10 Maddede Batman V Superman: Dawn Of Justice’i Neden Sevdim
2013 Tarihli Man of Steel filminden beri beklenen devam filmi nihayet vizyona girdi. Film hakkında yapılan birçok olumsuz eleştiri ve yoruma rağmen, küçük yaşlardan beri sıkı bir Superman takipçisi olarak ben filmi beğendim. Kahramanların özlerine ihanet etmeden kurgusal dünyada oluşan filme yaptığım yolculuğu düşününce şu soruyu kendime soruyorum ve sizin için cevabını arıyorum; Batman V Superman: Dawn Of Justice’i neden sevdim?
Not: Bu İncele Filmle İlgili Önemli Sürprizbozanlar İçermektedir!
10 Maddede Batman V Superman: Dawn Of Justice’i Neden Sevdim!
Filmin Açılış Jeneriği

Batman V Superman’in yine bir başka Zack Snyder filmi olan “Watchmen”i andıran açılış jeneriğinde Bruce Wayne’in ailesinin katledilmesini ve küçük Bruce’un ilerde ilham alacağı yarasalarla dolu mağaraya düşmesini izliyoruz. En son Christopher Nolan’ın “Batman Begins”inde düz ve realist izlediğimiz bu sahne, bu sefer karşımıza daha stilize ve çizgiroman havasında çıkıyor. Martha ve Thomas Wayne’i canlandıran Jeffrey Dean Morgan ve Lauran Cohan ise kısa süreli rollerini rağmen, seyirci üstünde iz bırakıyorlar.
Zack Snyder’ın Man Of Steel’den Ders Almış Olması

Zack Snyder’ın yönettiği 2013 Tarihli Man of Steel, genel olarak pek beğenilmemiş bir yapımdı. Başrol oyuncusu Henry Cavill’in Superman olarak performansı göz doldursa da, mantık hataları ve filmin bir realist bir çizgiroman havasındaki karar verilemeyen tonu rahatsız ediciydi. Man of Steel’in devam filmi Batman V Superman: Dawn Of Justice ise, hatalarından ders almış bir yapım bana göre. Filmin tonu baştan sona belli ve öncülü gibi bocalamıyor ve karşımıza daha olgun bir film çıkıyor. Man of Steel’de oldukça eleştirilen “yıkım pornosu” tadındaki savaş sahneleri de Batman V Superman’da daha iyi. Zack Snyder’ın önceki filmlerinde de bol bol kullandığı ve bir nevi imzası haline gelen “ağır çekim” lerle, hem bu sahneler Man of Steel’deki gibi baş ağrıtıcı ve karışık olmuyor, hem de filmin çizgiroman havasına uyum sağlıyorlar.
Ben Affleck ve The Dark Knight Returns’ün Batman’i

Batman rolüne seçildiğinde tepkileri çeken Ben Affleck, canlandırdığı Batman ile şu an yüreğimde başka bir yerde. Hatta biraz daha cüretkar olmam gerekirse Nolan üçlemesi ile oldukça beğenilen Christian Bale’den daha iyi ve aslına uygun bir Batman’le karşı karşıyayız diyebilirim. “Batman” işini uzun bir süredir gölgelerin içinden yapan ve Gotham’da bir şehir efsanesi olan yarasa adamı beyazperdede ilk kez aslına uygun şekilde dövüşürken görüyoruz. Filmde Batman ile ilgili eleştirilen en büyük nokta Batman’in çok sert olması ve insan öldürmesiydi fakat Bruce Wayne’in Alfred’e sorduğu “Yirmi yıldır kaç iyi adam iyi olarak kaldı?” Repliğinden filmdeki Batman’in, The Dark Knight Returns çizgiromanındaki Batman olduğunu anlıyoruz. Bu çizgiromanda yirmi yıldan uzun bir süredir Batman’lik yapan ve ahlaki olarak eskisinden çok daha sert ve hatta “faşist” bir Batman görüyorduk. Çizgiromanın yazarı olan Frank Miller’ın ciddi bir sağcı ve hatta “polis devleti” yanlısı olduğunu da düşünürsek, filmde Bruce’un “eğer superman’in kötü olması için yüzde bir olasılık bile varsa, onu durdurmalıyım” repliği daha da anlam kazanıyor. Faşist bir Batman’i destekliyor muyum? Tabi ki hayır, fakat çizgiromana bağlılığı ve daha önce hiç görmediğim bir Batman’i beyazperdede görmek heyecan verici. Ayrıca filmden yaklaşık yarım saatlik bir bölümünde yapımcılar yüzünden kesildiğini biliyoruz. Filmin extended versiyonunda saplantılı ve karanlık Batman’in psikolojisi hakkında daha çok sahne göreceğimizi ve karakteri daha çok anlayacağımızı düşünüyorum.
Adalet Birliği Üyelerinin Filme Yerleştirilme Şekli

Batman V Superman yapım aşamasındayken, Adalet birliğinin üyeleri olan Wonder Woman, Flash, Aquaman ve Cyborg karakterlerinin de filmde olacağı duyurulmuştu. Filmle ilgil en büyük endişelerden biri de, bu kadar karakterin filmde bir çorba havası yaratıp, filmi bozacağı idi. Fakat Adalet Birliğinin öteki kahramanları filme ustaca ve hiç sırıtmayacak bir şekilde yerleştirilmişler ve gelecek filmler için senaryoya katkıda bulunuyorlar.
Filler ve Çimen Etkisi

Man of Steel filminde, Superman ve General Zod dövüşü sırasında adeta fillerin dövüşü sırasında ezilen çimenler misali insanlar zarar görüyorlardı. Filmin açılış sekansından sonra Bruce Wayne, Man of Steel’in sonundaki Zod ve Clark dövüşüne tanık oluyor ve “fillerin tepişmesi” sırasında normal bir insanın hissettiklerini, yaşadıklarını ve çaresizliğini “insan” gözünden de görebiliyoruz. Dövüş sırasında Wayne Holdinge ait binalardan biri de yıkılıyor ve Wayne çalışanlarının birçoğu ölüyor. Batman’de Superman’in bir tehdit olduğu fikri de burada başlıyor.
Çizgiroman Görselliği

Christopher Nolan’ın çektiği “Realist Batman” uyarlamaları film olarak iyilerdi, fakat “Batman” filmi olarak çizgiroman estetiğini vermekten bence uzaklardı. Benim de favori filmlerimden biri olan “The Dark Knight”, bir Batman filminden çok içinde Batman karakteri olan bir suç dramasıydı. Batman V Superman’de ise karakterler yeniden özlerine dönüyorlar ve The Dark Knight Returns, Death of the Superman ve Injustice gibi çizgiromanlardan alınan panelleri hareketli olarak sinema perdesinde izleyebiliyoruz. Film “çizgiroman uyarlaması” olduğunu bize bu panelleri hareketli olarak vererek bas bas bağırıyor.
Flashpoint Paradox

2011 yılında Geoff Johns’un yazdığı flashpoint isimli hikaye, DC Evrenine hakim olan kişilerin bildiği üzere The New 52 denen evren sıfırlaması öncesi son dc comics hikayesi idi. Annesini ölümden kurtarmak için geçmişe dönen “Flash” karakteri, geleceği değiştirir ve Bruce Wayne’in ailesini öldüren suçlu, onlar yerine Bruce’u öldürür. Oğlunun ölümüne dayanamayan Martha Wayne delirip “Joker”e dönüşür, eşi Thomas Wayne ise onu durdurmak için “Batman”e… Oldukça sert bir hikaye olan Flashpoint Paradox göndermesi ise gelecekten gelen Flash cameosu ile filme koyulmuş. Bruce Wayne’in ebeveynlerini canlandıran Jeffrey Dean Morgan ve Lauran Cohan’ı düşündüğümüzde ise muhtemel bir Flashpoint Paradox filmi bizleri cidden heyecanlandırıyor.
Lex Luthor

Jesse Eisenberg, hiperaktif ve sosyal problemleri olan Superman’in baş düşmanı Lex Luthor’u başarıyla canlandırıyor. Kişisel olarak en iyi Lex Luthor olduğunu düşündüğüm Smallville dizisindeki Michael Rosenbaum kadar başarılı olmasa da, beyazperde deki öncüllerinden daha karanlık ve rahatsız edici bir portre çiziyor. Gene Hackman ve Kevin Spacey’in filmlerdeki işlevleri “kötü karakter”likten ziyade filmlerin komedi unsurunu doldurmaktı. Batman V Superman’da ise Jessie Eisenberg rahatsız edici bir sosyopat olarak başarılı bir performans sunuyor. Lex Luthor’a ilişkin yapılabilecek eleştiri ise karakterin altı pek iyi yazılmamış. Lex’in motivasyonunu kesin olarak bilemiyoruz, ancak tahmin yürütebiliyoruz, tahminlerimizde pek tatmin edici olamıyor.
Diktatör Superman

2013 Yılında yayına başlayan “Injustice God Among Us” isimli alternatif evrende geçen çizgiromanda Joker, hamile Lois Lane’i öldürüyor, bu sebepten de dünyanın daha sert ve “faşist” bir yönetime ihtiyacı olduğunu düşünen Superman bir diktatör rejimi ile dünyayı yönetir. Superman’in rejimini yıkmak isteyen Batman ve Adalet Birliği kahramanları ise Superman’a karşı savaşıyorlardı. Batman V Superman’de bir rüya sahnesi olarak gördüğümüz bu evreni, çok yakında beyazperdede izleme şansına erişebiliriz.
Superman’in Dönüşü

1993 Yılında yayınlanan “Death of the Superman” çizgiromanında, Doomsday denilen yaratık ile olan savaşında Superman ölüyor ve bir süre sonra yeniden canlanıyordu. Beyazperdede görmesi oldukça heyecanlı olan bu kısımlar bize devam filmlerinin senaryosu açısından büyük umut veriyor. Genel olarak Batman V Superman: Dawn of Justice, eli yüzü düzgün bir çizgiroman uyarlaması olarak görevini yapan bir film. Superman ve Batman’in birçok klasik çizgiromanın karıştırılmasıyla elde edilen senaryo çigiroman okurlarını tatmin ederken, standart izleyici için de bol bol malzeme var. Man of Steel’in hatalarından ders almış ve daha olgun olan bu yapım, bize Justice League filmlerini izlemeyi iple çektiriyor.
Berkin Çelik
97 yazı
Yazarın diğer yazılarını gör →