10 Başarılı Aktör ve Her Filmde Karşımıza Çıkan Hareketleri
Bugün severek izlediğimiz bazı aktörler, rol aldıkları filmlerdeki performansları kadar, imzaları kabul edilen hareketleri ile de meşhurdur. Kişiliğinin bir parçasını canlandırdığı karakterde yansıtmak ya da karakterini zenginleştirmek için olsun, bu oyuncuların neredeyse yer aldığı her filmde karşımıza çıkmasını beklediğimiz belli hareket ve özellikleri vardır. Biz de bugün sizler için bu aktörleri ve imzaları haline gelmiş hareketlerini derledik.
10 Başarılı Aktör ve Her Filmde Karşımıza Çıkan Hareketleri
Samuel L. Jackson
Samuel L. Jackson‘ın rol aldığı filmlerde işler kötü gittiği ya da gideceği anlarda devreye giren bağırıp çağırmaları şüphesiz oyuncunun en göze çarpan özelliklerinden biridir. Usta oyuncunun kaşlarını çatması ile geldiğini anladığımız azarlamaları da başka kimsenin sinirlenmesine benzemez.
Pulp Fiction’daki muhteşem repliğinden sonra canlandırdığı pek çok karakterde sinirli haliyle karşılaştığımız Samuel L. Jackson’ın ikonik öfkesini dileriz oyuncunun gelecek filmlerinde de görme imkanımız olur.
Görüldüğü filmler: Pulp Fiction, Deep Blue Sea, A Time To Kill, Snakes on a Plane, The Negotiator, Django Unchained, Losing Isaiah, Unbreakable, The Spirit
Shia LaBeouf

Bugün metot oyunculuk uğruna yaptıkları ve rol aldığı filmlerin setindeki aşırıkları ile sürekli gündeme gelen bir isim Shia LaBeouf. Sinema dünyasının en rahatsız edici oyuncularından biri olarak anılmaya başlanan LaBeouf, başarısını oyunculuğunun yanı sıra doğallığına da borçlu olduğunu söyleyebiliriz.
Kariyerine Nickelodeon’da başlayan ve Steven Spielberg’in desteği ile yıldızı parlayan Shia LaBeouf’un canlandırdığı ilk karakterlerin ortak özelliği, hepsinin şok veya tehlike anında “No, no, no!” diye bağırmasıydı. Tamamen doğaçlama mı ortaya çıktı, yoksa senaryo gereği mi böyle yaptı bilinmez, ancak Shia LaBeouf dediğimizde yaptığı çılgınlıkların yanı sıra bu nidası da gözümüzün önüne geliyor.
Görüldüğü filmler Transformers 1-2-3, Disturbia, Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull, Eagle Eye
Harrison Ford

Han Solo, Indiana Jones ve daha nice unutulmaz karaktere hayat veren Harrison Ford başlı başına bir popüler kültür ikonu kabul edilebilir. Muhteşem filmlerinin yanı sıra Harrison Ford, hangi karakteri canlandırırsa canlandırsın, sinirlendiği an işaret parmağı ile karşısındakini tehdit edişi ile de hafızalara kazınmıştır. Hatta o kadar ünlüdür ki, oyuncunun kendisi kadar “Harrison Ford Parmağı” da popüler kültürde oldukça büyük bir yere sahiptir.
Harrison Ford’un bir nevi imzası haline gelmiş bu hareketi şimdiye kadar fark etmediyseniz, aşağıdaki videoyu izledikten sonra her Harrison Ford filminde gözünüzün ister istemez ‘Harrison Ford Parmağı’nı arayacağını iddia ediyoruz.
Görüldüğü filmler: Star Wars, The Mosquito Coast, Witness, Clear and Present Danger, K-19: The Widow Maker, Extraordinary Measures, Indiana Jones and the Last Crusade, Air Force One
Jeff Goldblum

Jurrasic Park’da Dr. Ian Malcolm ve Independence Day’de David Levinson olarak hafızalarımıza kazınan Oscar adayı oyuncu Jeff Goldblum‘un her filminde karşımıza çıkan ve belki de bu kadar sevilmesini sağlayan en önemli özellik hafif kekelemeleridir. Duraksamaları karaktere çok fazla düşündüğü ya da gergin olduğu havasını verse de Jeff Goldblum’un bu doğallığı oyuncunun filmografisindeki her filmde inanılmaz uyumlu bir şekilde varlığını sürdürmüştür.
Dikkat etmeye başladığımız an bir süre başka bir şeye odaklanmak pek mümkün değil, ancak bu Jeff Goldblum’u her haliyle sevmemize asla engel değil!
Görüldüğü filmler: Jeff Goldblum’un yer aldığı her film.
Johnny Depp

Zengin filmografisinde Johnny Depp her defasında birbirinden ilginç karakterler ile karşımıza çıkmış ve her rol için geçirdiği dönüşümler ile hepimizi şaşırtmayı başarmıştır. Kılıktan kılığa girmesi ile ünlü oyuncunun herbiri birbirinden farklı kostümlerinde tek bir ortak özellik vardır; şapkalı olmaları.

Willy Wonka’dan Jack Sparrow’a, Depp’in hayat verdiği en ünlü karakterler düşünüldüğünde oyuncunun geçirdiği dönüşümün taktığı şapkalar ile oldukça bağlantılı olduğunu görüyoruz. Johnny Depp‘in canlandırdığı karakterlerinin büyük bir çoğunluğunun şapka giyiyor olması bir tesadüf değil elbette, kostümlerine yaptığı bu küçük ekleme oyuncunun şapkalara olan sevdası ile açıklanabilir. Hatta oyuncunun şapkalara olan ilgisi, “Johnny Depp Şapkaları” başlığı altında popüler kültürde kendine yer edinmeyi bile başarmış durumda. Kısacası Johnny Depp’in, canlandıracağı karakterinin kişiliğine bürünürken taktığı şapkadan da destek aldığını söylemek mümkün.
Görüldüğü filmler: Pirates of the Caribbean 1-4, Alice In Wonderland, The Lone Ranger, Charlie and the Chocolate Factory, The Rum Diary, Public Enemies, Fear and Loathing in Las Vegas, Platoon, Dead Man
Leonardo DiCaprio

Söz konusu Leonardo DiCaprio olduğunda başarılı oyuncuya pek çok şeyin yakıştığını kolaylıkla söyleyebiliriz, zira DiCaprio’nun kendine yakışacak rolleri seçmesinde üstüne yok. Canlandırdığı karakterlerin statü, zenglik ve şıklığını vurgulamak için bugüne kadar pek çok filminde Leonardo Dicaprio’yu kadeh kaldırırken gördük ve açıkçası kadeh kaldırmanın bu kadar yakıştığı başka bir oyuncuya rastlamak oldukça zor gözüküyor.
Peki Leonardo DiCaprio’nun kadeh kaldırması neden bu kadar akılda kalıcı? Cevabı aslında çok basit, başarılı oyuncu ne zaman kendine güvenen, varlıklı veya başarılı bir karakteri canlandırsa filmde bu karakteri kadeh kaldırırken izledik. İlk defa, başrolünde yer aldığı 1997 yapımı Titanic filminde kadeh kaldırırken izlediğimiz DiCaprio’yu en son The Wolf of Wall Street’te elinde bardak ile konuşma yaparken görmüştük. Dileriz en yakın zamanda, kadehin yakıştığını gördüğümüz gibi Leonardo DiCaprio’nun eline Oscar’ın da çok yakıştığını görme fırsatımız olur.
Görüldüğü filmler: Titanic, The Man With The Iron Mask, Django Unchained, The Great Gatsby, The Wolf of Wall Street
Owen Wilson

Owen Wilson bugüne kadar pek çok benzer rolde karşımıza çıktı. Samimi ve rahat tavırlarıyla sinemaseverlerin gönlünü kazanmayı başaran Owen Wilson’ın canlandırdığı her karakterin onun için özel olarak yaratıldığı izlenimine kapılmamak imkansız, zira oyuncunun doğallığının dozu asla değişmiyor. Oyuncunun geniş filmografisi de bu doğallığının çoktan kabul edildiğinin bir kanıtı kabul edilebilir.
Owen Wilson’ın doğallığının en büyük kanıtı da, rol aldığı neredeyse her filmde hiç değişmeyen, kendine özgü tarzı ile “wow!” demesi. Elbette bu ‘wow!’lar senaryoda yazmıyor, kısacası eğer bir Owen Wilson filmi izliyorsak filmde en az birkaç defa “wow!” duymamız mümkün. Son dönemlerde komedi türünden uzaklaşmaya başladığı görülen oyuncunun gelecek filmlerinde de “wow” demesini duymayabiliriz, ama dileriz ismi ile bu kadar özdeşleşmiş bu haykırışından tamamen vazgeçmez.
Görüldüğü filmler: Owen Wilson’ın yer aldığı her film.
Sean Bean

Sean Bean de popüler kültürde kendine sağlam bir yer edinmeyi başarmış isimlerden biri. Geniş filmografisi ve başarılı oyunculuğu bir yana, Sean Bean’in bugün bu kadar tanınıyor olmasının sebeplerinden biri canlandırdığı karakterlerin büyük bir kısmının aynı kadere sahip olması. Doğru tahmin ettiniz, Sean Bean’in neredeyse her filmde ölmesinden bahsediyoruz.
Son olarak Game of Thrones’un ilk sezonunda kuzeyin koruyucusu Stark ailesinin başı Ned Stark olarak büyük bir keyifle izlediğimiz oyuncunun üstüne yapışan “Sean Bean her filmde ölür” tabusunu yıkılıp yıkmayacağını serinin kitapları okumayan izleyiciler olarak heyecanla bekliyorduk. Ancak Joffrey’nin Ned Stark’ın öldürülmesini emretmesi ile Sean Bean’in canlandırdığı karakterlerin ölüm zincirine bir yenisi daha eklenmiş oldu. Söz konusu Game of Thrones gibi seyircileri ekran başına kilitleyen bir dizi olduğunda, başroldeki Sean Bean’in bu kadar çabuk ölmesi hem oyuncunun “lanetini” tekrar gündeme getirdi, hem de George R. R. Martin’in Game of Thrones dünyasındaki karakter katlinin ilk büyük örneği görüldü.
Sadece sosyal medyada Sean Bean ölümleri hakkında yapılan espirilerin ne kadar büyük bir yer kapladığı düşünüldüğünde Sean Bean’in canlandırdığı karakterlerin ölümlerinin gerçekten de oyuncunun ismine yapışmış olduğunu söyleyebiliriz ve bu durum yakın zamanda geçecek gibi de gözükmüyor.
Görüldüğü filmler: The Hitcher, Scarlett, Lorna Doone, The Field, War Requiem, Caravaggio, Clarissa, Henry VIII, Black Death, Patriot Games, Ca$h, Essex Boys, Red Riding: In the Year of Our Lord 1974, Airborne, Outlaw, The Island, GoldenEye, Equilibrium, The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring, Don’t Say a Word, Game of Thrones
John Travolta

Kariyerinde Broadway’de başlayan ve kısa süre içinde Hollywood’un en ünlü oyuncularından biri haline gelen John Travolta‘nın hayatımıza 1977 yapımı Saturday Night Fever ve arkasından gelen 1978 yapımı Grease ile girdiğini düşündüğümüzde dans etmenin ünlü oyuncu ile özdeşleşmiş olduğunu söylemek kulağa pek garip gelmiyor.
John Travolta, ne kadar iyi bir dansçı olduğu rol aldığı filmlerde devamlı kanıtladı. Belki de John Travolta’nın dansları ile özdeşleşmesinin sebeplerinden biri de yaşının ilerlemesine rağmen, kariyerinin ilk günlerindeki bu keyifli alışkanlığını bırakmamış ve fırsat doğdukça filmlerinde dans etmiş olması. Özellikle Pulp Fiction’da Uma Thurman’la sergiledikleri muhteşem performans düşünüldüğünde rahatlıkla söyleyebiliriz ki, dans etmek John Travolta’ya çok yakışıyor!
Görüldüğü filmler: Saturday Night Fever, Grease, Hairspray, Pulp Fiction, Staying Alive, Urban Cowboy, Michael, Primary Colors.
Tom Cruise

Tom Cruise‘un bugün sinema dünyasının en ünlü isimlerinden biri olmasının pek çok sebebi var. Rol aldığı filmler, dış görünüşü ve oyunculuğunun yanı sıra, Tom Cruise yer aldığı her filmdeki aksiyon sahnesine kendini adaması ile de ünlü. İstisnalar dışında dublör kullanmayan ve en tehlikeli sahnelerde bile kamera karşısına geçmeye özen gösteren Tom Cruise, neden aksiyon filmlerinin vazgeçilmez ismi olduğunu, rol aldığı neredeyse her filmde koşarak kanıtlıyor.
Koşma sahneleri gerçekten de Tom Cruise filmografisinde büyük bir yere sahip. Özellikle başrollünde Ethan Hunt’a hayat verdiği Mission: Impossible serisinde bu durum zirve yapınca Tom Cruise’un filmlerinde ne kadar çok koştuğu daha çok gündeme gelmeye başladı. Bir süre sonra konu o kadar büyüdü ki Forbes; Tom Cruise’un, Mission: Impossible – Rogue Nation’dan önce yayınlanan serinin diğer 4 filminde koştuğu sahnelerden ne kadar kazandığını hesaplamaya karar verdi. Ortaya çıkan rakam ise gerçekten şaşırtıcı; Tom Cruise, ilk 4 Mission: Impossible filmindeki koşma sahneleri ile 2.4 milyon dolar kazanmış. Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren serinin beşinci filmi Mission: Impossible – Rogue Nation’ı da katarsak bu rakam 3 milyon dolardan çok olacak gibi gözüküyor.

Oyuncu. Yapımcı. 1981’den beri filmlerde koşuyor.
Tom Cruise ise her filmde koşuyor olmasının bu denli biliniyor olmasından epey memnun gözüküyor. Oyuncunun twitter biyografisi bunun en güzel örneği kabul edilebilir.
Görüldüğü filmler: Collateral, The Firm, Vanilla Sky, Mission: Impossible, Mission: Impossible II, Mission: Impossible III, Mission: Impossible – Ghost Protocol, Mission: Impossible – Rogue Nation, The Last Samurai, Knight and Day, Minorty Report, Oblivion, Born On The Fourth Of July, Jerry Maguire, Days of Thunder, Far and Away, War of the Worlds, Cocktail, Rain Man, Jack Reacher
Bonus: Morgan Freeman

Sinema dünyasının efsanelerinden Morgan Freeman‘ın sürekli karşımıza bilge, babacan ve deneyimli karakterler olarak karşımıza çıkıyor olması oldukça yerinde bir genellemenin doğmasına fırsat oluyor; Morgan Freeman kadar bir şeyleri iyi açıklayan bir oyuncu yok!
Bugüne kadar profesörden dedektife, mahkumdan Tanrı’ya kadar onlarca farklı rolde karşımıza çıkan Oscar ödüllü oyuncu, filmlerinde bilgeliğini sonuna kadar yansıttığı açıklama sahnelerinin yanı sıra yaptığı seslendirmelerle de bu özelliği sürdürmeye devam ediyor. Kısaca; açıklanması gereken bir durum varsa, bunu Morgan Freeman’dan başka kimse daha iyi yapamaz.
Görüldüğü filmler: Wanted, The Electric Company, The Bucket List, Lucy, The Dark Knight, Bonfire of the Vanities, Conan the Barbarian, Shawshank Redemption, Batman Begins, Transcendence, The Power of One, Deep Impact, War of the Worlds, Hard Rain, Levity, The Lego Movie, Bruce Almighty, Dreamcatcher, Million Dollar Baby, Evan Almighty, Unleashed, RED, Olympus Has Fallen, Now You See Me
Elif Güngör
51 yazı · 2011'den beri Galatasaray Üniversitesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Sevdiğim her sanat dalının birleşimi oluşu beni bağladı sinemaya, verdiği anlamın güzelliği ve yoğunluğu beni benden aldı.
Yazarın diğer yazılarını gör →
