alışılmadık aşk hikayesinde bekar insanlar, kasabanın kurallarına göre tutuklanıp Otel’e götürülürler. Tutsaklar, kendilerine verilen 45 günlük süre içerisinde eş bulmak zorundadırlar. Başarısız olmaları durumunda istedikleri hayvana dönüştürülüp ormana bırakılacaklardır. Çaresiz kalan bir adam Otel’den kaçar ve yalnızların yaşadığı ormana gider. Ancak kahramanımız, yasak olmasına rağmen orada aşık olur.
El Club

Berlinale‘de Altın Ayı’ya aday olan ve Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan El Club, 14. Filmekimi’nde izleme şansı elde edeceğimiz filmlerden. 2012’de En İyi Yabancı Film Oscarı’na aday olan No ile adından söz ettiren Pablo Larrain, uzun bir aradan sonra El Club ile geri dönüyor. Guillermo Calderón ve Daniel Villalobos ise El Club’ın senaryosuna imza atıyorlar.
Filmin başrollerinde Roberto Farías, Antonia Zegers, Alfredo Castro, Marcelo Alonso ve José Soza yer alıyor.

Filmin konusu ise şöyle:
Değişik yaşlardaki bir grup rahip, Monica isimli bir rahibe ile Şili sahilinde birlikte yaşamaktadırlar. Rahipler, dua etme ve günah çıkarmadan arta kalan zamanda tazılarını gelecek yarış için eğitirler. Bir gün aralarına yeni bir rahip katılır ve kısa süre sonra tanımadıkları bir adam kapıya gelip yeni rahip hakkında suçlamalarda bulunmaya başlar. Suçlamalar giderek şiddetlenmesi ile rahip baskıya dayanamaz ve intihar eder. Klise olayı çözmesi için müfettiş yollar, ancak kimse gelen müfettişin gerçeği ortaya çıkarmak için mi yoksa evdeki kutsallığı korumak için mi orada olduğunu anlayamaz.
Son of Saul

Macar yönetmen László Nemes’in ilk uzun metrajı olan Son of Saul, 14. Filmekimi’nde izleme fırsatı elde edeceğimiz bir diğer büyük yapım . Prömiyerini yaptığı 68. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanamasa da törenden FIPRESCI ve Jüri Büyük Ödülü dahil olmak üzere toplam dört ödül ile ayrılan Son of Saul’un senaryosu filmin yönetmeni László Nemes ve Clara Royer imzalı.
Macaristan’ın Oscar aday adayı olan Son of Saul; ele aldığı konu, övülen anlatısı, yönetmeninin ilk uzun metrajı olması gibi faktörleri göz önüne alındığında Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nın en güçlü adaylarından birisi. Filmin oyuncu kadrosunda ise Géza Röhrig, Levente Molnár, Urs Rechn, Todd Charmont, Marcin Czarnik, Jerzy Walczak, Sándor Zsótér gibi isimler yer alıyor.

Son of Saul, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Naziler’in elinde tutsak olan bir Macar askeri olan Saul Ausländer’in hikayesine odaklanıyor:
Bulunduğu kampta Yahudiler’i gaz odasına götürmekle görevli olan Saul, bir gün yakılmak için götürülen cansız bir çocuğu, kendi oğluna benzetir. Bunun üzerine Saul, bu çocuğa düzgün bir cenaze töreni yapılması için bir plan yapacaktır.
Ex Machina

28 Days Later, Sunshine ve Never Let Me Go gibi birbirinden başarılı bilimkurgu filmlerinin senaristi olarak tanınan Alex Garland‘ın ilk yönetmenlik denemesi olan Ex Machina, 14. Filmekimi’nde izleme fırsatı eldeceğimiz filmlerden.
Başrollerinde Oscar Isaac, Alicia Vikander ve About Time’dan hatırladığımız Domhnall Gleeson paylaştığı filmin yapımclığını Allon Reich (Dredd), Andrew Macdonald (28 Days Later…), Scott Rudin (No Country for Old Men) ve Tessa Ross (12 Years a Slave) üstleniyor.

Alex Garland’ın ilk uzun metraj filmi Ex Machina’nın konusu ise şöyle:
Dünyanın en büyük internet şirketinde kodlayıcı olan Caleb, ödülü şirketin CEO’su Nathan’ın özel dağ evinde bir hafta geçirmek olan yarışmayı kazanıyor. Ancak Caleb dağ evine geldiği zaman, güzel bir robot kadın içinde barınan dünyanın ilk yapay zekası ile etkileşim içinde olması gerektiği bir deneye katılmak zorunda olduğunu fark ediyor.
The Program

Yönetmen Stephen Frears’ın, Fransa Bisiklet Turu şampiyonu Lance Armstrong’un başarısının arkasındaki doping skandalını anlattığı son filmi The Program, Toronto Film Festivali’ndeki Dünya prömiyerinden sonra Filmekimi’nde!
David Walsh’in Seven Deadly Sins: My Pursuit Of Lance Armstrong isimli kitabından uyarlanan filmin senaryosu John Hodge‘a ait. Başrolde Lance Armstrong’u canlandıran Ben Foster’ın yanında Lee Pace, Chris O’Dowd, Dustin Hoffman ve Jesse Plemons gibi oyuncuların yer alan filmin yönetmen koltuğunda ise daha önce High Fidelity (Sensiz Olmaz) ve The Queen (Kraliçe) filmlerinin yönetmenliğini üstlenen Stephen Frears yer alıyor.

Ünlü bisikletçi Lance Armstrong’ın hayatını konu edinen The Program, kanseri yendikten sonra 7 kez üst üste Fransa Bisiklet Turu’nu kazanan ve milyonların sevgilisi haline gelen Armstrong’un hayatını ve David Walsh isimli spor gazetecisinin onun doping yaptığını ortaya çıkarmasını konu edinecek.
Slow West

John Maclean‘ın yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi Slow West‘in başrolünde, daha önce McLean ile Man On A Motorcycle ve 2012 BAFTA En İyi Kısa Film ödüllü Pitch Black Heist’ta birlikte çalışan Michael Fassbender yer alıyor. Filmde başrollerde Fassbender’a Kodi Smit-McPhee, Ben Mendelsohn, ve Caren Pistorius eşlik ediyor olacak.
Macbeth’ten Steve Jobs’a, birbirinden iddialı roller ile karşımıza Michael Fassbender’ın Slow West’te başrolde yer alacağının açıklanması ile tüm gözler yönetmenin ilk uzun metraj filmine çevrilmiş ve 2015 Sundance Film Festivali’nde yarıştığı Dünya Sineması kategorisinde Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi olması ile birlikte Slow West, yılın en çok merak edilen yapımlarından biri olmayı başarmıştı.

Filmin konusu ise şöyle:
16 yaşındaki Jay Cavendish (Kodi Smit-Mc Phee) Amerikan kırsalına doğru aşık olduğu kadını aramak için bir yolculuğa çıkar. Yolculuk esnasında karşısına çıkan gizemli seyyah Silas (Michael Fassbender) bu yolculukta para karşılığında onu korumayı kabul eder ve genç adama eşlik eder. Jay’in tehlike, sahtekarlık ve şiddet dolu yolculuğu, ona Amerika’nın masumlara iyi davranmadığını öğretecektir.
Baskın

Yönetmenliğini genç yönetmen Can Evrenol’un yaptığı korku filmi Baskın, Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Geceyarısı Çılgınlığı; aksiyon, korku ve fantastik ögeleri alışılmışın dışında bir yere taşıyarak sınırları zorlayan filmlere yer vermesiyle tanınan bir seçki olmasıyla biliniyor. Eylül ayında Toronto’da gerçekleşecek prömiyerden sonra Baskın, Filmekimi dahilinde izleyici ile buluşacak. Film 13 Kasımda ise genel gösterime girecek.
Filmin konusu ise şöyle:
Görmeye alışık olmadığımız ve izleyiciyi tam anlamıyla hayal gücü ile baş başa bırakacak film, beş polisin gece devriyesi sırasında gelen yardım çağrısı üzerine destek için gittikleri terkedilmiş tarihi bir Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri anlatıyor.
Freeheld

Julianne Moore, performansı ile En İyi Kadın Oyuncu Oscarı’nı kazandığı Still Alice‘ten sonra bir kez daha gerçek bir hikayeden beyazperdeye uyarlanan bir filmin başrolünde yer alıyor. Filmin başrolünde Moore’a Juno‘daki performansı ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday olan Ellen Page eşlik ediyor. Aslında Freeheld, Ellen Page’in uzun süredir hayata geçirmek istediği bir proje. 2010’dan beri proje aşamasında olan Freeheld, Cynthia Wade‘in aynı isimli En İyi Kısa Belgesel Oscar’ı ödüllü belgeseline dayanıyor.

Filmin konusu ise şöyle:
Freeheld, New Jersey Polis Merkezinde dedektif olarak görev alan Laurel Hester ve hayat arkadaşıStacie Andree‘nin gerçek hikayesini konu alıyor. Film, tedavi edilemez akciğer kanseri olduğunu öğrenen Laurel Hester’ın hayat arkadaşının emeklilik ödemesinden yararlanabilmesi için devlete karşı verdiği eşit hak mücadelesine odaklanıyor.
Elif Güngör
51 yazı · 2011'den beri Galatasaray Üniversitesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Sevdiğim her sanat dalının birleşimi oluşu beni bağladı sinemaya, verdiği anlamın güzelliği ve yoğunluğu beni benden aldı.
Yazarın diğer yazılarını gör →